Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bilur Aktürk Yazio: Güzele Güzel Derim, Benim Olmasa da!

60PAYLAŞIM
Yazio Banner

Felsefenin, güzeli konu eden disiplini estetik; ‘güzel’i sistemli bir şekilde sorgulamaya başlaması Baumgarten’le başlamış olsa da ‘güzel’e ilişkin sorgulamaların ilk çağa kadar uzandığını biliyoruz. Sanatçılar ve filozoflar güzelliğin ne olduğu sorusuna cevap verebilmek için oldukça çaba sarf etmişler. Ama şurası gerçek ki, insanın estetik bakışı olmadan güzellik olamaz. Çünkü güzeli beğenecek özneye, yani insana ihtiyaç var… Dahası, güzel, insan için var. O halde sanatçı, insana ihtiyacı olan güzeli yaratıyor, filozoflarda bunu tahlil ediyor diyebilir miyiz?  Şunu demek istiyorum, binlerce yıl öncesinden bugüne, bizlere kadar ulaşan güzellik arayışı toplumların değil, mesela bir sanatçının hayali olabilir mi? Bence evet.

Dönelim biz sıradan insanlara. Güzellik, evet... Yüksek estetik değer belirtir. Basit bir ifade ile güzel, hayranlık uyandıran, beğenilendir…

Ama yine de güzelliğin evrensel bir tanımı olmaması ilginç değil mi? Mesela, güzelliğe sanatçı gözüyle bakabiliyorsanız, harika bir duygu dünyasına konuk oldunuz demektir. Çünkü, sıradan insan güzele, daha yüzeysel bir bakış açısıyla bakıp geçebilir. Düşünsenize, güzelliğe ressamlar, heykeltıraşlar, edebiyatçılar nasıl da biçim vermiş. İyi de bugün bizler – toplumlar, güzelliğe sanatçının- sanatın gözüyle mi bakıyoruz? Yani günümüzde toplumların, güzellik algısının ölçüsünü sanatçılar mı belirliyor? Keşke… Ama maalesef öyle değil. O halde, toplumda kabul gören güzellik algısını kim belirliyor?

Toplumsal yaşamda güzellik geçer akçe olunca, gücü elinde tutan kapitalist elitler, her alanda güzellik algısını sermaye haline hatta sektör haline dönüştürmüş durumda.

Şu gözlüğü kullanırsan güzelsin, şu arabaya binersen seçkinsin, şu kadar kiloda olursan hayranlık uyandırırsın, bu kokuyu kullanırsan sana kadınlar bayılır gibi. Yani güzelliğin öznesi olan, güzelliğe form veren, değer kazandıran insan, güzel olabilmek için kapitalizm tarafından tanımlanmış, pompalanmış güzellik anlayışına teslim olmuş durumda. İşin ilginç tarafı bu algı genelde kadın bedeni kullanılarak yutturuluyor. Filmlerde, dizilerde, reklamlarda hatta televizyon sunucusu kadınlar bile, sıradan insanların hayranlık duyduğu, sistemin belirlediği ideal beden ölçülerine sahip ve dolayısı ile bu kadınlar çağımızın "güzel kadın" tanımını oluşturuyor. Neden daha çok kadın bedeni kullanılıyor derseniz, nedeni başka bir yazı konusu olmak üzere, çünkü daha çok ilgi görüyor derim. Kapitalist sistemin bilinç altımıza gönderdiği sinyal sayesinde, güzel olmak – görünmek için, projeksiyon altındaki o kadınlara benzemeye çalışıyoruz. Bu erkekler için de böyle, kaslı – metro seksüel erkekler her yerde boy gösteriyor, özendiriliyor... Dolayısı ile çoğumuz güzelleşmek uğruna ya plastik cerrahların kapısını çalıyoruz ya da estetik merkezlerinde saatlerimizi geçirerek binlerce lira harcıyoruz. Düşünün moda endüstrisinin yarattığı algı sayesinde genç kızlarımızın %78'i dış görünüşlerinden rahatsızmış. Hadi onlar genç, belli bir olgunluğa erişmiş kadınların- erkeklerin, bir moda dergisini şöyle bir karıştırsa, kendi vücudunda duyduğu memnuniyetsizlik yüzüne yansıyor.

Sevgili okur, aranızda ‘’ay ben hiç takmıyorum” diyenlerinizi duyuyorum. Mesela dolabınızda ihtiyacınız olmayan ne kadar giysi, ayakkabı, aksesuar var? Onları ne kadar sıklıkta ne için kullanıyorsunuz? Sizce kıyafet taraf ve statü belirler mi? Markasız gözlük kullanıyor musunuz? Gözünüze sürdüğünüz rimele, nemlendiricinize, aldığınız ayakkabıya, blue Jean markanıza ne kadar ödediniz, nereden aldınız?

Ez cümle, sistem çok aç gözlü. Haz ve hız çağında bizlerde çok zayıfız. Çağdaş uygarlığın modern insanı, maddi ve manevi olarak birbiriyle çelişen iki dünya içinde yaşayabilmek, nefes alabilmek için sevgi ve güzelliğe her zamankinden daha çok ihtiyacı var... Ama sınırlarını, bir sanatçı duyarlığı ve tutarlığı ile kendimizin koyabildiği bir güzellik anlayışından söz ediyorum. Keşke mümkün olsa.  Aslında Aşık Veysel ne güzel demiş, ‘’ güzelliğin on para etmez bendeki bu aşk olmazsa ‘’

Peki gerçekten soruyorum, siz güzellik uğruna nelerden vaz geçersiniz, nelerden fedakarlık edersiniz, hiç düşündünüz mü?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir