Berlinale'nin En Lezzetli Yanı

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Berlinale'nin En Lezzetli Yanı

Berlinale'nin En Lezzetli Yanı

Yemek ve sinema... Hayatın en zevkli yanlarından ikisi bunlar. Uluslararası Berlin Film Festivali'nin organizatörleri bu ikisini “Damak Zevki Sinema” adlı bölümün çatısı altında topluyor.

Berlinale'nin “Damak Zevki Sinema” adlı bölümü hem filmseverlere, hem de damak zevkine düşkün olanlara hitap ediyor. Bu bölümde ağzının tadıyla yemek yemek ve film seyretmek mümkün. Tabii sırayla.

İştah açan ve iştah kaçıran filmler

Önce sinema salonunun koltuklarına gömülüyorsunuz. Ama bu bölümün direktörü Thomas Struck'un da belirttiği gibi, herhangi bir filmi seyretmek için değil. “İki çeşit film gösteriyoruz” diyen Struck “Akşamın ilk seansındaki filmler, iştah açıcı oluyor, gece seansindakiler ise nispeten iştah kaçıran türden diyebiliriz. Zira daha çok gıda üretimindeki ekonomik, ekolojik ve sosyal sorunlara, açlığa ilişkin bu filmler. Tabii filmlerin belli bir kalite düzeyinin üzerinde olmaları gerek” şeklinde konuşuyor.

Film yelpazesi geniş

Film listesine şöyle bir bakarsak... Örneğin İngiliz yapımı “Jadoo” adlı komedi, birbiriyle konuşmayan ancak aynı sokakta aynı adı taşıyan birer Hint restoranı işleten iki kardeşin hikayesi. Şarap meraklıları “Red Obsession” adlı belgeselde pahalı Bordeaux şaraplarının, mahzenlerden Çin'deki varlıklı müşterilerin masasına uzanan yolculuğuna eşlik edebiliyor. “Slow Food Story” ise ayaküstü yemek yeme alışkanlığına karşı alternatif olarak kaliteli ve yerel yemekleri, çevre ve toplum için gösterilen angajmanla birleştiren Yavaş Gıda Hareketi'nin 80'lerden bugüne gelişimini belgeliyor.

Aşçılara ilham

“Damak Zevki Sinema” adlı bölümün direktörü Thomas Struck, konseptlerini şöyle açıklıyor: “Bizim filmlerimiz hep yemekle, damak tadıyla ya da ekolojiyle ilintili. Film seçimimizi yaptıktan sonra bir grup aşçıyla işbirliği yapıyoruz. Her aşçı bir film seyrediyor ve filmden aldığı ilhamla belli bir menü hazırlıyor.”

Bahçıvana vejetaryen menü

Peki, hangi filmler ne gibi ilhamlar veriyor? Örneğin tüm hayatı boyunca bahçesinde çalıştığı malikânenin dışına çıkmamış olan bir bahçıvanın, işvereni ölünce kendini sokakta bulmasını anlatan 1979 yapımı “Being There” (“Merhaba Dünya”). Peter Sellers'in başrolü üstlendiği filmin ardından ise Almanya'nın en ünlü aşçılarından Michael Hoffmann, bu bahçıvandan esinlenerek vejetaryen bir menü hazırlamış:

“Akşamın menüsü sadece sebzeden oluşuyor. Kullandığımız ürünlerin yüzde 60'ı kendi bahçemden geliyor. Önden farklı sebzelerin turşularından mürverli bir kreasyonumuz var. Daha sonra ana yemek olarak, kırmızı lahana, patates ve ceviz püresi ile kerevizli narlı tereyağı sosu sunacağız. Tatlı olarak ise yaban iğdesi, portakallı nugat ve beze ile servis edeceğimiz krep süzet gelecek.”

Sinema ve yemeğe ek olarak

Tüm bu lezzetlere ve filmlere ek olarak, "Damak Zevki Sinema" bölümünde ayrıca, sinema dünyasından ve gurme çevrelerinden isimlerle aşçıların katıldığı sohbet toplantılarında da göçmenlerin yemek kültüründen şaraba, insanların tükettikleri sebzeleri kendilerinin yetiştirmesinden, Peru mutfağına kadar çeşitli konular ele alınıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Aydın Üstünel, DW Berlin

Editör: Ercan Coşkun

Haberin Tamamı İçin:

ONEDİO YEMEK SUNAR!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Yummy
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAydınÇinİngiltereŞarapSinematatlıtereyağı
Görüş Bildir