Bask Modeli: Müzakare Olmadan Gelen Özerklik

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Bask Modeli: Müzakare Olmadan Gelen Özerklik

Bask Modeli: Müzakare Olmadan Gelen Özerklik

‘Bask modeli’ Türkiye’de 1990’lı yıllardan bu yana Kürt sorununa yönelik bir çözüm modeli olarak tartışılıyor.

Dünyadaki etnik temelli savaş/barış süreçlerinin hepsinin kendine has özellikleri var, ancak İspanya bir yönüyle diğer benzer süreçlerin birçoğundan farklı bir özelliğe sahip.

1936’da İspanya’da başlayan iç savaş, üç yıl sonra General Francisco Franco'nun zaferiyle sonuçlandı. On yıllarca süren diktatörlük boyunca Bask kimliği inkar edildi, Bask dili yasaklandı, Basklar’a baskılar uygulandı. 1960'lara girilirken, İspanya'nın kuzeyindeki Bask bölgesinde bağımsız bir devlet oluşturulması talebiyle ETA örgütü kuruldu. Örgüt, önemli politikacılara suikastları da içeren eylemler düzenlemeye başladı. 1975’te Franco öldü. Ardından demokratikleşme süreci başladı. 1978’de yürürlüğü giren yeni anayasa, çeşitli diller ve kültürleri barındıran ve bunlara saygı gösteren birleşik bir İspanya ilkesine dayanıyordu. Ülke doğrudan seçimlerin yapıldığı ve kendi kendini yöneten 17 bölgeye ayrılıyordu. Her bölgeye tanınan özerklik yetkileri birbirinden farklı düzeylerdeydi. Bask bölgesi kendi dili ve hakları ile özel bir statüdeydi. İspanya Yüksek Mahkemesi hükümetin talebi doğrultusunda, 2003 yılında Batasuna'yı kapattı. Batasuna ise son ana kadar ETA'nın siyasi kanadı olduğu suçlamalarını ısrarla reddediyordu. ETA 43 yıllık mücadelesinden sonra 2011’de silah bıraktığını açıkladı.

Bu da İspanya’da, ülkede yaşayan farklı bir etnik grup olan Basklar’ın yaşamlarını sürdürdüğü Bask bölgesine özerkliğin, Bask örgütlerle müzakere yapılmadan verilmiş olması.

Yani Bask modeli müzakereler olmadan yaşama geçirilmiş bir özerklik modeli.

Özerklik yeni anayasayla geldi

Bu, 43 yıl boyunca bağımsız bir Bask ülkesi için silahlı mücadele verdikten sonra 2011’de silahlara veda eden ETA’yla İspanyol devleti arasında görüşme yapılmadığı anlamına gelmiyor, ancak özerklik belli, planlı bir müzakere süreciyle değil, İspanya’nın 1978’den sonraki demokratikleşme sürecinin ve anayasasının yenilemesinin parçası olarak yaşama geçiriliyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Elçin Aktoprak, Bask modelinin belli bir demokratikleşme süreciyle yaşama geçirilmesi nedeniyle Türkiye için birçok dünya ülkesinden daha fazla ders çıkarabileceği bir deneyim olduğunu söylüyor: ''Türkiye’nin yeni bir anayasa hazırlık sürecinde olduğu düşünülürse İspanyol Anayasası ile özerklik statüleri bu bağlamda dikkatle incelenmesi gereken örnekler.''

‘Yatay diyalog gerekli’

Özerkliğe rağmen Bask sorunu yıllarca devam etti.

Silahlı örgüt ETA ve yasal kolu olarak görülen Batasuna, Bask bölgesinin bağımsızlığı talebiyle mücadelesini sürdürdü.

Peki bölgeye verilen özerklik neden sorunların çözümü ve şiddetin sona ermesi için yeterli olmadı?

ETA’nın şiddet eylemleri BASK bölgesinde halkın bir bölümü tarafından desteklenmedi ve tepki topladı.

Örgütün yöntemlerinin ‘terör’ olduğunu düşünen bazı Basklar’ın tepkisi 1990’larda sokaklara taşarak ¡Basta Ya ! (Artık Yeter) hareketini oluşturdu.

Beyaz bayrakların sallandığı, ellerin havaya kaldırılıp avuçların açılarak slogan atıldığı bu eylemlerde ETA’nın şiddet eylemlerini bitirmesi istendi.

Yrd. Doç. Dr. Elçin Aktoprak’a göre ¡Basta Ya ! basit bir terör karşıtı hareket değil: ''Bence hareketin en önemli boyutu milliyetçi olmayan Basklar’ın radikal Bask milliyetçilerine karşı örgütlenmeleri ve 'Biz de buradayız ve şiddete artık yeter' diyoruz demeleri. Kalabalık kitleleri bu amaçla sokağa dökebiliyorlar ki, bu dikkat çekici bir başarı, barış sürecinin gerekliliğini gösteren önemli bir veri.''

Martin Aladur ise ¡Basta Ya ! hareketinin içinde önceki kuşaklardaki ETA aktivistlerinin de bulunduğunu hatırlatıyor ve bu girişimin önemli bir taban hareketi olarak bütün bir İspanyol kamuoyunu etkilediğini belirtiyor.

Martin Aldalur, habercilik yaşamının son yedi yılını Bask sorununu incelemekle geçirmiş olan Basklı bir gazeteci.

BBC Türkçe’ye konuşan Aldalur, bunun sorumlusunun İspanya olduğu görüşünde: ''Bir taraftan Bask toplumu özerkliğe inanmadı, bunun yeterli olmadığını düşündü. Diğer taraftansa İspanyol makamları yıllar boyunca Basklar’ın özerk yönetiminin yetkilerini ihlal etti. İspanyol hükümeti özerkliğe saygı göstermedi.''

Aladur, gerçek bir çözüm için taraflar arasındaki diyaloğun şeklinin önemli olduğunu savunuyor: ''Barışın ancak diyalogla gelebileceğini anlamak önemli. Biz Bask sürecinde şunu öğrendik: Bu diyalog yatay olmalı ve halkı politik olarak sürece katılabilmeli. Hükümetin diyaloğa girmek istemediği zamanlarda dahi barış inşa edilebilir.''

‘Mücadele artık silahsız yollarla sürecek’

İspanya’daki derin ekonomik kriz düşünüldüğünde Bask ve diğer bir etnik grup olup özerklikleri bulunan Katalanlar’ın konumu ayrı bir önem kazanmış halde.

ETA silahlı mücadeleyi sonlandırsa da bunun bağımsız Bask milliyetçiliğinin bittiği anlamına gelmediği iddia ediliyor.

Yrd. Doç. Dr. Elçin Aktoprak’ın önümüzdeki dönemde bölgedeki mücadelenin demokratik yollarla sürdürüleceğini söylüyor: ''ETA uzun soluklu bir ateşkes ilanıyla artık demokratik mücadeleye kayacağının sinyallerini veriyor. Batasuna’nın kapatılmasının ardından benzer çizgideki partilerin bir koalisyonu olarak kurulan Bildu’nun 2012 bölgesel seçimlerinden ikinci parti olarak çıkması da bu mücadelenin silahlı eylemlerden daha fazla destek alacağının göstergesi gibi.''

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AnkaraİspanyaSavaşTerör
Görüş Bildir