İngiltere Basınının Türkiye Suriye Krizine Bakışı - 5 Ekim 2012 Basın Özeti

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Basın Özeti - 5 Ekim 2012 Basın Özeti

Basın Özeti - 5 Ekim 2012 Basın Özeti

Türkiye ile Suriye arasındaki son gerginlik İngiltere'de bu sabah yayımlanan siyasi ağırlıklı gazetelerin ele aldığı konular arasında.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı zırhlı araçlar, paletleriyle kuru güney doğu topraklarında görüntüleniyor Financial Times 'ın ilk sayfada bastığı fotoğrafta.

"Askeri Tatbikatlar" diye başlıyor gazetenin spotu ve "Korku'dan söz ederek devam ediyor... Ölümcül Akçakale saldırısından sonra Türkiye'de milletvekillerinin orduya sınırı geçerek Suriye'ye girme yetkisi verdiğini bildiriyor.

Gazete, bu kararın çatışmaların tırmanacağı korkularını arttırdığını söylüyor.

Mali-ekonomi haber ağırlıklı gazete, baş makalesine "Esad'ı zaptetmek" başlığını atıyor.

Silahlı muhalif güçlerin Beşar Esad yönetimine karşı savaşmaya başlamasının üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçti.

Birleşmiş Milletler, yurtdışına kaçmak zorunda olan mültecilerin sayısının yıl sonuna kadar 700 bine çıkmasından endişe ettiğini bir kaç gün önce açıkladı; ölenlerin sayısı da 100 binle ifade ediliyor.

Financial Times , Türkiye'nin karşı ateşini de içeren son atışmanın Suriye'de tablosu giderek ağırlaşan iç savaşın bölgesel bir çatışmaya kıvılcımlanabileceğinin bugüne kadarki en ağır-karamsar işareti olduğunu yazıyor.

Gazete, Suriye'den gelen ve Akçakale'de bir anne ile dört çocuğunun öldüren top mermisinin kasıtlı olarak atılmadığı kanaatine vardığına işaret ediyor:

"Sınır bölgesinin denetimi için olan şiddetli çatışmadan kaynaklandığı anlaşılan Suriye'den gelen ateşin, savaşın işaret fişeği olarak algılanmaması gerekiyor."

"Meclisin tezkeresi işgale yeşil ışık değil, uyarı olmalı."

Financial Times ilerleyen satırlarda Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın Suriye hakkındaki duruşundan hareketle Batı ülkelerle Arap dünyasına bir tavsiyede bulunuyor:

"Rusya Güvenlik Konseyi'ni Suriye hakkında harekete geçmekten alıkoymaya devam ederse Batılı ülkeler ve Arap dünyası, Birleşmiş Milletler kararı olmadan bile başka eylemleri değerlendirmeye almalı; buna Suriyeli sivillerin korunması ve uçuşa-yasak bölge de dahil."

"Amerika Birleşik Devletleri'nde kasım ayında başkanlık seçimi var" diyor Financial Times: "ABD'de de onun için, tıpkı Rusya gibi, girişimde bulunmak istemiyor; onun için, kimse savaş istemiyor ama ayırım yapmaksızın Esad'in öldürmeye devam etmesine göz yumulursa, o zaman o niyetle yapılmayan şeylerin bedeli daha ağır olabilir."

Gazete, son vermeden önce yazısına, "Akçakale'ye yönelik saldırı eylemsizliğin çare olmadığını ispatladı" diyor.

Akçakale'ye düşen top mermisinin dumanının sokağı kaplayıp, çocukların kaçıştığı, bir görevlinin elinde telsizliğe duruma müdahale etmeye çalıştığı hali, Guardian'ın üçüncü sayfasında büyük bir resim olarak görülüyor.

"Ankara bu savaş anlamına gelmiyor, caydırıcı" diyor diye yazıyor Guardian ...

Rusya'nın Suriye'den "yanlışlık için Türkiye'den özür dilemesini istediği" de Guardian'ın öne çıkardığı bir diğer unsur.

Türkiye ile Suudi Arabistan-Amerika Birleşik Devletleri ikilisi arasında bir fark olduğunu savunuyor Guardian için analiz kaleme ABD'deki Michagan Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Muhammed Ayoob.

Profesör Ayoob, yeni dünya ile Suudi Arabistan'ın (söz konusu olan Suriye'deki çatışma olduğunda) Türkiye'den farkının "kaçamamak" olduğunu söylüyor.

İstanbul'dan yazan Ayyob "Türkiye kaçışının olamayacağı bir çatışmaya girme riskiyle karşı karşıya" diyor.

Yazar, "Türkiye konumunu bir kez daha gözden geçirmeli" diyor, "yoksa Suriye keşmekeşi Türk keşmekeşi olur."

Independent 'ın ilk dünya haberi'nin başlığı "Bardağı taşıran son damla: Türkiye Suriye'ye saldırısını yetkilendirdi."

Independent ulusulararası diplomasi dünyasında çatışmanın yayılabileceği endişelerinin dile getirildiği bir sırada Türk ordusunun Suriye'deki hedeflere yönelik misilleme saldırılarını artırdığını belirtiyor.

Daily Telegraph gazetesinin ilk dünya haberinde dünya liderlerinin Türkiye'yi Suriye konusunda adımlarını dikkatli atmaya çağırdığı söyleniyor.

"Suriye'nin yavaş yavaş ölümü devam edecek" cümlesiyle biten analizi Richard Spencer kaleme alıyor.

"Suriye ölürken", yazara göre "yeni bir güç ortaya çıkabilir, o da Türkiye"...

Haberin altına yerleşen analizde "Suriye'deki silahlı muhalefetin belki bir yıldır, Libya'daki isyancıların yardımına giden uçakların kendi semalarında neden görünmediğini anlamadıklarını; oysa silahlı muhaliflerin bir komutanının Şam'daki başkanlık sarayına gönderilecek bir cruise füzesinin bu işi bitireceğini söylediğini" aktardıktan sonra "işte, Türkiye'den Suriye'ye açılan topçu ateşi nihayet beklenen bu müdahalenin işareti olacak mı?" sorusunu soruyor.

"İran'dan başka herkes" diyor yazar, "Suriye'nin kağıttan kaplan olduğunu düşünürken, belki Türkler, organize toplu bir müdahalenin önünü açması için Suriye'yi hata yapmaya zorlayacak"...

Türkiye ordusunun NATO'nun ikinci büyük ordusu olarak Suriye ordusunun bu halini destek olsun ya da olmasın bitirecek güce sahip olduğunu söyleyen yazar, "böyle olursa Türkiye, bölgenin yeni gücü olarak ortaya çıkar" diyor.

Daily Telegraph'daki Con Coughlin imzalı yazı ise, Orta Asya enerji kaynaklarını ele geçirmek için uluslararası güçler arasında olduğu düşünülen mücadele için kullanılan Büyük Oyun ifadesini Türkiye'nin olduğunu söylediği niyetini betimlemek için kullanıyor.

"Türkiye'nin Büyük Oyunu'na karşı uyanık olmayız" diyor yazar.

Yazar, aslında meşru müdahale hakkını ilk kullanan tarafın Suriye olabileceğini; Akçakale'de, sözgelimi, Özgür Suriye Ordusu militanları var idiyse, Suriye topçusunun Türkiye'nin bu kişileri yakalamadığı bir ortamda ateş açmış da olabileceğini ifade ediyor.

Con Caughlin bunları söylemeden önce Türkiye'nin silahlı muhalefete desteğinin iyice arttığı iddialarının kuvvetlendiğini belirtiyor.

Caughlin Başbakan Erdoğan'ın İran ile ilişkilerinin ivmesini kaybettiğini, bunu izleyen dönemde Mısır'daki Müslüman Kardeşleri dahil etmeyi seçtiğini, "Suriye'de Müslüman Kardeşler'in başa gelmesini tercih edeceği" görüşünü dile getirip, "aslında Erdoğan'ın sünni kuşak oluşturmak istediğini, Batının Başbakan Erdoğan'ın İslamcı gündemini desteklememesi gerektiğini" söylüyor.

Economist , "husumet fokurduyor" başlığıyla verdiği haberde, matbaada baskıya hazırlanılan saatlerde iki tarafın bu son gerginliğin karşılıklı "yumruklaşmaya" dönüşmesinin önüne geçecek tavırlar sergilediklerinden bahsediyor.

Economist, böyle olmakla birlikte bu son gerginlik sonrasında, Türkiye'nin uzun süredir ısrarla dile getirdiği "Suriye'de tampon bölge kurulması" talebiyle yanyana olmak üzere uluslararası bir müdahale olasılığının bir nebze daha güçlendiğini belirtiyor.

Dergi, Türkiye'de pek çok kimsenin Suriye'ye yapılan misilleme saldırılarının "durumu idare eden bir çaba"dan ibaret kalmasını umduğunu, savaş istemediğini belirtiyor.

Economist, öte yandan, Suriye'den kasıtlı olarak ateş açılıp açılmadığının da hala tam olarak bilinmediğini dile getiriyor.

Dergi, Suriye'nin Başbakan Erdoğan'ın "en büyük başağrısı" olduğunu, babası dönemindeki bir yaklaşımın benzerini benimseyen Beşar Esad'ın ülkenin kuzeyindeki bölgeyi PKK'nın müttefiği olduğunu söylediği PYD'ye bıraktığını ifade ediyor.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAnkaraBaşbakanBeşer EsadBirleşmiş MilletlerİngiltereİranİstanbulMısırNATORusyaSavaşSuriyeSuudi ArabistanTercihTürk Silahlı Kuvvetlerioyun
Görüş Bildir