Avrupa Basınından Özetler | 11.01.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

Paris'te aralarında PKK'nın kurucularından Sakine Cansız'ın da bulunduğu üç Kürt eylemcinin öldürülüşü gazetelerde geniş yer buluyor.

Guardian , ''Paris'teki üçlü cinayet Türkiye'nin Kürtlerle barış görüşmelerine gönderilen bir sinyal miydi?'' diye soruyor.

Sebebi konusunda farklı görüşler ifade edilse de, birşeyin kesin olduğuna dikkat çeken Guardian, bu ölümlerin Türkiye'de on yıllardır süren ve en az 45 bin kişinin ölümüne yol açan çatışmayı sona erdirmek amacıyla Türk yetkililer ve Abdullah Öcalan arasında başlayan temasları etkileyeceğini yazıyor.

Guardian, geçmişte Kürtlerin hem kendi iç hesaplaşmalarında, hem de Türkiye'deki ''derin devletle'' ya da orduyla bağlantılı milliyetçilerin tetiğini çektiği yargısız infaz kurşunlarıyla kayıplar verdiğini kaydediyor.

Financial Times , PKK'nın Avrupa sorumlularından Zübeyir Aydar'ın Paris saldırısından Türkiye'deki ''derin devleti'' sorumlu tuttuğunu, fakat öte yandan Fransa'nın eski terörle mücadele savcısı Jean-Louis Bruguiere gibi gözlemcilerin ise Öcalan'ın barış sürecini reddeden muhalif PKK'lıların cinayetleri işlemiş olmasına daha çok ihtimal verdiğini bildiriyor.

Tam nedenin anlaşılması için zamana ihtiyaç olduğunu ekleyen Bruguiere, üç kadının para anlaşmazlığı ya da dışarıdan bir grubun saldırısı sonucu da öldürülmüş olabileceklerini söylüyor.

Türkiye'den gazeteci Yavuz Baydar'ın görüşlerine de yer veren Financial Times, Kuzey İrlanda barış süreci esnasında IRA örgütü içindeki bölünmeye benzer bir gelişmenin PKK içinde de yaşanıyor olabileceği fikrini satırlarına taşıyor. 90'ların sonunda barış anlaşmasına karşı çıkanIRA militanları ana örgütten kopmuş ve şiddet eylemlerini sürdürmüştü.

Times gazetesi, konuyu baş yazısında işliyor.

''Kürtlerin Davası'' başlığı altında, ''Türkiye'de hükümet ile Kürtler arasındaki yakınlaşma işaretlerinin Paris'te işlenen zalimce cinayetlerin nedeni olabileceğini'' yazan Times, ''Bu suçlar istikrar arayışını rayından çıkaramaz.'' diye ekliyor.

Türkiye'nin Kürtçe dil haklarını ve Kürtlerin siyasi haklarını kabul etmesini isteyen, yerinden olmuş Kürtlerin eski köylerine yerleşmesinin sağlanması gerektiğini kaydeden Times, Avrupa Birliği'nin haklı olarak bu talepleri Türkiye'nin üyelik başvurusunda önkoşul olarak sunduğunu yazıyor.

Baş yazıda, 1980'lerin sonuna değin Türkiye'de Kürtçe konuşmanın yasak olduğu ve Türk silahlı kuvvetlerinin ülkedeki 12 milyon Kürde karşı gaddarca bir askeri kampanya yürüttüğü kaydediliyor.

Ancak Times , Kürtlerin hak arayışını desteklemekle beraber, PKK konusunda çok farklı düşünüyor. Gazetenin ifadesiyle, Öcalan bir Nelson Mandela değil.

Örgütün çok sayıda sivilin öldürüldüğü canice suçlar işlediğini yazan Times, 1990'larda PKK'nın intihar saldırıları da düzenlediğine dikkat çekerek, Abdullah Öcalan'ın bizzat kendisinin intihar eylemcilerini genellikle genç kadınlar arasından seçtiğini belirtiyor.

Cuma günleri çıkan Economist dergisinde Başbakan Erdoğan'ın Kürt politikasını inceleyen yazı, ''Acaba 2013 Türkiye'ye kalıcı barışın geldiği yıl olabilir mi'' diye soruyor.

Economist'e göre Erdoğan açıkça siyasi geleceğini Türkiye'nin en çetrefil sorununa endekslemiş durumda. Öcalan ile yapılan görüşmeleri kamuya açıklayarak Erdoğan'ın hem taraftarlarını hem de muhaliflerini şaşırttığını kaydeden dergi, yakın zamana değin katı tutumlu milliyetçi bir söylemi ağzından düşürmeyen Başbakan'ın şimdi PKK konusunda çok farklı bir görünüm sergilemesinin kafaları karıştırdığını kaydediyor.

Muhaliflerinin bir varsayıma göre, diye yazıyor Economist, Erdoğan başkanlık girişiminde şiddet olaylarının engeline takılmak istemiyor, ama bir kez Çankaya'ya seçilsin, tekrar eski şahin günlerine geri dönecek.

Fakat Economist, şu noktanın altını çiziyor: ''Erdoğan, Kürt politikasındaki bu U dönüşü ile bir risk alıyor.''

Derginin Paris'teki suikastlerden önce baskıya girdiği anlaşılıyor, zira Fransa'daki saldırılara değinilmiyor yazıda.

Ama Economist , barış görüşmelerinin yeniden canlanan şiddet ve provokasyon olaylarıyla raydan çıkartılmaya çalışılabileceği endişesinin bizzat Erdoğan tarafından dile getirildiğini bildiriyor.

Dergi, Türkiye'nin Kürt sorununda daha önce hiç olmadığı kadar riskli bir aşamaya geldiğini düşünüyor.

''Başbakan Erdoğan, eğer yakın zamanda PKK ile bir anlaşmaya varmazsa, Kürt sorununun Türkiye'nin etki gücü dışına taşabileceğinin farkında.'' diye ekliyor Economist.

Suriye'deki gelişmelere dikkat çeken dergi, Beşar Esad'ın geçen Haziran ayında ükenin kuzeyinde bir dizi kentin kontrolünü PKK'nın Suriye'deki müttefiki PYD'ye devrettiğini yazıyor. Economist, bu gelişmenin ardından PYD'nin silahlarını Türkiye'ye çevireceği yönünde -dergiye göre biraz abartılı- korkuların uyandığını belirtiyor.

Türkiye'nin Öcalan'la pazarlığının bir parçasının Suriye'deki Kürt gruplarını Esad muhaliflerinin saflarına katmak olduğunu yazan Economist, bunun yanısıra PKK kuvvetlerinin Kuzey Irak'a geri çekilmesinin ve militanların silah bırakmasını sağlamanın hedeflendiğini kaydediyor.

Türkiye hükümetinin iddiasına göre Öcalan'ın bölgesel özerklik ve kendi milis kuvvetine sahip olma taleplerinden vazgeçtiğini yazan Economist , bunun karşılığında Ankara'nın binlerce Kürt tutuklunun serbest kalmasını sağlayacak yasal reformlar, şiddete bulaşmamış PKK militanlarına af, yerel yönetimin güçlendirilmesi ve Kürtçe eğitim önündeki anayasa maddelerinin kaldırılması önerilerinde bulunduğunu belirtiyor.

Ankara'nın bir tavizinin de Öcalan'ın mahkumiyet koşullarının iyileştirilmesi olacağını yazan dergi, tarafların Mayıs'tan önce anlaşmaya varma konusunda mutabık olduklarının bildirildiğini not düşüyor.

Ancak Economist, henüz yanıtlanmamış büyük bir soru olduğu inancında: PKK'nın bölgede nüfuzunu artırdığı bir dönemde, Abdullah Öcalan örgütün diğer liderlerini yanına katmayı başarabilir mi?

Economist , yazının sonunda, Türkiye hükümetinin Öcalan'ın barışı sağlayabileceğine inandığını, ama bu girişimin başarıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağının henüz kesin olmaktan çok uzak durduğunu vurguluyor.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

Kıbrıs'a malî yardım, Obama'nın ateşli silah yasasında değişiklik vaadi, İngiltere'nin AB'deki geleceği ve Berlin'in yeni havalimanı projesi, bugünkü Alman basınındaki yorum konularını oluşturuyor.

Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi, krizdeki Kıbrıs'a malî yardımda bulunulmasına temkinli yaklaşan Alman politikacıların tutumunu ele alıyor:

"Euro'nun kurtarıcıları, bankalarını istikrara kavuşturması için Yunanistan'a bile daha yeni 20 milyar euro verdi. Hem de bankaların kime borçlu olduğunu ya da kimlere cömert krediler vermiş olduklarını bile sormadan. Şimdi ise sırf işin içinde Rus yatırımcıların parası var diye sert durmak istiyorlar. Bunun seçim taktiği olduğu açıkça görülüyor. Kıbrıs'ı yönetenler haklı olarak çifte standart uygulandığı şikayetinde bulunuyor. Ancak seçim kampanyasındaki politikacıların başlattığı bu tartışma büyük bir fırsatı da içinde barındırıyor. Nihayet tüm partilerdeki Merkel karşıtları, baskı yaparak aslında başından beri gerekli olan birşeyi kabul ettirebilir. Bankaların kurtarılmasından hangi yanlış yatırım yapmış alacaklılar fayda sağlıyor ve masraflara ne şekilde dâhil edilebilecekler? Bu konularda tam şeffaflığa ihtiyaç var."

Neues Deutschland gazetesi ise ABD'de Başkan Obama'nın ateşli silahlarla ilgili yasa değişikliği vaadini ve başarı şansını irdeliyor:

"ABD'de geçtiğimiz yıl 11 bin 458 kişi özel kişilere ait ateşli silahların kullanımı nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak Obama sürekli gelecek seçimleri düşünerek güçlü silah lobisine boyun eğdi. Şimdi ise sınırsız silah bulundurma hakkını gerçekten de kısıtlamak ister gibi görünüyor. İkinci görev döneminin başlarında en acil durum bu gibi. Zaten bir daha Başkanlığa aday olamayacak. 2004 yılında süresi dolan ülke çapında ateşli silahların yasaklanmasına dair yasanın yenilenmesi, on mermiden fazla kapasiteli şarjörlerin satışının yasaklanması planlanıyor. Amerika'daki hanelerde neredeyse 300 milyon silah bulunduğu düşünüldüğünde tabii ki sınırlı bir adım. Ayrıca uygulaması da zor."

Basın turumuza ABD-İngiltere ilişkilerine ilşkin bir yorumla devam ediyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği üyeliğini giderek daha fazla sorgulamaya başlayan İngiltere'yi uyardı. İngiltere Başbakanı David Cameron’un referandum çağrısı yapması beklenen konuşma öncesinde Washington, İngiltere'yi AB içinde görmek istediği mesajını verdi.

Landeszeitung Lüneburg gazetesi konuyu yorum sütunlarında şöyle değerlendiriyor:

“İngilizler, ABD ile olan özel ilişkilerini, şimdiye dek hiç bu şekilde görmemişlerdi. Zira bir savaş için silaha sarılmak söz konusu olduğunda İngiliz elitleri Amerika'nın savaşçı köpeği olmaya soyunuyordu. Gerçekte ise İngilizler, araziden fazla uzaklaştıklarında Washington'ın ıslık çalıp geri çağırdığı kaniş köpeği gibi. Başkan Obama’nın AB ile ilişkilerden sorumlu genel sekreteri Philipp Gordon, AB'den ayrılmayı düşünen Cameron hükümetine şunu açıkça göstermiş oldu: İngiltere, bizim gözümüzde AB üyesi olduğu sürece değerlidir. Başbakan David Cameron’ın her fırsatta AB’yi günah keçisi yapıp saldırarak içine düştüğü ikilemden prestijini kaybetmeden çıkması hiç kolay olmayacak.”

Basın turumuzu Almanya’dan bir haberle tamamlıyoruz. Almanya’nın dev projelerinden olan Berlin-Brandenburg Uluslararası Havalimanı'nın açılışı son üç yıl içerisinde dördüncü kez ertelenmişti. Projenin denetleme kurulu başkanlığından ayrılan, Berlin’e hükümet eden Belediye Başkanı Klaus Wowereit’ın, bu görevinden de istifa etmesi için baskılar artıyor. AB Komisyonu'nun, açılışı ertelenen havaalanı nedeniyle uçuş rotası anlaşmasının ihlal edildiği gerekçesi ile dava açmayı planladığı kaydediliyor.

Berliner Zeitung 'un konuya ilişkin yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Tasarruf tedbirleri nedeniyle son 20 yıl içinde yönetimde kesintilere giden, malî açıdan zayıf tüm eyalet ve belediyelerde, özellikle de Berlin'de bir anlayış eksikliği, vasıfsızlık ve en iyi beyinleri kendine çekmekte yetersizlik görülüyor. Ancak projenin denetim kurulunda oturan bir politikacının, güvenilir ve işinin erbabı bir ekibi yoksa ve inşaat safhasındaki kritik sorunları fark edip sorgulayamıyorsa, artık tükenmiş demektir."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Haberin Tamamı İçin:

Fransız medyası Paris'teki cinayetlere geniş yer ayırdı

Fransız medyası Paris'teki cinayetlere geniş yer ayırdı

Aralarında Sakine Cansız'ın da bulunduğu üç Kürt kadın militanının Paris'te öldürülmesi olayı Fransız gazetelerinde çok geniş yer aldı.

LE FİGARO: "ESRARENGİZ CİNAYETLER"-

Muhafazakar Le Figaro gazetesi, "esrarengiz cinayetler" olarak nitelediği öldürmelerin yarattığı hissiyatın İçişleri Bakanı Manuel Valls'ın bizzat olay yerine gitmesini izah ettiğini kaydetti.
Franız terör mücadele uzmanları için "Türk otoritelerince işlenen bir cinayet" tezinin pek "inandırıcı gibi gelmediği"ne dikkat çeken gazete, Fransız polisinin bir iç hesaplaşma üzerinde durduğunu da belirtirken kurbanlardan Sakine Cansız'ın Abdullah Öcalan'a yakınlığına da dikkat çekti.

-LİBERATİON: "BAZILARI ÖCALAN'I HAİN GİBİ GÖRÜYOR"-

Paris'teki üçlü cinayetin zamanlanmasına dikkat çeken Liberation ise, olayın, başlıca amacı PKK'nın silahsızlanması olan Ankara ile Öcalan arasındaki müzakerelere denk düştüğüne işaret etti.
Gazete, "Bu üçlü cinayet ve özellikle Sakine Cansız'ın öldürülmesi, hem Türk devleti, hem de PKK içerisinde kızgın hasımları olan bir müzakere sürecini çötürme çabasıdır. Bazıları, baskılar altında müzakere eden tutuklu Öcalan'ı davaya ihanet eden biri gibi görüyorlar" diye yazdı.

-LE PARİSİEN: "CİNAYETLER BİR ÖFKE DALGASINA YOL AÇTI"

Le Parisien ise, Paris'te üç Kürt mililatının öldürülmesinin bir "öfke dalgası"na yol açtığını belirtirken "siyasi iz" sürüldüğüne dikkat çekti. Gazete, "Ankara ile 30 yıllık ihtilaf" başlığı ile verdiği bir diğer haberlerinde 1978 yılında Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK'nın Ankara'ya karşı silahlı mücadele sürdürdüğünü anlattı.

ANKA

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAnkaraAvrupa BirliğiBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadFransaİngiltereİntiharIrakİrlandaSavaşSuriyeTerörYunanistandizikadınlarolay
Görüş Bildir