Başbakan Sivas Davasının Aydınlanmasını Neden İstemiyor

-

Başbakan Sivas Davasının Aydınlanmasını Neden İstemiyor

Başbakan Sivas Davasının Aydınlanmasını Neden İstemiyor

Tayip Erdoğan inanılmaz bir insan! Ve iflah olmaz derecede kindar.
Atatürk ve arkadaşlarının ölümüne bir emekle derleyip toparladığı şu güzelim ülkenin başbakanı; ama Atatürk’e kinli…
Emek, vefa, şükür gibi kavramlara yabancı…
Sadece Atatürk’e değil…
İlkelerine, cumhuriyetine, hedeflerine ve dostlarına da kinli…


Aleviler Atatürk’e ve ilkelerine dosttur; muhabbetle bağlıdır…
Tayip Erdoğan’ın Alevilere olan, tedavisi imkânsız nefretinin bir nedeni de bu.
Nedir derdi; daha ne ister? Nereye götürmek ister bu devleti, milleti?
Hayra alamet değil bütün bunlar…
İmamın, devlete egemenliği; tamam, Tevhidi Tedrisat: tamam… İmam hatip: tamam… Türban: tamam. Kuran öğretimi; tamam… Asker, Yargı, Yasama tamam…
Avrupa Birliği, laiklik yok: demokrasi sizlere ömür!
AKP vesayeti kuruldu: dini düzen: işliyor…
Ama bunlar Başbakanı kesmedi!
Şimdi kafayı Sivas katillerinin kurtarılmasına taktı!
3 Nisan’da, AKP Grubundaki konuşmasında; “nasıl olur da Kızılbaşları yakanlar mahkûm olur: bunda bir terslik var.” Demeye getirdi; küplere bindi! İnsan yakan katilleri kastederek; “bakın, onların kızları ağlıyor!” Dedi. “müebbet hapse mahkûm olanların aileleriyle görüştüğünü, kızların, Başbakan amcalarının boynuna sarılıp ağladıklarını” anlattı…


Peki ya öldürülen gencecik fidanların, çifte kuzuların, 12 yaşındaki Koray’ın, Menekşe’nin, Hasret’in, Muhlis’in, İnci’nin, Metin’in, Asaf’ın, daha onlarca can kardeşimin anaları, bacıları, kardeşleri… Dostları…
Onlar ne durumda acaba? Biliyor musun, anıları, özlemleri, sevdaları… Arayıp sordun mu?
Düşündün mü; olmayan vicdanın sızladı mı?
“Bu katliamın perde gerisinin gizlendiği, korunduğu, komplonun deşifre edilmediği, dönemin hükümetinde ortak olan SHP’nin devamı olarak şimdiki CHP’nin de sorumlu olduğu, Demirel denilen herifin bütün meymenetin başı olduğu” doğrudur. Bunları söyle… Söylemekle kalma, siyasi malzeme olarak kullanma; soruştur, araştır, bul… Hükümet olduğunu unutma…
Ama istemezsin: Alevi katliamlarının perde gerisini bilmez olur musun? Elbette bilirsin; gelip kimin kapısına dayanacağını da. O yüzden de istemezsin… Demirel’in, Tansu Çiller bacının, Mehmet Gazioğlu’nun, Tak-Şak Paşa Doğan Güreş’in… Bunların soruşturulmasına ne dersin? “Askerin, polisin katliamı önlemesini kim engel oldu; güvenlik güçlerinin elini kolunu kim bağladı, itfaiyeye kim mani oldu” der misin?
Demezsin…
Çünkü ucunun sizin kapıya çıkacağından korkarsın… O halde sus! Hiç değilse benzin getiren, paçavrayı benzine bulayan, bu paçavrayı çakmağıyla yakan, perdeleri tutuşturan, otelin içine atan, itfaiye aracının önüne yatarak aracın gelmesine, yangını söndürmesine mani olan, “yak lan yak” diyerek tempo tutanları, “ne güzel yanıyor; Cehennem ateşi laa” diyen, Otel yanarken dans eden katilleri koruma; aklama! TC’nin Başbakanı olarak bunlarla aynı safa düşme; kol kola girme; sarılıp ağlama…
Yüreğimizi daha fazla yakma, vicdanımızı kanatma; bize bu lafları söyletme!!!
Ya TC Başbakanlığını bırak; ya da mürteciliği! Ya başbakan ol, ya da mürit…
Katildir onlar; canidir…
Unutma, bunların görüntüleri var: isim isim belli… Biliyoruz, tanıyoruz, gördük, yaşadık, pencerelerden seyrettik… Birçoğu sizin eski partiniz RP’nin üyeleriydiler… Avukatları, partinizde bakan, milletvekili, belediye başkanı, Anayasa Mahkemesi üyesi…
İnsan yakan canilerin safında yer alan avukatlık yapan sekiz milletvekiliniz vardı. Sizi de kaydettik dokuz oldu…
Av. Recep Tayyip Erdoğan… TC Başbakanı ve Sivas Katillerinin gönüllü avukatı…
Sn. Başbakan, katliamın perde arkasını bulmak istediğinize inanmıyorum: aklı olan hiç kimse inanmıyor… Ama bu yazıyı okuyanların içtenliğimi temin adına, bir öneride bulunmak isterim: İBDA-C’nin yayın organı “TARAF” Dergisi’nin Ağustos 1993 tarihli nüshasını bulunuz, oradaki itirafları okuyunuz ve gereğini yapınız! Bulamazsanız, biz getiririz…
Ama kanlı katilleri korumayınız! Yurttaşız, insanız, mazlumuz, mağduruz… Ağırımıza gidiyor. Ne olur şunu da yapmayın: “Madımak Oteli önündeki güruh dışarıdan geldi, uzaydan ışınlandı, cinler, periler, ruhlar geldi; Oteli onlar yaktı” demeyin.” Katiller Sivaslıydı… Cuma günüydü: Paşa, Meydan ve Kale camilerinde namaz kılmışlardı…
Yeter!
Yanıp-yakılmamız yetmedi: devlet’te, ticarette, bürokraside odacı, kapıcı, sıradan memurun dışında bir tek Alevi bürokrat bırakmadın…
Yetinmedin…
Bir önerim var; Ebusuud katilini bilir, sever sayarsın. Onun fetvalarını uygulamaya koy; rahatla. “Kızılbaş’ın malı helal, canı haram!” Yap kardeşim… “Padişahım çok yaşa” demeye hazır MHP de yardım eder, olur biter…
Kurtulursun şu bitmez tükenmez kininden!
Ama bir tek şey söyleyeyim: bunca kin, insanı iflah etmez!
Murtaza Demir

Haberin Tamamı İçin: http://www.odatv.com/n.php?n=basbakan-si...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAkaryakıtAleviAvrupa BirliğiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiMilliyetçi Hareket PartisiRecep Tayyip ErdoğanTansu Çiller
Görüş Bildir