Başbakan: 'Bu Tayyip Erdoğan Değişmez'

 > -

Başbakan Erdoğan Konuşuyor

Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Partisinin grup toplantısında konuşan olan Başbakan Erdoğan'ın gündemdeki gelişmelere ilişkin söyleyecekleri merakla bekleniyor.

DHA

Haberin Tamamı İçin:

Başbakan Erdoğan: 'Tencere Sesleriyle Gürültü Kirliliği Yaratıldı'

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Son iki haftadır Türkiye başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir değişik şehirlerimizde çok farklı boyutlarda katmanlarda bir kısım gösterilere sahne oldu. Taksim’in yayalaştırma projesi kapsamında, Gezi Parkı’ndaki birkaç ağacın sökülmesi ve taşınmasında başlayan gösteriler amaç değiştirerek ilk çıktığı andan çok daha farklı bir noktaya ulaştı.

Ak Parti olarak hadiseleri okumak analiz etmek konusunda her zaman çok büyük hassasiyet içinde olduk. Gerek sandık sonuçlarını, anket sonuçlarını doğru okuyarak bugünlere ulaştık. Sandıktan çıkan sonuçlar tartışmasız zaferi işaret ettiğinde kendimizi mağrurların yerine değil kaybetmişlerin yerine koyduk.

Sandıktan çıkan sonuçlar tartışmasız bir zafere işaret ettiğinde kendimizi mağrur ve mütekebbir muzafferlerin yerine değil kaybedenlerin yerine koyduk. Asla sokaklara, meydanlara doluşmaya müsade etmedik. Sandıktan zaferle çıktıktan sonra azami hassasiyet gösterdik. 10 yıldır böyle bir hassasiyetle yaklaştık. Farklı etnik grupların meselesine böyle bir samimiyetle yaklaştık. Bize oy vermeyen kitleyi de anlamaya çalıştık.

Yüzde 50'nin oyuyla da iktidara gelsek kendimizi yüzde 100'ün partisi olarak gördük. Etnik, bölgesel, dinsel milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık.

İki haftadır devam eden olayarı her boyutuyla analiz ediyoruz, değerlendiriyoruz. İnsanımızı bu tür şeylere sevk eden nedenleri araştırıyor, tabloyu sağlıklı şekilde tamamlamaya çalışıyoruz. Meşru taleplere demokratik hak taleplerine bungüne kadar nasıl kulak verdiysek bundan sonra da anlamaya devam edeceğiz

Taksim'deki proje İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde CHP 'li üyelerin de onayıyla geçmişti. Şimdi bunu da inkar ederler...

Ağaçların bu göstericiler tarafından yakılması, sivillerin araçlarının, kamu binalarının yakılması çevre katliamı değil mi?

Tencere sesleriyle gürültü kirliliği yaratılmadı mı?

Haberin Tamamı İçin:

Bu Tayyip Erdoğan Değişmez

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşmasına Gezi Parkı olaylarıyla başladı. Samimi çevrecilerin oradan ayrılmasını isteyen Başbakan Erdoğan, ''Diyorlar ki Başbakan geriyor, Başbakan sert. Bunların önünde diz çöküp, ne olur bu paçavraları AKM'den indirin mi diyecektik. Buna sert diyorsanız kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez'' dedi. Taksim'de otellerin boşaldığına da dikkat çeken Erdoğan, bira satanlar hariç diğer esnafın çöktüğünü iddia etti.

Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

GEZİ OLAYLARI... GÖSTERİLER FARKLI BİR NOKTAYA ULAŞTI

Son iki haftadır Türkiye başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir değişik şehirlerimizde çok farklı boyutlarda katmanlarda bir kısım gösterilere sahne oldu.

Taksim’in yayalaştırma projesi kapsamında, Gezi Parkı’ndaki birkaç ağacın sökülmesi ve taşınmasında başlayan gösteriler amaç değiştirerek ilk çıktığı andan çok daha farklı bir noktaya ulaştı

Bu süreçte tekrarladığım bir hususu vurgulamakta fayda görüyorum. Ak Parti olarak hadiseleri okumak analiz etmek iyi değerlendirmek konusunda her zaman çok büyük hassasiyet içinde olduk.

Gerek sandık sonuçlarını, anket sonuçlarını doğru okuyarak bugünlere ulaştık. Şuraya dikkatinizi çekiyorum. Sandıktan çıkan sonuçlar tartışmasız zaferi işaret ettiğinde kendimizi mağrurların yerine değil kaybetmişlerin yerine koyduk.

BİZE OY VERMEYENLERİ DE ANLAMAYA ÇALIŞTIK

2009 mahalli seçimlerinde olduğu gibi sandıktan çıkan sonuçlar zafere işaret etse, netice istediğimiz gibi olmadığında süreci en küçük detayına kadar analiz ettik. Nerede yanlış yaptığımızı tüm boyutlarıyla değerlendirdik. 12 Haziran seçim sonrasında seçim sonuçlarını analiz ettik. Bize oy vermeyen kitleyi de anlamaya çalıştık. Sadece sandık sonuçları değil her toplumsal olaya böyle bir hassasiyetle yaklaştık.

Terör meselesine böyle bir hassasiyetle yaklaştık. Farklı etnik grupların, inanç grupların meselesine böyle bir hassasiyetle yaklaştık. Biliyorduk ki biz şu anda devlet yöneticisi olarak mal güvenliğini can güvenliğini nesil güvenliğini inanç güvenliğini sağlamak durumundayız. Bunlar bizim asli görevlerimizdir.

Cumhuriyet mitinglerini dahi hedefini gayesini bildiğimiz halde acaba göremediğimiz farklı bir boyutu var mı diyerek dikkatli şekilde değerlendirdik. Biz farklı toplum kesimleriyle inatlaşan bir parti olmadık.

CNN International, BBC, El Cezire ve Euronews da Erdoğan'ın konuşmasını zaman zaman canlı yayınlıyor

YÜZDE 100'ÜN İKTİDARI OLDUK

Yüzde 50’nin oyuyla da iktidara gelmiş olsak kendimizi yüzde yüzün iktidarı olarak gördük. Daima kucaklayıcı bir dil kullandık. yola çıkarken etnik, bölgesel, dinsel milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldığımızı söyledik.

HAKKARİ'YE HAVAALANI YAPILACAK DENSE KİM İNANIRDI

10 yıl önce Hakkari’ye havaalanı yapılacak dense acaba kim inanırdı? Iğdır’a havaalanı yapılacak dense kim inanırdı? Şırnak’a, Ağrı’ya Muş’a havaalanı yapılacak dense kim inanırdı? Bakın bunların hepsi hayata geçti. Iğdır açılışını yaptım. Hakkari ve Şırnak bitmek üzere. Bunlar bizim bu ülkede bölgemize ve insanımıza yaklaşım tarzımızı gösteriyor.

HELALLEŞMEDEN YANA OLDUK

76 milyonu bir ve beraber olarak tanımlayan millet kavramı bizim konuşmalarımızda açıklamalarımızda en fazla zikrettiğimiz kavramdır. Kardeşlik kavramı tüm konuşmalarımızın olduğu kadar faaliyetlerimizin odak kavramıdır. Birlik dayanışma kavramı her zaman üstünde dikkatle durduğumuz kavramlardır. Ötekileştiren ayrıştıran bir çizgiyi hiçbir zaman kabul etmedik. Hep kucaklaşmadan yana bütünleştirmeden yana olduk. Hep helalleşmeden yana olduk. Komşunun komşuya saygı göstermesinden, komşu ülkelerin dayanışmasından medeniyetlerin ittifakına kadar insani değerleri en güçlü şekilde savunan bir hareket olduk.

OLAYLARI HER BOYUTUYLA ANALİZ EDİYORUZ

Son iki haftadır devam eden olayları elbette her boyutuyla analiz ediyoruz. İnsanımızı bu gösterilere sevk eden saiklerin neler olduğunu, sokağın ne dediğini, bazı gençlerin neden bu tepkiyi verdiğini tabiki araştırıyoruz.

HASSASİYETLERİ BİR KENARA İTMEYECEĞİZ

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiç kimseyle hiçbir kesimle onların hassasiyetlerini kulak tıkayarak bir kenara itmedik ve itmeyeceğiz. Meşru taleplere, demokratik hak taleplerine bugüne kadar nasıl dikkatle kulak verdiysek bundan sonra da anlamaya devam edeceğiz.

SAPLA SAMANIN KARIŞTIRILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

Ancak ben bütün bu olaylara baktığım zaman, bilmiyorum bizim göremediğimiz anlayamadığımız acaba ne istedikleri belli mi? Ne talep ettikleri belli mi? Sizler böyle bir şey anlayabildiniz mi?

Bütün bunları yaparken sapla samanın birbirine karıştırılmasına kusura bakmasınlar izin vermeyeceğiz. Veremeyiz.

NE DAYATMA YAPARIZ, NE DAYATMA YAPILMASINA EYVALLAH DERİZ

Farklı zeminlerde farklı hesaplaşmalara girenlere karşı dirayetli bir duruş sergileyeceğiz. 10,5 yıldır farklı tezgahlarla nasıl baş ettiysek onlara karşı nasıl dik durduysak bundan sonra da milletin emanetini aynı hassasiyetle korumaya devam edeceğiz. Biz ne kimseye dayatma yaparız ne de kimsenin dayatmasına eyvallah ederiz.

İTİRAZLAR SİYASİ İSTİSMARIN SONUCU

Son iki hafta içinde meydana gelen olayları homojen tek odaklı tek boyutlu olaylar olarak tabi ki görmüyoruz. Bir kere Taksim yayalaştırma projesi kapsamında, ağaçların taşınmasına itiraz olarak başlayan olaylar, ilk andan itibaren çok farklı bir mecraya akmaya başlamıştır.

Bir itirazın yükselmesi, yanlış bilgilendirmenin algının, siyasi istismarın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Şunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Taksim’de yapılan proje kapsamında bazı ağaçların sökülüp taşınmasından ibaretti. Bu proje İstanbul büyükşehir belediye meclisinde CHP’li üyelerin de onayı neticesinde başlatılmış bir projeydi. Şimdi onlar onaylarını da inkar ederler. Akşam başka sabah başka.

KALDIRIM GENİŞLETİLMESİ İÇİN DUVARIN YIKILMASI GEREKİYORDU

Kaldırımın genişletilmesi için Gezi Parkı’nın meydan tarafındaki duvarlarının yıkılması gerekiyordu. Yapılan işlem bundan ibaretti. Bazı siyasetçilerin çark etmeleri maalesef oradaki itirazları büyütmüştür.

ÇEVRE KATLİAMINI ORADA OLANLAR İCRA ETTİLER

Bir çevre katliamını orada olanlar bizzat icra etmişlerdir. Kaldırım taşlarının sökülmesi, çiçek saksılarının paramparça edilerek sökülmesi, ağaçların yakılması, kamu binalarının araçlarının ateşe verilmesi, sivil vatandaşlarımızın araçlarının ateşe verilmesi birer çevre katliamı değil mi? Çevre sadece yeşil bir ağaçtan ibaret midir?

OLAYLAR ARKADA 4 CANSIZ BEDEN BIRAKTI

Olayın ilk safhasında ortaya çıkan itirazlar, ilk andan itibaren siyasilerin örgütlerin sürece dahil olmasıyla farklı yerlere doğru dal budak salmıştır. İki haftadır yaşanan olayları çevre hassasiyetiyle açıklamak mümkün değildir. Bugün itibariyle arkasında dört cansız beden bırakmıştır. Üç gencimiz olaylarda hayatını kaybederken, bir komiserimiz şehit edilmiştir.

ÇEVREYE SAYGINIZ BÖYLE Mİ

İşte şurada Ankara'da bütün otobüs duraklarının halini görüyorsunuz. Alt geçitlerdeki o canım çevre adına düzenlemiş bütün seramiklerin nasıl kırıldığını görüyoruz. Çevreye saygınız böyle mi? Böyle mi yürüyecek? Bunlara karşı tedbir almayacaksınız. Bildiklerini istediklerini istedikleri gibi yapacaklar. Yollara duvarlara bina duvarlarına çirkin yazılar yazılmak suretiyle, çevre faciası yaşatılmıştır.

TENCERE TAVA SESLERİYLE İNSANLAR RAHATSIZ EDİLDİ

Esnafın dükkanları yağmalanmış yakılmış yıkılmıştır. Ciro kaybı yaşatılmıştır. Araç kornolarıyla tencere tava sesleriyle sloganlarla evlerinde insanlar rahatsız edilmiştir. Bu çevre değil mi? Bize ders vermeye kalkanlar hava kirliliğinin de görüntü kirliliğinin de çevreye karşı bir tavır olduğunu bilmeleri gerekir.

TÜRKİYE EKONOMİSİ HEDEF ALINDI

Türkiye ekonomisi bu olaylarla tabi ki doğrudan doğruya hedef alınmıştır. Faizlerin yükselmesi, yatırımcıların ürkütülmesi sistemli bir projeyle devreye sokulmuştur. İçerisi ve dışarısının dayanışmasıyla.

Türkiye’nin uluslararası güç ve iktidarı hedef alınmıştır. Uluslararası basın sistematik olarak yanlış bilgilendirilmiş, art niyetli medya kuruluşlarının devreye girmesiyle saldırı yürütülmüştür.

MASUM BİR DİRENİŞ DEĞİL

Şiddet sarmalına dönüşen bu olayları masum bir direniş olarak görmek mümkün değildir.

Şu anda Taksim Gezi Parkı’ndaki eylemlerle, diğer gösteriler arasında bir çizgi çekme çabası olduğunu görüyoruz. Bu hataya hiç kimse düşmesin. Taksim Gezi Parkı’ndaki eylemler masum demokratik olarak yansıtılırken, şiddet içeren eylemlerin bu eylemlerle ilgisi olmadığı vurgulanıyor. Durum hiç de öyle değil. kusura bakmasınlar.

YÜZDE 95'İ GEZİ PARKI'NIN ADRESİNİ BİLMEZDİ

Türkiye’ye ekonomiye demokrasimize yönelik eylemler burada fitili ateşlenen eylemlerden dolayı bu boyuta ulaşmıştır.

İnanın buraya gelenlerin yüzde 95’i şu olaylardan önce Gezi Parkı nerededir diye sorsanız adresini bilmezlerdi. İnanın böyle.

OLAY 15 AĞACIN SÖKÜLMESİ DEĞİL

Buralar benim doğup büyüdüğüm yerler, çok iyi bilirim. Belediye başkanlığımız döneminde hep bunun hayali içindedir. Olay 15 tane ağacın sökülmesi değil. Artık öyle yerler vardır ki ağaçlar ağaç sökme makineleriyle sökülür, taşınmak suretiyle ağaç dikme çalışmaları gibi dikilir.

Aynı şekilde yeni fidanları çeşitli süs ağaçlarını bu şekilde dikersiniz. Bunlar yapılır. Ama buna mani bir hal varmış gibi bunu göstermek asıl sandıkta çıkamayanların kendilerine alternatif yol arama gayretidir.

GÜÇLERİ YETSE DEV ÇINARLARI YIKARLARDI

İşte gördünüz, çevre hassasiyeti daha farklı eylemlere paravan mahiyeti taşımış, demokratik yönetime karşı illegali maskeleme görevi görmüştür. Bunlar yasal çerçevede mi yapılmıştır?

Beşiktaş’ta Başbakanlık ofisine şiddet kullanarak saldıran kitleler, Gezi Parkı’nın arkasına saklanmış ve Dolmabahçe’de ofisin olduğu o caddede bir tane yaya kaldırımında kilit taşı kalmamıştır. Bu çevre katliamı değil mi? Güçleri yetse inan o dev çınarları yıkarlardı.

TÜRK BAYRAĞINI YAKACAK KADAR ALÇALDILAR

Ankara’da yapılan vandallıklar, Taksim Gezi Parkı'ndan güç almıştır. Taksim Gezi Parkı eylemlerini bahane edenler Türk bayrağını yakacak, illegal paçavraları devletin kurumuna asacak kadar, o bölücü posterleri asacak kadar alçalmışlardır.

BAŞBAKAN SERT DİYORLAR... NE OLUR BU PAÇAVRALARI İNDİRİN Mİ DİYECEKTİK

Diyorlar ki Başbakan geriyor, Başbakan sert. Ne olacaktı? Biz gelip bunların önünde diz çöküp, ne olur bu paçavraları indirin mi diyeceğiz? Şu terör örgütü mensuplarının posterlerini indirin mi diyeceğiz?

POLİSİN BUNA MÜSAADE ETMEMESİ GEREKİRDİ

Burada güvenlik güçlerimizin başta bu işe müsaade etmemesi gerekirdi. Yahu kamu kurumunun içine bunlar nasıl sokulur? Oradan bu tür paçavralar nasıl asılır, astırılır? O örgüt liderlerinin posterleri oralara nasıl astırılır?

KUSURA BAKMAYIN BU Tayyip Erdoğan DEĞİŞMEZ

Bunların karşısında biz konuşunca Başbakan sert konuşuyor. Buna sert diyorsanız kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez.

Şu anda gerek bakanımıza, gerek valimize, il emniyet müdürümüze, bu sabah yaptıkları operasyon sebebiyle teşekkür ediyorum. Atatürk Kültür Merkezi’nden bütün bu paçavralar vesaire hepsi indirildi. Ayrıca anıt. Anıt'taki bütün o paçavraları gördünüz. Gönlüm bugün brifing vermek isterdi. 20 dakikalık görüntü hazırlattım. Bunları sunacağız, o hali bu görüntülerle sunmak isterdim.

GEZİ PARKI'YLA ALAKALI KARARLILIK DEVAM EDECEK.. GEZİ PARKI İŞGAL ALANI DEĞİLDİR

Çünkü böyle bir tabloya eğer bir yürütme olarak biz müsaade edersek, bu yürütme bu görevi veren halkımız başta olmak üzere biz millete karşı sorumluluk içinde oluruz. Bundan sonraki sürece yönelik bu kararlılık Taksim Meydanı’yla alakalı, Gezi Parkı’yla alakalı devam edecektir. Bunu söyledim, biz buraları kusura bakmasınlar Gezi Parkı adı üzerinde, Gezi Parkı’dır işgal alanı değildir.

BİRİLERİ TÜRKİYE'Yİ YAVAŞLATMAK İSTİYOR

Taksim Gezi Parkı’ndaki gösteriler Türkiye genelinde, arkasında ölüm bırakan şiddet eylemlerinin meşru görünümlü kılıfından başka bir şey değildir. Gösteriler asıl amacı asıl hedefi çıkarılmak istenen kaosu önlemek için sistemli şekilde kullanılan eylemlerdir.

Şu anda dahi Gezi Parkı’nda çevre için eylem yaptığını düşünen vatandaşlarıma özellikle seslenmek istiyorum. Taksim Gezi Parkı kılıfıyla büyük bir oyun oynanmak isteniyor. Ekonomi üzerinde ağır tahribat yapılmak isteniyor. Ambalajın üstüne ağaç koyarak birileri Türkiye’yi yavaşlatmak istiyor. Taksim eylemcilerin nerede nasıl kullanıldıklarını görmelerini rica ediyorum.

Bu ülkenin Başbakanı olarak sesleniyorum. Bu eylemler, bazı sermaye grupları, faiz lobileri tarafından kullanılmıştır. Taksim’de eylem yapanlar, ekonomiye turizmine kast edenler tarafından açık şekilde kullanılıyorlar.

70 BİN AĞAÇ SÖKTÜYSEK 780 BİN FİDAN DİKTİK

Ağaç için eylem yapanlar samimiyseler, gerçekten dürüst davranıyorlarsa, bu ağaçlar söküldü dikildi.

Biz İstanbul’a 180 kilometreden suyu getirdiğimiz zaman, biz tüneller açtık. O tünellerden suyu getirirken ağaçları söktük. O zaman da bazıları yazdılar çizdiler. Diyelim ki 70 bin ağaç söktüysek 780 bin fidan ve ağaç diktik onun yerine.

Ama İstanbul’u da susuzluktan kurtardık. Şimdi bunu görmeyecek misin? İstanbul susuz, banyolarda küvetler dolduruluyor, su kullanılıyor. Yeni bir sektör oluşmuştu. Bidonla sular alınıyor, banyosunu yapıyor. Böyle bir dönem. Susuz İstanbul’u 2040 yılına kadar kurtaracak adımı attık. Dağları delerek İstanbul’a su getirdik.

Şimdi Allah aşkına soruyorum. Bunlar mı çevreci, Tayyip Erdoğan ve ekibi mi çevreci?

BİZ DİKİYORUZ, BUNLAR YIKIYOR

Bununla kalmadık, yine aynı dönemde İstanbulumuz yeşil fukarasıydı. 4,5 yıl içinde sadece fidan değil, İtalya’dan Almanya’dan ağaçlar ithal etmek suretiyle Tem – E-5’i biz ağaçlandırdık. Şu anda o ağaçların dibinde bir aile piknik yapıyor. Kazlıçeşme’de Zeytinburnu’nda bizi görürsünüz. Hep o dönemin ağaçlarıdır. Kim çevreci? Bunlar mı biz mi? Biz dikiyoruz, inşa ediyoruz. Bunlar yakıyor, yıkıyor. Aradaki fark bu.

SAMİMİ OLANLARI ORADAN ÇEKİLMEYE DAVET EDİYORUM

Oradaki tüm eylemcilerin büyük fotoğrafı görmelerini oynanan oyunu anlamaları ve samimi olanları özellikle oradan çekilmeye davet ediyorum. Bir başbakanları olarak bekliyorum.

Sevgili gençler sizlere hitap ediyorum, tüm ülkemdekilere. Özgürlük ve yaşam tarzına müdahale gösterilerinin arkasına sığındığı gerekçeler oldu bu ülkede. Burası çok önemli. Bunlar özgürlük derken, başkalarının özgürlük alanına tecavüz etmişlerdir.

ESNAF ÇÖKTÜ, BİRA SATANLAR HARİÇ

İşte bakın şu anda Taksim’de oteller yüzde 80 boşalmıştır. Bu şimdi birilerinin özgürlük alanına tecavüz değil mi? Esnaf ciroları çökmüştür. Bira satanlar hariç.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAlmanyaAnkaraBaşbakanBeşiktaş Jimnastik KulübüCumhuriyet Halk PartisiGezi ParkıHakkariİstanbulİtalyaİzmirMuşRecep Tayyip ErdoğanŞehitŞırnakTecavüzTerörolayoyun
Görüş Bildir