Avrupa Basınından Özetler 17.07.2012

-

Basın Özeti - 17 Temmuz Basın Özeti

Basın Özeti - 17 Temmuz Basın Özeti

Londra'da Olimpiyatlar için geri sayım başladı, Suriye'de şiddet 'Esad'ın kapısına dayandı', IMF büyüme beklentilerini düşürdü ve Irak soruşturmasına bir yıl uzatma.

2012 Londra Olimpiyat oyunlarının açılışına 10 gün kala hazırlıklar, tüm İngiltere gazetelerin en geniş şekilde tartıştığı konu.Geçen hafta güvenlikten sorumlu taşeron şirketin, vadettiği sayıda görevli sağlayamayacağı ortaya çıkmıştı.

Bu açığı en az 3.500 asker kapatacaktı. Guardian ise, şimdi polisin de devreye sokulduğunu duyuruyor.

Gazeteye göre G4S şirketinin 'hazır' olduğunu söylediği güvenlik görevlileri de mesailerinde ortada görünmeyince, dokuz emniyet teşkilatından yüzlerce polis memuru göreve çağırıldı.
"Örneğin Manchester'da 56 çalışanın sadece 17'si iş başı yaptı. Bir polis yetkilisi 'her gün kaç çalışanın görev yerine geleceği tam bir piyango' diyor."

Dün, Heathrow Havalimanı 250 bin yolcu ile tarihinin en kalabalık gününü yaşarken, gazeteler ilk gelen Olimpiyat kafilelerinin otobüsleri yanlış yola girince, 4 saat Londra turu attığına yer veriyor.

Ancak Daily Telegraph iyimserliğin korunması gerektiği kanısında.
"Utanç verici olsa da aksaklıklar her olimpiyatta yaşanıyor. Atina Olimpiyatları öncesi, Yunanlılara hazırlanacak 4 yıl daha sağlamak için oyunların başka yere taşınması bile gündeme geldi.

Londra 2012 İngiltere'nin hatta bir ülkenin yüklendiği en karmaşık lojistik girişim. Dünyanın en büyük spor etkinliğini düzenlemekle kalmıyor, bunu yaşlanan altyapısı zaten sıkıntıdaki bir metropolde yapıyoruz.

Bu oyunlar, Pekin gibi olmayacak. Oyunları dünyanın en eski ve büyük kentlerinden birinin dokusuna yedirmek gerekecek. Bu mükemmel bir kombinasyon olmasa da özel olacağı kesin" diyor gazete başyazısında...

Suriye'de çatışmalar 'Esad'ın kapısında'

Dış haberler sayfalarında Suriye ile ilgili haberler ağırlığını koruyor. Times, Şam'da devam eden çatışmalara dikkat çekerek, "isyancılar savaşı Esad'ın kapısına taşıdı" diyor.
Gazete Şark ül Evsat gazetesinde yayınlanan, Suriye ordusunun kimyasal silahlar sorumlusu Adnan Silu'nun da muhalefet safına katıldığı haberini, rejime yeni bir darbe olarak niteliyor.
Silu, Suudi gazetesindeki açıklamasında isyancıların da ülkenin yüzde 60'ına hâkim olduğunu öne sürüyor; "NATO'dan tek ihtiyacımız cumhurbaşkanlığı sarayına iki hava saldırısıyla rejimin devrilmesi, biz kentlerde denetime sahibiz" diyordu.

Independent aynı gazeteye dayanarak sadece Silu'nun değil, altı ay öncesine dek Belarus büyükelçisi olan Faruk Taha'nın da saf değiştirdiğini yazıyor. Gazete bu adımlardan hareketle, başyazısında 'Suriye'de iktidar dengesi değişti' hükmünü veriyor.

Independent, "Batı diplomasisi için en iyi yol, Rusya'yı Şam'daki adamını gözden çıkarmaya ikna etmek; Esad'ın da günlerinin sayılı olduğunu anlamasını sağlamak olur" görüşünde.
Daily Telegraph 'Şam'ın güney semtlerinin sakinleri panik halinde mahallelerinden kaçarken, şiddetli çatışmalar Beşar Esad'ın başlıca kalesinde yaşamı normal gösteren örtüyü alıp götürdü.' diyor.

Ancak gazetenin haberine göre Amerika Birleşik Devletleri, Kasım'daki başkanlık seçimi sonrasına dek Suriyeli isyancılara yardımı reddediyor.

"Beyaz Saray silah ve istihbarat yardımı için tüm talepleri geri çevirdi" diyen gazete, Özgür Suriye Ordusu'nun siyasi kolu diye nitelediği Suriye Destek Grubu'nun 1000 RPG anti tank füzesi, 500 karadan havaya roket, 750 makinalı tüfek, çelik yelek ve uydu telefonlarından oluşan bir liste hazırladığını, savaşçılara ödemek için de 6 milyon dolar istediklerini; Beyaz Saray’ın 'gerçekçi olun' telkini üzerine, talepleri resmen iletmediklerini yazıyor.

Yazı şöyle devam ediyor:
"Gruba yakın bir kaynağın ifadesiyle "mesaj çok açık, seçim sonrasına dek hatta Ocak'taki yemin töreni sonrasına dek hiç bir şey olmayacak. Türkler ve Katarlılar da dahil, tüm taraflardan aynı mesajı alıyoruz"

Gazeteye göre bu durum, Suriye'de yakın zamanda çözüm umutlarını kırıyor.
"Amerikalı ve batılı müttefikleri arkasına almaya çalışan Suriye destek grubu, şimdi dokuz isyancı komutanın imza koyduğu bir bildirgeyi yayınlamayı planlıyor. Halen Suriye'de nabız yoklanan belge, özgür Suriye ordusunun sivil bir hükümetin emri altında faaliyet göstereceği, demokrasi ilkelerine bağlı kalınacağı azınlıkların korunacağı sözlerini veriyor."

Guardian ise, geçtiğimiz haftalarda saf değiştiren Cumhuriyet Muhafızlarının komutanlarından Manaf Tlas'ın Paris'te Esad sonrası dönem için liderlik iddiasını ortaya koyacak bir konuşma yapmaya hazırlandığını kaydediyor.

Bir aile dostu, "Tlas ülkenin geleceği için siyasi, askeri, sosyal vizyonunu anlatacak" diyor; konuşma üzerinde pek çok kişinin çalıştığını söylüyor.

Tlas'ın içerik konusunda yabancı hükümetler ve muhalif Suriye Ulusal Konseyi ile de temas halinde olduğu bildiriliyor. Guardian'a göre, konuşma Suriye'nin çapraşık ve hizipleşmiş siyasetinde bir dönüm noktası olabilir.

IMF'nin büyüme tahminleri

IMF'nin dün açıkladığı ekonomik tahminler, beklentilerin düşürülmesine yol açtı. IMF başkanı Christine Lagarde küresel ekonominin bu yıl yüzde 3,5 büyüyebileceğini açıklamış, euro bölgesini ek önlemler almaya çağırmıştı.

Financial Times ilk sayfasındaki haberinde "İngiltere'nin ekonomik görünümü, büyük sanayileşmiş ekonomiler arasında en fazla kötüye gideni" diye yazıyor:

"IMF'nin bu yıl için büyüme tahmini, sadece yüzde 0,2 olabildi. Bahardaki tahmin ise yüzde 0,8 olmuş, geçen yaz ise IMF bu yıl için İngiltere'ye yüzde 2,3 büyüme öngörmüştü. Bu tahminler, ulusal öngörülere göre de daha karamsar. Uzmanlara göre, IMF de dahil analistler, euro bölgesinde krizin İngiltere'ye etkisinin, başta sanılandan çok daha büyük olduğunun farkına varıyor."

Times ise ekonomiden gelen olumsuz haberler etkisiyle, İngiltere'de koalisyon hükümetine desteğin düştüğünü belirtiyor. Gazetenin yayınladığı ankete göre, geçen yıl koalisyon hükümetinin kurulmasından bu yana ilk kez, ana muhalefet İşçi Partisi 3 parti arasında en yetkin görüleni haline geldi.

Libor skandalı

Financial Times birinci sayfasında Libor oranlarında manipülasyon soruşturmalarına geniş yer ayırıyor. Gazete manşetinde denetleyici kurumların Barclays'in eski genel müdürü Bob Diamond'ı "fena hırpaladığını" belirtiyor.
Barclays'in, bankalararası borçlanma faizlerini doğru beyan etmeyerek manipülasyona başvurması nedeniyle, bankanın en üst düzey üç yetkilisi istifa etmiş, banka 450 milyon dolar ceza ödemişti.

Habere göre, Diamond iki hafta önce verdiği ifadede milletvekillerini yanlış yönlendirmekle suçlanırken, dün ifade veren eski sağ kolu Jerry del Missier, sözlerini çürüten açıklamalar yaptı. Del Missier, faiz oranları ile oynanması için Diamond'dan talimat geldiğini bildirdi. İngiliz Mali Hizmetler İdaresi'nde bankacılık sektörünün denetiminden sorumlu olan Andrew Bailey ise, bankada bir kumar kültürü olduğunu, bankanın kendileriyle de oynadığını savundu.
Gazeteye göre tüm bunlar, Diamond ile faiz oranlarının seyrini görüşen Merkez Bankası başkan yardımcısı Paul Tucker'ı da zorda bırakacak açıklamalar.

Fransa'da etik komisyonu

Guardian, Fransa'da François Hollande hükümetinin siyaset etiğini inceleyip geliştirmek için bir karma komisyon kurduğunu yazıyor.
Eski Sosyalist başbakan ve Hollande'ın akıl hocası Lionel Jospin'in başkanlık edeceği 14 kişilik 'kamu hayatının etikleştirilmesi ve yenilenmesi komisyonu'nda ayrıca selefi Sarkozy'nin sağlık bakanı, yargıçlar, akademisyenler, siyaset uzmanları ve kamu kurumlarından kıdemli yöneticiler yer alıyor.

Komisyon cumhurbaşkanının dokunulmazlık hakkını inceleyecek, milletvekili ve diğer kamu görevlilerinin davranışlarına ilişkin bir kılavuz oluşturacak. Ayrıca iktidar koridorlarında cinsiyet eşitliğinin nasıl sağlanabileceğini ve parlamento seçimlerinde kısmi nisbi temsil uygulamasını değerlendirecek.
Komisyon, yeni bir düzene ilişkin raporunu Kasım'da sunacak.

Irak soruşturması uzuyor

Tüm İngiliz gazetelerinde yer alan bir haber de Irak savaşının nedenlerini incelemeye alan Chilcott soruşturması.

Gazeteler soruşturma raporunun bir yıl daha gecikeceğini duyuruyor. Çünkü İngiliz hükümeti dönemin başbakanı Tony Blair ile George Bush arasındaki kritik görüşmelerin tutanaklarını soruşturmaya vermeyi reddediyor.

Oysa Chilcott şimdiye dek kendisine verilen ifadelerin 'bütünüyle tutarlı olmayışından' şikayetçi. Guardian'ın konu hakkındaki satırları şöyle:
"Kabine işlerinden sorumlu eski bakan Lord O'Donnell, soruşturma komisyonu başkanı Chilcott'a Blair'in notlarını yayınlamanın İngiltere'nin ABD ile ilişkilerini zedeleyeceğini ve kamu yararına olmayacağını söyledi. 'Başbakan ve Başkan arasındaki özel kanalların mahremiyetini korumaya büyük önem atfediyoruz dedi."

Chilcott, aktarılacak bilgiler ile ulusal güvenliğin, uluslararası ililşkilerin ve bireylerin güvenliğinin zarar görmemesi için önlemler alındığını söylese de, Guardian sonucun değişmediğini belirtiyor.

Times'a göre 1 milyon kelimeye ulaşan taslak raporun tamamlanması için, eleştirdiği kişilerden yanıtlarının alınması da gerekecek.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler 17.07.2012

Avrupa basınının yorum köşelerinde Suriye’deki gelişmeler, Romanya’daki siyasî güç kavgası ön plana çıkıyor. Almanya’da Mali Pakt’a dair kararın eylüle uzaması da geniş yer alıyor.

Avrupa basınının yorum köşelerinde Suriye’deki gelişmeler, Romanya’daki siyasi güç kavgası ön plana çıkıyor. Almanya’da Mali Pakt’a dair kararın eylüle uzaması da geniş yer alıyor.
İngiliz gazetesi The Independent Suriye'de Devlet Başkanı Beşar Esad’ın güç kaybettiği yorumunu yapıyor:
“Yakında Suriye'de - ülkede iç savaş yaşanıp yaşanmamasından bağımsız olarak - uluslararası toplumun da desteklediği düzenli bir geçiş süreci yaşanması için geç kalınmış olacak. İsyanın önemli merkezlerinde şiddet artıyor ve yayılıyor; hatta başkent Şam’ın sınırlarına ulaştı. Esad’ın rüzgârın tersine döndüğünü fark etmesi gerekiyor. Muhalefet güçlendi ve rejimin önemli isimleri Esad'la yolunu ayırdı. Batılı diplomatlar, Rusya’ya Şam’daki adamını bırakması yönünde baskı yapmaktansa, Esad’a ülkesindeki güç dengelerinin değiştiğini ve yakında iktidarı kaybedeceğini izah etsinler.”

Fransız gazetesi Le Monde Romanya’daki siyasi güç kavgasını yorumuna konu alıyor:
Angela Merkel hükümeti, sosyalist Başbakan Victor Ponta’nın tavrını kabul edilemez olarak değerlendirdi. AB temsilcileri Brüksel’de Ponta’ya derin kaygılarını ilettiler ve Ponta'nın kurumları kendi emellerine alet ettiği sonucuna vardılar. Cumhurbaşkanı Traian Basescu sıkı bir tasarruf planını kabul ettirmişti. Bu da onu istenilmeyen adam yaptı. Yine de Rumenler onunla yolunu 2014’te görev süresi dolduğunda demokratik usulle ayırabilirdi. Ponta, Avrupa’nın kutsal öğesine, demokrasiye zarar veriyor. Onun tavrı AB’nin 2007’deki çok hızlı ve çok özensiz gerçekleşen genişlemesinin anlamını sorgulatıyor.”

Lüksemburg'ta yayımlanan Luxemburger Wort gazetesi, Avrupa İstikrar Mekanizması ile Mali Pakt'ın Federal Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesinin anlaşılır bir gelişme olduğu yorumuna yer veriyor:
“Çoğu Batılı demokrasiler, ağırlığı olan kritik siyasi konuları halk oylamasına sunuyor. Almanya'da ise bunun yerine Federal Anayasa Mahkemesi karar veriyor. Özellikle de AB anlaşmalarında önemli değişiklikler söz konusu olduğunda. Euroyu kurtarma paketi ve Mali Pakt yargının gözden geçirmesi gereken iki yeni değişiklik. Bunu ‘Yargı Hükümeti' şeklinde eleştirenler olabilir. Ancak her ülkenin kültürünü ve tarihini yansıtan kendine has özellikleri var. Anayasa hukuku açısından da bu böyle. Partner ülkeler buna saygı göstermeli.”

Avusturya'nın Die Presse gazetesi ise FIFA Başkanı Blatter'in Almanya'yı suçlayan açıklamaları üzerine yazıyor. Blatter, Almanya'nın 2006 Dünya Futbol Şampiyonası ev sahipliğini satın aldığını ima etmişti.
“Blatter'in yöntemi bugüne kadar başarılı oldu. Başkanlık seçimlerinde üç kez Kongre'yi ikna edebildi. Rakiplerini saf dışı bıraktı, muhaliflerin sesini kesti. Blatter bir patrik gibi davranıyor. O, milyarların döndüğü futbolda, bir nevi spor siyasetinde hayatta kalmayı başarıyor. Aynı zamanda Alman Futbol Federasyonu'nun fahri üyesi olan Blatter şimdi kendine bir düşman edindi. Kişisel çıkarlara dayanan bu sistem yürüyecek mi göreceğiz? Blatter eğer bu mücadeleyi de kazanırsa işte o zaman Alman Futbol Federasyonu en acı yenilgisini alacak. Bugüne kadar kaybedilen Dünya ve Avrupa Futbol Şampiyonları'ndan çok daha ağır bir yenilgi.”

Deutsche Welle Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvrupa BirliğiAvusturyaBaşbakanBeşer EsadDarbeFIFAFransaIMFİngiltereIrakMerkez BankasıNATOPolisRomanyaRusyaSavaşSuriyefutbolroket
Görüş Bildir