Görüş Bildir

etiket Atatürk'ün Kurban Bayramı İle İlgili Diyanet İşleri Başkanı'na Yaptığı Teklifi Duyunca Çok Şaşıracaksınız

Anasayfa > Iq

Cumhuriyet ile Türk halkının hayatındaki değişimlerin yanında Atatürk'ün kafasında bir radikal değişim daha varmış...

Kaynak: Aydın Sayılı, Bilim, Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe, 1994

Cumhuriyet'ten sonra kutlanan milli bayramlar oldukça yenidir ve Türk halkına ulus bilincini benimsetmek adına dini bayramların önüne geçmiş gibi görünür.

Cumhuriyet'ten sonra kutlanan milli bayramlar oldukça yenidir ve Türk halkına ulus bilincini benimsetmek adına dini bayramların önüne geçmiş gibi görünür.

Ancak bu durumu Atatürk'ün kişisel bir tercihi olarak düşünmek oldukça yanıltıcı olur. Kardeşi Makbule Atadan'ın anılarında okuduğumuz kadar Atatürk'ün Ramazan ayı ve bayramına önem verdiğini öğreniriz. Demek ki bu uygulama, kişi ile değil ülke meseleleri ile ilişkilendirilmelidir.

İddiaya kaynak olarak 1931 tarihli bu belge gösterilebilir. Gazi Paşa, cumhurbaşkanlığı bünyesinde dini bayramlara yer vermemeyi tercih etmektedir.

İddiaya kaynak olarak 1931 tarihli bu belge gösterilebilir. Gazi Paşa, cumhurbaşkanlığı bünyesinde dini bayramlara yer vermemeyi tercih etmektedir.

Murat Bardakçı'nın geçen sene köşesine taşıdığı Hasan Rıza Soyak imzalı bu telgrafta şunlar yazar, 'Reisicumhur Hazretleri dinî bayramlara fazla bir mevki vermemek için vâkî olan tebrikata cevap vermemeyi tercih buyurmuşlardır. Kemâli tâzimle arzederim'

Yani anlayacağımız üzere 1931'den sonra Atatürk, dini bayram tebriği almayı tercih etmez.

Yani anlayacağımız üzere 1931'den sonra Atatürk, dini bayram tebriği almayı tercih etmez.

Ancak bu kişisel bir tercihten ziyade cumhurbaşkanlığı makamına dair bir seçim gibi durur. Şimdi gelelim Atatürk'ün kurban bayramı ile ilgili görüşüne. Ancak önce şunun altını çizmeliyiz ki Atatürk, yurt gezilerinde kendisi için kurban kesilmesini istemez engel olamadığında da kesilen hayvanlara bakamazmış.

Bu iddiaya da temel olarak Hasan Rıza Soyak'ın aktardığı İran Şahı ile Gazi'nin şu diyaloğu gösterebilir:

Bu iddiaya da temel olarak Hasan Rıza Soyak'ın aktardığı İran Şahı ile Gazi'nin şu diyaloğu gösterebilir:

Bir alay karargâhının temel atma töreninde bir koyunun temel için açılan çukura doğru, yere yatırılıp boğazından kesilmek üzere olduğunu gördüğü zaman, yanında bulunan İran Şahı Rıza Pehlevi ile aralarında geçen konuşma:

Atatürk: Ben kana bakamam! Bir tavuğun dahi boğazlandığını görmeye tahammülüm yoktur.

Şah: Ya bu kadar çok bulunduğunuz büyük ve kanlı savaş meydanları?

 Atatürk: Ha, o başka sorundur; öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak yürürüm. O bambaşka bir iştir.

Görünen o ki bu anı da Atatürk'ün kişisel tercihini yansıtır.

Şimdi gelelim asıl noktaya, peki Gazi, kurban bayramına nasıl bir şekil vermek ister?

Şimdi gelelim asıl noktaya, peki Gazi, kurban bayramına nasıl bir şekil vermek ister?

Öncelikle bu anıyı, bilginin güvenilirliği açısından kimin aktardığına kısaca değinmeliyiz. Cebinizde 5 lira var ise banknotun üstünde göreceğiniz kişi dünyada ilk kez bilim tarihi doktorasına sahip olan Ord. Prof. Aydın Sayılı'dır. Bu anıyı ilk mecliste Batum milletvekilliği yapmış olan Ali Rıza Acara'nın ağzından 'Bilim, Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe' kitabında şöyle anlatır Sayılı:

Atatürk, bir gün Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi'den, kurban bayramında kurban kesilmesi yerine hayır kurumlarına bağış yapılması usulünün konması hakkında ne düşündüğünü sorar.

Atatürk, bir gün Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi'den, kurban bayramında kurban kesilmesi yerine hayır kurumlarına bağış yapılması usulünün konması hakkında ne düşündüğünü sorar.

Sorudan biraz tasalanmış görünen Rifat Börekçi, biraz düşündükten sonra Atatürk'e şöyle söyler: 'Paşam, böyle bir şey yapacaksan, bunu ben öldükten sonra yap.'

Bunun üzerine Atatürk böyle bir yol tutmaktaki sakıncanın ne olduğunu sorar.

Bunun üzerine Atatürk böyle bir yol tutmaktaki sakıncanın ne olduğunu sorar.

Rifat Börekçi de kurban bayramında kurban hayvanı kanının akıtılmasının şeriatça şart olduğu cevabını verir. Atatürk, Rifat Börekçi'nin sırtını okşar ve 'Madem ki olmazmış, sen ölmeden de, sen öldükten sonra da yapmam; hiç üzülme.' diyerek onu teselli eder.

Atatürk'ün bir yenilik yapmadan önce "etrafını yokladığı" ve işin ehilleriyle konuyu mütalaa ettiği hepimizin malumudur.

Atatürk'ün bir yenilik yapmadan önce "etrafını yokladığı" ve işin ehilleriyle konuyu mütalaa ettiği hepimizin malumudur.

Bu yüzden Atatürk, Börekçi'nin nabzını yoklamış ve belki de böyle bir adımın Türkiye için erken olabileceğini düşünmüştür. Ya da gerçekten o an bu düşüncesinden vazgeçmiştir. Bunu kestirmek oldukça zor duruyor. Peki, siz ne dersiniz bu duruma?

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
552
375
183
88
32
20
15
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?