Atatürk'ün Günlüğünde Kadın Erkek İlişkilerine Dair Söyledikleri Bugün Bile Bize Yol Gösteriyor

2.4bPAYLAŞIM

Bundan 100 yıl önce Atatürk'ün kadın ve erkek ilişkileri ile ilgili günlüğüne yazdıklarını okuyunca duygulanacaksınız...

Kaynak: Afet İnan, M. Kemal Atatürk'ün Karlsbad Hatıraları, 1991

I. Dünya Savaşı sırasında ağır bir böbrek rahatsızlığı geçiren Atatürk'ümüz, sağlığına kavuşabilmek için 30 Haziran ile 28 Temmuz 1918 arasında Karlsbad'da tedavi olur.

"Bu Karlsbad da nere ola ki?" diye sorarsanız, haklısınız; çünkü şehrin şu anki ismi Karlovy Vary ve şehir Çekya sınırları içinde. Ancak 1918'de Avusturya-Macaristan toprağı imiş. İşte Atatürk bu tarihlerde Karlsbad'da yaşadıkları ile ilgili bir günlük tutar. Afet İnan, bu günlüğü 1931 yılında Çankaya'daki ilk köşkün kütüphanesinde bulur ve Atatürk'e gösterdiğinde kendisi oldukça duygulanır. Sonra yayımlanmak üzere ise İnan'dan saklamasını ister.

 30 Haziran ile 28 Temmuz 1918 arasında yazan Atatürk, kimi zaman Latin harfleri kimi zaman da aldığı dersin de bir ödeviymişçesine Fransızca kullanır. Peki ne üzerine yazmış derseniz, Afet İnan şu başlıkları veriyor bize: Tedavi kısmı, gezintiler, Türk ailelerle büyük otelde kadınlı erkekli çeşitli konular üzerinde konuşmalar, memleket sorunları, sosyal konular, askerlik ve savaş.

Atatürk günlüğünde bu konuların içinde neredeyse en çok kadın, erkek ilişkisine değinmiş görünür. Bunun asıl sebebi ise orada katıldığı bütün davetlerde kadın ve erkeğin hep bir arada olması olabilir ve Gazi, kıyas yapmaktan alıkoymaz kendisini, şöyle der:

"Şimdi, şunu demek istiyorum. Ahlak, toplumun her zümresinin anlayışına göre başka mana, başka renk, başka maksat gösteriyor gibidir. Mesela bizde, namus ve günahsızlık pek büyük ve sıkı anlam bağında sahiptir. Bir Avrupalı bu bağı tanımıyor... Onlar bizim nazarımızda tamamen ahlaksız, onlar nazarında biz tamamen vahşi..."

Bundan dolayı der Atatürk, iki felsefeden birini tercih etmek lazım gelir. Bu arada zaten bildiğimiz bir şey olan Atatürk'ün felsefeye olan ilgisi bu söylemlerinde de güçlü bir şekilde görülmektedir.

"Ya doğal duruma geri dönülecek ve daha süslü daha insani erkek ve kadın tamamen özgür, bağımsız ve ömür boyu hiçbir belirlenmiş bağa tabi olmayacak... Fakat insanlığın devamı, toplumun refahının temini, genel düzeni korumak için kanunlar, kaideler olacak, bunlara riayet edilecek."

Doğal durumu ailesizlik ve dolayısıyla salt bireysellik olarak gören Atatürk, bunun tersini ise aile bağı ile açıklar.

"Ya da olgunlaşan her erkek ve her kadın kendine her bakımdan denk olan bir eş buluncaya kadar, ahlakını muhafaza edecek ve bulduktan sonra oluşan bu çift bir aile kuracak. Taraflardan biri ölünceye kadar veyahut şimdiye kadar yürürlükte olan kurallar ve şer'i kanunların izin verdiği sebepler altında anlaşana kadar erkek karısına, kadın yalnız kocasına manen, fikren, maddeten varlığını vakfedecek."

Gazi, kadın ve erkeğin birbirleri dışında başkaları ile ilgilenmelerinin mümkün olabileceğinin farkındadır ve özellikle erkek için bunun önüne nasıl geçilebileceğini şöyle açıklar:

"Karı-kocada dışarıya (başkasına) taşmak yeteneğinde olan hisleri ve eğilimleri boğmak için tedbir alalım: İslamiyette tatbik edilmekte olan örtünme, kadınların kocalarından başka erkekle katiyen temasa gelmemeleri ve evlerinin dışında bir hayata sahip olmamaları bir dereceye kadar kadınları alıkoyar; fakat erkekler için, bugünkü, İslam usulü yaşayış zemininde bir engel koymak zor."

Kısaca Atatürk, kadınlardan ziyade erkeklerin evlerine bağlılığı konusu üzerinde durur...

"Her ne kadar onları ciddi ve sürekli mesai içinde bulundurmak suretiyle meşgul etmek akla gelse de o kadar ciddi ve yorucu işten sonra içinde bulunduğu çağın gelişimi ve medeniyetin ışığı ile aydınlanmış erkek, işinden doğru evine gelip kapanmak suretiyle bir sonraki gün için icap eden zevk ve mesai kuvvetini elde edebilir mi?

 Biraz hava, biraz musiki, biraz tiyatro, özetle bir hayat arzu etmez mi? "Bu doğal ve medeni gerekliliği tatbik ederken yanında karısı bulunmazsa, bu noksanı telafi etmek lazım gelmeyecek mi?" 

Ne güzel düşünüyor değil mi her zamanki gibi? Kapanmayın diyor eve; konsere, tiyatroya gidin, hayat budur; ancak yanınızda eşiniz de bulunsun...

"Çünkü bir erkek için kadın huzurundan, kadın sözünden kadın refakatinden mahrum bulunmak bir noksandır, bu mutlaka doldurulur. Fakat evde erkeksiz kalacak kadın için erkek ihtiyacı aynıdır. Ruh ihtiyacıdır ve mühim olan budur. Sonra, bu derece sıkı duruma tabi yaşayacak kadınlarımızın hayat hakkında, hürriyet hakkındaki fikirleri, duyguları ne olabilecektir?"

Gazi, bunları 6 Temmuz 1918 günü yazar. Aslında genel olarak 1 ay içinde yazdıkları oldukça fazla olup bir bakıma geleceği tarif eder. O günkü yazdıklarını şöyle bitirir Atatürk:

"Kısacası sonuç: Bu kadın meselesinde cesur olalım. Vesveseyi bırakalım. Açılsınlar onların beyinlerini ciddi bilim ve teknolojiler ile donatalım. Namusu, usulüne göre ve sağlıklı bir biçimde izah edelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim. 

Sonra şahsi ilişkiye gelince, doğa ve ahlakımıza uygun karı arayalım ve onunla evlilik koşullarımızı açık ve kesin olarak kararlaştıralım. Ona, bu koşullara uymada kusur ederse gereğini yapalım. Ve kadın da böyle, erkek gibi hareket etsin!"

Henüz 37 yaşındayken ve ülkesi İslam şeriatı ile yönetilirken günlüğüne kadın ve erkeğin sosyal hayattaki birlikteliğini karalayan bu adama sahip olduğumuz için ne kadar da şanslıyız!

Sanırım dostlar, devrimcilik bu demek... Hiç kimsenin cesaret bile edemeyeceği şeyleri gerçekleştirmek ancak bunu yaparken çağının koşullarını göz ardı etmeden hep ileriyi düşünmek, dogmalara saplanıp kalmamak. O, geçmişi ve çağını o kadar iyi çözümlemişti ki neredeyse attığı bir tane yanlış ve zamansız adım yok. Ve bu yüzden bir bakıma geleceği görebilmiş, bana sorarsanız ne olursa olsun onun gözlerinden biz de görmeye devam ediyoruz, siz ne dersiniz?

Bugünlerde Çok Tartışılan Başkanlık Sistemiyle İlgili Mustafa Kemal Atatürk Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Bugünlerde Çok Tartışılan Başkanlık Sistemiyle İlgili Mustafa Kemal Atatürk Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Polis, Asker, Siyasetçi Fark Etmez! Güvendiklerimizi Tekrar Sorgulatacak Soru: Quis custodiet custodes ipsos? - onedio.com
Polis, Asker, Siyasetçi Fark Etmez! Güvendiklerimizi Tekrar Sorgulatacak Soru: Quis custodiet custodes ipsos? - onedio.com
Her Şey İçin Savaşabilen İnsanın Kuş Gübresi İçin de Kılıç Kuşandığı İlginç Yer: Chincha Adaları - onedio.com
Her Şey İçin Savaşabilen İnsanın Kuş Gübresi İçin de Kılıç Kuşandığı İlginç Yer: Chincha Adaları - onedio.com

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ayakli-gazete

Atam canım Atam. Nurlar içinde yat. Sen nasıl mükemmel bir insandın ve bize şans oldun!

luciferin_kizkardesi

Atam yine en doğrusunu yıllar önceden göstermiş ama biz yine en yanlışını seçmişiz. 😭

cilgin_serseri

şimdi sorsan akpli kadınlara hepsi atatürkten nefret ederler. hatta onlara göre akpden önce kadının adı bile geçmedi bu memlekette

csa

Çok güzel paylaşım. İçeriği hazırlayanın eline sağlık. Atatürk'ü biliyorduk, bu düşüncelerinin de farkındaydık ama günlüğünde yazmış olduğu notlarını bilmiyordum şahsen. Kısacık birşeye değinmem gerek. Okur yazar oranı %90'ların üstünde vs. diyorlar ya, hanginiz Atatürk gibi böyle bir konuya kafa yorup da üstüne notlar yazabiliyor, kaçınız ? Bunu yapamayana okur yazar denmez. Çok az okur yazar var ülkemizde, hatta belki dünyada. Önce elbette okumak lazım ama pek çok okuyandan ondan öteye gidemiyor. Yanlış olmasın, illa tez yazın, kitap yazın falan demiyorum ama bazen düşünmek ve bazı fikirleri not düşmek lazım. Okur yazar olmak bunu gerektirir.

luiz-emmi

Beğenmeyen 25 ışid militanına nutuk girsin.

Görüş Bildir