Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Atatürk'ün Gecesini Gündüzüne Kattığı Uğrunda Büyük Kavgalar Verdiği Kadın Hakları Mücadelesi

-
10 dakikada okuyabilirsiniz

Türk tarihinin genel akışı içinde, her konuda olduğu gibi kadın hakları konusunda da fark yaratan değişken Mustafa Kemal Atatürk’ün varlığıdır. Savaş kazanılıp yabancı işgal güçleri ülkeden çıkarıldıktan ve Misak-ı Millî ile belirlenen ulusal sınırlar içerisinde tam bağımsız ve egemen bir ulus devlet yaratıldıktan sonra, Atatürk’ün ikinci hedefi toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine taşımaktı.

Aslında bu fikir onun kafasında çok daha önce oluşmuştu. 1918 yılında Karlsbad'da anı defterine yazdıkları: "Bu kadın sorununda cesur olalım. Kuşkuyu bırakalım. Açılsınlar. Onların dimağlarını ciddi bilimlerle ve tekniklerle süsleyelim...Onur ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim."  bunun bir göstergesidir. 

Cumhuriyet’le birlikte şeriat ve hilafet kaldırıldığı için (1924) kadın hakları daha çok tartışılır olmuştur. Demokratik ve laik bir devlet için, kadının ataerkil düzen içinde köle gibi, bağımlı yaşamasını isteyen, her türlü örf, âdet ve hukuk kuralını değiştiren bir anlayış gerekiyordu. Ama yol dikensiz gül bahçesi değildi.

82 yıl önce bugün Türkiye'de kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı. Gelin hep birlikte bu özel günde Atatürk'ün kadın hakları için verdiği bütün mücadeleye bir göz atalım.

1. Atatürk İstanbul Basınına Konuşur

Kurtuluş Savaşından sonra 1-2 Kasım 1922 tarihinde Saltanatın kaldırılması ile gelecekte kurulacak olan Cumhuriyet rejiminin önü açılmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrası yürütülen reform çabaları çok yönlü olarak sürdürülmüştür. Mustafa Kemal Paşa yapılacak olan reformlar konusunda zemin yoklamak amacıyla 1923 yılının Ocak ayında bir yurt gezisine çıkacaktır. 

Bu yurt gezisinin en önemli durak noktalarından biri de, Ocak ayının 16'sının 17'sine bağlayan gece İzmit’te İstanbul basınının temsilcileri ile yapılan görüşmedir. 

Atatürk, bu görüşme sırasında Meclis çalışmalarının bir muhasebesini yaptıktan sonra rejim, başkent, Hilafet, nüfus meselesi, irtica, parti kuruluşu, seçim sistemi ve kadın hakları gibi konulardaki görüşlerini açık ve net bir biçimde ortaya koymuştur.

2. Atatürk: "Kadınlara Seçme Hakkı Verilmeli!"

Gazetecilerden Ahmet Emin Bey “Halide Edip Hanımefendi’yi mebus görecek miyiz?” şeklindeki sorusuna Gazi “Bu hususta kanunda bir sarahat yoktur. Mamafih şimdiye kadar elli bin zükâr (erkek) nüfusa bir mabus çıkmıyor mu idi? Şimdi alelıtlak (genel olarak) elli binde bir mebus dersek o zaman bu kayd ile erkeklerle beraber kadınlarda mevzuu bahis olur. Kadınlara bu alelıtlak tabiri ile bir intihab hakkı verilmiş olur” ifadesi ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi gerektiğini daha 16 Ocak 1923 tarihinde net bir biçimde ifade etmiştir.

3. Atatürk'ün Yanında Çok Az İnsan Vardır

Ancak, Gazi’nin ifade ettiği bu tarz bir reforma ne toplum, ne de TBMM hazır değildir. Bakınız o tarihte mecliste neler oluyordu...

  • Erzurum mebusu Hoca Salih Efendi, dört kadınla evlenebilme olanağı tanıyan bir kanun teklifini meclise sunuyordu.

  • Bursa mebusu Operatör Emin Bey, Frengi hastalığının ortadan kaldırılabilmesi için, kadınların evlenmeden önce muayene edilmesini teklif ettiğinde, mecliste kavga çıkıyor ve Emin Bey kendisini dövmeye çalışan hocaların elinden zor alınıyordu.

  • Seçim kanununda değişiklik yapılarak, seçmen tespiti için yapılacak sayımda kadınların da sayılması konusunda bir teklif yapıldığında teklifi yapanlardan Tunalı Hilmi Bey, Meclis’te muazzam büyük bir tepki ile karşılaşmıştı.

4. Tunalı Hilmi Bey'in Karşılaştığı Tepkiler

Meclisteki görüşmeler aşağıdaki şekilde geçmiştir:

  • “Tunalı Hilmi Bey-  Arkadaşlar, mübarek cihadımızın bu millete bıraktığı analar bu gün erkeklerden fazladır. (gürültüler ayak patırtıları) Ayaklarınızı vurmayınız  beyefendiler, benim mukaddes analarımın, benim mukaddes bacılarımın başına vuruyorsunuz ayaklarınızı. İstirham ederim benim anam babamdan yüksektir. (Ayak sesleri) tekrar ediyorum, analar cennetten bile yüksektirler (patırtılar ve gürültüler)  müsaade buyurun arkadaşlar, analar bacılar (şiddetli patırtılar) kadınlara intihap hakkı verin demiyorum. Fakat arkadaşlar analarımı bacılarım (gürültüler) hakikate tahammül edemeyen kulaklar?

  • Emin Bey  - (oturduğu yerden) Hilmi Bey, milletin hissiyatı ile oynama. (Şeriata hürmet ediniz sadaları)

  • Tunalı Hilmi Bey – (Devamla) İntihap hakkı verin demiyorum. (gürültüler) Analara intihap hakkı veriniz demiyorum. Şeriata hürmet ederim. Müsaade edin arkadaşlar, kanaatimi söyleyeyim.

  •  Emin Bey – (oturduğu yerden) Öyle kanaat olmaz!

  • Tunalı Hilmi Bey – (Devamla) Ne olduğunu anlamayan arkadaşlar, susunuz sözün anlaşılsın. Analara, bacılara... (şiddetli gürültüler) Analara, bacılara hakikate tahammül edemeyen kulaklar...

5. Ancak Atatürk Kararlıdır. Ve İzmir Konuşması ile Direnenlere Gereken Mesajı Verir.

31 Ocak 1923 günü Atatürk İzmir’de: 

“Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmekle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurun sonucudur. Bir toplumun bir uzvu faaliyette bulunurken öteki uzvu atalette olursa, o toplum felce uğramış demektir. 

Bizim toplumumuz için ilim ve fen lüzumlu ise, bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın elde etmeleri gerekir... Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir... Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.”

6. 29 Ekim 1923 Bir Dönüm Noktası Olur

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilan edilmesiyle reform süreci de büyük bir ivme kazanacaktır. Laikleşme yolunda atılan her adım aynı zamanda kadınımızı da karanlıktan aydınlığa yavaş yavaş taşıyacaktır. 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim-öğretim bir düzene konacak, dinsel eğitim yerine çağdaş eğitim ön plana çıkacaktır.

Cumhuriyet döneminde kadın hakları konusundaki en önemli adım 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen “Medeni Kanun” dur. Bu kanunla Şer’i hukuk yerine pozitif hukuk egemen kılınmış ve Türk kadını yasalar önünde mutlak bir biçimde erkekle eşit hale getirilmiştir.

7. Medeni Kanun'un Kabulünde Kadın Derneklerinin Önemli Katkıları Olur

Gerek Medeni Kanun’un kabulünde, gerek daha sonraki düzenlemelerde bazı kadın derneklerinin katkısı olmuştur. Bunlar 1913’te Nuriye Ulviye Hanım tarafından kurulan “Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti", 1923’te kurulan “Halk Partisi Kadın Kolları”, 1924’te bizzat Mustafa Kemal Paşanın kız kardeşi Makbule Hanım’ı üye yapacak destek verdiği “Türk Kadın Birliği” dir.

8. Atatürk, Toplumda Eşitlik Ortamını Tesis Etmek İçin Halen Çok Şey Yapılması Gerektiğinin Farkındadır.

30.08.1925 Kastamonu:

"...Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insanlardan oluşmaktadır. Olabilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim. Diğerini gözardı edelim de, kitlenin tamamı ilerlemiş olabilsin ? Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin ? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve gelişme sahalarında ve yenilikle birlikte mesafe almak gereklidir.Böyle olunca inkılap başarılı olur. Memnuniyetle görmekteyiz ki, bu günkü gidişatımız gerçekten gerekli olana yaklaşmaktadır. Her halde daha cesur olma gereği çok açıktır.. "

9. Kadına Belediye Seçimlerinde Seçme ve Seçilme Hakkı Tanınmasına Giden Yolda İki Önemli Dönemeç

Bu cesaretin ilk örneklerinden birini “Türk Kadın Birliği” verdi. 1927 Martında İstanbul’da bir kongre toplandı. Başkan Nezihe Muhittin Hanım kadınlara oy hakkı ve yerel seçimlere katılma hakkı istedi. Dernek tüzüğünde de bu konuda değişiklik yapıldı. İstanbul Valisinin bu tüzük değişikliğini onaylamaması üzerine hükümet devreye girerek tüzüğün onaylanmasını istedi. Artık Türk kadınına siyasal haklarını sağlama yolundaki mücadele hem de hükümet desteği ile başlamış oluyordu.

Afet İnan'ın Başından Geçen Bir Olayın Etkisi Büyük Olur.

Afet İnan’ın başından geçen bir olay bu mücadeleye daha da büyük ivme kazandırdı. Afet Hanım 1929-1930 öğretim yılında müzik Öğretmen Okulu’nda Yurttaşlık dersleri veriyordu. Bu çerçevede kız-erkek birlikte eğitim verilen bu okulda seçimleri kavratabilmek amacıyla örnek bir belediye seçimi düzenledi. 

Bu seçimi bir kız öğrencinin kazanması üzerine erkek öğrencilerden biri bu sonuca itiraz etti. Mevcut yasaya göre kadınların ne seçme nede seçilme hakkı vardı. 

Afet İnan'ın bu olayı Atatürk’e anlatması üzerine Atatürk, bir taraftan hukukçularla görüş alışverişinde bulunurken, diğer taraftan Afet Hanım’dan bu konuyla ilgili araştırma yapmasını istedi. Uzman hukukçuların çalışmaları sonrası 3 Nisan 1930 gün ve 1580 sayılı kanun ile Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı

10. Afet İnan'ın 3 Nisan 1931'de Yaptığı Konuşma Bir Kapıyı Daha Açar..

Afet Hanım, Atatürk tarafından kendisine verilmiş olan araştırma görevini tamamlayarak 3 Nisan 1931 tarihinde Ankara Türk Ocağı’nda “Kadınlar İçin Genel Oy” konulu bir konferans verdi. 

Afet İnan daha söze başlarken kadınların oy hakkı sorununu ele alacağını söyledi. İlk bölümde demokratik rejimde değişik hükümet biçimlerinden söz etti. İkinci bölümde kadının durumunu ve başka ülkelerde bu durumun yaşanma biçimini çözümledi. Sonuç olarak da, kadınların siyasal yaşama tam olarak katılmaları gerektiğini buna hakları olduğu ortaya koydu. Bu demokrasinin bir gereği idi. Gerçekten oy sandığında, en bilgisiz bir erkek seçmenin oyu, en yüksek sorumluluk katlarındaki devlet  adamınki ile aynı değere sahipse, nasıl olur da kadın eşitliğin dışında bırakılabilirdi? Tüm yurttaşların eşitliğini ilke olarak benimseyen Türkiye Cumhuriyeti,  bu hakkı kadınlara tanımak zorundaydı. Zaten kadınlar her alanda yeteneklerini kanıtlamış ve özellikle Kurtuluş Savaşı sırasında olmak üzere ulus işlerine duydukları ilgiyi göstermişlerdi. Demokratik Türkiye Cumhuriyeti kadınlara belediye seçimlerinde oy ve seçilme haklarını sağlamıştı. Aynı hakları ona genel seçimlerde de tanımasını geciktirmesi için hiçbir neden yoktu.

Bu konferans ve konferans sonrası tartışmalar ilk meyvesini 26 Ekim 1933’te verdi. 2349 Sayılı Kanunla Türk kadınına Köy ihtiyar Heyetlerine ve Muhtarlığa seçme ve seçilme hakkı tanındı

11. Beklenen Gün Sonunda Gelir...

Genel seçimler için kadınların hakları sorunu ise hâlâ çözülmemişti. 1934’te Mustafa Kemal ile o zaman Başbakan olan İsmet İnönü bütün gece çalışırlar. Şafakla birlikte Atatürk A.Afetinan’ı uyandırır. 

İsmet İnönü'yle birlikte Afet İnan’ın kendisini beklemekte olduğu kitaplığa giren Atatürk, ona şöyle der “İnönü’nün elini öp ve teşekkür et.” Şaşıran Afet İnan nedenini sorunca Gazi şöyle açıklar: "Hükümet Büyük Millet Meclisi’ne teklif edecek”

Bu gelişme üzerine Anaya değişiklik teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulur. 5 Aralık 1934’te Anayasasının 10. ve 11. maddeleri değiştirilerek her Türk kadınına 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı verilir. 

 

12. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinde en büyük rolü oynayan Atatürk’ün bu konuya ilişkin görüşleri şöyledir:

Bu karar Türk kadınına toplumsal ve siyasal hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak gerekecektir.  Türk kadını evdeki uygar yerini yetkili bir şekilde doldurmuş, iş hayatının her safhasında başarılar göstermiştir. 

Siyasal hayatta, belediye seçimlerinde deneyim kazanan Türk kadını, bu kez de milletvekili seçmek ve seçilmek suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar ülkelerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak bu gün Türk kadının elindedir ve onu salahiyet ve liyakatla kullanacaktır."

Atatürk’ün bu düşünceleri doğrultusunda Şubat 1935 tarihinde yapılan seçimlerle 18 kadın milletvekili seçilerek yasama görevine başlamıştı

13. İlk Milletvekillerden Satı Çırpan'ın, Seçimlerde Aday Gösterilmesine Sebep Olan İlginç Olay

Afetinan anılarında bu olayı şu şekilde nakletmektedir:

“Sıcak yaz mevsiminde, (16 temmuz 1934) otomobille Kızılcahamam yolundayız. O zaman şose, Zir Ovasından giderdi. Yol boyunca bütün köylüler Atatürk geçecek diye çıkmışlar, kısım kısım yerlerde toplanarak, ağaç dallarından çardaklar ve taklar yapmışlardı.

Kazan Köyüne yakın bir yerde durduk. Okul talebeleri, öğretmenleriyle sıralanmıştı. Nahiye müdürü, köy muhtarı ve kadınlı erkekli köylüler hep bir arada idiler.

Atatürk, Üstü kapalı, yanları açık bir otomobilde idi. Yanımızda Nuri Conker ve başyaveri bulunuyordu. Otomobil durdu. Fakat o topluluktan hemen cesaret edip yaklaşan olmamıştı. Adeta emir bekliyorlar gibi bir durum vardı. Onların içinden birden bire sırma işlemeli en güzel köylü elbiselerini giymiş, yağız çehreli bir kadın otomobile yaklaştı, “Paşam, hoş geldiniz, senin için yer hazırladık, ayran yaptık, insene” dedi. 

Atatürk nezaketle yolumuzun uzun olduğunu ve her yerde durmak mümkün olmayacağını anlattı. Fakat aynı zamanda da bana “Bu kadın kimmiş sorsana” dedi. Ben onunla konuşurken diğer erkekler de cesaret alarak Atatürk’e yaklaşmışlar ve O’nun çeşitli suallerine cevap veriyorlardı.

Satı Kadından öğrendiğim şu idi, Kendisi Kazan Köyünün muhtarı imiş ve seçimle köy idaresinin başına yeni geçmiş, Muhtar Satı kadın, oraların hakimi edası ile ayranı otomobile getirtti. İçtik ve kendisinden köyü hakkında bilgi edinerek yola devam ettik.

Atatürk : “İşte mebus olacak kadın” dedi.

Satı Kadın, Türk Köylü kadınının cesur bir timsali olarak karşımıza çıkmıştı. Yol boyunca onun hakkındaki müşahadelerimiz söylüyorduk. Nuri Conker, Büyük Millet Meclisine âza olarak girebilecek bu yeni aday arkadaşı hakkında şakalı sözler sarfetmekle beraber, Atatürk bu muhtarın ismini ve köyünü kaydetmemi emir vermişti. 

Satı Kadın, şahsında Türk köylü kadınının mebus namzedini görmekle gururlu idim. Satı Kadın, 1935 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine, ilk kadın mebus olarak seçilmiş ve o devre müddetince vazife görmüştür. Bu durum ileri ve demokratik bir fikrin tatbiki olmuştur.

14. Son Söz İsmet İnönü'den

"Tarih Türk İnkılabını anlatırken, bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir. Türk İnkılabı denildiği vakit, bunun kadının kurtuluş inkılabı olduğu beraber söylenecektir. Şimdi almakta olduğumuz teşebbüs, bu kurtuluş İstikametinin tamamlanması, sonuçlanması ve en verimli hale getirilmesidir...

Senelerden beri hizmet ettiğimiz padişahtan biz bu hakkı isteseydik, mükafat olarak bizi ya ipe çekerdi ya denize atardı. Türk kadınları, Türk köylüleri, sizin için mutluluğun yolu açılmıştır, çünkü başınızda Atatürk vardır” 

Kaynaklar:

http://www.tekadam.8k.com/kadinm.htm

http://www.isteataturk.com/haber/print.php?haberno=3581

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/1564/16986.pdf

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
meliscankurtaran

Ay resmen iki gündür konustugum kadin mesajlarini silmiş ben şok! Aşağıda yorumlarim kendime yazılmış gibi duruyor ama ben silmeyecegim. Gören gördü zaten.

jsy

Bİzim toplumumuzda bir çocuğun gelişiminde en büyük katkıyı anneler vermiştir. Yani demek istiyorum ki bir anne eğitilirse bir toplumu eğitmiş olursunuz.

taner.beyribey

Hoca Salih Efendi, Operatör Emin Bey gibi herifler de şimdiki akpnin ataları herhalde...

bicerdover12

Seçme seçilme hakkı deniyorda ülkede 1950 ye kadar öyle bir hakkın olmaması ironik değil mi 1950 ye kadar ülkeyi tek adam tek partiyle yöneteceksin bütün muhalif yayınları zorla kapattırıp sana en ufak muhalefet edenleri istiklal mahkemelerinde yargılyacaksın ve asacaksın sonra çıkıp seçme seçilme hakkından bahsedeceksin istiklal mahkemelerinde yargılananlardan biride vatana büyük hizmetler etmiş Kazım Karabekirdir ve günümüzde bir kesimin seçmenine koyun,çomar yok dağdaki çoban ile benim oyum bir mi deyip başkalarının seçme seçilme hakkına saygı duymayan ve kendi seçtiği adamlar ülkenin başına gelemediği zaman ordu göreve deyip antidemokratik yoldan başkalarının seçtiğini düşürmeye çalışan ve geçmişte darbe ile düşürüp dar ağacına gönderen böylece başkalarının seçme seçilme hakkını zorla gasp etmiş olan Kemalist kafalar çıkmış seçme seçilme hakkından,demokrasiden bahsediyor ya gülmemek elde değil

meliscankurtaran

Oğlum ben sana tarih öğretenin amk! Çok partili sisteme geçme çalışmalarını yapan Atatürktu. Ama parti yobazlarin toplandığı bir yer olunca Atatürk tarafından bile değil kurucu Fethi Okyar tarafından kapatıldı. Ayrıca şimdi darbe yapanlar dinlenmeden ceza alırken Atatürk suikastçisini bile istiklal mahkemelerinde yargıladı, konuşturdu. Ve sen bu adama mı dikdatör diyorsun ? Her kelimeden cahillik okuyor Allahım her yer yobaz! Demokrasi ne bir tanımını öğren, azıcık tarih oku öyle gel. O dönemde Atatürkün saltanatı kaldırıp cumhuriyet getirdiğini ve bu ülkenin 600 yıldır da monarşi ile yönetildiğini öğren. Atatürkün buna rağmen cok partili sisteme geçmek için verdiği emekleri bil. Sonra gel utanmadan yorum yaz.

bicerdover12

Fethi Okyarın kurduğu parti 1930 yılında kuruluyor ve parti içinde Atatürke muhalif sesler arttığı için üzerinden bir yıl geçmeden yine 1930 da Atatürkün yakın arkadaşı Fethi okyar tarafından kapatılıyor bunu çabadan mı sayalım birde ondan önce Kazım Karabekirin kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet fırkası var onun ömrü de 1 yıl çeşitli bahanelerle ile kapatılmış ve sanki ben bunları bilmiyormuşum gibi aptal aptal konuşmuşun kusura bakma ama ben ömrü 2 sene bile olmayan iki partiyi çabadan sayamam ve biri zaten Kazım Karabekir kendi çabasıyla kurduğu parti ve sana tavsiyem o zamanlarda Atatürke muhalefet edilemeyeceğini edenin sonunun istiklal mahkemesi olduğunu öğrenmen

meliscankurtaran

Allahım işte sana ne anlatsan boş. Çok partili sistem icin terakkiperverin kurulmasini isteyen Atatürk ama partinin kurucuları yakın arkadaşları çünkü adamın zaten istediği bu. Ama sonra parti gericilerin toplanma odağı olunca ki terakkiperverin şeyh sait isyancilarinin toplandığı bir yer haline geldiğini ve o isyan yüzünden musulu kaybettiğimizi de biliyorsan niye kapatıldı diyecek kadar şuursuz olamazsın. Sonrasında gene Atatürkün teşvikiyle ikinci parti açılıyor ve gene insanlar sanki bu parti Atatürke zıtmış gibi ki savundukları şeyler aynıydı Atatürke karşı olan diyerek kendini güldürmüşsün biri devletçilik diğeri liberalizmi savunuyordu farklar buydu hatta Atatürk kardeşini bile bu partiye üye yaptı, destekledi. Ama içindekiler şeriat isteyince kapatıldı. Olayı olmayan yerlere boşuna cekmeye çalışma inan millet senden daha fazla şey biliyor.

jsy

Sen gerçekten tarih okumamışsın. Zannediyorsun ki ülkedeki tek savaş dışarıya verildi. Milli mücadele hem içeriye karşı hem dışarıya karşı verildi. Bu kadar mücadelenin ardından ülkenin geleceğini; kendi fikirleri bile olmayan, hacı dan hoca dan icazet alan bir toplumun ellerine bırakacak hali yok ya adamın. Kaldı ki her işini meclisle çözmüştür. İstiklâl mahkemelerinde kararları tek başına vermemiştir. Ülkenin geleceğine dair zarar potansiyeli olan ne varsa elbette ki gözünü kırpmadan gereğini yapacaktır ve yapmıştır.

bicerdover12

Kardeşim yazmıyayım diyorum ama aç bir Kazım karabekirin hatıratını oku bakalım ne diyor,ne anlatıyor Kazım Karabekir ile Atatürkün yolları neden ayrılmış belki bazı şeyleri anlarsın

jsy

Çok farklı tellerden çalıyoruz. Bu artık bir tartışma, değil bir ikna etmedir. Ben Atatürk'ün sana göre doğru olmayan yönlerini, senin bildiğin, belki de bilmediğin her yönünü araştırıyor ve neredeyse %100 haklı buluyorum. Ama sen bulmuyorsun. Bu yüzdendir ki ortak noktada buluşamayacağız.

ayna-efendi

Türkiyede kadınların çoğu bu hakların kıymetini bilmez çünkü bu haklar Atatürk tarafından verildi adeta hediye edildi kadınlar tarafından mücadele ile alınmadı

meliscankurtaran

Aslında erkeklere yüzyıllar öncesinden verilen hediye! Erkek ve kadın hakları doğuştan gelir birinin hediye etmesi değil gerekeni yapacak kadar ulu önder olmasi gerekiyordu ve o da Atatürktü. Tabi ki de bizim haklarımız için çok çabaladı ama bunu hediye olarak göremezsin. Erkek haklari da hediye o zaman!

ayna-efendi

hediyeden kastım türkiyede kadın hakları konusunda kadınların mücadelesinin çok az yetersiz olmasından dolayı, avrupada böyle değildi orada güçlü kadın hareketleri vardı

meliscankurtaran

Bir çok avrupa ülkesinden daha önce sahip olduk haklarımıza. Iyi niyetle söylediğini düşünüyorum yine de kelime seçimin yanlıştı. Onu düzeltmek istedim zaten. Ama doğru kadınlar olarak daha fazla ayaklanmamiz lazim hele böyle zamanlarda ama aramızda fazla beyinsiz var işte.

Başlıklar

AnkaraBaşbakanBursaDiyetErzurumİstanbulİzmirÖğretmenSavaşTürkiye Büyük Millet Meclisietkadınlarmüzikolay
Görüş Bildir