Atalay: ‘'Hedef PKK'nın Silah Bırakması, Bütün Enstrümanlar Devrede'

 > -

Atalay: ‘Görüşmeler’ Dahil Terörü Bitirecek Bütün Enstrümanlar Değerlendirilecek

Atalay: ‘Görüşmeler’ Dahil Terörü Bitirecek Bütün Enstrümanlar Değerlendirilecek

Terörle mücadelede ‘entegre strateji’ dönemi

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, terörle mücadele ve ‘Kürt sorunu’nun çözümünde gelinen noktayı ve atılacak adımları STAR’a açıkladı. Atalay, terörle mücadelede ‘tam koordinasyon’un sağlandığını ve değerlendirilebilecek ‘bütün enstrümanların’ devrede olduğunu açıkladı:

Teröre karşı ilk kez tam koordinasyon Terörle mücadelede iki kavram çok önemli ‘entegre strateji’ ve ‘tam koordinasyon’… Entegre strateji tüm boyutları, içeride ve dışarıda tüm kurumları, ülkeleri ve ilgilileri kapsıyor. Daha önce benim İçişleri Bakanlığı dönemimde bile güçlü bir koordinasyonu yürütmekte zorluklarımız vardı. Şu anda tam anlamıyla sağlandı. Başbakanımızın liderliğinde; koordinatör bakan olarak ben, Adalet, İçişleri, Milli Savunma, Dışişleri bakanları, Genelkurmay, MİT, Emniyet... Bütün birimler tam bir koordinasyon içinde bu ‘entegre strateji’yi yürütüyoruz.

PKK silah bırakacak, başka yolu yok Terör örgütü silah bırakmadıkça güvenlik birimlerimizin operasyonları aynı hızla devam edecek. Hiçbir tereddüt yok. İçeride alan hakimiyeti, sınır ötesine operasyonlar devam edecek. Bizim amacımız terörü bitirmek, minimize etmek.

Sakinlik Silvan’la sabote edildi Operasyonların artması Silvan saldırısından sonradır. Silvan öncesi 2009-10 dönemi sakin geçmişti. 2011 seçimlerine kadar… Seçimde biz yüzde 50’ye yakın oy aldık. Tam daha ileri adımlar atılacaktı ki Silvan saldırısı oldu. Birileri sabote etti. Bizim de operasyonlarımız arttı.

Bütün enstrümanlar devrede Operasyonlar sürerken, entegre stratejinin diğer bütün enstrümanları da devrededir. Demokratikleşme bir yana, terörü sona erdirici çalışmalarda diğer boyutlar da var. Devlet, iç ve dış bütün mekanizmaları, bütün enstrümanları değerlendirir, sorunu çözmek için seferber olur. Bütün boyutlarıyla...

En güçlü enstrüman TBMM Diğer enstrümanlar dediğimizde TBMM en önemli çatıdır. Biz sakin geçen 2009 ve 2010’da MHP ve CHP’den randevu istedik, vermediler. TBMM’de genel görüşme yapalım dedik, orada da bir şey söylemediler. Sonra, Kılıçdaroğlu’nun Başbakanımızı ziyareti bizi umutlandırdı. CHP dört partili bir çalışma önerdi. Biz de ‘olmazsa, iki parti olarak çalışalım’ dedik. MHP ve BDP’nin katılmayacağı belliydi. Bizim ikili çalışma teklifimiz hala geçerli, ama CHP illa dörtlü olsun derse, bu çözüm istememektir.

BDP ‘siyasi aktör’ olabilir Meclis milletin iradesiyle oluşuyor. TBMM millet demek. Siyaset kurumu demek. Siyaset kurumunun üzerindeki vesayeti biz kaldırdık, halkın yeniden güvenini sağladık. BDP’nin bu sürece katkı vermesi önemli. Başbakanımızın ‘terörle aralarına mesafe koysunlar’ çağrısı çok önemli. AK Parti’nin siyaset üzerindeki vesayeti kaldırması gibi BDP de kendi üzerindeki vesayeti kaldırmalı. BDP bugüne kadar etkili bir politika üretemedi ama bu süreçte bile çaba sarfederse hala potansiyel var.

İkinci önemli enstrüman; Sivil toplum TOBB’un organize ettiği bölge işadamları, odalar borsalar toplantıları yapıyoruz. AK Parti de milletvekilleri ve teşkilatlarıyla toplantı yaptı, devam edecek. Başbakanımız onları dinledi, tekliflerini aldı, kendi görüşlerini aktardı. Herşey konuşuldu. Söylenmedik bir söz kalmaz bizim istişare toplantılarımızda, en aykırı şeyler söylenir. Sonunda bir karar alınır ve hepimiz tek ses oluruz. Bölgede aktivitelerimizi arttıracağız. Gitmediğimiz köy kalmayacak. Yaptıklarımızı, yapacaklarımızı, düşüncelerimizi anlatacağız.

Kürtler de silaha isyan etmeli Burada Kürt kökenli vatandaşlarımıza da büyük iş düşüyor. Bugünleri geçmişle kıyaslasınlar. Vicdanla analiz etsinler. Bizim yaptığımız bir restorasyondur. Herşey çok değişti. İyi niyetle bakıldığında herşey çok değişti, daha çok şey yapılacak. AK Parti bir imkan. Daha fazla özgürlük arayan tüm insanlarımız için bir imkan. Onların da teröre, silaha baş kaldırmaları gerekir. Terör bittiği zaman Türkiye demokratikleşmede daha çok adımlar atacak. Dini liderlerin, kamuoyu önderlerinin, STK’ların daha fazla düşünmesi lazım.

Başbakan Washington yolcusu

Üçüncü enstrüman; uluslar arası ilişkiler Terörle mücadelede etkili olabilecek tüm ülkelerle birlikte çalışıyoruz. Kuzey Irak ’la daha ileri görüşmeler yapıyoruz. En son Barzani geldi, Başbakan Erdoğan’ bizzat görüştü. Suriye ; terörü besliyor. PYD orada destek alıyor. Terör örgütü de Suriye’deki durumdan yararlanmak istiyor. Suriye krizinin bitmesi bizim terörle mücadelemizde olumlu bir gelişme olacak. ABD ; Irak’ta ve Kuzey Irak’ta etkili bir ülke. Türkiye’ye terörle mücadelede sınır ötesi operasyonlarımıza istihbarat katkısı veriyor ama beklediğimiz oranda değil. Daha ileri işbirliği, daha fazla destek mümkün. Başbakanımızın ABD başkanlarıyla görüşmelerinde bu konu daima vardır. Başbakan Erdoğan, henüz kesinleşmedi ama Şubat gibi Washington’a gidecek. Planlama yapılıyor. Ondan önce ABD İç Güvenlik Bakanlığı’ndan bana bir davet geldi. Ben önce giderim, liderlerin görüşmesi öncesi hazırlıkları yaparız.

AB ; Avrupa ülkeleri terör örgütüne karşı operasyonlar yapmaya başladı. Danimarka ve Hollanda’da oldu en son. Norveç Savunma Bakanı geçen hafta konuğumdu, Roj TV’den sonra orada bir kanal kurmuşlar, onu konuştuk. Onların girişimleri olacak. Erdoğan, Berlin Büyükelçiliğimizin açılışında Merkel’le bu konuyu uzun uzun konuştu.

Dördüncü enstrüman; görüşmeler 2005’te Başbakan’ın Diyarbakır konuşmasıyla odaklanan bir süreç vardı. 2009’da Milli Birlik Kardeşlik Projesi’ni başlattık. İşler iyi gidiyordu. Devletin kurumları belli görüşmeler yapıyordu. Kalıcı çözüme yönelik çalışmaları Silvan saldırısı etkiledi. Ama biz Başbakanımızın da ifadesiyle, ülkemizin milletimizin menfaati için adımları yine atacağız. Terörün bitirilmesi için elinizdeki enstrümanları iyi değerlendirmemek de eksikliktir. Devletin değişik kurumları vardır bu görüşmeleri yapmak için. Bunlar görüşmezse eksiklik yapmışlar demektir. Neden görüşülüyor demek yanlıştır. İmralı dahil her enstrüman bunun içindedir. Bundan sonraki her çalışmanın temel hedefi örgütün silahları bırakmasıdır. Ama tekrar ediyorum; silahlı terörist oldukça güvenlik birimlerimizin operasyonları devam edecektir.


35. MADDE KALKACAK DARBE MEVZUATI SİLİNECEK

Reformcuyuz, devrimciyiz böyle devam edeceğiz

Bizimkisi sessiz devrim 58. hükümetin ilk bakanlar kurulunu 19 kasım 2002’de yapmıştık. Geçen hafta da 11. yılın ilk bakanlar kurulunu yaptık; geçen 10 yılı konuştuk. AK Parti reformist ve devrimci bir parti olarak kuruldu. İki ana eksenimiz daha fazla demokratikleşme ve ekonomik kalkınma… ‘10 yılda bir sessiz devrim gerçekleştirdik. Bu özelliğimizi kaybetmedik, böyle devam edeceğiz’ dedik. Neden sessiz devrim diyorum. Arap baharı sürecinde Tunuslu, Mısırlı yetkililerle çok görüştük. Onlara söyledim; “Siz halk hareketiyle demokratik devrim yapıyorsunuz. Biz ise halkı arkamıza alarak sessiz bir demokratik devrim yaptık. 2002’de yüzde 34’le destek aldık, 2001’de bunu yüzde 50’ye çıkardık.

10 yılda neler değişti Devlet değişti; otoriter, ceberut devlet değil, insan yüzlü devlet geldi.

Güvenlik konsepti değişti. Tarihimizle barıştık. Siyaset üzerindeki vesayet kalktı, demokrasi güçlendi. Ekonomi güçlendi, refah arttı. Türkiye, ekonomik güç olarak da geleceğin dünyasını şekillendirecek 3-4 ülkeden biri olarak gösteriliyor. Ülke olarak ve yöneticileri olarak liderliğimiz dünyada kabul gördü. Başbakan Erdoğan bugün dünya liderleri içinde önemli bir profil. Türkiye haksızlığa karşı duran bir ülke olarak yıldızlaştı. Vatandaşımız içeride ve dışarıda özgüven kazandı. Vatandaşlarımız daha özgür ve geleceğe daha güvenle bakıyor.

Anormal bir Türkiye almıştık Siyasetin üzerinde büyük bir vesayet vardı. Türkiye demokrasisi özürlü bir demokrasiydi. Olağanüstü, anormal dönemlerdi. Türkiye işkenceyle, faili meçhullerle, yargısız infazlarla, vatandaşlarımızın bir kısmına yönelik ret ve inkar politikalarıyla, köy boşaltmalarla, DGM’lerle, ekonomik ve siyasi krizlerle anılıyordu. Vatandaşların büyük kısmı iç düşmandı devletin gözünde, bazı kesimlere yönelik ayrı bir baskı, zülüm vardı. Enflasyon üç haneliydi. Kimse Türk Lirası taşımıyordu. Teröristle vatandaş ayırımı yapılmıyordu. Doğu ve Güneydoğu’da akıl almaz haksızlıklar vardı. Bugünkü sorunların kaynağı oradadır.

Herşey 2001 programımızda var AK Parti bu şartlarda kuruldu. 14 Ağustos 2001’de. Çok geniş araştırmalar yaptık. Ben 28 Şubat sürecinde rektörlükten alınmış, emekli olmuştum. ANAR’ın başındaydım. Gündem araştırmalarını icat ettik. O günkü sorunları iyi çalıştık. Mutfağımız çok iyiydi, hala çok iyidir. Türkiye’nin tüm sorunlarını göğüsleyecek bir program hazırladık. Tabii iktidara geleceğimizi görmüştük. Çünkü 2002’de büyük bir siyasi boşluk vardı. Geleceğe güvenle bakanların oranı yüzde 13’lere düşmüştü. Kararsızlar birinci partiydi. AK Parti umut verdi ve iktidara geldi. İcraatıyla da umudu güvene dönüştürdü ve her seçimde bu güven artarak devam etti.

İlk icraatımız OHAL’i kaldırmak İktidarımızın 10. gününde kaldırdık. Simgesel önemi vardır. İkinci icraatımız da AB seferberliği başlatmak oldu. Ve bizim bütün reformlarımızda siyasi alanda Kopenhag ve ekonomik alanda Maastricht kriterlerinin büyük desteği vardır. Geçmişteki karanlık olayların üzerine gidildi. DGM’ler kaldırıldı, vatandaşın hak hukukunun iadesi sağlandı. Bilgi Edinme Kanunu ile şeffaflık için önemli bir adım atıldı.

Geçmiş 10 yılın en önemli tarihi anlarından biri 27-28 Nisan günleridir. Genelkurmay’ın geceyarısı bildirisi ve ertesi sabah hükümetin cevabı… Demokraside, vesayetin kalkmasında dönüm noktasıdır. Bunun her safhasını yaşayan biri olarak söylüyorum. Başbakanımız’ın Türkiye’nin demokratikleşme tarihine bir hediyesidir. Hükümetin cevabını kimin kaleme aldığı önemli değil, sivil hükümetin iradesinin tezahürüdür, bir toplu çalışmadır.

TSK 35. Madde değişecek Demokratikleşme, sivilleşme yolunda atılacak daha çok adım var. 30 Eylül kongremizde açıkladığımız 63 maddelik 2023 vizyonunda var. Sivilleşme konusunda hala mevzuatımızda sorunlar var. En önemlisi Anayasa. Anayasa yenilenmeden ileri adımlar atmak zor. Çünkü darbe anayasasıdır. Darbeyi yargılıyorsunuz ama onların yaptığı anayasayla yönetiliyorsunuz. Bu çelişki. TSK iç hizmet kanununun 35. Maddesi değişmeli. Sadece o değil, aynı anlama çekilebilecek, darbeye bahane edilebilecek diğer maddeler ve mevzuat da değişmeli. Bunlar gecikmeden yapılacak.

Jandarma İçişleri’ne bağlanacak Meclis’in darbeleri araştırması başlı başına önemlidir demokrasi açısından. Raporda ortaya konulanlar, öneriler dikkate alınacaktır.

Genelkurmay’ın MSB’ye bağlanması konusunda gündemimizde bir çalışma yok ama eski bir İçişleri Bakanı olarak söyleyeyim, jandarmanın yarısı TSK’da yarısı İçişleri’nde olması doğru değil. İç güvenlikte bütünlük çok önemli. Bunlar konuşulan, düşünülen şeyler ama tasarıya dönüşmüş değil. Darbecilerin isimlerinin silinmesi konusunda devletin, sivil toplumun, yerel yönetimlerin yapması gerekenler var. Bir yandan yargılanan kişilerin isimlerinin devlet kurumlarında olması çelişkidir.

Kıyafet özgürlüğü her yerde Özgürlükler alanında hala yapılması gerekenler var. Başta kıyafet özgürlüğü. Bu tartışmayı bitirmek lazım. Kamu özel ayrımı bile yapılmamalı. İnsanın en önemli özgürlüğü kıyafetidir. Özellikle en özgür yerler olması gereken üniversitelerde. Elbette üniforması olan yerler, o üniformayı benimseyerek girilen yerlerdir.

Şiddetsiz düşünceye sınırsız özgürlük Düşünce özgürlüğünde uluslar arası kriter şiddettir. Şiddet içermeyen, şiddeti övmeyen, desteklemeyen her türlü düşünce ne kadar keskin, sıra dışı olursa olsun suç sayılamaz. Bu konuda yapılması gereken düzenlemeler var. 4. Yargı Paketi’nde bunlar var. Nezaketle konuşmaya alışkın olanlar, insanları anarken ‘sayın’ diyebiliyor örneğin. Zaten bu ‘sayın’ meselesi de Yargıtay kararıyla suç sayılmıyor artık. Şiddet içermeyen düşünceye özgürlük. Düşünceyle, siyasetle şiddeti ayırmak lazım.

Kürt vatandaşlarımızın doğal haklarını iade ettik

Terörle vatandaşlarımızı ayırdık Terörle mücadelede paradigmaları değiştirdik. İlk defa terör ile vatandaşlarımızın hak ve hukukunu ayırdık. Devlet geçmişte Kürt vatandaşımızla da sorun yaşamış, dindarlarla da alevilerle de. Devlet her kesimle sorunlu. Biz her kesimle devletin sorunlarını bitirmeye gayret ettik. Geçmişle yüzleşen, yanlışlarını düzelten bir devlet hedefledik. Geçmişte o kadar yanlış yapmıştı ki devlet, vatandaşın güveni kaybolmuştu. Biz vatandaşı yeniden devlete güvenir hale getirmeye çalıştık.

Hakları vermedik, iade ettik Vatandaşlarımızın tabii hakları ihlal edilmişti, iade ettik. ‘Verdik’ demiyorum, iade ettik. Bunları yaparken ne pazarlık ettik, ne de birileri istedi diye yaptık. 2001’deki parti programımızda vardı bu. Bakın 2001’de programımıza ne yazmışız: “Ret ve inkar politikalarına son verilmesi. Bölge halkının mutluluğu, refahı, hak ve özgürlüklerini gözeten bütünlük ve üniter devlet yapısını gözeten politikalar… Kültürel farklılıklar zenginliktir. Resmi dil ve eğitim dili Türkçe olmak kaydıyla Türkçe dışındaki dillerde yayın dahil kültürel faaliyetlerin yapılması…” Ayrıca ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı’ gibi alt başlıkları da var bunun.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

14 AğustosAdalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBaşbakan YardımcısıBeşir AtalayCumhuriyet Halk PartisiDarbeDiyarbakırİmralıIrakMilliyetçi Hareket PartisiNorveçSuriyeTerörTürk Silahlı KuvvetleriTürkiye Büyük Millet MeclisiYargıtaygündem
Görüş Bildir