Asu Maro Yazdı: Sahnelerin Centilmen Aktörüne Veda

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Asu Maro Yazdı: Sahnelerin Centilmen Aktörüne Veda

Yıldız bir futbolcu olmanın eşiğinden döndüğü hayata yıldız bir aktör olarak veda etti Metin Serezli... Anma töreni istemedi... Hafızalarda hep sahnelerin ‘centilmen’i olarak yaşayacak...

Yıl 1951, 17 yaşında iki delikanlı bugün Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun bulunduğu arsada top oynuyor. İki kişi yaklaşıyor yanlarına, bir süre seyrettikten sonra birine “Fenerbahçe’de genç takımda futbol oynar mısınız?” diye soruyorlar. Kendini bildi bileli Fenerbahçeli olan genç için mucize gibi bir soru bu... Uça uça kabul ediyor. Yıllar geçip Macar teknik direktör Lazslo Szekely tarafından seçim yapmaya zorlanmasa, belki onu da o zamanlar kulüpte ona abilik yapan Lefter gibi sahalarda tanıyacaktık. Öyle olmadı, Metin Serezli’nin adı tiyatro tarihine yazıldı...

1934 yılında İstanbul’da dünyaya geldi Metin Serezli. Atatürk Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Fenerbahçe genç takımla beraber okul takımında da futbol oynuyor, tiyatro kulübüne devam ediyordu bir yandan. Fakat Fenerbahçe dergisine verdiği röportajda aktörlüğü becerebileceğini hiç tahmin etmediğini anlatıyordu. Futbolda top her zaman ayağının altında, onun kontrolündeydi. Sahneye o kadar hakim olabileceğini sanmıyordu. Gelgelelim hocası Avni Dilligil aynı kanaatte değildi. İki provadan sonra “Sende ışık görüyorum” dedi ve itirazlarını dinlemeden Almanya’daki üniversitelerarası tiyatro festivaline katılacakları oyunda rol verdi Serezli’ye. Yıl 1953’tü ve hayatın ona hazırladığı sürprizler bundan ibaret değildi. Yaz başında Fenerbahçe’den haber geldi, Metin Serezli ile beraber iki kişiyi genç takımdan A takımına çağırıyorlardı. Rüya gibiydi her şey ama bir yandan Avni Dilligil’e verilmiş söz vardı. Metin Serezli teknik direktör Szekelly’den oyun için bir ay izin istedi ve hayatını değiştirecek cevabı aldı: “Ya teatro ya futbol... Gidersen bir daha gelme.”

“Hayatımda hiçbir onur Fenerbahçe’de oynadığım üç senenin bana verdiği onur kadar büyük değildir” dese de sözünü tutmak zorundaydı, cevabı ‘tiyatro’ oldu.

İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosu’nda amatör olarak başladığı oyunculuğa, 1955’te Dormen Tiyatrosu’nun ilk oyunu olan “Papaz Kaçtı” ile profesyonel olarak devam etti. Ekipte Haldun Dormen, Erol Günaydın, Erol Keskin gibi isimlerin yanı sıra 1957’de evlenip dokuz yıl evli kalacağı Nisa Serezli de vardı. Metin Serezli, bu arada provaların yoğunluğundan hukuku bırakıp İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’ne girmişti. Bir ara Sanat Tarihi bölümünde de okudu.

Oyunculuğa uzun süre Dormen Tiyatrosu’nda devam etti. Brecht’lerle, Gogol’lerle, ünlü müzikaller, tabii ki Ray Cooney komedileriyle geçen bir dönem... 1971’de Altan Erbulak ile birlikte Çevre Tiyatrosu’nu kurdu. Bu kez yanında, 1968’den bugüne hayatını paylaşıp hep ideal çift olarak görüleceği, iki oğlunun annesi Nevra Serezli de vardı.

'80’lerde yeniden Dormen Tiyatrosu’na dönen Metin Serezli, son yıllarda da Tiyatro İstanbul ve Tiyatrokare’de sahneye çıktı. 100’den fazla oyunda rol aldı, 28 oyun ve 5 müzikal yönetti.

Yeşilçam’da da şansını denedi ama 50’den fazla filmde oynadığı halde ‘jön prömiye’ olmadı, ikinci adam rollerinin vazgeçilmez aktörüydü. Çünkü tiyatroydu hayatının bir numarası. Filmler, diziler ona ayak uydurduğu sürece vardı. Avni Dilligil, Afife, Üniversiteler Birliği, İsmail Dümbüllü ve Lions en iyi oyuncu ödüllerine sahip oldu.

Futboldan hiç vazgeçmedi... 50 yaşına kadar haftada üç gün eski milli takım oyuncusu arkadaşlarıyla maç yapmaya devam etti, ayağı sakatlandıktan sonra da tutkun taraftarlığa... Futbol bitti, tenis başladı. Hem de madalyalar kazanacak kadar ciddi... Eşi Nevra Serezli ile beraber kayak yapmak da hayatının vazgeçilmezlerinden biriydi.

Ne yazık ki bir vazgeçilmezi daha vardı ama: 28 yaşından beri içtiği sigara. Nevra Serezli “Alışkanlıklarına bağlıdır” diye anlatıyordu bir röportajda eşini. Aynı koltukta oturmayı, aynı bonfileyi yemeyi, aynı elbiseleri almayı severmiş, vazgeçemezmiş sevdiği şeylerden. 2009’da Tuluhan Tekelioğlu’na verdiği röportajda “Sigarayı bırakmak istemiyorum” diyordu; “Bırakamıyorum değil. Muhakkak zararını görüyorumdur.”

Zararları iki sene sonra kendini göstermeye başladı yazık ki. 2011’de akciğer kanseri teşhisi kondu usta aktöre... Tiyatrokare’de provalarına başladığı oyundan ayrıldığını, tedaviye başladığını duyduk önce... Sahnelere döneceği günü beklerken de durumunun kötüye gittiğini...

Pazar sabahı da saat 07.00’de yıldız bir futbolcu olmanın eşiğinden döndüğü hayata yıldız bir aktör olarak veda etti Metin Serezli... Anma töreni istemedi... Yarın öğle vakti Teşvikiye Camii’nde kılınacak namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na uğurlanacak. Hafızalarda ise hep güleryüzüyle, zarif, beyefendi kişiliğiyle, sahnelerin ‘centilmen aktörü’ olarak yaşayacak...

Milliyet Sanat

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaFenerbahçeFenerbahçe Spor KulübüİstanbulKonserMilli TakımTiyatrofutboloyun
Görüş Bildir