Aslı Aydıntaşbaş: Okur Da Masum Değil. Kaliteli Bir Gazeteyi Almıyor

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Aslı Aydıntaşbaş: Okur Da Masum Değil. Kaliteli Bir Gazeteyi Almıyor

Aslı Aydıntaşbaş: Okur Da Masum Değil. Kaliteli Bir Gazeteyi Almıyor

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sebebiyle Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES)’in düzenlediği ve iki oturum halinde gerçekleştirilen panellerin ilki Banu Güven moderatörlüğünde yapıldı ve ilk oturumda Aslı Aydıntaşbaş, Cüneyt Ülsever ve Nazım Alpman konuşmacı olarak söz aldı. İkinci oturum ise Ayşenur Arslan, Kadri Gürsel, Tuncay Mollaveisoğlu konuşmalarını Haluk Şahin moderatörlüğünde sürdürdü

Yetkin Çakır /DAĞ MEDYA
info@dagmedya.com

TÜSES 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde “Medya Özgür mü? Medya-İktidar İlişkisi” başlıklı bir panel düzenlendi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde “Medya Özgür mü? Medya-İktidar İlişkisi” başlıklı sorular panelin ana konularıydı. Saat 13:45’te başlayan panelden önce ilk olarak TÜSES Vakfı başkanı Altan Ertürk söz aldı ve 10 Ocak 1961 tarihinden günümüze kadar gazeteciliğin ve kazanılmış hakların yavaş yavaş nasıl engellendiğini anlattı. Türkiye için “Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” tanımını kullanan Ertürk ayrıca “Basın erk midir? Özgürlük mü? Erk olarak algılandığında bu güç hiç kötüye kullanılmıyor mu? Basın, toplumsal iletişim özgürlüğünün başında gelir. Görevi doğru ve gerçek bilgiyi aktarmaktır. Halkın haber alma hakkı bu özgürlük sayesinde hayata geçer. Yani basın erkler tarafında değil, özgürlükler tarafındadır.” dedi.

Panele geçildiğinde Gazeteci Banu Güven, Türkiye’de gazetecilik yapmanın zorluklarından bahsederek konuşmasına başladı. Gazetecilerin örgütlü olamamasının daha önce de sorunlara yol açtığını, gazete patronlarının “centilmenlik anlaşması” olarak nitelendirdiği anlaşma nedeniyle, bir gazeteden ayrılan kişilerin başka grupta çalışamadığını ve günümüzde de benzer uygulamalara maruz kalındığını hatırlattı.

CÜNEYT ÜLSEVER: ”YAMUK BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ. BU ÜLKEDE EKMEK 1980′LERİN BAŞINDA BOZULDU. BİR ÖZALCI OLARAK SÖYLÜYORUM.

Banu Güven ‘den sonra sözü alarak,“ Geçtiğimiz yıl bugün çalışmayan gazetecilere dahil olduğum için bu panele davet edilmemiştim, şimdi hamdolsun işim var ve buradayım.” şeklinde esprili bir giriş yapan Cüneyt Ülsever sözlerine medya–iktidar ilişkisini aşk ve nefret ilişkisine benzeterek devam etti. “Basın var olduğundan beri hiç bir zaman medya ve iktidar ne bir aşk yaşayabildiler ne de kopmayı becerebildiler. Böyle bir ilişkide bana daha çok Türk tipi aile yapısında iktidar erkek olarak gözüküyor, medyayı ise kadınlar olarak görüyorum.” diyen Ülsever medyayı, kocası sevse de dövse de buna razı olan kadına benzetti. Gelinen durumda iki tarafın da hataları olduğunu belirtti. ”Yamuk bir ülkede yaşıyoruz. Bu ülkede ekmek 1980′lerin başında bozuldu. Bir Özalcı olarak söylüyorum” Yazarı olduğu gazeteden nasıl ayrılmak durumunda bırakıldığının hikayesini de dinleyicilerle paylaşan deneyimli gazeteci, esprili anlatımı ve benzetmeleriyle salonda gülüşmelere yol açarak konuşmasını bitirdi.

ASLI AYDINTAŞBAŞ: ” BU ÜLKEDE YILLARDIR TEK BİR YOLSUZLUK HABERİ YAPILMIYOR. BU NORMAL Mİ?

Mikrofonu devralan Aslı Aydıntaşbaş ise yakın zamanda olan olaylardan bahsetti. Geçtiğimiz sonbaharda Başbakanın gazete patronları ve yayın yönetmenleriyle yaptığı bir toplantıda bazı konuların gündeme getirilmemesini istediğini ve medya patronlarının birçoğunun buna itiraz etmek yerine sansür kurulu oluşturulması istediğine şahit olduğunu anlattı. Bir çok gazetecinin sebepsiz yere tutuklandığı, iddianamelerine göz attığı bazı davaların suç unsuru bile içermediğini ve hatta savcıların bu konuyu suçla ilişkilendirme zahmetine bile girmeye gerek duymadığından yakındı.

“Merkez medyada muhalif isimlerin kriminalize edildiği bir süreci yaşıyoruz.”

“Her şeyin bilinip hiçbir şeyin yazılmadığı bir medya dönemdeyiz””

“Bu ülkede yıllardır tek bir yolsuzluk haberi yapılmıyor. Bu normal mi?”

”Ülkenin Doğusu ile Batısı arasında büyük bir kopukluk var. Ve bunda da medyanın günahı var!”

”Okur da masum değil. Kaliteli bir gazeteyi almıyor.”

NAZIM ALPMAN: ESKİ ZAMANLARDA GAZETECİLERİN ATI,YATI,KATI YOKTU.ÇAY -SİMİT GAZETECİLİĞİ DENİRDİ

Son olarak söz alan Nazım Alpman da, düzenlenen bu toplantıların daha önceki yıllarda da oldukça faydalı olduğunu belirterek konuşmasına başladı. “Eski zamanlarda gazetecilerin atı, yatı, katı yoktu. Çay-simit gazeteciliği denilirdi. Hepsi bir arada olan gazeteciler sadece haberlerle ilgilenirlerdi.” diyerek devam eden Alpman, merhum gazeteci Abdi İpekçi ile olan anılarını da paylaştı. Güneydoğu konusuna değinerek iktidarların geçmişten beri orada olan olaylara milli maç izler gibi bakılmasını, kendileri tarafından yapılan faullerin göz ardı edilmesini istediklerini söyledi. “ Öcalan ’ın öldürdüğü iddia edilen otuz bin kişinin yirmi iki bin tanesi zaten PKK gerillası, ancak medya burada da bir çarpıtma yaptı.” dedi.

HALUK ŞAHİN: İDEOLOJİK MÜCADELEYİ MERKEZ MEDYA KANALLARINDA KAZANMIŞ OLAN SİYASİ İKTİDAR, SOSYAL MEDYAYI DA BOŞ BIRAKMIYOR

Soru-cevap bölümüne geçildiğinde ise medyanın geleceği, basılı medya döneminin yavaş yavaş geride kaldığı ve İnternet ortamında gazeteciliğin olumlu-olumsuz yanları tartışıldı. Dünyada yüksek tiraja sahip bir çok gazetenin artık matbaalarını durdurduğu ve İnternet gazeteciliğine geçtiğinden bahsedildi ve Haluk Şahin’in moderatörlüğündeki ikinci oturum için ara verilerek ilk bölüm sona erdi.

Haluk Şahin , “medya sahipleri haber yapmanın değil, haber yapmamanın daha çok para yaptığını gördü. Hala bazı gazeteleri almaya devam ediyorsak, bazı TV’leri hala izlemeye devam ediyorsak görevdeki bazı isimler yüzündendir. İdeolojik mücadeleyi merkez medya kanallarında kazanmış olan siyasi iktidar, sosyal medyayı da boş bırakmıyor.”

AYŞENUR ASLAN:YILLARDIR GAZETECİLİKTE OTO SANSÜRÜN VE SANSÜRÜN EN GEÇERLİ OLDUĞU MESELE, KÜRT MESELESİ OLMUŞTUR

Ayşenur Aslan, “Bizim merkez medya olarak asıl sorunumuz beyinlerimize yerleştirilen Jandarmalardır. Özel haberi, yolsuzlukları vs geçin, oto sansür nedeniyle sıradan haber yapılamıyor, soru sorulmuyor.Bugün bizim için asıl olan oto sansür! Gazetecilik yaparken iktidar ne istiyor doğru anlarsanız, rahat edersiniz (!) Yıllardır gazetecilikte oto sansürün ve sansürün en geçerli olduğu mesele, Kürt meselesi olmuştur.”

Kadri Gürsel “Gelecek için umutlu değilim, çünkü kötü bir gazetecilik dönemi geliyor. Kötü gazetecilik, soru sormayı bilmeyen gazeteciliktir”

Türkiye’de 10 Ocak’ın Çalışan Gazeteciler Günü olarak belirlenmesine neden olan olay 10 Ocak 1961′de gerçekleşti. Bu tarihte Türkiye’de gazetecilerin haklarını arttıran ve çalışma koşullarını iyileştiren 212 sayılı yasa yürürlüğe girmişti. Bunun üzerine dokuz gazete sahibi bu yasayı protesto etmek için üç gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldı. Gazete patronlarının kararına karşılık gazeteciler Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) önünden Vilayet binasına kadar yürüdü. TGS öncülüğünde patronların gazeteleri yayımlatmadıkları üç gün boyunca (11, 12 ve 13 Ocak) Basın adlı bir gazete yayımlandı.

YIPRANMA HAKKI GERİ Mİ VERİLECEK?

Panel sürerken gazetelerde çıkan bir haber dikkat çekti. Zaman gazetesinin haberine göre, “Meclis’te görüşülen yasa tasarına bir önerge ile gazetecilerin yıpranma hakkı eklenecek. Böylece gazetecilere 5 yıl yıpranma hakkı verilecek. 2008’deki Sosyal Güvenlik Reformu ile gazetecilerin yıpranma hakkı ellerinden alınmıştı. Sonraki süreçte gazeteciler, yıpranma hakkını yeniden verilmesine ilişkin taleplerin Başbakan recep Tayyip Erdoğan’a iletmişti. Başbakan Erdoğan da Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e talimat vermişti. Bakan Çelik, uzun süredir sürdürdüğü bu konudaki çalışmayı 10 Ocak Gazeteciler Günü’ne yetiştirdi. Çelik ilk sinyali de twitter’daki hesabından verdi. Bakan Çelik, “4-5 yıldır tüm gazetecilerle birlikte bizim de gündemimizde olan, gazetecilerin fiili hizmet zamlarına bugün son noktayı koyuyoruz.” dedi. (Zaman.com.tr) “

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAşkBaşbakanRecep Tayyip ErdoğanTwitteraşkçaykadınlarolay
Görüş Bildir