'Aşk Değil, İyi Arkadaş Olmak Önemli'

-

Aşk Değil, İyi Arkadaş Olmak Önemli

Dün vizyona giren “Mutlu Aile Defteri”, Binnur Kaya ve Bülent Parlak’ı aynı sette buluşturdu. Filmin seyirciyle buluşmasından hemen önce Asuman ve Cevdet karakterlerine hayat veren ikiliyle bir araya geldik, bu ilginç çiftin öyküsünü konuştuk.

Binnur Hanım, elinizde poğaçalarla gelince Heidi’yi anımsattınız bana. Sever miydiniz Heidi’yi?

Binnur Kaya: Çok severdim. Gerçekten yaşamış olsa, ancak bu kadar severdim!

Heidi’nin o dağlarda kendini özgür hissetmesi miydi hoşunuza giden?

Binnur: Evet... Yeşillerin içinde olması çok güzeldi. Köpeği, kuşu, dedesi vardı. Bir de samandan yatağı, tahta ayakkabıları... Hepsi çok güzeldi.

Siz nasıl bir çocuktunuz?

Binnur: Normal. Bazen uyuz, bazen yaramaz.

En çok neye uyuzluk yapardınız?

Binnur: İnadım vardı. Hâlâ da var o inat. Pis bir huy. Küçük şeylere inat yaparım kendi kendime. “Çıkayım sahile bir dolaşayım” derim mesela, sonra inadım tutar, çıkmam. “Yemeyeyim” derim, sırf öyle dediğim için yerim.

Oyuncu olmaya çalışırken de var mıydı bu inat?

Binnur: Pek yoktu. Oyuncu olmaya çalışırken sınavlara giriyorsun, kazanamazsan bir daha giriyorsun...

Kaç kez girdiniz sınava?

Binnur: İki. İkincide kazandım.

İnadınız tutmuş o halde...

Binnur: İnat ediyorsun, çünkü o işi istiyorsun. Hayatta şu hikâyelerin çok önemi yok aslında. Benim tiyatroya girmemin çok özel bir hikâyesi yok. Normal, sıradan hikâyeler işte...

HER ŞEYE “AYIP” DENİLEREK BÜYÜTÜLEN BİR NESİLİZBülent Bey, sizin çocukluk kahramanlarınız var mıydı?

Bülent Parlak: Ben de Heidi’yi çok severdim. Ayrıca Red Kit, Taş Devri, Voltran ve He-Man’i izlerdim.

Siz de yaramaz bir çocuk muydunuz?

Bülent: Evet, ben de annemle babamı biraz zorladım.

En büyük yaramazlığınız neydi, hatırlıyor musunuz?

Bülent: Bende de biraz inat vardı. Annemle babam memurdu, çalışıyorlardı. Anneannem büyüttü beni. Hepsinin bir etkisi oluyor tabii çocuklukta.

Bazı çocuklar yerlere yatıp tepinir ağlar ya, sizin de var mı öyle hikâyeleriniz?

Binnur: Ben yapmadım öyle şeyler. Yapanlara da gıcık olurdum. Biz her şeye “ayıp” denilerek büyütülen bir nesiliz. Önce karşı tarafı düşün, rahatsız etme gibi şeyler söylenirdi.

Bülent: Bunun da faydaları oldu.

Nasıl faydaları oldu? Açıkçası ben öyle yırtık bir çocuk olmayı isterdim.

Binnur: Edepsiz insanlarla mücadele etmek daha az yaralayıcı oluyor sanırım öyle olunca...

BABA ARKADAŞ GİBİYSE ANNE KOTÜ POLİS OLMALIYeni filminiz “Mutlu Aile Defteri”nde Tuncel Kurtiz, ailenin babası Yıldırım Taşyumruk rolünde ve çocukları ondan bayağı korkuyor. Sizin ailede de baba korkulan bir figür müydü?

Bülent: Bizim evde değildi. Annem daha otoriterdi.

Binnur: Zaten baba arkadaş gibi olunca, annenin kötü polis olması gerekiyor.

Peki Yıldırım Taşyumruk’un asker olmasının da payı var mı bu kadar otoriter olmasında?

Bülent: Tabii, etkisi var.

Binnur: Çocuklarına sevgisini gösteremeyen bir baba var filmde. Sevgiyi hissediyor ama nasıl ifade edeceğini bilmiyor. Zaten gösterebilse o kadar katı olmayacak belki. Bence bu kadar otoriter olmasının asker oluşuyla çok ilgisi yok, böyle insanlar çok var. Daha doğrusu böyle aileler çok var. Aile olmalarına rağmen iletişimleri olmayan. Zaten ailedeki bireyler birbirini ne kadar tanır ki? Arkadaşınla ya da dostunla daha çok şey paylaşıyorsun. Sadece bir akşam yemeğine oturmak, paylaşım demek değil. İnsanların birbirlerini anlamaları gerekiyor.

Filmdeki Taşyumruk ailesi, nasıl bir aile?

Bülent: İlişkiler yumağı çok tatlıdır ama bu, vakit geçtikten sonra fark edilir. Örneğin bir mahalleden taşındıktan sonra orayı çok özleriz ya da ailemizin yanından ayrıldıktan sonra “Evim ne kadar sıcaktı” deriz. Bu filmin de öyle bir sıcaklığı var.

AŞK DEĞİL, İYİ ARKADAŞ OLMAK ÖNEMLİPeki, Asuman ve Cevdet için mükemmel çift diyebilir miyiz?

Binnur: Asla değiller.

Sizin ideal çift tanımınız ne?

Bülent: Ne kadar anlaşabilirsen, ne kadar çok sevebilirsen o kadar idealsin. İdeallik bu kadar oluyor.

Binnur: Benim tanımım da çok iyi arkadaş olmak. Aşk falan değil. Bir ilişki içinde ne kadar iyi arkadaşsan, ne kadar doğru paylaşıyorsan, ilişkin o kadar iyi olabilir.

Filmdeki çift, iyi arkadaş mı?

Bülent: Bunların birbirinden çok etkilendiği bir şey var. Ama sadece bir şey. Onu da söylemeyelim. İkisi de aslında her an başka dünyalara uçabilir.

Binnur: Aslında böyle çok ilişki var. İlişki gibi görünüp, aslında olmayan. Bazen insanlar bunun farkındadır, bazen de değildir. Bence Asuman bunun farkında. Bazen insanlar katlanırlar ama bunu katlanmak değil de emekmiş gibi gösterirler. Çok tehlikelidir böyle insanlar...

Asuman da Cevdet’in başına kakıyor mu bu durumu?

Binnur: Hem de her an.

Cevdet nasıl tepki veriyor bu duruma?

Bülent: Asuman, bu ilişki içindeki zeki, toparlayıcı olan taraf. Bunlar yan yana oldukları zaman eğleniyorlar ama kontrol Asuman’da.

Binnur: Bazen zaaflar gerçeklerin önüne geçebiliyor, gözünüze perde olabiliyor. Hayatı zaaflar yönetebiliyor.

Sizin en büyük zaafınız nedir?

Binnur: İnsan. Çünkü inanırım, güvenirim.

Bülent: Benim de ağlayan insana çok büyük zaafım var.

TUNCEL KURTİZ CANLI BİR TARİHFilm müziği olarak “Yapma Asuman” şarkısı kullanıldı. Asuman neler yapıyor ki?

Binnur: İşte yapılmayacak şeyler yapıyor.

Fitne mi sokuyor aileye?

Bülent: Fitne sokmuyor da şöyle bir yukarıdan bakıyor aileye.

Binnur: Orada duracağız Bülent Bey! (Gülüyor) Bu aile de en başından beri Asuman’ı sevmemiş. O sevmeyenler çok sevilecek tipler mi Asuman’ın gözünde?

Değil. Nasıl olduysa Cevdet Asuman’ı, o da Cevdet’i sevmiş.

Cevdet’i kardeşleri seviyor mu peki? Bülent: Parçalanmış, yıkılmış, birbirlerinden nefret eden bir aile değil Taşyumruk ailesi. Kendi içlerinde sorunları olan, bir kaçış arayan ve anneleri ölmüş üç kardeş var ortada. Birbirlerine sevgileri var ama akılları dışarıda. Aile içerisinde, babanın baskısından ötürü yalan söyleyen kardeşler bunlar. Arkadaşlarına “Benim iki saat babamlarla vakit geçirmem lazım, sonra geliyorum moruk!” diyen tipler.

Babaları damdan düşmese pek de bir araya gelecek tipler değiller o halde?

Binnur: Herkesin bir angaryası var. Bu da çok tanıdık aslında. Artık insanlar ya cenazelerde, ya doğum günlerinde bir araya geliyor. Bayramları bile sayamıyorum artık. Onlarda da öyle. Ani bir şey olunca, başka şehirlerden geliyorlar.

Tuncel Kurtiz, gibi bir ustayla çalışmak nasıldı?

Binnur: Tuncay Abi, canlı bir tarih. O kadar harika anıları var ki, hepsini de çok büyük bir samimiyetle paylaşıyor. Her anlattığını zevkle dinleyip bir şey öğrenebiliyorsunuz. Beraber oldukça daha fazla özlediğiniz bir insan Tuncel Kurtiz.

Bülent: Benim de birlikte oynamayı hayal ettiğim bir insandı. Oğlunu oynama fırsatı bulduğum için çok mutluyum.

İZMİR’E YILLAR SONRA BİZ ÇEKİM YAPARKEN KAR YAĞDIFlashback sahnelerinin hazırlığı dört ay sürmüş. Filmi ne kadar zamanda çektiniz?

Binnur: Filmin çekimleri biraz uzun sürdü. Mevsim bizi zorladı. Yıllar sonra İzmir’e kar yağdı biz çekim yaparken. Bir ay ara verdik.

Bülent Bey, siz saçlarınızı yeni bir iş için mi uzattınız? Bülent: Hayır, keyfim için uzattım.

Bu arada Binnur Hanım, yanımıza poğaçalarla gelince hamur işi yemeyi sevdiğinizi söylediniz. Başka neleri seviyorsunuz?

Binnur: Vallahi en çok hamuru seviyorum.

Siz yemek yapar mısınız Bülent Bey?

Bülent: Mutfakla hiç aram yok, hiç bilmem. Büyük eksiklik.

Binnur: Bence hiç eksiklik değil. Uzun süre uğraşıyorsun, beş dakikada bitiyor o kadar emek!

Asuman da öyle mi düşünüyor?

Binnur: Asuman da öyle. O yüzden hiç bulaşmıyor.

EKRANI ÖZLEDİMBinnur Hanım, açıkçası ben sizi ekranda görmeyi çok özledim. Yok mu yeni bir projeniz?

Binnur: Ben de çok özledim ama şu anda yok. Bütün derdim iyi bir yönetmenle iyi bir senaryoda yer almak.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AşkİzmirPolisaşk
Görüş Bildir