Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Nasuhi Güngör: Ankara-Paris rekabeti

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Ankara-Paris rekabeti

Ankara-Paris rekabeti

Suriye’deki ayaklanmanın ve ardından başlayan sürecin, bölgesel düzeyde devam eden çatışma alanlarına sıkça vurguda bulunuyoruz. Şam’daki rejimin varlığı, artık Ankara-Tahran hattında geri dönülmesi zor bir güç oyununa dönüştü.

Peki bu kadar mı? Türkiye’nin Suriye konusunda görüş ayrılığı yaşadığı ülkeler, bölgede İran ve küresel ölçekte Rusya-Çin bloğundan mı ibaret? Elbette değil. Aksine daha başından itibaren Ankara’nın tezlerinden hoşnut olmayan bazı ülkeler var ki, yakın bir zamana kadar su yüzüne çıkmayan bu rekabet yavaş yavaş boy gösteriyor.

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı François Hollande, ‘Böyle bir gelişmeden haberim yok. Kesinlikle bilgim dahilinde değil. Ben böyle bir talimat vermediğim gibi, kitap değişiklikleri Fransa’da komisyonlar tarafından hazırlanır’ diyerek bizleri saf yerine koysa da gerçek şu: Paris, Suriye’den başlayıp çok daha geniş alanlara kadar uzanan bir alanda Ankara’yla ciddi bir rekabet içinde ve son hamlesi, yani ders kitaplarına ‘Ermeni Soykırımı’ iddialarını alması, bu sürecin bir parçası.

Günlerdir, ülkemiz sınırları dahilinde Baas medyası olarak faaliyet gösterenlerin, Hollande’ın demecini ‘Ben talimat vermedim’ diye manşete taşıması da bu sürecin bir diğer parçası. Her nedense Hatay ve çevresinden ‘kahvehane ağzı’yla bilgi aktarmaktan çekinmezken, sözgelimi hatırı sayılır bir istihbarat ağının ve yerel uzantılarının, bu bölgede Beşar Esad adına cirit atması bu arkadaşların hiç ilgisini çekmiyor.

Kuşkunuz olmasın çekmeyecektir de. Kendileri yetmiyormuş gibi bir de taklitleri üzerinden ‘Kim bu danışman’ diye foto-hedef haberleri icat edip tetikçiliğe soyunan ve gözünü karartıp ‘vezir düşürme’ operasyonuna kilitlenen bu mantığın, Kıta Avrupası’ndaki hamilerinin sokaktaki kediler bile farkında.

Yüzyıl önce bu coğrafyanın kodları yazılırken, Kraliyet adına soytarılık icra edenler, bugün kendilerine buldukları yeni kapının kılıcını sallamaktan çekinmiyor.


Nafile ve beyhude çırpınışlar. Türkiye’nin Suriye politikası elbette pek çok yönden eleştirilebilir. Ancak durduğu yer doğru, hedefi tutarlı ve dahası kendi kamuoyundaki bunca tuhaf çarpıtmaya rağmen de hamle üstünlüğüne sahip.

Safları değiştiren, ittifakları akıl almaz hale getiren bir değişimin içinde yol almaya çalışıyor Türkiye. Tekrar evine kapanıp dünyayla ilgisini kesmesini yahut birileri adına bu işlerin tetikçiliğini yapmasını isteyenler, bir kez daha düşünmeli. Böyle bir seçenek yok. Evine kapandığı dönemlerin kronik sorunlarını, halının altına süpürülmüş pisliklerini temizlemeye çalışan bir dinamizmin önünü kesmek yerine, ona katkı sağlamak daha akıllıca olmaz mı.

Suriye’deki bataklığın mimarı Türkiye değil. Aksine Şam’a en samimi ve akil önerileri getiren aktör oldu. Hal böyleyken, neredeyse İslam coğrafyasının hemen her yerinde derinleşen sorunların faturasını Ankara’ya kesme çabasını nereye koyacağız. Hanedanların, rejimleri kendilerine tapulamış çetelerin, Sovyet artığı Baasçıların mimarı biz miyiz? Her birinin küresel ölçekte devam eden kirli ve karanlık ittifaklarını biz mi sağladık?

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AnkaraBeşer EsadÇinFransaHatayİranKitapRusyaSuriye
Görüş Bildir