Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Amazon'un Karanlık Yüzü

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Amazon'un Karanlık Yüzü

Amazon'un Karanlık Yüzü

ABD’li internet devinin ilk Kindle aygıtını yaratan teknoloji ekibinin eski liderlerinden Jason Merkoski, New York Times’ın teknoloji blogu “Bits”te David Streitfield’ın Amazon’un içyüzü ve kitap dünyasının geleceğine ilişkin sorularını yanıtladı.

Teknoloji şirketleri hatalı olduklarını zaman zaman kabul eder—Apple daha geçtiğimiz haftalarda Çinli müşterilerinden özür dilemek zorunda kalmıştı—ancak hepimiz için inşa ettikleri o kusursuz gelecek konusunda kuşkularını ifade ettikleri pek vaki değildir.

Tam da bu nedenle Amazon’un ilk Kindle’ını yaratan ekibin liderlerinden Jason Merkoski’nin bildik tekno-ütopyacı yaklaşımı bir yana bırakıp, “Sanırım sözcüklerimizi dijitalize etme konusunda şeytanla bir anlaşma yaptık” diyebildiğine tanık olmak ferahlatıyor insanı. Şunu da söylüyor Merkoski: “Eğer Büyük Birader’in bir politikacı değil bir reklamcı olacağı ve Google’ın yüzüne bürüneceği gerçeğini görmezden gelme niyetindeyseniz.” 41 yaşındaki Merkoski iki yıl önce ayrıldığı Amazon hakkında karmaşık duygulara sahip. “Amazon’u sevmek zor” diyor. “Apple’ı ya da bir kitabevini sevmeye benzemiyor.”

Bu yorumlar Merkoski’nin Sourcebooks’un dijital formda yayınladığı “Burning the Page: The Ebook Revolution and the Future of Reading” adlı kitabından. Bu yaz bir matbu olarak da yayımlanacak. Okura cazip gelebilecek bir iki arada bir derede kalmışlık haliyle anlatılmış, içeriden yazılmış bir öykü, alışılmamış analiz ve hızla çizilen dijital kaderimize ilişkin bilgiye dayalı spekülasyondan oluşan bir bileşim bu. 41 yaşındaki yazar sorularımızı yanıtladı.

“Amazon, Apple ve Google’ın kendilerine göre birer ortaçağ kalesine benzediğini” ve “Batı’ya açılmadan önceki Çin ve Japonya gibi birer kapalı kutu olduklarını yahut Tibet veya Mekke gibi yabancılara kapalı bir yapı arz ettiklerini” yazıyorsun. Eğer insanlar neler olup bittiğinden haberdar olsaydı köylülerin kapılara hücum edebileceğinden korkmuyor mu bunlar?

Buradaki kapalılık konusunda iki mesele var: Sosyal sorumluluk ve fikri mülkiyet. Sosyal sorumluluk bakımından şunu söyleyeyim: Bu şirketlerin binaları avukatlarla dolu. Avukatlarla ilgili yeni espriler bulmak için oturmuyorlar orada. Kısmen benim gibi insanları bu soruya cevap vermekten alıkoymak için oradalar. Bununla birlikte sanırım insanlara Amazon ya da Apple’ın gizlilik perdesinin ardında bir gün geçirme şansı verilseydi çoğu durumdan fena halde etkilenecekti—kimileri boykot edebilecek olsa da.

Ya fikri mülkiyet meselesi?

En büyük teknoloji şirketleri klinik paranoya derecesinde kapalı, çünkü inovasyon konusunda amansız bir yarış var. Eğer bir şirket diğerinin ne yaptığını bilseydi diğerinden daha yeni, daha iyi, daha ucuz içeriklere sahip olabilirdi. Yine de fikirleri ve işçi arıları sürekli kovandan kovana, Apple’dan Amazon’a, Google’a uçuşan teknoloji şirketleri, dolaylı da olsa bir şekilde birbirleriyle etkileşiyor.

Teknoloji şirketlerinin gücünü tartışırken ayrıca şöyle diyorsunuz: “Amazon’daki üst yöneticiler hangi ahlaki ve medeni duyarlılıklara sahip olmalı? Ya Barnes & Noble veya Google ya da Apple’daki satıcılar? Bu adamlara güvenip güvenmediğinizi sormalısınız kendinize.” Peki siz soruyor musunuz?

Buradaki güvenin üç boyutu var. Satıcılara kitapları sansürlemeyecekleri konusunda güven duyuyor muyum, kişisel verilerim konusunda ve önemli kitapları okumam için dikkatime sunacakları konusunda onlara güveniyor muyum? Açıkçası konu sansür olduğunda herhangi bir e-kitap perakendecisinin yöneticilerine güvenmiyorum. Birçoğunu tanıyorum. Bu yöneticilerin çoğunun, paçaları biraz sıkıştığında eğer imajlarını da kurtaracaksa kitapları mağazadan çekip resmen sansürleyeceklerini düşünüyorum. Bunlar büyük perakendeciler, köşe başındaki gariban kitapçı değil. Bunları sakallı ve kedisever kitap âşıkları değil jilet gibi gömlekleri ve ütülü Dockers’larıyla eski yönetim danışmanları yönetiyor.

Ya kişisel veriler?

Kimliğim konusunda güveniyorum onlara. Bu şirketler kafayı mahremiyeti korumakla bozmuş. Sonuçta yapacakları en kötü şey bana daha fazla reklam göstermek.

Bir şeyler önerme meselesi?

Henüz değil. İş kitap tavsiyesine geldiğinde perakendeciler bir hesap tablosunun edebi duyarlığına sahip—bana sadece en popüler kitapları ya da başka insanların da satın aldığı kitapları tavsiye ederler, ama önemli bir kitabın ruhu ve pırıltısından bihaberlerdir. Umarım zamanla değişir bu.

Bir e-kitap geliştirici olmana rağmen matbu kitaplarına bağlı görünüyorsun.

Duygusal biriyim. Arkadaştan çok kitabım var ve her zaman da olacak. Bazıları kurtulamayacağım ölçüde hayatımın bir parçası haline geldi.

“Burning the Page”, geleneksel kitabın sonunu iple çekiyormuş gibi görünse de bir bakıma ona bir övgü gibi.

Okumak muhteşem bir şey, ama bunun için kağıt ve mürekkebe ihtiyaç duyup duymadığınızdan emin değilim. E-kitaplardan çok daha fazlasını alacaksınız, çünkü dostlarınızı ve ailenizi okuma deneyiminizin içine katıyor. Kelimenin tam anlamıyla sizinle aynı sayfada olacaklar onlar da.

Bu da benim tüylerimi ürpertiyor işte.

Eski okuma deneyimine ağıt yakabiliriz, çünkü onunla büyüdük. Ama korkacak bir şey yok. Teknoloji bir şekilde değişiyor ve bizim de buna uyarlanma yeteneğimiz var. Bizim yeteneğimiz bu: Uyarlanabiliyoruz.

Fiziki kitap erişimi kolay, ucuz, kullanışlı, cazip ve dayanıklı. E-kitapların avantajları neler olacak peki?

Yirmi yıl içinde bir kuşağın tutkusu olan matbu kitaplar vinil LP’ler kadar nadir hale gelecek. Onları marjinal öteberi satan mağazalarda hâlâ bulabileceksiniz belki ama, hepsi bu. Bu nedenle kitapların büyük avantajı aynı zamanda onların laneti de; eğer kitap okumak istiyorsanız e-kitaplar elinizdeki tek seçenek olacak. İç karartıcı ve hüzünlü. Ama öte yandan e-kitaplar basılı kitapların yapamadığı şeye kani. Size koca bir kütüphaneyi tek kitabın içine sığdırma imkânı veriyor. Bir şeyi anında araştırma, düşüncelerinizi sonsuza kadar kaydetme, bunları dünyayla paylaşma ve tam da orada, kitabın içinde diğer okurlarla bağlantı kurma olanağı... Geleceğin kitabı soluk alıp verecek.

Yitip gidecek şey üzerine de yazıyorsunuz.

Büyükannemin evinde, büyük-büyükbabamın defterini buldum. İlk soyadının farklı olduğunu öğrendim; değiştirmişti. Geçmişimle kurduğum ilginç bir bağdı bu. Tümüyle dijitale döndüğümüzde kendimize ilişkin bu türden izleri yitireceğiz.

Söylediğiniz bir başka şey “e-kitapların henüz çocuklar için hazır olmadığı” idi.

Çocuklara bu noktada bir e-kitap vermek onları TV’nin önüne oturtmaktan daha iyi bir fikir olmayabilir, özellikle de e-kitabı anlık mesaj, oyun ve ilgiyi dağıtan diğer özelliklerle donanımlı, çokişlevli bir aygıtta okuyorlarsa. Dışarıya çıkıp dünyayla haşır neşir olmaları daha iyi.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAppleÇinDeepMindGoogleJaponyaKitapoyun
Görüş Bildir