AKP’li Böhürler: 'İmam Hatipli Diye İnsan Kayırmaya Başlayınca Kaybettik'

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

AKP kurucularından Ayşe Böhürler, "CV'sinde imam hatip mezunu olduğunu gördüğümüz için birini bir göreve getirdiğimiz zaman kaybetmeye başladık" dedi. Erdoğan ile Davutoğlu arasında fikir ayrılığı olduğunu dile getiren Böhürler AKP'nin 1 Kasım'da oyunu yüzde 1 artırabileceğini söyledi.

Ayşe Böhürler, Al Jazeera Türk’ten Semin Gümüşel Güner’e konuştu. AKP’de geçmişten bugüne değişenlere ve ekipler arasındaki doku uyuşmazlığına değinen Böhürler, kuruluşundan itibaren Merkez Karar Yönetim Kurulu’nda üst üste 4 dönem görev yaptığı AKP’deki kırılma noktasını, “CV’sinde imam hatip mezunu olduğunu gördüğümüz için birini bir göreve getirdiğimiz zaman kaybetmeye başladık” sözleriyle tarif etti. Söyleşi şöyle:

Kongre’ye gittiniz. Nasıldı ortam?

Çok heyecanlı değildi. Delege olduğumuz için oyumuzu kullanmamız gerekiyordu. Bu kongrede beklentinin ötesinde bir değişim yaşandı. Parti’in karar mekanizması olan yönetim kadrosu değişti. Daha tecrübeli ve partinin siyasetinde kuruluştan beri var olan isimler yönetime geldi. Ahmet Davutoğlu partinin ve Türk siyasi hayatının tecrübesini yansıtan isimleri parti yönetimine koyarak, parti kimliği içerisinde bir denge oluşturulmaya çalıştı diye düşünüyorum.

2002’den bu yana AK Parti tarihinde bir ilk yaşandı. İlk kez bir kongrede iki liste, iki aday konuşuldu.

Evet. Yalnız Sayın Davutoğlu’nun aday olma sürecinde de Binalı Yıldırım ismi vardı ve güçlü bir isimdi. Delegelere sorulan “Hangi adaya oy verirsiniz?” yoklamasında Binalı Yıldırım ismi de çıkmıştı. Birdenbire çıkmış bir isim değil.

Ama kongreden bir gün önce, 1 Kasım’da seçime giderken, ülke böyle bir çatışma ortamındayken son anda çıkınca herkes şaşırdı. Buraya nasıl gelindi? Ne yaşandı da son anda böyle gelişmeler oldu?

7 Haziran seçimleri oldu ve AK Parti’de ciddi bir oy düşüşü oldu.

Siz 7 Haziran seçim sonuçları hakkında hiçbir şey yazmadınız. Neden? AK Parti neden oy kaybetti sizce?

Yazmadım çünkü zaten herkes birçok şeyi yeterince söyledi. Ama kaybettiğimiz yerlere baktığımızda aday listelerinin elbette önemi var. İstanbul Türkiye’nin özeti bir şehir. Sadece İstanbul’un demografik yapısından baktığımızda bile aday listelerinde bir eksik görüyorsunuz. Nüfus olarak yoğun il ve ilçelerde kendilerini temsil eden isimleri, halkın tanıdığı isimleri koymamışız. Genç, yeni, iyi eğitimli, nitelikli, belki Türkiye’de 5-10 yıl sonra siyasette çok iyi şeyler yapacak isimler koymuşuz. Ama halk oy verirken o isimlerin birçoğunu tanımıyor. Buna ek olarak ‘Nasılsa alırız’ rehaveti ve aşırı güven oluştu. Bu duygu çalışmaları etkiledi. Kendi bulunduğumuz muhitlerde bile teşkilat çalışmalarına tanık olmadık. Kimsenin kapısı çalınmadı. Teşkilatların çalışmaları yetersizdi. Siyaset oturarak yapılacak bir iş değil, seçmenin ayağına gitmek zorundasınız. Benim gözlemim daha önce hiç ihmal edilmeyen bire bir iletişime önem verilmedi. Buna iktidar yorgunluğunu da eklemek lazım. Sadece siyasi kadrolardan söz etmiyorum; teşkilatların içinde de taraflar, ekipler oluşmaya başladı. Bunlar da halkı negatif etkiledi.

Hasan Bülent Kahraman bize verdiği röportajda, AK Parti’nin iktidara gelirken toplumun farklı kesimlerinin desteğini alan bir koalisyon olduğunu ama “Gezi olaylarıyla birlikte AK Parti bu geniş tabanların çoğulcu partisi olmaktan çıktı, kendisine ait çekirdeğin partisi olmaya başladı ve siyaset üretmekten ziyade siyaset yapmaya, oy kaybetmeye başladı” dedi. Bu gözleme katılıyor musunuz?

Katılıyorum elbette. Bir defa sağda bir koalisyon partisiydi AK Parti. Ama liberaller, solcular, bir sürü farklı kesim destek verdi, bir umut gördü. Çok güçlendikten sonra bu koalisyon unsurlarına ihtiyaç hissetmedi. “Gerek yok artık, biz zaten güçlüyüz” duygusuna kapıldı. Bence orada yitirilmeye başlandı.

Gezi midir kırılma noktası?

Çok daha öncesi.

Yani ne zaman?

Sadece CV’sinde imam hatip mezunu olduğunu gördüğümüz için birini bir göreve getirdiğimiz zaman kaybetmeye başladık. Bu yeni bir şey değil, çok çok önceden başladı. Cemaat ile yaşadığımız çatışma da aynı şekilde bir iyi niyet suiistimalidir. İşte aynı inanç dünyasını paylaşan insanlarız, başka kadromuz yok, öbürü olacağına, o kadro olsun dedik ve ihanete uğradık. Bunlardan yeterince ders çıkardık mı? Evet, bunu söyleyen çok insan var partide.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet Davutoğluİstanbul
Görüş Bildir