Af Örgütü: 'Türkiye'de Terör Yasaları Keyfi Kullanılıyor'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Af Örgütü: 'Türkiye'de Terör Yasaları Keyfi Kullanılıyor'

Af Örgütü: 'Türkiye'de Terör Yasaları Keyfi Kullanılıyor'

Ahmet Şık, Hatip Dicle, Halil Savda, Fazıl Say ..

Bu isimlerin bir kısmı yaygın bir kitle tarafından bilinirken, bazıları ancak gündemi daha dikkatli takip edenlerin tanıdığı isimler...

Çalışmaları, meslekleri farklı olsa da bu isimleri buluşturan ortak bir nokta var. Farklı davalardan yargılanıyor ya da yargılanmış olmaları.

Kimisi tutuklu, kimisi tutuksuz, kimisi de beraat etti.

Bazıları ise haklarında yeni bir soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı'ndan izin istenenler arasında.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), bu isimlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin durumu merceğinden Türkiye'deki ifade özgürlüğünü irdelediği raporunda, mevzuattan ve uygulamalardan kaynaklanan sorunların sürdüğü uyarısında bulunuyor.

  • Fazıl Say, Ömer Hayyam'ın dizelerini sosyal paylaşım sitesi twitter'da okuyucularıyla paylaştığı için Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 216. maddesinden yargılanıyor.

  • Ahmet Şık kamuoyunda Odatv davası olarak bilinen davada bir yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Yargılaması sürüyor.

Bunun yanında tahliye edildiği gün cezaevi çıkışında basına yaptığı açıklamalar nedeniyle hakkında TCK 106. maddeden yeni bir dava daha açıldı.

  • Hatip Dicle'ye PKK lideri Abdullan Öcalan'a "sayın" dediği için yerel mahkeme tarafından hapis cezası verildi. Karar geçen yıl Yargıtay tarafından bozuldu.

  • Vicdani retçi ve insan hakları savunucusu Halil Savda 318. madde kapsamında açılan davada yargılandı. 2008'de hapis cezası verildi. Yargıtay kararı 2010 Kasım'da onadı. Şubat 2012'de hapis cezası infaz edildi.

Örgüt, Temmuz 2012'de yasalaşan üçüncü yargı paketi ve önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelmesi beklenen dördüncü yargı paketini değerlendirirken, özellikle son yıllardaki uygulamalara dikkat çekiyor.

Örgüte göre, "En olumsuz gelişme, siyasi konuşmalar, eleştirel yazılar, gösterilere katılım ve yasal siyasi grup ve örgütlerle bağlantı da dahil olmak üzere, meşru eylemleri - ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüğü hakları ihlal edilerek - kovuşturmak için terörle mücadele yasalarının keyfi kullanımındaki yükselen artış oldu."

Üçüncü yargı paketinin ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar konusunda kapsamlı bir reform yaratmadığı da raporda yer bulan eleştiriler arasında.

Dördüncü yargı paketinin bu tür davaların açılması konusunda bir değişiklik vaadetmediği görüşü savunulan raporda "Tasarı, ifade özgürlüğünü kısıtlaması sebebiyle tamamen iptal edilmesi gereken bir dizi yasa maddesini yürürlükte tutmaya devam ediyor" deniliyor.

Af Örgütü'nün Türkiye araştırmacılarından Andrew Gardner İstanbul'da raporun açıklandığı basın toplantısında da aynı sorunun altını çizerek, "En önemli sorun terörün tanımı. Demokratik eylemleri kapsıyor. Kitap yazmak, gösteriye katılmak veya siyasi partiye üye olmak suç olmamalı. Dördüncü yargı paketi bunlarla ilgili değişiklikler yapılmadan hakiki bir reform olmayacak'' görüşünü dile getirdi.

Af Örgütü'nün Avrupa ve Orta Asya direktörü John Dalhuisen de, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlarken, ''bazı şeylerin değişmesinin gerektiği kesin'' görüşünde.

Hükümetin de reformların yapılması gerektiğinin kesinlikle farkında olduğuna işaret eden Af örgütü yetkilisi, ihtiyatı da elden bırakmayarak, ''Dördüncü yargı paketi için önümüzde kısa bir zaman var gibi görünüyor. Ama önümüzdeki birkaç yıl için temkinli şekilde iyimserim diyebilirim. Ancak kısa vadede büyük değişiklikler beklemeyecek kadar gerçekçiyiz'' diyor.

Çarpıcı istatistiklerin yer aldığı rapora göre, "Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin 2010 yılında (verilere ulaşılabilen en son dönemde) tamamladığı adli soruşturma sayısı 68 bin 108'i buldu. 36 bin 364 kişi aleyhinde de adli kovuşturma başlatılmış durumda."

Yine rapora göre, veriler 2008 yılından bu yana adli soruşturma sayısının 10 kat arttığını gösteriyor.

Af Örgütü, Türk Ceza Kanunu'nun uluslararası hukukla bağdaşmadığını belirttiği bazı hükümlerinin değiştirilmesini tavsiye ederken, özellikle ''Türk Milletini aşağılama, halkı askerlikten soğutma, suçu ve suçluyu övmenin haksız yargılamalara neden olduğunu vurgulayarak, bu maddelerin "kaldırılması" çağrısında bulunuyor.

Bunların yanında Terörle Mücadele Kanunu'nundaki (TMK) bazı maddelerin iptal edilmesi veya değiştirilmesi de rapordaki tavsiyeler arasında.

Değiştirilmesi veya iptal edilmesi önerilen TMK maddeleri arasında, "terör örgütlerinin açıklama ve bildirilerini basma ve yayınlama" veya "terör örgütü adına hareket etme"yi şuç sayan maddeler de bulunuyor.

Rengin Arslan / BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

‘Düşünce Özgürlüğü Kısıtlanıyor’

Uluslararası Af Örgütü, açıkladığı raporda, Türkiye’de düşünce özgürlüğünün ciddi biçimde kısıtlandığını savundu. Örgüt, acil olarak yasal reformlar yapılmasına ihtiyaç olduğunu duyurdu.

Uluslararası Af Örgütü'nün dün İstanbul'da yayımladığı raporda, Türkiye'de geçen yıllarda çok sayıda yasal reform yapıldığı, ancak buna rağmen düşünce özgürlüğünün ciddi biçimde kısıtlandığı vurgulanıyor. Raporda, barışçıl bir şekilde görüşlerini ifade eden yüzlerce kişinin ya yargılandığı ya da hapiste olduğu belirtiliyor.

Uluslararası Af Örgütü Almanya şubesinin Türkiye Uzmanı Amke Dietert, “Ezber bozan görüşleri savundukları için Türkiye'de yüzlerce siyasi aktivist, gazeteci, yazar ve avukat yargılanıyor. Parlamento, Türk yasalarını uluslararası kabul gören standartlara kavuşturmalı ve düşünce özgürlüğünü korumalı” yorumunda bulundu. Dietert, dördüncü yargı reformunun da olumlu bazı adımlar içermesine rağmen yine de çok yetersiz olduğuna dikkat çekti.

Terörle Mücadele Yasası'na eleştiri

Uluslararası Af Örgütü'nün rapora ilişkin basın bildirisinde, söz konusu rapor hazırlanırken, hoşnutsuzluk yaratan görüşlere ilişkin soruşturma açmak için sıkça başvurulan yöntemlerin ve açılmış çok sayıda davanın incelendiği ifade edildi. Bunlar arasında özellikle Terörle Mücadele Yasası'na ağırlık verildiği belirtildi.

Uluslararası Af Örgütü Almanya şubesinin Türkiye Uzmanı Amke Dietert, “Terörle Mücadele Yasası son yıllarda siyasi konuşmaları, eleştirel yazıları, protesto gösterilerine iştiraki kovuşturmak için daha sık kullanılır oldu. Bu sırada ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüğü ihlâl edildi” değerlendirmesini yaptı.

Dietert ayrıca, Türk yasalarındaki muğlak ve geniş kapsamlı terörizm tanımının mutlaka değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Dietert, PKK ile yürütülen barış müzakerelerine de değinerek, “Düşünce özgürlüğüne saygı duymak barış müzakerelerinin başarıya ulaştırılmasının da en önemli koşuludur. Düşünce, örgütlenme ve toplanma özgürlüğünün tam olarak kazanılmasına yol açacak, kapsamlı bir yasal değişiklik barışçıl ve demokratik Türkiye oluşması için çok önemli bir adımdır” dedi.

Haberin Tamamı İçin:

Türkiye'ye 'Düşünce Özgürlüğü' Eleştirisi

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAhmet ŞıkAlmanyaFazıl SayİstanbulKitapTerörTürkiye Büyük Millet MeclisiTwitterYargıtaydizitahliye
Görüş Bildir