Acısını ve Aşkını Kırmızı Renginde Taşıyan Kadın: Konya'nın 'Deli Kızı' Sultan Özcan

-

Ülkemizde hemen hemen her mahallenin bir "delisi" olur. Çeşitli akıl hastalıklarıyla mücadele eden ve günlük işlerini yerine getirmekte zorlanan bu insanlara toplum olarak sahip çıkmamız ise geleneğimizin güzel getirilerinden biri.

"Delileri" severiz; çoğu zaman bize ara sıra çağrısını duyduğumuz zihnimizin karanlık köşelerine gidersek sonumuzun nasıl olacağını hatırlatırlar; bazen de bilgelikleri ve renkli ruhlarıyla hayran bırakırlar. Onlar hayata ve getirdiklerine resti çekmiş, aklının zincirlerini kırmış, belki de herkesin göremediğini görmüş özgür ruhlardır.

Konya'da ise Türkiye'nin en parlak renkli "Deli Kızı" var. 

Al Jazeera Turk muhabiri Başak Çubukçu'nun haberiyle kendisinden haberdar olduk ve parlak rengi bizim de gözlerimizi aldı!

Kaynak: http://aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/...

"Konya'nın Deli Kızı", diğer lakabıyla "Kırmızılı Kadın", gerçek ismi ise Sultan Özcan...

Kendisi 65 yaşında, 2006 yılından beri kronik psikoz teşhisi ile raporlu.

Abisinin yaşadığı apartman dairesinin hemen yanında yer alan küçük, tek göz bir gecekonduda yaşıyor.

Onu böylesine etkileyici yapan ise rengarenk karakterinin dışına yansıması!

Kırmızı Kadın Sultan, sadece kırmızı renk giyiyor, kırmızı tonlarda makyaj yapıyor. Kırmızı rujlardan vazgeçemeyen Sultan Abla'nın şu sıralar en büyük derdi ise rujların gün geçtikçe daha pahalı hale gelmesi.

Göz makyajı için daima siyah sürmeyi tercih eden Sultan Abla, düğünlerde ise mavi göz kalemi kullanıyor.

Kırmızı kıyafetlerini ise bir Kürt kızından esinlenmiş. Tüm kıyafetlerini kendisi dikiyor.

Kışın kırmızı kadife kumaşından kendisine elbiseler dikerken, yazın ise daha ferah kıyafetler dikiyor. Kendisini herkesten farklı hissettiğini söyleyen Sultan Abla, kıyafetlerinin farklı olduğunun farkında ve bundan oldukça memnun!

Sadece görüntüsüyle değil, karakter olarak da farklı olduğunu hissediyor.

Kendisini diğer insanlardan üstün gördüğünü belirtiyor; kendisine makyajını azaltması ya da farklı bir renk giymesi yönünde yapılan eleştirilere kulak asmıyor.

Fakat Konya halkı onun bu haline alışmış, hatta mahallenin olmazsa olmazı haline gelmiş.

İnsanlar her sabah adeta onu bekliyorlar. Tüm esnafla selamlaşıyor ve mesaisine başlıyor: yani sokaklarda dolaşmaya ve renklerini saçmaya!

Sultan Abla'nın geçmişi de üzerine giydiği renk gibi yakıcı...

17 yaşında büyük bir aşka düşmüş. Fakat ailesi onu başkasıyla nişanlanmaya zorlamış. Aşkı için her şeyi yapabilecek kadar tutkulu bir kadın olan Sultan Abla, nişanlısından ayrılmış ve aşık olduğu adama kaçmış.

Aşık olduğu adam da onu çok severmiş; romantik, dolu dolu bir aşk yaşamışlar.

"Bağlanma problemleri" tarzı şeylerin icat edilmediği o dönemlerde, filmlere konu olacak bir aşk yaşamışlar. Bu aşktan geriye ise sadece mektuplar kalmış.

Bu aşkın sonunda evlenmelerinin "mutlu son" olacağını düşünürdünüz, değil mi? Maalesef Sultan Abla için öyle olmamış.

Severek evlendiği kocası hastalık derecede kıskanç bir insan çıkınca, Sultan Abla büyük zorluklar yaşamış.

Giydiği kırmızılar, sadece aşkı değil; acıyı da yansıtıyor. Çünkü Sultan Abla, çok sevdiği eşinden yıllarca şiddet görmüş.

Yıllarca süren bu zulme, hem başka seçeneği olmadığı için, hem de sevdiği için dayanmış.

Şimdilerde gülerek bahsettiği bu acılı anıların, geçmişte derin ruhsal izler bıraktığı çok açık.

Belki de acının yükünden kurtulmak için çareyi gerçeklikten kopmakta bulmuştur...

Yıllarca adeta hapishane hayatı yaşamış; düşünün hele, böylesine güzel bir ruhun, bir eve kapatıldığını!

Şimdilerde ise gezip dolaşarak, herkesle selamlaşarak ve tüm renkleri üzerinde taşıyarak, geçmişin acısını çıkartıyordur belki?

Fakat eşi ile birlikteliğinin bitmesinin, onun bu zulme dayanamamasıyla değil; çocuk sahibi olamadığı için eşinin onu terk etmesi ile gerçekleştiğini söylüyor.

"Çocuğum olsaydı, trilyon verseler bile ayrılmazdım." diyecek kadar tutkulu olan Sultan Abla'nın eşi ile beraberliği 16 yıl sürmüş.

Her şeye rağmen o hala aşk diyor!

Yaşadığı küçücük evinde, tüm gün Yeşilçam filmleri izliyor, bir zamanlar yaşadığı ve hissettiği aşkı hatırlıyor. Artık televizyonda eskisi gibi Türk filmlerinin yayınlanmamasından yakınıyor. 

O, başka bir devre ait!

Aşkın, tıpkı kırmızı rengi gibi, sıcak fakat bazen yakıcı olduğunu çok iyi bilse de; yaşadıklarından pişman değil!

Çok sevmenin, fakat çok da dikkatli olmanın gereğini bize hatırlatıyor.

Sultan Abla'ya kattığı tüm renkler için teşekkür ediyoruz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
hukumran

çocukluğuma gittim bir an ve aklıma şu şarkı geldi: aşkı hep böyle tasavvur ederdim ve yanıldığımı anlamak hakikaten acı verdi.

hukumran

bazen cesaretine ve yenilmişliğine rağmen mağrur kalabilen insanları görür ve hallerine imrenirsiniz.

bir-muyendiz-kiz

Olurda konyaya yolunuz düşerse kayalıparkta görmeniz muhtemel. Ve kesinlikle sohbet edin. Çoğu akıllıyım diye geçinen insanı cebinden çıkarır. Bana siyah giydim diye çok kızmıştı :D yaşım gençmiş bu yaşta kararmışım. kocasından dert yandı babam gibi polismiş. Bol bol tembihledi öğüt verdi. Harika bir insan...

nissyazar

Şimdi afyonun kaymağı gonyanın manyağı derler. Bu teyzeme de deli demişsiniz de deli diyen konyalılara bin basar bu teyzem hey yavrum hey.

alefverda

Geçen hafta gördüm bu ablayı ilk defa daha önce duymuştum kırmızılı kadın diye ama görünce ilk aklıma gelmedi hızlı hızlı yürüyordum dikkatimi çekti yavaş yavaş etrafına gülücükler saça saça yürüyordu.Yavaş yürüyen insanlara özenmişimdir hep ablanın yanında daha uzun kalabilmek için yavaşlatmıştım adımlarımı hatta.Çok sevimli kadınmış be.Bir daha görürsem sohbet edeceğim

Görüş Bildir