Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

9 Soruda Fransa'nın Mali Çıkartması

 > -

9 Soruda Fransa'nın Mali Çıkartması

Kriz nasıl başladı? Aktörleri kim? Süreç Nasıl işledi? 9 soruda Mali krizi hakkında bilmeniz gerekenler

Fransa'nın 12 Ocak'ta başlattığı "Serval Operasyonu" yakın tarihin en ilginç askeri operasyonlarından biri oldu. Operasyona karar verilmesindeki hız, uluslararası kamuoyundan gelen destek ve eleştirilerin azlığı operasyonu muadili "teröre karşı savaş"lardan ayırıyor.

Havadan bombardımanla başlayan operasyon Fransız piyadelerinin de katılımıyla tam çaplı bir çıkartmaya dönüştü. Operasyonun başlangıcından kısa süre sonra Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande'nin ele geçirilen Timbuktu'ya bizzat gelişi ve "bu savaşı kazandık"larını açıklaması çıkartmadaki gösteri elementini gözler önüne serdi. İslami militanların çoğunun bölgeden savaşmadan çekilmeleri ise gerilimin bitmekten çok uzak olduğunu gösteriyor.

An itibariyle islamcı militanların ele geçirmiş olduğu şehirler geri alınmış durumda. Bombardıman militanların toplandıkları Tessalit bölgesinde sürüyor.

İşte Fransa'nın Mali çıkartması hakkında 9 soru, 9 cevap.

Mali, Batı Afrika'da Cezayir’in güneyinde Nijer’in batısında yer alıyor. Coğrafi olarak Mali toprakları Sahra çölü Batı Afrika havzasına yayılmıştır. Başkenti Bamako. Nufusu 14 milyon.

Mali’nin güçlü bir imparatorluk geçmişi var. Ghana, Mali ve Songai imparatorluklarının parçası olan bölgede bu kıdemli imparatorlukların, Timbutku el yazmaları dahil, kalıntılarını görmek halen mümkün.

Mali 19. yüzyılın sonlarında Fransa tarafından kolonize edildi. Fransa dolaylı bir yönetim anlayışını tercih etti fakat bölgedeki aktörler arası geleneksel ilişki biçimlerini altüst etti. Afrika’nın birçok yerinde olduğu gibi Mali’de de etnik gerilimler Avrupalı kolonicilerin mirası.

1960'ta bağımsızlığına kavuşan Mali, 1990'a kadar Moussa Traoré'nın kontrolu altındaki tek parti rejimi ile yönetildi. 1990’dan beri bir anayasal demokrasi. Kısmi başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Fakat 2012’de iki darbe geçirdiği düşünülürse çok da başarılı bir demokrasi olmadığı söylenebilir. Mevcut başkan Dioncounda Traore de kendisinden öncekiler gibi yolsuzlukla suçlanıyor.

Mali’nin ekonomisi tarım ağırlıklı. Pamuğun yanında mısır ve tütün üretiliyor. Bu tarımsal ürünlerin yanında Mali’nin başlıca ihracatı altın.

Mali'nin demografik yapısı aslen ikiye bölünmüş durumda: kuzeyde Arap-Berberi'ler ve güneyde siyahi Mande halkı. Ülkenin kuzeyinde Taureg'ler çoğunluğu oluşturuyor. Tauregler asırlardır sürdürdükleri göçebe yaşam tarzını kuraklıklar sonucu yakın zamanda bırakmak zorunda kaldılar. Bu bölgenin Tuareg dilindeki adı Azavad. Güneydeki Mande'ler nüfusun yaklaşık yüzde 50'sini oluşturuyor. Tuaregler ve Mande'ler dışında kalan halklar ise Fula, Voltaic ve Songhai halkları. Ülkedeki yaygın din İslam.

Tüm bu halk birbirlerine kastı bir kast sistemi ile bağlanmış durumda. Kuzenlik sistemi olarak da anılan kast ilişkileri farklı halkların birbirlerine karşılıklı çıkar üzerinden bağlanmalarını sağlamış. Bu sisteme göre işkolları nufuslar arasında bölünmüş. Bu grupların birbirlerine ekonomik olarak muhtaç olmalarını sağlıyor. Birbirlerine bağlanan halklar bir diğerine kuzen olarak hitap ediyor.

Tuz tiacretini elinde bulunduran Tuareg'ler ise hiç bir halkla kuzen değil. Bu da Mali nüfusunundan dışarıda kalmalarını sağlıyor. 1916'dan beri 5 büyük çaplı Tuareg isyanının çıkmış olması da bunun göstergesi. Ayrıca bu sisteme göre tarihsel olarak Tuaregler siyahi Bella halkını da köle etmiş durumdalar. Fakat şu anda tuz üretim alanlarına Tuaregler değil Bella'lar hakim.

Kriz Nisan 2012'de Tuareg Ulusal Azavad Kurtuluş Hareketi'nin (MNLA) Ülkenin kuzey bölgesinde bağımsızlık ilan etmeleri ile başladı. MNLA Mali ordusu mensuplarını bölgeden sürdü ve bir bağımsızlık bildirisi yayınladı. Bildiri Afrika ülkeleri tarafından kabul edilmedi, Azavad tanınmayan bir ülke olarak kaldı.

"Azavad'a bağımsızlık"

Radikal İslamcı grup Ensar-Din bu noktada, Mayıs 2012'de krizin bir parçası oldu. Öncesinde çatıştıkları MNLA ile anlaşma sağladılar ve Azavad'da şeriat kanunlarını kabul ettiler. MNLA Ensar-Din koalisyonu çok uzun sürmedi. Ensar-Din'in Azavad bağımsızlığı fikrinden vazgeçmesi ve amacının Mali devletini bir bütün tutarak ele geçirip İslam devletine çevirmek olduğunu açıklaması kopuşu beraberinde getirdi. 26-27 Nisan'da gerçekleşen Gao savaşında Ensar-Din MNLA'ye karşı askeri üstünlük sağladı ve Tuareg'leri Azavad yönetiminden dışlamış oldu.

Ensar-Din'in Azavad'ın kontrolu ele geçirmesinin ardından Mali'li yüksek düzey bürokratlardan uluslararası yardım talepleri geldi. Talebin karşılanması için Ocak 2013'te Ensar-Din'in güneye, başkent Bamako'ya doğru ilerlemeye başlamasıyla oldu. Fransa 12 Ocak'ta Ensar-Din kamplarına hava saldırılarına başladığını açıkladı.

İki ana neden var gibi görünüyor. İlki, Mali devleti'nin içinde bulunduğu durum ve isyasetin güncel durumu; diğeri de Tuareg militanlarının artan savaş kaynakları.

2012 Ocak ayında başlayan Tuareg isyanı önceki Tuareg isyanlarından daha başarılı oldu. Libya'dan, Mali ordusundan ayrılan Tuareg askerlerden ve hırsızlık sonucu silah mağazalarından gelen silahlar MNLA'ya 1967'de ellerinde olmayan bir direniş şansı tanıdı. (1967'de isyan komutan Diby Sillas Diarra tarafından çok kanlı bir şekilde bastırılmıştı.)

MNLA orduya karşı başarı kazandıkça başkent Bamako da iyice karıştı. Ordunun içinde ve kamuoyunda savaşın iyi organize edilmediği, üst düzey yetkililerin durumu iyi yönetemedikleri fikri yaygınlaştı. Zira, Mali ordusunun kuzeye çatışmaya gönderdiği bir çok asker iyi silahlandırılmamıştı ve gıda tedariği de sınırlıydı. Süreç ordunun darbe yapması ile sonlandı. O güne kadar tanınmayan komutan Amadou Haya Sanogo yönetime el koydu.

Bağımsızlık ilanı ordunun yönetime el koymasından 4 gün sonra, 5 nisanda gerçekleşti. Ordu saflarında Tuareg'lere karşı yükselen öfke ve moral bozukluğu MNLA'ya aradığı fırsatı vermiş oldu.

Bölgede en çok adı geçen radikal islamcı militan örgütün adı Ensar-Din. Örgüt, çeşitli islami militan gruplar için bir çerçeve sunuyor. 1990'larda kurulan örgütün üyeleri liderin kabilesinin gençlerinden oluşuyor. Kurucu lider İyad Ag Hali 10 yıldır patlamaya yaklaşan Tuareg isyanlarını engellemede ve El-Kaide'nin kaçırdığı tutsak görüşmelerinde Mali eski devlet başkanıyla birlikte çalıştı. Örgüt El-Kaide ile bağı olduğunu reddediyor.

Ensar-Din militanları

Ensar-Din ile birlikte çalışan en önemli örgüt İslami Mağrip El-Kaidesi (AQIM). Bu İki örgüt bölgedeki islami polis'in ana gücünü oluşturuyorlar. AQIM üyeleri çoğunlukla Cezayir ve Moritanya'dan geliyor. Örgüt, şimdiye kadar 50 avrupalıyı kaçırdı. Kaçırmalardan aldğı fidyelerin 100 milyon dolara ulaştığı zannediliyor. Ensar-Din ile bağları sayesinde Azavad'daki şehirlerde tabanlarını oluşturmuş durumdalar. Geçtiğimiz günlerde yeni görüntüleri yayınlanan El-Kaide'nin Afrika kolunun lideri Muhtar Belmuhtar'ın da AQIM ile birlikte Mali'de olduğu sanılıyor. Belmuhtar'ın, Fransa'nın kuzey Mali'ye müdahale kararına misilleme olarak Cezayir'deki saldırıyı gerçekleştirdiği iddia ediliyor.

Birlik ve Cihad Hareketi Batı Afrika (MUJAO) ise El-Kaide ile bağını gizli tutmaya çalışıyor. AQIM'den ayrılan bir grup oldukları belirtiliyot fakat aynı Ensar-Din gibi tüm dünyada Şeriat hukuku'nun uygulanmasını istiyorlar. MUJAO laik Tuareg örgütü MNLA'ya karşı en agresif tavrı sergileyen örgüt. MNLA'nın yenildiği Gao savaşında aktif olarak yer aldıkları ve MNLA üyelerine saldırılarını devam ettikleri biliniyor.

Tüm bu grupların Mali'nin çeşitli bölgelerine dağılmış 6000 askerden oluştuğu sanılıyor.

Fransa krize Mali devlet yetkililerinin daveti üzerine dahil oldu. Her ne kadar "Operacion Serval" 12 Ocak'ta açıklansa da Fransa'nın Mali operasyonunun daha önce başlamış olduğu ortaya çıktı. Bölgeye 2012 sonbaharında gönderdiği 100'den fazla özel kuvvet asker bölgede "gölge savaşı" yürüttüğü belirtiliyor. Ülkeye komşusu Nijer üzerinden giren askerler, istihbarat topladı ve Mali ordusuna eğitim verdi.

Fransa'nın müdahelesinin bu kadar erken ve hızlı olmasının öne sürülen sebeplerinden birinin de bölgedeki uranyum madenleri. (59 nükleer reaktörü olan Fransa elektriğinin %80'i buradan sağlıyor.Uranyum bu reaktörlerin ana hammaddesi) Özel kuvvet askerlerinin giriş yaptığı Nijer'de Fransız ordusu uranyum madenlerinin yerel sendikalardan korunmasından sorumlu.

Fransa bu ülkedeki uranyum madenlerinin işletme hakkını 40 yıldır elinde bulunduruyordu, ancak Nijer hükümeti son zamanlarda önemli bir adım atarak uranyum madenlerinin işletme hakkını Çin, Hindistan, İngiltere, Güney Afrika , ABD, Kanada, ve Avustralya'lı şirketlere açtı. Fransa'nın Mali'de de aynı akıbetle karşılaşmak istemediği bir sır değil.

Bütün Batı ülkeleri açık desteklerini sundular. En büyük destek Almanya'dan geldi Fransa'ya lojistik destek veren Almanya, bölgeye asker göndermeyi tartıştı. ABD Fransız savaş uçakları için havada yakıt ikmali gerçekleştirilmesi için destek sunacaklarını açıkladı.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, müdahalenin Mali'de "anayasal düzenin ve toprak bütünlüğünün yeniden tesisine yardımcı olacağı umudunu" dile getirdi. BM Güvenlik Konseyi Fransa'nın çağrısı üzerine olağanüstü toplandı. Fransa'nın BM temsilcisi Gerarrd Araud, toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, diğer 14 Konsey üyesinden destek ve anlayış gördüklerini söyledi. Böylece operasyona sadece Fransa ordusu katılmasına rağmen harekat "Fransa öncülüğünde" şeklinde tanımlandı. Bu isimlendirme askeri destek kısıtlı olarak sağlansa da BM genel konseyinden ne kadar somut bir destek alındığının göstergesi.

Mali Başkanı Dioncounde Traore Fransa Başkanı François Hollande'yi karşılarken

Afrika Birliği'de desteğini sundu. Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da toplanan birlik üyesi ülkeler 5 bin 700 asker göndereceklerini açıkladılar. Çad ise bu rakama ek olarak 2 bin asker daha gönderecek.

BM Güvenlik Konseyi geçtiğimiz yıl Aralık ayında, Mali'de sivillerin güvenliğini sağlamak ve ülkenin kuzeyini silahlı gruplardan kurtarmak için Afrika öncülüğünde uluslararası destek gücünün (AFİSMA) Mali'de konuşlandırılması kararı almıştı.

Şaşırtıcı bir açıklamada Usame Bin-Ladin'in eski danışmanı ve El-Kaide'nin eski 3 numaralı kişisi Mahfız Ould El-Valit Ensar-Din'in taktiklerini eleştirdi.

Harekat hakkındaki ilgi çekici şeylerden biri de yapılan eleştirilerin az olması. Batı dünyasından kamuoyuna yansıyan tek eleştiri New York merkezli uluslararası insan hakları kuruluşu İnsan Hakları İzleme (HRW) Örgütünden geldi. HRW Fransız askerleriyle birlikte operasyona katılan Mali ordusunun, ele geçirdiği kentlerde yasadışı infazlar yaptığını iddia etti. Fransa Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada yargısız infaz iddialarını araştıracaklarını belirtmişti.

Herakatın bütününe yapılan tek direk tepki Talibandan geldi. Pakistan Taliban'ından Ehsanullah Ehsan yaptığı açıklamada Fransa'nın 'ideolojik' bir savaş içinde olduğunu belirtti.

Dünyanın çeşitli bölgelerindeki islamcı siyasi aktörleri harekata karşı sessiz kaldılar. Bu, Azavad'daki radikal islamcıların uluslararası kamuoyunda ne kadar radikalleştiğinin göstergesi. Özellikle Ensar-Din'in el kesme ve mabed yakma gibi eylemlere girmesi uluslararası kamuoyunda tepki topluyor.

Hareket sebebiyle 375 bin kişi yerinen edilmiş durumda. Yerinden edilenlerin 200 bin'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. 250 bin kişi Mali içinde göç etmiş halde, geri kalanı ise komşu Nijer'e göçmüş durumda. İnsani krizi tetikleyen en önemli faktör dıda yönetimi. Mali 2012'de ciddi bir gıda krizi yaşadı. Yayınlanan raporlara göre ülkenin kuzeyindeki 585 bin kişi yeterince beslenemiyor.

Yerinden edilmiş Mali'lilerin bir kısmı Nijer'e göç ediyor

Fransa'nın mart ayında Mali'den çekileceğini açıklaması üzerine senaryonun nasıl gelişeceği az çok belli olmuş durumda. Fransa hava saldırıları ile islamcı militanların kamplarını bombalayacak. Hayatta kalan militanlar geri dönecek. Geri döndükleri zaman ise hesaplaşma olacağı zannediliyor.

Ayrıca Tuareg halkının durumunun kritik olduğu belirtiliyor. MNLA'nın bağımsızlık ilanından önce ordu mensuplarının Tuareg isyanının kötü yönetilmesi darbe ile sonuçlanmıştı. Ordu içinde kontrolu islamcı militanlara kaptıran Tuareg'lere karşı büyük kin beslendiği belirtiliyor. Harekat esnasında gelen yağma haberleri de bu verileri destekler halde. Mali ordusu beraberinde tarihsel olarak Tuareg'lerle kanlı olan Ganda Izo grubunu bölgeye getiriyor. Bu ordu destekli milislerin halkın içine karışmış bulunan Tuareg hareketine karşı saldırılarda bulunacaklarına kesin gözüyle bakılıyor.

T24

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAltınAmerika Birleşik DevletleriBirleşmiş MilletlerÇinDarbeFransaHindistanİngiltereMısırPolisSavaşTercih
Görüş Bildir