Avrupa Basınından Özetler | 08.01.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

Financial Times, Kuzey Irak'ı şu an dünyada enerji sektörünün en can alıcı bölgesi olarak niteliyor.

Irak'ın Kürt bölgesine ayırdığı yorum yazısında, ''On yıllarca koyun çobanları ve peşmergelerin mekanı olan Irak'ın kuzeyindeki dağlık arazinin günümüzde dünyanın önde gelen petrol ve doğal gaz şirketlerini ağırladığını'' yazan gazete, bölgenin petrol rezervlerinin tahminen 45 milyar varili bulduğunu bildiriyor.

''Bölgenin petrolü o kadar bol ki'' diye yazıyor Financial Times , ''topraktan sızıyor.'' Gazete, son zamanlarda karada keşfedilen en büyük petrol yataklarından biri olarak nitelediği Şaikan'da petrolün kireçtaşlarından sızışının bizzat görülebildiğini kaydediyor.

Yarı-özerk Kürt bölgesinin dev enerji şirketleri için bir çekim merkezi haline geldiğini belirten Financial Times, ancak Bağdat'taki merkezi Irak hükümeti ile Kürt yönetimi arasında petrol gelirlerinin paylaşımından kaynaklanan gerginliğin giderek tırmandığına işaret ediyor.

Gazete, Amerika önderliğindeki güçlerin Irak'ı işgali üzerinden neredeyse 10 yıl geçmesine karşın, Iraklı Kürtlerin Sünni ve Şii Araplarla arasındaki sorunlu ilişkilerin düzelmediğini ve Irak Kürdistan'ı dışında kalan petrol zengini Kerkük kentinin hakimiyeti gibi yer yer çatışmalara yol açan toprak anlaşmazlıklarının sürdüğünü bildiriyor.

Financial Times'a göre Irak'ın Kürt Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin hastalığı, bu durumu daha da hassaslaştıran bir etken.

Exxon, Chevron, Total ve Gazprom gibi dünyanın önde gelen şirketleri Kürt yetkililerle anlaşmalara imza atıp bölgede çalışmaya başlamış olsalar da, Financial Times Bağdat'taki merkezi hükümetin Kürt bölgesinde operasyonları olan şirketlerin işini zorlaştırdığını yazıyor.

Bağdat, Kuzey Irak'taki bölgesel hükümetin kendi başına petrol sözleşmeleri imzalamasını kabul etmiyor ve Financial Times , bu şirketlerin Kürt bölgesinde ürettikleri petrolün parasını almak için bazen aylarca beklemek zorunda kaldığını yazıyor.

Gazeteye göre, bölgesel Kürt hükümetinin Türkiye sınırına inşa etmeyi planladığı, günde 1 milyon varil petrol taşıması öngörülen yeni boru hattı projesi ihraç konusundaki sorunu çözebilir.

Henüz inşaat için net bir tarih belirlenmediğini hatırlatan Financial Times, yeni hattın Kerkük-Ceyhan arasındaki boru hattına bağlanmasının öngörüldüğünü, fakat Iraklı Kürtlerin gelecekte Türkiye üzerinden sadece kendi petrollerini taşıyacak bir boru hattı da kurmak isteyebileceğini kaydediyor.

Yabancı bir petrol yöneticisinin sözlerini aktaran gazete, ''Iraklı Kürtler petrollerini Bağdat'tan bağımsız, doğrudan Türkiye'ye nakledemedikleri sürece bu sorun çözülmeyecek'' görüşüne yer veriyor.

ABD Başkanı Barack Obama'nın Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'in başkanlığına aday gösterdiği John Brennan'a ilişkin haber ve değerlendirmeler İngiltere gazetelerinin dış haber sayfalarında ortak konulardan biri.

Times gazetesi, terörle mücadele konusunda Beyaz Saray'ın baş danışmanı olan John Brennan'ın CIA yöneticiliğine getirilmesinin, Obama'nın insansız uçaklarla El Kaide zanlılarına karşı yürüttüğü saldırı politikasının ileriki günlerde daha da yoğunlaşacağı anlamına geleceğini yazıyor.

Zira Brennan, insan hakları örgütlerinin itiraz ve eleştirilerine rağmen Amerika'nın en başta Afganistan-Pakistan sınırında yürüttüğü bu tip saldırıların baş mimarı olarak biliniyor.

Adaylığı onaylanırsa, John Brennan geçen yıl evlilik dışı ilişkisi olduğunu itiraf ederek istifasını sunan eski CIA Başkanı General David Patreus'un yerini alacak.

2011 yılında El Kaide lideri Usame bin Ladin'in Pakistan'da öldürüldüğü baskının planlanmasında önemli rol oynadığı söylenen John Brennan Times gazetesinin yorumuna göre, Amerika'nın tam kapsamlı askeri operasyonlar yerine düşmanlarını gizli operasyonlarla etkisiz hale getirmesini hedefleyen politikanın savunucusu.

2008 yılında yine CIA başkanlığı için adı geçen John Brennan, George W. Bush yönetimi sırasında CIA'de uygulanan ve işkenceye dönüştüğü iddia edilen sorgulama teknikleriyle ilişkisi nedeniyle adaylıktan vazgeçmişti.

İnsansız uçaklarla militanların saklandıkları yerlerin bombalanması zaman zaman sivil ölümlerine de yol açan ve uluslararası hukuka uygunluğu sorgulanan bir politika. Times 'a görüş bildiren Amerikan Yurttaş Hakları Birliği adlı örgütün direktörü Laura Murphy, Obama'nın ''CIA'de işkenceyi durdurduğunu ama bunun yerine teşkilatı gizli adam öldürme işine soktuğunu'' söyleyerek Brennan'ın adaylığını protesto ediyor.

İtalya'da gelecek ayki seçimler yaklaşırken Silvio Berlusconi'nin eski ortaklarıyla seçim ittifakına vardığını bildiren Daily Telegraph, 2011'de mali krizin istifaya zorladığı Berlusconi'nin eski koalisyon ortağı sağ kanat Kuzey İttifakı ile anlaştığını bildiriyor.

Fakat anlaşmanın bir koşulu var; Daily Telegraph seçimi kazanmaları durumunda Berlusconi'nin başbakan olmayacağını yazıyor.

Ama Berlusconi, koalisyonun lideri olarak başbakanlık görevine atanacak kişiyi kendisinin belirleyeceğini söylüyor. Daily Telegraph, Berlusconi'nin alaylı bir şekilde, seçimi kazanırlarsa kendisine maliye bakanlığını uygun gördüğünü, çünkü başbakanların kabinenin gündemini belirlemek dışında aslında ellerinde büyük bir güç olmadığını söylediğini aktarıyor.

Daily Telegraph'ın satırlarında yer verdiği son bir ankete göre, Berlusconi'nin partisinin Kuzey Birliği ile kurduğu koasliyon oyların yüzde 26 ila 28'i arasında bir dilimini alırken, sol koalisyon yüzde 38 destek ile çok daha önde gidiyor.

Ankette Berlusconi'nin yerine geçen teknokrat lider Mario Monti'yi destekleyen merkez blok ise yüzde 14-15 arası bir desteğe sahip görünüyor.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

Almanya’da İslam’ın rolü, Berlin’deki havalimanı projesinin üç yılda dördüncü kez ertelenmesi ve eski cumhurbaşkanı Christian Wulff ile eşinin ayrılması, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları…

Essen kentinde yayımlanan Westdeutsche Allgemeine Ze itung , Almanya’da İslam dininin giderek artan rolüne değiniyor. “İslam, okulları da değiştiriyor” başlıklı yorumda şu satırları okuyoruz:

“Tüm ülkenin ‘İslam Almanya’ya ait mi, değil mi’ sorusunu tartıştığı günlerin üzerinden uzun bir zaman geçmedi. Pek çok okula, özellikle de Müslüman çocukların oranının sürekli arttığı Ruhr bölgesindeki okullara baktığınızda görünen şu: Gerçekler siyasî tartışmaları çoktan geride bıraktı. İster memnun olun, ister olmayın toplumumuz göç yoluyla değişiyor. Siyasetin de buna göre davranması gerek. Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti 2012 yılında bazı okullarda İslam din dersini yürürlüğe soktu. Bu, söz konusu gelişmeye verilmiş temkinli bir ilk yanıttı. Son rakamlar, eyalette hiçbir Hrıstiyan mezhebine kayıtlı olmayan öğrencilerin sayısının da giderek arttığını gösteriyor. Yani kiliseler kan kaybetmeye devam ediyor, nüfuzlarını yitiriyor. Onların kimlik belirleyici işlevine giderek daha az ihtiyaç duyuluyor.”

Almanya’nın başkenti Berlin’de inşa edilen Berlin-Brandenburg Uluslararası Havalimanı'nın açılışı son üç yıl içerisinde dördüncü kez ertelendi. Eleştirilerin odağı haline gelen Berlin’e hükümet eden Belediye Başkanı Klaus Wowereit, havalimanı denetleme kurulu başkanlığından istifa etti.

Neue Rhein Zeitung , “Berlin Almanya’yı rezil ediyor” başlıklı yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Berlin’in yeni havaalanı ile ilgili tartışmalar ülkemiz için bir utanç. Prestij getirmesi düşünülen proje alay konusu haline geldi. Almanya’nın ileri teknoloji ülkesi özelliğine duyulan güven de zarar görüyor. Amerika ve Asya’daki rakipleri, aksaklıklardan kurtulamayan Prusyalılarla dalga geçiyor. Vergi mükelleflerinin sırtına en az iki milyar euroluk ek masraf binecek. İmaj hasarı ise hesaplanamayacak boyutlarda. Klaus Wowereit’ın Berlin için yarattığı ‘yoksul ama seksi’ sloganı şimdi ‘yoksul ve beceriksiz’e dönüştü. Eğer havaalanının bu yıl açılacağına dair geçmişte yaptığı açıklama halkı kandırma amaçlıysa istifası kaçınılmazdır.”

Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinin yorumu şöyle:

“Klaus Wowereit artık görevine devam edemez. Sadece aksaklıklar, arıza ve talihsizliklerle özdeşleşen havaalanının denetleme kurulu başkanı olarak değil. Aynı zamanda Berlin’e hükümet eden belediye başkanı olarak da. İstifası artık siyasî hijyen meselesi. Şimdi değil de ne zaman? Havaalanının 2014’te mi yoksa 2015’te mi açılabileceği bile belli değilken siyasî sorumluluk duygusunun sesine kulak verip istifa etmesi gerekir. Wowereit’a kişisel olarak duyulan sempati artık yerlerde sürünüyor. Partisi Sosyal Demokratlar ise Hrıstiyan Demokrat Birlik’in açıkça gerisine düşmüş durumda.”

Almanya’nın eski cumhurbaşkanı Christian Wulff’un eşi Bettina Wulff ile ayrılması da Alman basınında öne çıkan konular arasında. Frankfurter Neue Presse gazetesinin yorumu şöyle:

“Bu, temelde Wullf’a ait özel bir roman olabilir. Ancak aynı zamanda şaşaa ve ihtişamdan gözleri kamaşan, bundan keyif duyan, ardından da zalim bir şekilde hesabını görüp mahkûm eden bir toplumun mantalitesi ile ilgili de çok şey söylüyor. Kendi egosu söz konusu olunca delik deşik olan ulvî ahlakî tutumlar ve değer yargılarına dair de çok şeyi gün ışığına çıkarıyor. Ve sonuçta kamuoyunda rol oynama tutkusunun, aslında ait olmadığı bir tabloya dâhil olma hırsının en yakın insanî ilişkileri bile nasıl yozlaştırdığını…”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ayhan Şimşek

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Avrupa Basınından Özetler

Suriye'deki gelişmeler ve Fransız aktör Gerard Depardieu’nün Rusya vatandaşlığına geçmesi, bugünkü Avrupa basınında dikkat çeken yorum konularını oluşturuyor.

Sol liberal Fransız gazetesi Liberation , Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın pazar günü halka hitaben yaptığı konuşmayı şöyle yorumluyor:

“Beşar Esad 21 aydır devam eden direnişin ardından halka kendini sarsılmamış bir diktatör olarak sundu. Hem de şaşırtıcı bir maharetle. Esad, hiçbir siyasi açılımda bulunmayacağını belli etti ve bunun yerine totaliter bir konuşma yaptı. Eğer Esad yoğun baskı altında böyle tavır alabiliyorsa, bunu öncelikle güçlü müttefikleri Çin ve Rusya’ya borçlu. Moskova ile Pekin cinayete eğilimli diktatöre destek vererek, dolaylı yoldan savaş meydanını Katar’daki Selefî gruplar ve Suudi Arabistan’ın mali destek verdiği binlerce cihat savaşçısına bırakmış oldu. Özellikle Rusya Devlet Başkanı Putin, bir gün bu durumun sorumlusu olduğunu kabul etmek zorunda kalacak.”

Muhafazakâr İngiliz gazetesi The Times ise Esad’ın konuşmasına ilişkin şu görüşlere yer veriyor:

“Esad’ın meydan okuyan tavrı, rejimin henüz uçurumun kenarına gelmediğini gösterir nitelikte. Devlet Başkanı’nın bedenen ve ruhen sağlıklı olduğundan yola çıkılacak olursa, Batı'nın ülkedeki savaşın daha aylarca süreceğini hesaplaması gerekir. Esad’ı istifaya zorlamak için Rusya’nın desteklediği bir anlaşmaya ihtiyaç var. Ancak görünürde böyle bir görüş birliği bulunmuyor. Bu anlaşmazlık bir süre daha devam edecek olursa, o takdirde uluslararası toplum güvenli ve uçuşa yasak bölgeler konusunu gündemine almalıdır. Esad’ın devrilmesini hızlandırmak muhtemelen bizim elimizde değil, ama Suriye halkı için insanî yardımlar etik bir zarurettir.”

Sol liberal İspanyol gazetesi El Pais , Fransa'da yeni yönetimin zenginlerden daha fazla vergi almayı amaçladığı Varlık Vergisi'ni protesto etmek amacıyla Fransız vatandaşlığından çıkıp Rus vatandaşlığına geçen ünlü oyuncu Gerard Depardieu ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in buluşması çerçevesinde yer verdiği yorumda şu satırları okuyoruz:

“Euro Bölgesi’nin hükümetleri, borç yükünün baskısı altında aç gözlerini vatandaşlarının varlıklarına dikmiş durumda. Elbette gelir vergisinin yüzde 13 gibi düşük bir seviyede olduğu Rusya gibi ülkelere karşı yapabilecekleri bir şeyleri yok. Rusya, aradan geçen kapitalist yıllarında çok sayıda zengin üretti. Şimdi ise başka ülkelerin milyonerlerini baştan çıkarma arzusunda. Brüksel gerçekten bir gün sık sık reklamı yapılan ‘vergi birliğini' hayata geçirecek olursa, o durumda Depardieu sığınacak ülkesini zaten çoktan bulmuş olacak. Çok sayıda zengin bu tür sorunları kamuoyunun dikkatini fazla çekmeden vergi cennetleri üzerinden hallediyor. Ancak böyle dünyaca ünlü kişiliklerin kamuoyunun dikkatini bu konuya çekme hakkını kimse elinden alamaz. Ünlü oyuncu dün Twitter üzerinden ‘Herşey için bir kez daha teşekkürler Vladimir’ diye yazdı. Putin bu durumdan büyük haz duymuş olmalı.”

Muhafakâr Fransız gazetesi Le Figaro aynı konudaki yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Fransız oyuncu için verilen Rus pasaportu Kremlin’in efendisi Putin açısından düşeş anlamına geliyor. Putin’in ülkesi, kitlelerin idolü olmuş bir sanatçı tarafından ‘büyük demokrasi' mertebesine yükseltilmiş oluyor. İngiltere Başbakanı David Cameron, Fransa’nın vergi kaçaklarına kırmızı halılar serdi, Belçika onlara kollarını açtı. Tüm dünya rekabet yarışının tam ortasında bulunurken, bizim ülkemiz (Fransa) sonu gelmeyen ve gittikçe anlamsızlaşan bir tavırda ısrarcı. Putin ile Depardieu’nün kucaklaşması ise seviyesiz bir komedi etkisi yapıyor. Bu olayın tek bir avantajı, Cumhurbaşkanı François Hollande’ın vergi politikalarının saçmalığını tüm dünyaya göstermek oldu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör Hülya Köylü Schenk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBarack ObamaBaşbakanBelçikaBerlusconiBeşer EsadÇinEvlilikFransaİngiltereIrakİtalyaKatarRusyaSavaşSeksiSuriyeSuudi ArabistanTwitterVladimir Putinvergi
Görüş Bildir