Dünya Basınından Özetler | 6 Haziran 2013

 > -

Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

Türkiye’de Başbakan Erdoğan’ı protesto eylemleri, Suriye’deki durum ve Almanya’da geniş bölgeleri etkisine alan seller bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları…

Westdeutsche Allgemeine Zeitung , Türkiye geneline yayılan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı protesto hareketine dönüşen ‘Gezi Parkı' eylemini ve sosyal medyanın rolünü konu alıyor.

“Bu devrim televizyondan değil, Twitter’dan aktarılıyor”. İstanbul’da bir evin duvarında bu söz yazılı. İslamcı muhafazakar bir hükümetin, muhalefeti ve medyada hoşuna gitmeyen tüm haberleri zalimce bastırmaya uğraştığı bir yerde. Arap Baharı denilen şeyde olduğu gibi, İran’daki ayaklanmada olduğu gibi Türkiye’de de Twitter, Facebook ve diğer internet platformları önemli ve oldukça belirleyici bir rol oynuyor. Bu platformların etkisi son derece hızlı bir şekilde arttı. Sosyal ağlar şimdiye kadar örneğin fotoğraf ve video görüntüleri yoluyla olanları aktarırken, artık bu şekilde kitleleri harekete geçiriyor, koordine ediyor ve direnişe coşku katıyor. Twitter ve Facebook blogcularla birlikte Türkiye'de ayaklanmanın sinir sistemini oluşturuyor. İnternet olmasaydı bu başkaldırı çoktan kırılırdı. İstanbul’daki ayaklanma bu şekliyle siyasî baskıya karşı mücadelede yeni bir safhanın başlangıcını işaret ediyor. Sokak ve meydanlardaki insanların mücadelesiyle sosyal ağların mükemmel bir birleşimi.”

Maerkische Oderzeitung ise Suriye’de kimyasal silahlar kullanıldığı iddiaları karşısında ABD’nin askerî müdahale olasılığını ele alıyor.

Savaş, Başkan Barack Obama için bir felaket senaryosu olur. Sadece Amerikan vatandaşlarının dörtte biri savaşa karşı diye değil. Aynı zamanda Irak fiyaskosunun anıları hâlâ çok taze. Obama’nın sözcüsü işte bu nedenle kırmızı çizginin aşılması durumunda Başkan'ın somut bir tepki açıklamadığından bahsetmişti. Araştırma sonuçları gerçekten şüpheleri doğrulasa bile bu çerçeveden bakıldığında hızlı bir askerî müdahale olması şüpheli.”

Leipziger Volkszeitung ise Almanya'nın geniş kesimlerini etkileyen seller ve Başbakan Angela Merkel'in tutumunu irdeliyor:

“Başbakan Merkel’in Salı günü sel bölgelerine yaptığı ziyarete ‘sadece seçim kampanyası' diye burun kıvıranlar olabilir. Bu ziyaret Merkel’e şüphesiz zarar vermedi. Öyle de olsun. Çünkü eğer Berlin’de çalışma masasının arkasında oturup kalsaydı, kim bilir karşıtları ne suçlamalarda bulunacaktı. Dolayısıyla sel bölgesine gitmesi doğru ve önemli bir hareketti. Kum çuvalı doldururkenki görüntüsü her ne kadar komik kaçsa da. Önemli olan federal hükümetin yardım etmesi. Merkel bunun sözünü verdi. Selden etkilenen dört eyalet için vaat edilen 100 milyon euro sadece bir başlangıç olabilir. Bunu Merkel de biliyor. Ama şu an önemli olan kolları sıvamak ve en kötü endişelerin gerçek olmaması için birlikte hareket etmek.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi ise nehirlerin önüne koruma duvarı inşa edilmesi tartışmalarını ele alıyor:

“Demokrasi ve hukuk devleti tezatlar ve şikayetler olmadan işlemez. İsteyen, sellere karşı oluşturulacak koruma duvarlarına karşı olabilir. Ancak inatçı bir azınlık için önlerindeki nehir manzarasının bozulması, pek çoklarının güvenlik ve huzurundan daha önemli diye çoğunluğun sel banyosu yapmak zorunda kalması doğru ve istenecek bir durum mudur? Bu konuda da ciddi ciddi tartışmanın vakti çoktan gelmiştir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Hülya Schenk

Haberin Tamamı İçin:

İngiltere Basın Özeti

Times gazetesi, Türkiye'deki protestolarla ilgili haberinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, polisin aşırı güç kullanması nedeniyle kaygılı olduklarını söyleyen Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry'e yanıtını öne çıkarıyor.

Gazete, Davutoğlu'nun "Türkiye ikinci sınıf bir demokrasi değildir" dediğini aktarıyor.

Daily Telegraph gazetesi protestocuların, polisin aşırı güç kullandığı illerde üst düzey polis yetkililerinin görevden alınmasını talep ettiğine dikkat çekiyor.

Haberde, İzmir’de tweet attıkları gerekçesiyle 29 kişinin gözaltına alınmasına da yer veriliyor.

Independent gazetesi de gözaltılarla ilgili haberinde Başbakan Erdoğan'ın Twitter'ı bir "bela" olarak nitelediğini hatırlatıyor.

Guardian gazetesi ise polisin üzerine yakın mesafeden gaz sıktığı, kırmızı elbisesiyle protestoların simgesi haline gelen Ceyda Sungur'u anlatıyor.

Gazete 'Çekingen Kahraman' dediği İTÜ Mimarlık Bölümü araştırma görevlilerinden Sungur'un geri planda kalmayı tercih ettiğini ve Türk medyasında kendisini büyük bir taban hareketinin küçük bir parçası olarak nitelediğini, "Benden farkı olmayan bir çok insan orada parkı, haklarını ve demokrasiyi savunuyordu ve onlar da gaz yediler" dediğini aktarıyor.

Financial Times gazetesi de haberinde, protestolar sırasında büyük televizyon ve gazetelerin suskunluğunun halkı öfkelendirdiğini ve dikkatleri medya-hükümet ilişkilerine çevirdiğini vurguluyor.

Gazetede yer alan bir haberde Türkiye'de halkın sosyal medyaya yönelik mevcut ve olası sınırlamaları aşmalarını sağlayacak yazılımlara yöneldiğini belirtiyor. Financial Times'a göre, protestoların başlamasından sonra bilgisayarlarına sanal şebeke yazılımı yükleyenlerin sayısı 10 kat arttı.

Hotspot Shield VPN yazılımını geliştiren California merkezli Anchorfree şirketi, sadece Cumartesi günü Türkiye'den 100 bin kişinin bu programı yüklediğini açıkladı. VPN teknolojisi, kullanıcılarının kimlik bilgilerini gizliyor onlara ülkelerinde yasaklanmış olsa da tüm internet içeriğine erişim imkanı veriyor.

Anonymous grubunu temsil ettiğini söyleyen kişilerin kullanıcılara Twitter yoluyla ücretiz VPN yazılımlarını nasıl indirebileceklerini anlattığını belirten gazete, bu yazılımlara Arap Baharı sırasında Mısır'da da ilginin bir anda arttığını kaydediyor.

Gazeteye göre, Anchorfree, hafta sonunda iPhone ve Android telefonlar için VPN programı yükleme sayısının 30 kat arttığını, masa üstü bilgisayarlardaki artışın ise yüzde 800 olduğunu duyurdu.

Suriye ordusunun Kuseyr'i isyancıların elinden geri alması gazetelerde geniş yer buluyor.

Daily Telegraph gazetesine göre Hizbullah'tan yardım alan Suriye ordusu karşısında en ağır yenilgilerinden birini alan Ulusal Koalisyon, mücadeleye devam edeceğini ve Hizbullah'tan Lübnan içinde intikam alacağını duyurdu.

Gazeteye göre, Suriye ordusu kentteki hakimiyetini koruyabilirse orta-batı Suriye ekseninde önemli ikmal yollarının kontrolünü de elinde bulunduracak. Suriyeli bir general Lübnan televizyonuna, "Kuseyr'in kontrolünü ele geçiren taraf tüm Suriye'nin kontrolünü ele geçirmiş demektir" dedi.

Bir isyancı da, Kuseyr'in düşüşünün Lübnan'dan gelecek takviyeyle Humus'taki hakimiyetlerini de tehlikeye sokacağını söyledi. İsyancılar, Humus'ta iki semtin kontrolünü ele geçirmiş durumdalar.

Financial Times gazetesi ise Lübnan sınırındaki bu kentin ele geçirilmesinin savaşın seyrini değiştirmeyeceğini ancak sonucun Sünni isyancılara karşı Şii müttefiklerini seferber eden Esad için önemli bir zafer olduğunu vurguluyor. Gazete, bu zaferin Esad'ı orduyla isyancıların yenişemediği kuzeydeki Halep'e büyük bir saldırı için teşvik edebileceğini kaydediyor.

Guardian gazetesindeki analizde, "Rus roketleri, Batı'nın kararsızlığı ve şimdi önemli bir yenilgi Suriyeli isyancıları savunma konumunda bıraktı" deniyor.

Yazıda şöyle devam ediyor:

"İki haftalık savaştan sonra Kuseyr'in ordunun denetimine geçmesi, silah gücü yetersiz olan, kendi aralarında bölünme yaşayan ve hala uluslararası destek görüp göremeyecekleri belli olmayan isyancılar için önemli bir yenilgi. Bu yenilginin, savaşı kesin olarak Esad'ın lehine çevirdiğini söylemek için erken. Uzmanlar şimdiye kadar en az 90 bin kişinin öldüğü savaşta taraflardan birinin mutlak zaferinin söz konusu olamayacağını ancak bu başarının Esad'ı cesaretlendireceğini vurguluyor."

Independent gazetesinin manşetinde de Suriye var. Gazeteye göre, İngiltere'de beş bakan, Başbakan David Cameron'ın Suriyeli isyancılara silah gönderme planlarına itiraz etti. Bu bakanların yanı sıra Muhafazakar Parti içindeki bazı milletvekilleri de bu adımın İngiltere'yi Suriye'deki savaşın içine çekebileceği uyarısında bulundu.

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Avrupa basını Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle takip etmeyi sürdürüyor. Ülke genelindeki protestolar, Başbakan Erdoğan’ın tutumu başlıca yorum konusu.

Fransa'da yayımlanan Le Figaro gazetesi Başbakan Erdoğan'ı eleştiriyor:

"Başbakan on yıldan fazladır görevde ve her yapılan seçimde hükümetteki çoğunluğunu artırdı. Bu sebeple Recep Tayyip Erdoğan her şeye hakkı olduğu görüşünde. İlk etapta Taksim Gezi Parkı'nda bir alışveriş merkezi inşasına karşı çıkmak için başlayan eylemler, Erdoğan'ın otoriter yönetim anlayışına kayışını gün ışığına çıkardı. Türkiye'nin Erdoğan hükümeti döneminde büyük adımlar attığı doğru. Ülke küreselleşmeden fayda sağladı ve önümüzdeki on yıl içinde ekonomisi en büyük ülkelerden biri olacak gibi gözüküyor. Ancak modernleşme yanlısı Erdoğan zaman içinde, dengesiz dağılmış bir gücün de verdiği kibirlilikle muhafazakâr İslam anlayışındaki otoriter reflekslerini yeniden buldu."

Hollanda'nın de Volkskrant gazetesi de Türkiye'deki durumu şöyle değerlendiriyor:

"Erdoğan arkasındaki desteği göreve geldiği 2002 yılından bu yana Türkiye'nin yaşadığı sansasyonel ekonomik canlanmaya borçlu. Ancak orta sınıfın gelişimi farklı oldu: Türklerin çoğu, İslamileşmenin arttığı toplumda ve Erdoğan hükümetinin yönetiminde kendini huzursuz hissetmeye başladı. Onlar hayatlarını nasıl yaşayacaklarına kendileri karar vermek istiyorlar. Umarız toplumda yaşanan huzursuzluk, iktidar partisi AKP'nin Erdoğan'ın tartışmalı planları konusundaki fikirini değiştirir. Erdoğan başkanlık sistemini – tabi ki kendisi en tepede olarak – uygulamaya geçirmeye çalışıyor. Ancak yaşanan siyasi huzursuzluklar sert bir başkan yerine diyalog gerektiğini gösteriyor."

İsviçre'den Neue Zürcher Zeitung da konu hakkında şu satırlara yer veriyor:

"Taksim Meydanı'na ve diğer taraflara baktığınızda göstericilerin farklı hareket ettikleri göze çarpıyor. Bir tarafta Türk milliyetçileri diğer tarafta özerklik isteyen Kürtler yer alıyor. Eskiden görülen sol – sağ gibi kategoriler yok artık. Bu başta Avrupa'dakilerle kıyaslanabilecek bir gençlik hareketi. Onların çoğu bir çok açıdan Türkiye'de hâlâ görülen otoriter devlet anlayışına karşı çıkıyor. Onlar sosyal ve siyasi açıdan liberal bir toplum istiyor. Bu açıdan gösteriler yeni reformlar yapılmasını sağlayabilir. Eğer bu mümkün olursa Türkiye gerçekten Ortadoğu'ya örnek teşkil edebilir."

Bulgaristan'da yayımlanan Standart gazetesi Türkiye'de yaşananlarda AB'nin de payı olduğunu yazıyor:

"Türkiye'deki protestocuları motive eden ekonomik sorunlar değil. Onları harekete geçiren siyasi talepler ve demokratik ilerleme. Ancak burada büyük bir sorun var: Problemlerin büyük bir kısmına Avrupa sebep olduğu için, etik açıdan Avrupa'nın olaylara karışmaya da hakkı yok. Erdoğan'ın bugün kendini güçlü hissetmesinin sebeplerinden biri duraksayan AB üyelik müzakereleri. Erdoğan'ın 2005'den 2006'ya kadar çok farklı bir siyasi üslubu vardı."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Başak Özay

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAndroidAngela MerkelAppleAvrupa BirliğiBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadFacebookFransaGezi ParkıHizbullahİngiltereIrakİranİstanbulİsviçreİzmirLübnanMısırPolisRecep Tayyip ErdoğanSavaşSuriyeTercihTwitterVPNhumusmasa üstü
Görüş Bildir