article/comments
article/share
Haberler
315 Bin Yıl Önce Yaşayan İnsanın Yüzü Ortaya Çıktı: Türümüzün Bilinen En Eski Temsilcisi Böyle Görünüyormuş

315 Bin Yıl Önce Yaşayan İnsanın Yüzü Ortaya Çıktı: Türümüzün Bilinen En Eski Temsilcisi Böyle Görünüyormuş

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Dünyanın en eski Homo sapiens fosillerinden yola çıkan bilim insanları, yaklaşık 315 bin yıl önce bugünkü Fas topraklarında yaşamış bir insanın yüzünü dijital ortamda yeniden canlandırdı. Brezilyalı 3D rekonstrüksiyon uzmanı Cícero Moraes liderliğindeki uluslararası ekibin çalışması, türümüzün bilinen en eski temsilcisine ait ilk yüz yaklaşımı olarak gündem oldu.

Portrede koyu tenli, uzun siyah saçlı ve gür sakallı bir adam var. Derine yerleşmiş gözleri, geniş burnu ve dolgun dudaklarıyla bugün bir kalabalığın içinde pek de yadırganmayacak biri.

Kaynak: Daily Mail

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Yüz, tek bir kafatasından değil, aynı kazı katmanından çıkan beş ayrı fosilin birleştirilmesiyle kuruldu.

Yüz, tek bir kafatasından değil, aynı kazı katmanından çıkan beş ayrı fosilin birleştirilmesiyle kuruldu.

Heritage dergisinde 13 Eylül 2026'da yayımlanan çalışmanın temelinde 'kompozit' bir kafatası var. Beyin kutusu ve yüzün üst kısmı, 1961'de bulunan Irhoud 1 fosilinden geliyor. Alt çene başka bir bireye, Irhoud 11'e ait; üst çene ve dişlerdeki boşlukları ise Irhoud 10, Irhoud 21 ve Irhoud 22 dolduruyor. Parçaların hepsi Jebel Irhoud'daki aynı arkeolojik katmandan, yani 7. katmandan çıkarıldı.

Ekip sıfırdan tarama yapmadı. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nün (MPI-EVA) 2017'de kamuoyuyla paylaştığı fotoğraf ve video verilerini kullanarak kafatasının 3D modelini fotogrametriyle yeniden kurdu.

Çalışmanın sorumlu yazarı, Universiti Sains Malaysia ve Saveetha Üniversitesi'nden Dr. Johari Yap Abdullah, Irhoud 1'in modelin ana iskeletini oluşturduğunu, diğer fosillerin ise 'aynı popülasyondan, aynı katmandan gelen ve anatomik olarak birbiriyle uyumlu' tamamlayıcı parçalar olduğunu açıkladı.

Ekip, modern bir insanın tomografisini fosile uyacak şekilde dijital olarak büküp üzerine kas, yağ ve deri katmanları ekledi.

Ekip, modern bir insanın tomografisini fosile uyacak şekilde dijital olarak büküp üzerine kas, yağ ve deri katmanları ekledi.

'Kısıtlı anatomik deformasyon' adı verilen teknikte, kimliği gizli tutulan yetişkin bir bağışçının bilgisayarlı tomografisi, kafatası fosille birebir örtüşene kadar dijital olarak şekillendirildi. Yüzün yumuşak doku kalınlıkları için Afrika kökenli bireylerden alınmış ölçümler kullanıldı, burnun biçimi ise ayrı bir anatomik şablonla belirlendi. Tüm süreç açık kaynaklı yazılımlarla yürütüldü.

Araştırmacılar bu tercihin bir varsayım olmadığının altını çizdi: 'Orta Pleistosen homininlerine ait doğrudan yumuşak doku verisi bulunmadığı için modern popülasyonlardan elde edilen referanslar, biyolojik bir eşdeğerlik varsayımı değil, zorunlu bir yöntemsel vekil olarak kullanıldı.'

Modelden bir yan sonuç da çıktı. Kafatası iç hacmi 1.364 mililitre olarak hesaplandı; bu değer, 2018'de doğrudan fosilin tomografisinden ölçülen 1.375 mililitreyle neredeyse aynı ve bugünkü insanların aralığına düşüyor. Düzeltme uygulandığında beyin hacmi yaklaşık 1.230 santimetreküp çıkıyor, bu da karşılaştırmada kullanılan modern yetişkin erkek ortalamasına oldukça yakın.

Ortaya iki farklı yüz çıktı: Biri tamamen anatomiye, diğeri biraz da sanata dayanıyor.

Ortaya iki farklı yüz çıktı: Biri tamamen anatomiye, diğeri biraz da sanata dayanıyor.

İlk versiyon gri tonlu ve tamamen saçsız. Amacı, yüzün alttaki kemik yapısıyla ilişkisini dikkati dağıtacak hiçbir ayrıntı olmadan göstermek. İkinci versiyon ise ten rengi, saç ve sakalla tamamlanmış, fotoğraf gerçekliğinde bir portre.

Ancak ekip, renkli versiyonun ciddi ölçüde sanatsal yorum içerdiğini özellikle vurguladı. Ten rengi, ışık, saç modeli ve sakal gibi özellikler fosilden okunamıyor; bunlar eski ve modern insan popülasyonları üzerine yapılan antropolojik araştırmalara dayanılarak, 315 bin yıl önce Kuzey Afrika'da yaşamış birinin makul bir temsili olarak eklendi.

Bir uyarı daha var: Portre tek bir kişiyi göstermiyor, çünkü kullanılan fosil parçaları büyük ihtimalle birkaç farklı bireye ait. Yazarlar iki yaklaşımın birlikte sunulmasının 'bilimsel hassasiyet ile kamuoyuna ulaşma ihtiyacı arasında köprü kurduğunu' dile getirdi.

Irhoud 1, 1961 yılında bir maden işçisi tarafından bulunduğunda 40 bin yıllık bir Neandertal sanılıyordu.

Irhoud 1, 1961 yılında bir maden işçisi tarafından bulunduğunda 40 bin yıllık bir Neandertal sanılıyordu.

Hikâye, Fas'taki Jebel Irhoud'da maden çıkarma sahasında çalışan bir işçinin, belirgin biçimde insana benzeyen bir kafatasına rastlamasıyla başladı. Irhoud 1 adı verilen fosil, ilk incelemelerde Neandertallerin Afrika'daki bir varyantı olarak tanımlandı ve yaşı 40 bin yıl civarında tahmin edildi.

Sonraki onyıllarda bu tahmin birkaç kez değişti. 1991'deki tarihlendirme çalışmaları fosilin yaşını 100 bin ile 200 bin yıl arasına çekti, 2007'de ise bu rakam yaklaşık 160 bin yıl olarak güncellendi. Yine de kafatası uzun süre 'Neandertal mi, insan mı' tartışmasının ortasında kaldı.

2017’de yapılan yeni kazılar ise türümüzün tarihini en az 100 bin yıl geriye taşıdı.

2017’de yapılan yeni kazılar ise türümüzün tarihini en az 100 bin yıl geriye taşıdı.

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden paleoantropolog Jean-Jacques Hublin'in yürüttüğü kazılarda yeni fosiller ve taş aletler bulundu. 2017'de Nature dergisinde yayımlanan iki çalışma, Irhoud 1 ve beraberindeki kalıntıları Homo sapiens olarak yeniden sınıflandırdı ve yaşlarını yaklaşık 315 bin yıl olarak belirledi.

Bu tarih, türümüzün bilinen fosil kaydını bir anda en az 100 bin yıl geriye itti. O güne kadar en eski Homo sapiens fosilleri, yaklaşık 195 bin yıllık Etiyopya'daki Omo Kibish buluntularıydı. Buluş, modern insanın Doğu Afrika'daki tek bir 'beşikte' değil, kıtanın farklı bölgelerine yayılan bir evrim süreciyle ortaya çıktığı görüşünü de güçlendirdi.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Üstelik bu insanların yüzü bize çok benziyordu ama kafataslarının arka kısmı hâlâ arkaikti.

Üstelik bu insanların yüzü bize çok benziyordu ama kafataslarının arka kısmı hâlâ arkaikti.

Uzmanlara göre Jebel Irhoud insanlarının yüzü, çenesi ve dişleri zaten tanıdık biçimde moderndi. Ancak bu yüzün arkasındaki beyin kutusu uzun ve eski tipteydi; bugünkü insanlara özgü yuvarlak kafatası şekli, Homo sapiens ortaya çıktıktan çok sonra gelişti. Yeni rekonstrüksiyon da tam bu uyumsuzluğu gözle görülür hale getiriyor: Geniş ve güçlü bir yüz, belirgin kaş çıkıntısı ama yine de bize ait olduğu belli olan gözler, burun ve ağız.

Fosillerle aynı katmanda bulunan çakmaktaşı aletler de hikâyenin önemli bir parçası. 2017'deki tarihlendirme, ateşte ısınmış bu taş aletler üzerinden yapıldı.

Brezilya'dan Cícero Moraes'in yönettiği çalışmada Flinders Üniversitesi, Pavia Üniversitesi, Lodz Üniversitesi ve Universiti Sains Malaysia'dan araştırmacılar yer aldı. Böylece 60 yılı aşkın süre önce 40 bin yıllık bir Neandertal sanılan kafatası, bugün türümüzün bilinen en eski yüzü olarak karşımızda duruyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2007 yılında başladı medya sektörü maceram, 2009 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı bölümünden mezun olunca daha da perçinlendi. Türkiye’nin en büyük medya kuruluşlarında stajyer, editör, haber müdürü ve danışmanlık gibi görevler aldıktan sonra 2022 yılından bu yana Onedio’dayım. ‘Eşik bekçiliğidir’ diye ustalarımızdan öğrendiğimiz gazeteciliğin ‘etik’ değerlerine inanarak ve sadık kalarak Türkiye ve dünya gündemini en sıcak haliyle size iletmeye çalışıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
14
7
4
3
2
2
2
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın