Avrupa Basınından Özetler | 29.01.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

İngiltere gazetelerinde Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın söylemindeki değişim, Mali'de İslamcıların tarihi el yazmaları yakması ve Mısır'daki gelişmeler ve kanser tedavisindeki umut verici gelişme ön planda.

İngiltere gazetelerinde Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın söylemindeki değişim, Mali ve Mısır'daki gelişmeler ve kanser tedavisindeki umut verici gelişme ön planda.

Financial Times gazetesinin İstanbul mahreçli analizinde, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “daha ılımlı bir tavır” takınmaya başladığı belirtiliyor.

Daniel Dombey , kısa süre öncesine kadar Abdullah Öcalan’ın idamından söz eden Erdoğan’ın, şimdi Kürt sorununa çözüm arayışı çerçevesinde hapisteki PKK lideriyle dolaylı olarak görüşmekte olduğuna dikkat çekiyor.

Analizde, Erdoğan’ın Suriye’deki çatışmalar konusunda Devlet Başkanı Beşar Esad aleyhine söyleminin yerini, Rusya ile ortak zeminde buluşma” çabasının aldığı da belirtiliyor. Bir yandan da, Suriye rejimine karşı savaşan İslami grupları açıkça destekleyen Körfez’deki Arap ülkeleriyle Türkiye arasında bir mesafe oluştuğu dile getiriliyor.

Analize göre, üçüncü bir değişim de Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri konusunda. Türkiye’nin AB üyeliği çabasının yeniden gündeme taşındığına dikkat çeken yazar, Fransa ve Almanya liderlerinin Ankara’ya davet edildiğini hatırlatıyor.

Dombey, bu değişimi geçen yılki gelişmelere bağlıyor. 2011’de % 50 civarında oy alan Erdoğan’ın, Arap Baharı’nı yaşayan ülkeleri gezisinde on binler tarafından karşılandığını ve ülke ekonomisinin % 8 civarında büyüdüğünü anımsatıyor yazar.

Analizde, 2012’deki gelişmeler ise şöyle özetleniyor:

“İçeride, 500’den fazla kişi PKK ile savaşta öldü. Suriye daha derinlere batarken, Türkiye etkinliğinin sınırlarıyla karşılaştı. Ekonomik büyüme ise % 3’e geriledi.

Dahası, Erdoğan’ın göz önüne alması gereken seçimler kapıda ve ülkenin Başkanı olmaya hevesli.”

Analiz, şu ifadelerle son buluyor:

“Ankara’yı içeriden izleyenler, Erdoğan’ın son zamanlarda söyledikleriyle ilgili herhangi bir büyük teori kurulmaması gerektiği uyarısı yapıyor. Başbakan, her şeyden önce kurnaz ve ileri görüşlü olan, uzun oyunu içgüdüsüyle oynayan özgün bir politikacı. Varmak istediği nokta üzün süredir hararetli tartışmaların konusu.

Ve işte açılım ortada; söylemdeki değişim inkar edilemez. Orta Doğu ve esasen Avrupa, on yıllardır görülmeyen bir değişim halinde; içinde oldukları açmazlardan çıkmak için yapacakları çok şey var.

Aynısı, dünya sahnesinde yükselmekle olan güçlerden Türkiye için de geçerli.”

Times gazetesi, Fransa ordusunun Mali kenti Timbuktu’yu İslamcı militanların elinden geri almasına iki sayfa ayırmış.

Haber ve analizlerde, böylece Mali’nin kuzeyindeki bütün kentlerin yeniden Fransa destekli Mali hükümetinin eline geçtiği, İngiltere’nin de Mali ordusunu eğitmek için 250 askeri eğitmen görevlendireceği anlatılıyor.

Diğer gazetelerde olduğu gibi Times’ta da, militanların şehri terk ederken paha biçilemez değerdeki el yazmalarını yok etmesi irdeleniyor.

Ben Macintyre şöyle diyor:

“Ahmed Baba Enstitüsü’nün yakılması, Taliban’ın 2001’de Bamyan Buda heykellerini tahrip etmesi kadar çarpıcı olmayabilir ama aynı küçümseyici nihilizm ruhuyla gerçekleştirilmiştir.

Enstitüde, bazıları 13. yüzyıldan kalma olan ve aralarında kimya, astronomi, edebiyat, hukuk ve matematik alanlarındaki bilimsel eserlerin de olduğu, Arapça ve Afrika dillerinde binlerce el yazması bulunuyordu.”

Selefi ve Sünni militanların, İslam’ın Sufi anlayışından öncülerine ait türbeleri de yıktığına dikkat çeken yazar, söz konusu eserlerin aynı zamanda “Afrika’ya medeniyetin beyaz adam tarafından getirilmediğinin” kanıtları olduğunun altını çiziyor.

2003'ten beri kütüphanede çalışan Seydou Traoré , Guardian gazetesine verdiği demeçte, yanan kütüphanedeki binlerce el yazmasının küçük bir bölümünün dijital ortama aktarıldığını belirtiyor.

Traore, şöyle diyor: "Coğrafya, tarih ve dinle ilgili bunlar. Biri Türkçe. Ne yazdığını bilmiyoruz."

Times ’taki başka bir analizdeyse, Fransa’nın yüzölçümünden daha büyük olan Sahra bölgesindeki kentlerin geri alınmasının ardından, gerilla savaşı devresinin başlayacağı öngörülüyor.

“Kuma batmak” başlıklı analizde, El Kaide bağlantılı militanlarla aralarına mesafe koymaya çalışan ayrılıkçı Tuareg militanlarıyla masaya oturulabileceği belirtiliyor.

Independent gazetesinin başyazısında da benzer bir yaklaşım hakim.

Mali’den çıkarılacak dersin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yardımı olmadan, Fransa ve İngiltere’nin Batı Afrika’daki İslamcı militanlarla baş edemeyeceği öne sürülüyor.

Guardian gazetesinde, Afrika’nın diğer kısmındaki gelişmelere ışık tutuluyor. Ian Black ’in imzasını taşıyan analizinin başlığı şöyle: “Milisler Mısır’ın demokrasiye geçişini tehdit ediyor.”

Şiddet olayları ve protestolar nedeniyle Müslüman Kardeşler üyesi Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin üç kentte olağanüstü hal ilan ettiğini hatırlatan Black, seçimlere aylar kala İslamcı ve muhafazakâr kesim ile liberal, laiklik yanlısı ve solcu gruplar arasındaki gerilimin tırmandığı uyarısı yapıyor.

Bu grupların kendi milis güçlerini devreye sokabileceği belirtilen analizde, “Çok sayıda Mısırlı ülkenin geleceğini belirlemenin oy vererek değil sokak kavgalarıyla olacağına inanırsa bu endişe uyandırır” deniliyor.

Diğer yandan, yeniden askeri yönetime dönme tehlikesinin belirmesinin, tarafları uzlaşmaya zorlayabileceği ifade ediliyor.

Daily Telegraph gazetesinin manşeti, kanser hastalıklarının tedavisinde kaydedilen ilerlemeler üzerine.

Tümörlerin genetik kodununun ve diziliminin belirlenmesiyle, kanser hastalıklarının kontrol altına alınabileceği belirtiliyor haberde.

Londra’daki Kanser Araştırma Merkezi Başkanı Profesör Alan Ashworth, böylece kanserin ölümcül bir hastalık değil, kronik bir hastalık haline geleceğini söylüyor.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Bugünkü Alman basınında Mısır’daki gerginlik ve Almanya’daki seksizm tartışmaları öne çıkıyor.

Almanya'da bir kadın gazetecinin Hür Demokrat Parti'nin Meclis Grup Başkanı Rainer Brüderle'nin kendisine sarkıntılık ettiği şeklindeki iddiası ülkede seksizm tartışmalarını başlattı. Neubrandenburg kentinde yayınlanan Nordkurier gazetesi konuyla ilgili şu yoruma yer veriyor:

“'Bugün yine çok hoş görünüyorsunuz!' Böyle bir komplimandan gerçekten kim hoşlanmaz? Kesinlikle bir yıl kadar önce söz konusu otel barında geç saatte Rainer Brüderle ile özel bir görüşme yapan ve şimdi kamuoyu önünde Brüderle'nin özel haber için açıklama yapmaktan ziyade kaba bir biçimde kendisine asıldığından şikâyet eden gazeteci meslektaşımız da hoşlanmıştır. Yanlış anlamaya mahal vermemek için belirtelim: Elinde kadeh, şen şakrak flört modunda olsun ya da olmasın. Hikaye doğruysa Brüderle Stern editörünü tatsız bir şekilde kadınsal özelliklerine indirgeyerek sınırı açıkça aşmıştır. Bunun faturasını belki eylül ayında (seçimlerde) öder.”

Augsburger Allgemeine de aynı konuda bir değerlendirmede bulunuyor:

“Rainer Brüderle ve Stern muhabiri arasında geç saatlerde bir otel barında yaşananlar seksizm mi? Yoksa cinsel taciz mi? Hayır değil. Bunlar, genç bir gazetecinin beğenisini kazanmak isteyen muhtemelen içkili, sakar bir politikacının kaba ve budalaca sarkıntılık sözleriydi. Ne daha azı ne de daha çoğu. Kadınların bu saçma olay yüzünden ülke genelinde seksizm konusundaki çığlıkları da abartılı. Şimdi pratik ve kendinden emin birinin tavrını düşününce, gazetecinin Brüderle'yi sürekli müşteri dolu olan barda nazik bir gülümseme ve güçlü bir ret yanıtı ile rezil etmesi verilecek en iyi tepki olurdu. Ya da tek başına orada bırakmak.”

Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi, Port Said kentinde başlayan ve başka şehirlere de sıçrayan olayların ardından, üç şehirde bir ay boyunca olağanüstü hal ilan etmişti. Sokağa çıkma yasağına rağmen çatışmalar sürüyor. Mursi'nin diyalog talebini reddeden muhalefet, cuma günü ülke çapında gösteri yapacağını açıkladı. Frankfurter Rundschau gazetesi, konuyu ele alıyor:

“Mursi'nin görevi bırakması da çare değil. Şu anda ülkeyi ağır ekonomik, siyasi ve toplumsal krizden çıkaracağına ciddi bir biçimde güvenilecek kimse yok. Laik ve liberal güçler şu ana dek toplumda geniş bir taban oluşturmayı başaramadı. Büyük ihtimalle Mursi devrilse ve erken seçimlere gidilse bile seçimi kazanamayacaklardır. Seçimler olmadan yönetimi devralsalar, o zaman da İslamcılar onlarla mücadele edecektir. Ülkenin yavaş yavaş bir iç savaşa sürüklenmesi oldukça gerçekçi bir senaryo olur.”

Tagesspiegel gazetesi ise Mursi'nin çarşamba günü yapması planlanan Berlin ziyaretine ilişkin bir yoruma yer veriyor:

“Hüsnü Mübarek sonrası Mısır: İnsan hakları ayaklar altında eziliyor ve futbol maçlarında kavga çıkaranlar ölüme mahkûm ediliyor. Muhalefetin hakları ellerinden alınıyor, İsrail tehdit ediliyor. Ve dahası: Altyapı çöküyor. Yoksulluk ortalığı kasıp kavuruyor, şiddet artıyor. Muhammed Mursi'nin devlet başkanlığından bu yana iyileşen ne? Hiçbir şey. Berlin ziyaretinden sonra ne daha iyi olabilir? Pek çok şey. Tabii Mursi'ye Mısır'ın dünyadaki en önemli partnerlerinden biri olan Almanya'nın neyi savunduğu açıkça söylenirse: Demokrasi."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Başak Sezen

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Mali’deki Fransız askerî operasyonu, İtalya lideri Berlusconi’nin Yahudi soykırımına ilişkin tartışmalı sözleri, Dünya Ekonomik Forumu’nun düşündürdükleri ve Çek Cumhuriyeti’nde Milos Zeman dönemi, seçtiğimiz konular.

Fransız Le Monde , Fransa’nın batı Afrika ülkesi Mali’deki askerî operasyonuna ilişkin olarak şunları yazıyor:

“Mali’deki ’Serval Operasyonu' iyi gidiyor. Gao kentini kurtaran Fransız birlikleri şimdi Timbuktu’ya doğru yol alıyor. Operasyonun ilk etabında Bamako kentine doğru ilerleyen aşırı İslamcı militanların durdurulması planlanmıştı. Şimdi ikinci etapta ise Nijer nehri boyunca yer alan kentlerdeki düşmanın püskürtülmesi, böylece Nijer’in kurtarılması hedefleniyor. Fransız birliklerinin müdahalesinin ilk yarısında elde edilen başarılar uluslararası topluluğu epeyce etkiledi. Ve operasyonun belli bir safhasında zorluklar ortaya çıkmaya başlarsa, arkada sağlam bir desteğin olmasını hissetmek önemli. Önceleri çekingen davranan ABD, tehlikenin farkına vardı. Şimdi diğer müttefiklerimiz de Amerika’yı kendilerine örnek almalılar.”

Sol liberal İtalyan gazetesi La Repubblica ise Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü'nde eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin İtalyan faşist diktatör Benito Mussolini’yi öven sözlerine ilişkin olarak “Bu sözleri yorumlamak bile aslında utanç verici” diyor ve yorumuna şöyle devam ediyor:

“(İtalya’daki) faşist rejimin daha ırkçı yasalar çıkartılmadan önce, yani 1938’den çok önce, Yahudi karşıtı siyasî rotası inkâr edilemeyecek bir biçimde kanıtlanmıştır. Alman nasyonal sosyalizmi de bu konuda doğal müttefiki konumundaki Mussolini diktatörlüğünden epeyce esinlenmiştir. Ama tarihî gerçeklerin hatalı yansıtılmasından ziyade Berlusconi’nin bizlerden, Mussolini’nin tüm Avrupa’yı fethetmek için Alman müttefiklerinin safında mücadele etme kararı aldığını anlamamızı istemesi, onun ahlâksal olarak ne kadar çöktüğünü gösteriyor.”

Liberal Avusturya gazetesi Der Standart ’ın yorumu ise bu yıl 43’üncü kez düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısına ilişkin:

“Beş yıldan bu yana ilk kez bir Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantısında, facianın aslında kapımızda beklediği gibi bir öngörüde bulunulmadı. Geçen toplantıda Euro Bölgesi’nin bu şekliyle sonunun büyük ihtimalle geldiği öngörüsünde bulunulmuştu. Peki şimdi ne gibi bir gelişme bekleniyor? Dünyanın ekonomi ve siyasetteki önde gelen liderlerinin buluşması küresel bir atmosfer testi olarak algılanacak olursa, o zaman görünen o ki; çok yönlü kriz, çok boyutlu bir güvensizlik durumuna dönüşmüş. Hem siyasette hem ekonomide hem de teknoloji alanında...”

Rus Kommersant gazetesi de Çek Cumhuriyeti’ndeki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan sol popülist Milos Zeman’ın zaferini yorum sütunlarına taşımış:

“Eski Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus'un tersine, yeni Çek Cumhurbaşkanı Milos Zeman ülkesini AB ile daha sıkı bir işbirliğine götürecektir. Klaus, Avrupa konusundaki çekinceleri ile tanınıyordu. Bu konuda şimdi Moskova da rahat ve hoşnut olabilir. Zeman’ın seçimdeki rakibi Karel Schwarzenberg Moskova’ya karşı eleştirel sözleriyle öne çıkmıştı. Milos Zeman ise Moskova ile sıcak ilişkilerden yana. Ayrıca onun çevresindeki bazı insanların çıkarları Rus iş çevrelerinin çıkarları ile tamamen örtüşüyor. Yeni Çek Cumhurbaşkanı’nın karakteri ve siyasî özgeçmişi, onun oldukça aktif bir devlet başkanı olacağı beklentisini uyandırıyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Hülya Köylü Schenk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAnkaraAvrupa BirliğiAvusturyaBaşbakanBerlusconiBeşer EsadÇek CumhuriyetiFransaİngiltereİsrailİstanbulİtalyaKanserMısırOlağanüstü HalRecep Tayyip ErdoğanRusyaSuriyefutbololay
Görüş Bildir