Dünya Basınından Özetler | 28 Mayıs 2013

 > -

İngiltere Basın Özeti

İngiltere Basın Özeti

Times gazetesi başyazılarından birini Türkiye'de alkol satışına sınırlama getiren son yasaya ayırmış.

Gazeteye göre alkol satışı ile ilgili yasa, ülkenin hangi yönde gittiğini gösteren kötü bir işaret.

Türkiye parlamentosunun yasayı bir tür acele ile geçirdiğini belirten gazete, bu yaz Türkiye'ye gidecek olup da rakıya özlem duyan İngiliz turistlerin çok endişelenmesi için büyük bir neden olmadığını ifade ediyor.

Ancak Times'a göre, Türkiye'nin laikliğini destekleyenlerin bu konuya ciddi yaklaşması gerekiyor çünkü bu adımlar gelecekteki başka kısıtlamaların habercisi olabilir.

Gazetenin başyazısından öne çıkan diğer bazı bölümler ise şöyle:

"Görünüşe bakılırsa, Türkiye'nin fazla içki içilmesinden daha acil sorunları var. Suriye savaşı Türkiye'nin güneydoğu sınırında insani bir yardımı acil hale getiriyor ve ülkedeki şiddetin Türkiye topraklarına sıçraması riski süreklilik taşıyor.

"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, laik demokrasiye bir tehdit arz ettiği yolundaki iddialara verilecek hazır bir cevabı var. Başbakan tam bir demokrat olarak başarılı oldu ve artarda üç seçimle parlamentoda çoğunluğu elde etti ve her seçim başarısı bir öncekinden daha kesin oldu. Ayrıca, son elli yılda dört darbe yapmış olan ordu üzerindeki sivil otoriteyi artırdı." diyen Times gazetesi şöyle devam ediyor:

"Türkiye, belki Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin tabanının bulunduğu Anadolu'daki camilerde olmasa bile İstanbul'daki üniversitelerde saygı duyulan açıkça laik bir anayasaya sahip olan yüzde 99'u Müslüman bir ülke. Bu yönetim biçimi, son iki yılda Arap Baharı'nın ardından ortaya çıkan rejimler için örnek gösteriliyor. Ancak kendisinin geleceği garanti altında değil. Avrasya'nın bu denge noktasında yükselen İslamcılık gerçek bir tehlike arz ediyor."

Times gazetesi, alkol satışına getirilen sınırlamaların amacının parti içindeki İslamcıları memnun etmek olabileceğini, ancak Erdoğan'ın güçlü konumu nedeniyle buna gerek olmadığını da savunuyor.

Gazeteye göre, Erdoğan'ın radikal dindarlara yönelmesinin nedeni, onlarla aynı fikirde olması.

Times, Başbakan Erdoğan'ın Batı'nın Suriyeli isyancılara askeri yardım için güvendiği oldukça başarılı bir siyasetçi olduğunu da kaydettikten sonra baş yazsını şöyle bitiriyor:

"Yetkileri artırılmış bir başkanlık arayışı ve gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi Erdoğan'ın iktidar sarhoşu olup olmadığının kritik testleri olacak."

Financial Times, Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının dün gece saatlerinde Brüksel'deki toplantı sonucunda aldıkları, Suriye'deki isyancılara silah ambargosunu gevşetme kararı için, "AB, Suriye'ye ambargoyu gevşetmede bocalıyor" diyor.

İsyancılara silahlandırmak AB bloğunu böldü diyen gazete, İngiltere'nin isyancılara silah sağlama isteği karşısında diğer üye ülkelerin derin bir isteksizlik içinde olduğunu yazıyor.

Ancak, İngiltere ve Fransa Suriyeli isyancı grupları silahlandırma hakkını, bazı üye ülkelerin itirazına rağmen kazandı.

Gazete, Avusturya Dışişleri Bakanının gün içinde görüşmelerin başarısızlığa uğradığını açıkladığını ve İngiltere'nin durumundan duyduğu rahatsızlığı ifade ettiğini de yazıyor.

AB ambargosunun kaldırılmasına şiddetle karşı çıkan ülkeler arasında Avusturya'nın yanı sıra Çek Cumhuriyeti ve İsveç'i de sayıyor, Financial Times.

Gazete bu ülkelerin endişesinin, silah tedarik edilmesinin şiddeti artırması ve ağır silahların istenmeyen grupların eline geçmesi olduğunu da aktarıyor.

Daily Telegraph gazetesi ise İngiltere ve Fransa'nın, Batı yanlısı isyancılara silah verilmesinin, devrimin uluslararası cihatçılar tarafından ele geçmesini engelleyeceğine inandıklarını yazıyor.

Gazete, Suriye'deki çatışmalar konusunda incelediği bir askeri değerlendirmenin, ülkedeki çatışmaların uluslararasılaştığına işaret ettiğini de belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

"Batılı askeri değerlendirmeler, Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın son çatışmasının arkasında İran'ın Suriye'ye verdiği desteğin olduğuna işaret ediyor.

"Binlerce Suriye askeri, 150 kadar İranlı askeri danışmanın ders verdiği gizli kamplardaki eğitimlerinin ardından isyancılara saldırının başını çekiyor."

Son olarak Independent gazetesinden, Londra'da bir askerin radikal İslamcı olduğu belirtilen kişiler tarafından satır ve bıçakla öldürülmesinin ardından camilere düzenlenen saldırı haberini aktaralım.

Gazete, İngiltere'deki Müslüman toplumun uyarılarına rağmen, aşırı sağcı grupların camilere düzenledikleri Molotov kokteylli saldırılara devam ettiklerini ve saldırıların toplam sayısının 10'u bulduğunu yazıyor.

Independent, İngiliz Savunma Birliği EDL adlı örgütün saldırının ardından yaşanan gerilimi tırmandırmak için yürüyüşler düzenlediğini belirtiyor.

Gazete bu arada, İngiliz polisinin, Woollwich semtindeki saldırının ardından, olayla bağlantılı olduğundan şüphelenilen ve gözaltına alınan kişilerin sayısının 10'u bulduğunu açıkladığını da aktarıyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

AB dışişleri bakanları arasındaki Suriye’ye yönelik silah ambargosunun muhalifler lehine kaldırılması veya gevşetilmesi tartışması, bugünkü Alman basınında öne çıkan ağırlıklı yorum konusunu oluşturuyor.

Stuttgarter Zeitung , konuyu yorum sütunlarında şöyle ele alıyor:

"Avrupa'nın dış politikasının bir kez daha çıkmaza girebileceği, görünen bir gerçekti. Fransa ile İngiltere'nin yaklaşık iki aydır Suriye politikasında bir çizgi değişikliğine gitmek istediği biliniyordu. Libya Savaşı, söz konusu iki ülkenin böyle bir değişikliği yalnız başına göğüslemeye ve olası askerî sonuçlarına da katlanmaya hazır olduğunu gösterdi. Ancak Libya ile karşılaştırıldığında Suriye konusunda ortak bir duruş belirlemek için çok daha fazla zaman vardı. Bu zamanı iyi kullanamadılar. Geçen hafta düzenlenen Avrupa Birliği zirvesinde böyle bir ilkesel kararın alınması gerekiyordu. İşte şu anda bu girişim eksikliğinin bedeli ödeniyor."

Lüneburg’da yayımlanan Landeszeitung 'un konuya ilişkin yorumunda da şu satırları okuyoruz:

"Avrupa Birliği, kolaycılık yaparak kâğıt üzerinde bir uzlaşmaya sığınmaya çalışıyor. 27 ülkenin farklı menfaatleri ve kültürleri buna izin vermese de, bu kararın oy birliği ile alınmak zorunda olması da işi yokuşa sürdü. Suriye'deki iç savaşın Avrupa açısından en zorlu yanı, menfaatlerin hiçbir yerde formüle edilmemiş olması. Avrupa, kendi değerlerini savunmak için bayrak mı açmak zorunda? Peki, böyle bir durumda radikal İslamcıların müttefiki durumuna düşmez mi? Seküler diktatör Esad'ın devrilmesi Avrupa'nın lehine mi olur? Yoksa herkesin tanıyıp bildiği iblisin ne yapacağını kestirmek, uykusundan uyandırılan canavarlara kıyasla daha mı güç? Bunlar, olgun demokrasilerde çoktan tartışılıp bir sonuca varılmış olması gereken sorular. Avrupa Birliği, Suriye tuzağında bu soru işaretlerine mahal vermeyecek bir tempoda ilerlemeli."

Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi de AB’nin silah ambargosunu gevşetmemesi gerektiğini savunuyor.

"Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve diğer mevkidaşları, silahların yanlış ellere geçebileceği argümanını öne sürüyor. Tabii ki bu ihtimal dışı bırakılamaz. Bilakis, Batı'dan destek bekleyen Suriye Ulusal Koalisyonu, İslamcılar ile liberaller arasındaki çekişme yüzünden bir arada kalma sınavı veriyor. Avrupa Birliği içerisinde, bu ikilemde etik gerekçelere dayanan tüm tereddütleri giderebilecek ‘temiz' bir çözüm yok. İngiltere ve Fransa Dışişleri Bakanları şunun farkında olmalı: Silah sevkiyatı yapılması halinde, ülkelerinin, akıbeti meçhul bir çatışmanın içine çekilmesi tehlikesi büyür."

Basın turumuzu Münster'de çıkan Westfälische Nachrichten gazetesinin aynı konuya ilişkin yorumu ile noktalıyoruz:

"Mayıs ayı sonunda Suriye'ye uygulanan silah ambargosu ve diğer yaptırımların süresi dolacak. Avrupa Birliği, ortak bir sinyal vermekte güçlük çekiyor. AB, dış politikada bir kez daha dişsiz bir kaplan gibi hareket ediyor. Peki, Avrupa Birliği bu patlamaya hazır bombayı andıran bir ortamda yangına körükle gidip, muhaliflere silah sevkiyatı mı yapmalı? Hayır! Muhaliflerin oluşturduğu grupta her tür renk var. Katiyen, salt Suriye'nin demokratikleşmesini arzulayan özgürlük savaşçılarından oluşmuyor. İsyancılara sevk edilecek silahların günün birinde Avrupa'nın dostlarına çevrilmesi riski çok büyük."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Başak Özay

Haberin Tamamı İçin:

Dünya Basınından Özetler

Frankfurter Allgemeine | Obama Güveni kaybetti

Güven, siyasetin para birimidir… Seçmenler, kendileri, ülkeleri için refah ve huzur getireceği ümidiyle oy kullanılırlar.

Barack Obama, 2008’de ilk kez Başkan seçilirken, seçmen ona karşı büyük güven duyuyordu. ABD’nin ilk siyahi Başkanı, halka büyük sözler verdi. İkinci başkanlık döneminin altıncı ayında ise Obama’ya güvenin önemli bir bölümünün azaldığı görülüyor.

Son haftalarda patlak veren skandallarla Obama döneminde de en az önceki dönemler kadar güç savaşları yürütüldüğü, hoşgörüsüzlük ve baskı olduğu ortaya çıktı.
Federal vergi dairesi geçen yıl muhafazakar sağ parti “Tea Party”nin hayatını o kadar zorlaştırdı ki birçok politikacı vergi muafiyetinden vazgeçti. Bir haber ajansı ve bir muhabir, gizli belgeleri yayımladıkları gerekçesiyle FBI tarafından eşi benzeri görülmemiş şekilde takip edildi. Hükümet, Libya’daki konsolosluk saldırısında kamuoyunu yanılttı. ABD’nin insansız hava araçlarıyla düzenlediği, şüphelilerin yanı sıra yüzlerce masumun da öldüğü saldırıları arttı. Azalan ise Obama’ya seçmenin duyduğu güven oldu.

Moskovskiy Komsomolets | Avrupa gösterilerle sarsılıyor

Bahar sonunda dünyanın bazı bölgelerine kar yağmasına rağmen Avrupa mayısta çok ısındı. Kitlesel eylemler Avrupa kentlerinin birinden diğerine yayılıyor. Avrupa ülkelerindeki polisle göstericiler arasındaki lokal çatışmalar bölgesel krize dönüşebilir mi? Ortadoğu’da yaşananların ardından ‘Avrupa baharı’na tanıklık etme olasılığımız nedir ?
Gösterilerin coğrafyasının genişlenmesiyle ilgili endişeler tesadüf değil. Daha 2011 yılında Londra sokaklarında gerilim yaşandığı günlerde Avrupalı politikacılar bu ‘maraz’ın polisle çatışmalar şeklinde diğer kıta ülkelerine de yayılacağını tahmin ediyorlardı. O zaman bu tahminler gerçekleşmedi. Şimdiki olaylara gelince, Bern’de flashmob’un dağıtılması, Fransa’daki gösteriler, İsveç’teki itirazlar, Londra’da sokak ortasında askerin öldürülmesi genel bir kaos görünümü verse de, aslında tamamen farklı kökenlerden kaynaklanıyor. Bu olaylara Yunanistan’daki, İspanya’daki, İtalya’daki gösterileri de ekleyebiliriz. Ama neredeyse tüm kıtayı kapsayan gösterilere rağmen, ‘Avrupa baharı’nın yaşanması için en önemli faktör halen eksik ; ortak hedef yok...

Yediot Ahronot | Netanyahu’dan Yaalon'a; Askerlik kanununu onayla

Askerlik yükünde eşitlik komisyonunda görüşülen ve dindar asker kaçaklarını cezai yaptırımlara maruz bırakan bölüm Savunma Bakanı Yaalon tarafından dondurulmuştu. Likud’un bu hamlesine koalisyon ortağı Lapid ‘den sert tepki geldi. Hükümeti düşüreceği yönünde tehditler savuran Lapid, "askerlik yükünde herkes eşit olacak , yoksa bu hükümet parçalanacak" diye konuştu. Bunun üzerine başbakan Netanyahu , geri adım atarak, savunma bakanına uzlaşma emri verdi. Savunma bakanı ise Lapid'in dindarlara saldırmasının sebebinin politik olduğunu,, bütçe kesintileri yüzünden dikkatleri başka yöne cevirmeye çalıştığını öne sürdü.

International Herald Tribune | Eşcinsel evliliğinde İtalya’nın yalnızlığı artıyor

Avrupa’da İngiltere bu yaz eşcinsel evlilikleri yasasını tartışmaya açarken Almanya’da parlamentonun onayı bekleniyor. Fransa’da ise protestolara rağmen ilk eşcinsel evlilikleri gerçekleşmeye başladı. ABD’nin 9 eyaleti ve 13 farklı ülkede eşcinsel evliliklerine onay veriliyor.
Hiçbir şekilde eşcinsel birlikteliğine onay vermeyen İtalya ise Avrupa’daki birkaç ülke arasında sayılıyor. Yıllardır tartışılmasına rağmen merkez sağ ağırlıklı yönetimler ve geleneksel kültürel yapı aynı cinsten insanların ilişkisinin onaylanmasını zorlaştırıyor. Milano ve birkaç kentte daha eşcinsel çiftler kayıt altına alınsa da tanınan haklar sınırlı kalıyor.
Yine de Guiseppe Ilaria ve Massimiliano Benedetto gibi çiftlerin düğünleri İtalya için büyük bir değişime işaret ediyor. Aile desteğini alan birçok çift toplumdaki tabuları aşmak için de mücadele ediyor.

Le Figaro | Taubira’nın cezaevi karşıtı politikasına suçlama

İşte karşımızda Taubira döneminin paradoksu… Adalet Bakanı Christian Taubira göreve geldikten kısa bir süre sonra hapis cezasının bir istisna olacağını söylemişti.
Bakan Taubira, bu ve bunun gibi açıklamalarının yanı sıra eylül ayında bir genelge yayımlayarak hapis cezası yerine alternatif yolların aranmasını, cezanın ertelenmesini tavsiye etmişti.
Ancak Bakanın bu girişimleriyle cezaevleri boşalacağı yerde, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar dolu. Bugün Fransa’daki toplam 57 bin kişi kapasiteli cezaevlerinde 67 bin 839 tutuklu kalıyor. Bunun başlıca nedeni ise ülkedeki suçluluk oranının artmış olması.
Cezaevleri müdürleri de bu duruma karşı çıkmak üzere bugünde Adalet Bakanlığı’nın önünde toplanıyor. Cezaevlerindeki aşırı yoğunluğu protesto eden müdürler, çok nadir görülen bu eylemleriyle Adalet Bakanı’ndan yüz yüze görüşme talep ediyorlar.

El Pais | Brüksel, İspanya’dan vergi ve emekli maaşı reformlarına hız verilmesini istiyor

Brüksel’in gündeminde sürpriz yok. İspanya’nın gerçekleşmeyen reform vaatlerinden yorulan Avrupa Komisyonu, verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Brüksel’in reform taleplerinin başında emekli maaşlarının ve vergilerin yeniden düzenlenmesi geliyor. Öte yandan devlet kurumlarındaki hantallığın azaltılması, özelleştirmelerin hızlandırılması ve enerji politikasında değişikliğe gidilmesi de talepler arasında. Hükümet ise, Temmuz ayının ilk haftasına kadar bu uzun listede yer alan maddelerin bir kısmını hayata geçireceği teminatını veriyor. An itibariyle Avrupa Komisyonu İspanya’nın durumundan rahatsız olsa da baskıyı artıramıyor zira Rajoy hükümeti şimdiye dek kesinti politikalarının en sadık takipçisi oldu. Buna rağmen beklenen mali rahatlamanın halen sağlanamaması, işsizliğin artması ve krizin her geçen gün derinleşmesi İspanya için endişelerin artmasına neden oluyor.

TRTTürk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiAvusturyaBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadÇek CumhuriyetiDarbeEşcinselFransaİngiltereİranİspanyaİstanbulİsveçİtalyaRecep Tayyip ErdoğanSuriyeYunanistanvergi
Görüş Bildir