Avrupa Basınından Özetler | 23.01.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

İngiltere’de yayınlanan gazetelerin hepsinin manşetinde, İngiliz Başbakan David Cameron’ın bugün Avrupa Birliği üyeliğinin referanduma götürülmesi üzerine yapacağı konuşma var. Davos Zirvesi, İsrail’de yapılan seçimler ve Suriye’de savaşan tarafların karşı hamleleri öne çıkan diğer haber ve yorum konuları.

Financial Times , İngiltere Başbakan David Cameron’ın, Avrupa Birliği üyeliğini referanduma sunmayı kabul ettiğini manşetten duyuruyor.

Gazetenin politika editörü George Parker , Cameron’ın böylece, partisi içindeki AB karşıtlarının isteğine boyun eğdiğini yazıyor.

Başbakan’ın, 2015 seçimlerinden önce referandum tasarısını hazırlamayı, 2017’deyse referanduma gitmeyi içeren bir takvim sunacağını belirten Parker özetle şöyle diyor:

“Referandum hiçbir zaman olmayabilir. Cameron 2015’te tam çoğunluk kazanamayabilir; üstelik ne hükümet ortağı Liberal Demokratlar ne de İşçi Partisi muhalefeti bu fikri desteklemiş değil.”

Analizde, Cameron’ın bir yandan da partisi içindeki Avrupa Birliği taraftarlarını, İngiltere iş dünyasını ve Amerika Birleşik Devletleri’ni gözeterek AB’ye övgü dolu ifadeler kullanacağı belirtiliyor.

Guardian gazetesinde Patrick Wintour , Cameron’ın esas amacının Avrupalı liderlerle üyelik şartlarını yeniden masaya yatırmak olduğunun altını çiziyor. Fakat Başbakan’ın girdiği bu yolun farklı yollara çıkabileceğini dile getiriyor:

“Eğer yeniden yapılacak müzakerelerde uygun şartlara varamadığına inanırsa, İngiltere’nin AB’yi terk etmesini önermek zorunda kalacak. Aynı şekilde, eğer öne sürdüğü şartlar İngiltere halkı tarafından reddedilirse ‘öyleyse, güle güle’ demek zorunda kalacak.”

Times gazetesi, birçok bakanın bile bu konuşma nedeniyle uluslararası yatırımcıların İngiltere ekonomisi hakkında şüpheye düşmesinden endişe ettiğini yazıyor.

David Wighton ’ın aktardığına göre, bakanlar yatırımcıları arayarak, konuşmanın parti içindeki muhalifleri teskin için yapıldığını söylemeye hazırlanıyor.

Independent gazetesinin başyazısı, İsviçre’nin Davos kasabasında yapılan Dünya Ekonomik Forumu’na ayrılmış.

“İklim değişimi sonunda yeniden gündemde” başlıklı yazıda; küresel büyüme, avro krizi ve Orta Doğu gibi konuların arasında küresel ısınmanın da ele alınacak olmasının “sevindirici” olduğu vurgulanıyor.

Guardian ’ın başyazısının tonu ise oldukça sert. Başyazıda, Davos’ta her yıl yapılan zirveye katılanlar “Hatalılar Kulübü” diye nitelendiriliyor:

“Anlarsınız ki ‘Kaybedenler Kulübü’ demiyoruz. Çünkü çöküşün ortasında bile zenginlerin durumu gayet iyi.”

Dünya Ekonomik Forumu’nda önerilen tasarruf tedbirlerine dayalı çözümlerin Yunanistan, İspanya ve Portekiz örneğinde görüldüğü gibi işe yaramadığını vurguluyor Guardian .

“Davos ideolojisinin” aksine ulusal devletlerin ekonomilerde daha fazla söz sahibi olduğuna dikkat çeken gazete şöyle diyor: “Ortaya eşitsiz küreselleşme diye bir şarlatanlık sürerek, kendi ideolojilerine karşı geri tepmelerin yaşanması için ortamı yaratmış oldular.”

İsrail’de dün yapılan ve sonuçları bugün açıklanacak olan seçimler, bütün İngiliz gazetelerinde haber konusu.

Independent gazetesinin haberi ise ilgi çekici. Sağ koalisyonun lideri Binyamin Netanyahu’ya desteğin düştüğüne işaret edilen haberde, Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşimlerinde yaşayan seçmenlerin sesine kulak veriliyor.

Geçen yıl kurulmasına rağmen 12 sandalyeyi garantileyen radikal sağcı Yahudi Evi partisini destekleyen bir seçmenin şu sözleri aktarılıyor:

“Bu küçücük bölgede Filistin devleti için yer yok. Irak’taki Kürtler gibi özerklikleri olmalı ama bu ‘iki devlet’ sözleri saçma. Filistinlilerin zaten Ürdün’de bir devleti var.”

Suriye’yle ilgili bir Independent haberi, 20 ayı aşkın süredir devam eden isyanla başa çıkmaya çalışan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın “dişi aslanları” üzerine.

İsyancılara karşı oluşturulan “Ulusal Savunma Gücü” adlı milis gücü içinde, kadın muhafızların da yer aldığı anlatılıyor haberde. Kadın muhafızların Humus ve Şam’da rejim yanlılarının yaşadığı bölgelerde devriye gezdiği belirtiliyor.

Suriye uzmanı Emile Hokayem , “Esad’ın halktan militan olmasını istediğini” ifade ediyor. Uzman, yeni kişilere sadece operasyonları sürdürmek için değil, kendi toplumuna moral aşılamak için de ihtiya duyduğunu anlatıyor.

Humus'taki "Suriye Devrimi Genel Komisyonu" sözcüsü Ebu Rami , Özgür Suriye Ordusu’nun kadınları öldürdüğü için eleştirilmesine gönderme yaparak, “silahlı kadınların da hedef olduğunu” söylüyor.

Times gazetesi, Suriye güvenlik güçlerinin saflarında Iraklı ve Lübnanlı Şii militanların da yer almaya başladığını haber veriyor.

Gazetedeki başka bir haberdeyse, Türkiye sınırındaki Rasulayn’nda Kürt milislerle Özgür Suriye Ordusu arasında bir haftadır devam eden çatışmaların endişe uyandırdığı belirtiliyor.

Martin Fletcher imzalı haberde, Kamışlı bölgesindeki petrol tesisleri üzerinde hak iddia eden iki Arap aşiretinin ve muhtemelen Türkiye’nin İslamcı militanları desteklediği aktarılıyor.

Çatışmalarda şimdiye kadar 50 kişinin hayatını kaybettiği, Rasulayn’ın etrafındaki bütün yolların tutulduğu ve Suriye hükümet güçlerinin aylar önce bölgeden çekildiği de haberde verilen ayrıntılar arasında.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

Elysée Antlaşması’nın 50'nci yıldönümünde Almanya-Fransa ilişkileri öne çıkan konu.

Frankfurter Allgemeine , Elysée Antlaşması'nın yıldönümü vesilesiyle Alman - Fransız ilişkilerini şöyle değerlendiriyor:

“İki halk arasında eski düşmanlıklar yerine, hükümetleri giderek daha sıkı işbirliği yapan, barış getiren bir dostluk oluştu. Antlaşmanın imzalandığı gün geleceğe dair iyi niyetlerin beslendiği, takdir edilecek tarihi bir gündü. Ancak o gün sarf edilen sözlerin eyleme dönüşüp dönüşmediğini, Alman - Fransız girişiminin AB'deki bütçe kavgalarını dindirip dindiremeyeceğini önümüzdeki haftalar ve aylar gösterecek. Mali'deki operasyonu Almanya Başbakanı memnuniyetle karşıladı. Çünkü Fransa orada Avrupa'nın çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Ancak bölgede çatışma uzarsa Paris'in yakın zamanda daha fazla desteğe ihtiyacı olabilir. Almanya bu duruma hazırlıklı olmalı.“

Märkische Oderzeitung gazetesi de iki ülke ilişkilerini irdeliyor. Gazete, kanlı ve kavgalı bir geçmişin ardından Almanya ve Fransa arasında sağlanan barışın önemli olduğunu vurguluyor, ancak bugün gelinen noktada ikili ilişkilerin sergilendiği kadar parlak olmadığını yazıyor:

“Bugünkü kutlamalar, Angela Merkel ile François Hollande'ın maliye politikaları ve Euro'yu kurtarmak konusunda çok farklı düşüncelere sahip olduğu gerçeğini gizleyemez. Ayrıca tarihi dostluk antlaşmasının genç kuşakları etkilediği de pek söylenemez. Yine de iki taraf birbirine ihtiyacı olduğunun bilinciyle dostluğunu sürdürmeli.“

Stuttgarter Zeitung gazetesi de aynı konuda şu yorumu yapıyor:

“Almanlar ile Fransızlar genç kuşaklara geleceklerine ilişkin başarı taahhüt etmez ve izlenmeye değer bir hedef göstermezlerse iki halkın dostluğunu pekiştirme çağrısı boş laflar olarak kalır. Genç insanlar Alman - Fransız ilişkilerinin hangi açıdan değerli olduğunu bilmezlerse nasıl komşularından etkilensinler ki! Fransa Ulusal Meclis Başkanı Claude Bartolone dünkü oturumda tüm Avrupalılara ‘umut‘ mesajı verse de bu henüz ufukta görünmüyor.“

Nürnberger Nachrichten gazetesi ise Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın Alman Federal Meclisi'nde yaptığı konuşmasındaki "İzlenecek yolu biz göstermeliyiz" ifadesini eleştiriyor. Gazete, Paris ve Berlin'deki hükümetlerin izlenecek yolu kendilerinin de bilmediği yorumunu yapıyor. Saarbrücker Zeitung gazetesi ise tarihi barış antlaşmasının hatırlanmasının önemini vurguluyor:

"Almanya ile Fransa 50 yıl önce aralarında nihai barışı tesis etmeselerdi, Avrupa bugün farklı olurdu. Bu nedenle bu tarihi yıldönümünü kutlamak doğru ve önemli. Müşterek tarihi hatırlamak özdeşlik yaratır ve ortaklığı güçlendirir. Euro krizi gibi dönemlerde Almanya'nın her türlü ortağa ihtiyacı var. Aksi halde sonunda izole olur. "

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Hülya Köylü Schenk

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Avrupa Basınından Özetler

Almanya ile Fransa arasındaki Elysée Antlaşması’nın 50. yıldönümü ile Amerikan Başkanı Barack Obama’nın ikinci görev dönemi başlangıcında yaptığı konuşma bugünkü Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz konuları oluşturuyor.

Fransa ile Almanya İkinci Dünya Savaşı sonrasında iki ülke arasında barışı sağlamak ve dostluğu pekiştirmek üzere bir antlaşma imzalamışlardı. O dönemki Almanya Başbakanı Konrad Adenauer ile Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’nin imzaladığı Elysée Antlaşması'nın bugün 50. yıldönümü… Fransız Liberation gazetesi konuya ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Almanya'sız hiçbir şey olmaz. Bu realite bizim küçük Fransız penceremizden bakıldığında bazen içe sindirilmesi zor bir durum. Bu realite ayrıca çetin bir ceviz de: Zira Fransa Elysée Antlaşması’nın imzalanmasından 50 yıl sonra bile, güçlü Alman kuzeni ile önceden görüş alışverişinde bulunmadan ya hiç, ya da hemen hemen hiçbir şey yapmıyor. Bu meşakkatli yüz yüze görüşmelerden vazgeçmeyi deneyen Fransa cumhurbaşkanları çok geçmeden görüşmelere dönme kararı almak zorunda kaldılar. Öte yandan Almanya kendi ekonomik çevrelerinin talep ettiği doğrultuda uluslararası sorumluluk üstlenmekten kaçınıyor. Buna Angela Merkel’ın Mali anlaşmazlığı konusundaki rahatsızlığı ve Libya konusundaki sessizliği örnek gösterilebilir. Adenauer ile de Gaulle’ün miras bıraktıkları marş rotasında her türlü hedefe varıldı. Bunun tek bir istisnası var: Güvenlik politikaları… .”

Le Monde 'un aynı konudaki yorumu da şöyle:

“’Birbirine yabancı dostlar’: François Hollande ile Angela Merkel'ın bugün Berlin'de kutladıkları Elysée Antlaşması'nın 50. yıldönümünde Fransa-Almanya ilişkileri böyle tanımlanabilir. En yüksek düzeydeki Fransız-Alman çiftinin siyasi ilişkileri çok sıcak değil. Öte yandan Fransa, Alman komşusuna kıyasla ekonomik açıdan gerilemiş durumda ve bu anlamda liderlik talebinde bulunmakta zorlanıyor. Buna karşılık Almanya başarılı bir model geliştirdi, ancak bu modelin de Avrupa'da uzun vadede istikrar garantisi sağlaması olanaklı görünmüyor. Almanya'da sonbaharda yapılacak genel seçimlere kadar Hollande'ın evine bir çeki düzen vermesi gerekiyor. Madam Merkel'ın ise üçüncü kez seçilmesi durumunda tarihî bir perspektif geliştirmesi lazım. Belki işte o zaman 1963'ün ruhunu tekrar yakalamak mümkün olabilir.”

Sağ liberal İspanyol gazetesi El Mundo ise ABD Başkanı Barack Obama'nın ikinci görev dönemine başlamasını ve yemin töreninde yaptığı konuşmayı yorum sütununa taşımış:

“Obama ikinci görev süresine başlarken yaptığı konuşmada, önümüzdeki dört yıllık süre içinde özellikle çözüm bekleyen sosyal ve ekonomik sorunlara yoğunlaşacağını belirtti. Amerikan Başkanı'nın ilk görev süresinden bu yana üstlendiği sorumluluklar nedeniyle görülür bir biçimde yaşlandığı fark edildi. Obama, muhalefetteki Cumhuriyetçilere ulusal birlik mesajı verdi. Ancak Başkan'ın kimi nazik konularda muhalefetle uzlaşması gerekiyor. Özellikle ateşli silahlar yasasının sınırlandırılması ve bütçe açıklarının kapatılması gibi konularda.”

Hükümete yakınlığıyla tanınan Macar gazetesi Magyar Nemzet de özellikle Başkan Obama'nın barış politikalarını takdir ediyor:

Irak'ta savaşın sona erdirilmiş olması, Afganistan'da da asker çekme işlemlerinin somut olarak sona yaklaşması olumlu girişimler. Her ne kadar Pakistan'da insansız hava araçları ile devam eden savaşın ve tutuklu kampı Guantanamo'nun varlığı bu duruma gölge düşürse de… . Genel olarak bir kişi, yapmaktan vazgeçtiği bir şey için övülmez. Ancak Obama, askerî çevrelerin yoğun baskısına rağmen İran'a karşı bir savaşa girişmemiş olması ve böylece belki on binler, hatta yüz binlerce kişinin hayatını korumuş olması dolayısıyla böyle bir övgüye gerçekten de lâyık. Önümüzdeki dört yıllık görev süresi içinde Başkan Obama her konuda başarısız kalsa bile, eğer sadece bu konuda (barış konusunda) sözünün eri olduğunu kanıtlayabilirse, o takdirde geleceğin biyograflarının, Obama dönemini olumlu olarak nitelendirmekten başka bir seçenekleri kalmayacak.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör Başak Özay

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvrupa BirliğiBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadDiyetFilistinFransaİngiltereIrakİranİspanyaİsrailİsviçrePortekizSuriyeYunanistanhumus
Görüş Bildir