Avrupa Basınından Özetler | 21.12.2012

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Economist dergisi bu haftaki sayısında Türkiye'yle bağlantılı iki yoruma yer veriyor.

Türkiye, Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin ilişkilerinin ele alındığı ilk yazıda, bu güçlerin, petrol konusunda yaptıkları hamlelerin tehlikeli olduğuna dikkat çekiliyor.

Bir zamanlar küresel piyasalara günde 1.6 milyon varil Irak petrolü taşıyan Kerkük-Yumurtalık boru hattının, Türkiye ve Irak'ı birbirine muhtaç kılarak iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirdiğini belirten Economist, aradaki dengenin son dönemlerde, üçüncü bir gücün, Iraklı Kürtlerin de denkleme dahil olmasıyla sarsıldığını belirtiyor.

Mücadele de hangi tarafın üste çıkacağının net olmadığının ifade edildiği yazıda, Irak hükümetinin savunmada olduğu tespiti de yapılıyor. Yazıda ayrıca, özetle şu noktalara değiniliyor.

"Boru hattı sisteminin Irak ayağı, 1990'lardan bu yana, savaşlar ve sabotajlar nedeniyle uzun süre tam olarak işleyemez halde kaldı. Ancak Türkiye Kerkük-Ceyhan boru hattı projesi için yeni bir plan hazırlamış durumda. Bağdat ile ilişkileri gerginleşen ülke, Erbil'deki Kürt Bölgesel hükümeti ile, Türkiye'nin büyüyen ekonomisinin büyük ihtiyaç duyduğu petrol ve gaz konusunda yeni ilişkiler geliştiriyor.

“Devlet destekli Türk firmaları ile Batılı petrol devlerinin Kürt bölgesindeki alt yapıya ve petrol sahalarına yatırım yapmasını içeren geniş çaplı enerji anlaşmaları sayesinde, günde 2 milyon varil olmak üzere Kürt petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya taşınması söz konusu olabilir.

Economist, artan bu ekonomik ilişkilerin, siyasi sonuçları olduğuna da dikkati çekiyor.

"Fazla uzun olmayan bir süre önceye kadar, Türk hükümetleri hâlâ özerklik (ya da daha fazlası) için savaşan kendi Kürt azınlığından çekindikleri için, Irak'ın özerk Kürt bölgesini neredeyse kabul dahi etmiyordu. Bugün ise Türkiye hükümeti, Kürt yönetimi lideri Mesut Barzani'ye, Türkiye içindeki militan Kürtleri kontrol altına alma yolunda yardım etmesi için baskı yapıyor.

“Merkezi hükümet ile Kürt yönetimi arasında önemli bir arabuluculuk rolü üstlenen ve kendisi de bir Kürt olan Celal Talabani'nin beyin kanaması geçirmesi sükûnetin korunmasını daha da zorlaştırabilir."

Irak hükümetinin, Kürt hükümetine petrolden dolayı ödemesi gereken parayı geciktirmesinin durumu zorlaştırdığı tespitini yapan dergi, Kürt bölgesinde çıkarılan petrolün beşte dördünden fazlasının merkezi hükümetin kasasına gittiğini ve çıkarılan petroldeki artışın merkezi hükümet bütçesine katkıda bulunacağını da belirtiyor.

Ancak, Economist'e göre, Kürtlerle sorun yaşayan Maliki, buna izin vermek istemiyor. Irak'ın bölünmesinin İran'ı güçlendireceğini hesaplayan Batılı hükümetler ise bu gerilimde Maliki'den yana davranıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'ye Kürtlere verdiği desteği azaltması konusunda yaptığı baskı da bunun bir ifadesi.

Dergi son olarak, Irak merkezi hükümeti ile Kürt yönetimi arasındaki gerilimin düzeyine dikkat çekmek için, Kerkük'te karşılıklı gergin bir bekleyiş içinde olan Irak ordusu ile peşmergeleri örnek gösteriyor ve bir Kürt subayın "Tek bir peşmerge ölürse, bu bizim için savaştır" dediğini aktarıyor.

Dergide yer verilen bir başka yazıda ise, Türkiye'nin internet teknolojisindeki büyüme ele alınıyor.

"Çok sayıda genç, internet üzerinden alış veriş yapmak ve oyun oynamak istiyor; Türkiye'nin internet endüstrisinin neden kalabalık olduğunu anlamak zor değil" diyen dergi, genellikle Facebook üzerinden oynanan ve Orta Doğu ülkeleri için İslami ve kültürel uyarlamalarla sunulan oyunların kullanıcılarının önemli bir kısmının Türkiye'de olduğuna dikkati çekiyor.

Yazıda, 75 milyon nüfusunun yarısı 30'un altında olan ülkenin, Facebook üye sayısı açısından en büyük yedinci ülke olduğu da belirtiliyor.

Hâlihazırda oldukça kalabalık olan İnternet piyasasında ise, büyüme için hâlâ oldukça ciddi fırsatlar var dergiye göre.

Yabancı yatırımcıların dikkatini çeken internet firmaları arasında ise Peak Games,, Yemeksepeti, Markafoni ve Gittigidiyor gibi firmalar var.

Türkiye'nin büyük internet firmalarının çoğunun ortak yanı ise, yabancı iş modellerini alıp, onları Türkiye'ye uyarlamak.

Şimdiye kadar, yatırım yaptıkları şirketlerin öz sermayesinin çoğunu talep etmeden para yatıran yabancı yatırımcı bulmakta zorlanan Türkiye için bu durum değişmeye yüz tutmuş da olabilir, dergiye göre.

Yatırımcılara vergi indirimi öngören planların yürürlüğe girecek olması ise cesaret verici bir adım.

Economist'e göre, birçok yerde olduğu gibi burada da, yeni başlayan firmaların birçoğu başarılı olamayacak ve özellikle, moda ve günlük fırsat siteleri alanında büyük bir kalabalık söz konusu.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

Bugünkü Alman gazetelerinden, Rusya’nın yönetim şeklinin ve Almanların fakirleştiği iddialarının konu edildiği yorumları aktarmak istiyoruz.

Süddeutsche Zeitung 'un, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönetim tarzını konu alan yorumunda şu satırlara yer verilmiş:

Putin, Rusya'nın otoriter bir devlet olduğunu inkâr edebilir. Ama devletin, gücünü aldığı baskı mekanizmasını kullanmadığını kim iddia edebilir? Toplanma yasasının sertleştirilmesi, ‘Ajan Yasasının' çıkarılması, internete daha fazla müdahale ve muhalefet liderlerine daha da sert davranılması, halkın güvenini sarsmaya yarar. Bu bakımdan kitlelerin sokak gösterilerinden uzak kalması, umutlarının kırılmasıyla ve muhalefetin ne istediğinin kestirilemeyip başarısız kalmasıyla kısmen açıklanabilir.”

Münchner Merkur gazetesi sosyal yardımlaşma kurumlarının fakirlik raporunu konu alan yorumunda her yedi Almandan birinin fakir düşme tehlikesiyle karşı karşıya olmasının refah toplumuna yakışan bir durum olmadığını vurguluyor. Yorum şöyle devam ediyor:

“Gören insan, modern kölelikten farkı olmayan kiralık işçilik ve işçisini boğaz tokluğuna çalıştıran sömürücüler gibi aşırılıklar karşısında gözlerini yummamalı. Devlet, işsizlik ve sosyal yardım alarak yaşayanların parazit gibi kanını içenlere dur demeli. Ancak, Almanya'da fakirliğin rekor düzeye çıktığını ve gelir dağılımının ülke genelinde düzeltilmesi gerektiğini söyleyenler, bu ülkedeki gelişmiş sosyal devlet gerçeği karşısında gözlerini kapatamazlar. Küreselleşme çağında devlet iktisadi işletmeleri ek külfet altına sokmamaya özen göstermelidir. Sosyal yardımlaşma kurumlarıyla onların siyasi müttefiklerinin istediği olursa Almanya işte o zaman fakir düşer.”

Landeszeitung 'un aynı konudaki yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Son haftalarda peş peşe yayınlanan fakirlik raporlarından adeta gına geldi. Amma bu, son derece sathi ve problemlin ciddiyetini hafife alan bir tavır olurdu. Raporlar metot farkları ve nüans açısından her ne kadar birbirinden ayrılsa da hepsinin demek istediği şey aynı: Sosyal uçurum derinleşiyor, orta halli zümrenin uykularını kaçırtan fakir düşme korkusu büyüyor, sosyal refah basamaklarında yükselme şansı azalıyor. Amma zenginlik ve fakirlik irsileşir, toplum bünyesindeki dayanışma hem işsizler gettosunda, hem de villaları çevreleyen yüksek duvarların ardında çatlak vermeye başlar ve Almanya'yı Almanya yapan orta sınıf erirse, işte o zaman alarm zillerini çalma zamanı gelmiş demektir.”

Konuyla ilgili son yorumu Die Welt gazetesinden aktarıyoruz:

“Sosyal yardım kuruluşları son yılların istihdam patlamasının, onlara muhtaç olanların sayısını azalttığını idrak etmeye yanaşmıyor. Sosyal yardımlaşma endüstrisinin, muhtaçların sayısındaki düşüşe rağmen genişlemesini sürdürmesi bu ekonomik branşın da dinamizmi hedeflediğini gösterir. Ülke genelinde asgari ücret, asgari emekli aylığı ve işsizlik yardımının arttırılması gibi tavsiyeler, sosyal teknokrasinin hangi enstrümanların hedeflerine daha iyi hizmet ettiğini müdrik olduğunu gözler önüne seriyor. Bütün dünyanın övdüğü istihdam piyasası reformlarının ve sosyal harcamaları istikrarlı bir düzeyde tutmak için alınan tedbirlerin geri alınmasını istiyorlar. Kısacası, işsiz sayısının beş milyonun üzerinde olduğu Almanya'ya dönülmesini özlemiş gibiler.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör Ahmet Günaltay

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Avrupa Basınından Özetler

Fransa Cumhurbaşkanı'nın Cezayir ziyareti, ABD'deki gelişmeler ve Asya'daki iktidar değişiklikleri, yorum konularını oluşturuyor.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın Cezayir ziyareti gazetelerde geniş yer buluyor. Gazeteler Hollande'ın ilk kez ziyaret ettiği Cezayir'den ülkesi adına özür dileyip dilemeyeceği tartışmalarına yer veriyor. Fransız Dernieres Nouvelles d'Alsace ziyareti şöyle yorumluyor:

"Paris ve Berlin 1963 yılında hızlı bir şekilde uzun kalıcı bir barışı mühürlerken, Paris ve Cezayir'in sömürge dönemiyle ilgili aralarındaki tartışmayı sona erdirmesi için 50 yıl yetmedi. Eskiden işlenmiş suçları önemsizmiş gibi göstermekten ya da örtbas etmekten vazgeçilmesi, kaçınılmaz. Fransa bu pürüzü ortadan kaldırmaktan uzun süre kaçındı. Ancak gerçeklerin inkâr edilmesi konusunda Cezayir de Fransa'dan daha iyi durumda değil. Cezayir, Ulusal Özgürlük Cephesi (FLN)'nin işlediği işkence suçlarını unuttu."

Danimarka'dan Jyllands-Posten bugünkü sayısında, ABD'deki bütçe tartışmalarını yorum sütunlarına taşıyor:

"ABD Başkanı Barack Obama ve Kongre'deki Cumhuriyetçiler, 6 Kasım'daki başkanlık seçimlerinden bu yana 'mali uçurum' dan kaçınılması için müzakereler yürütüyor. Ama bu daha çok 'ahlâki bir uçurum'. Finans sektörünün Amerikalı politikacılara Avrupa'daki gibi sert bir ders vermediğinden yakınılabilir. Buna fazlasıyla ihtiyaç var, çünkü ABD, dünyanın en büyük ekonomisinin izansız bir şekilde borçlandığını göstermek yerine, bütçe politikaları konusunda da dünyaya parlak bir örnek olmalı."

Macaristan'ın Nepszabadsag gazetesi bir başka konuyu, ABD Başkanı Barack Obama'nın silah yasasının sertleştirilmesi çabalarını değerlendiriyor:

"Birçok Amerikalı kendilerini savunmak için silah edinmeyi temel bir hak olarak görüyor. Obama ve ekibi işte bu nedenle silah yasasının sertleştirilmesinin tek başına yeterli gelmeyeceğini görüyor. Bilgilendirme ve aydınlatmayla düşünce tarzı temelden değiştirilmeli. Vatandaşlara silah edinme ve taşımanın sorumluluk gerektirdiği açıklanmalı. Silahlar yaşam sigortası değildir."

İspanya'dan El Pais , Güney Kore'deki devlet başkanlığı seçimlerini ele alıyor. Yorumda Asya'nın üç büyük ülkesinde, Çin, Japonya ve Güney Kore'deki iktidar değişiklikleri masaya yatırılıyor. 'Asya bir Soğuk Savaş'a doğru gidiyor' başlıklı yorum şöyle:

"Güney Kore, Çin ve Japonya'nın ardından Asya'da siyasi iktidarın değiştiği üçüncü ülke. Bu üç ülke arasındaki ilişkiler çok önemli bir aşamada. Bütün olup bitenler Asya'nın bir Soğuk Savaş'ın başlangıcının eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Bu üç ülkede milliyetçilik tırmanışta. Çeşitli adalar nedeniyle tartışmalar hakim. ABD izlediği savunma stratejisini değiştiriyor. Bütün bunlar bölgede gerginliğin artacağı ve başlayan silahlanma yarışının yoğunlaşacağı endişelerine neden oluyor. Üstüne üstlük bir de Kuzey Kore'nin nükleer tehdidi var."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBarack ObamaCasusÇinFacebookFransaİngiltereIrakİranİspanyaJaponyaKoreMacaristanRusyaSavaşVladimir Putinoyunvergi
Görüş Bildir