2014'ün En İyi Oyunları (şu ana kadar)

Gamer-
4 dakikada okuyabilirsiniz

2014'ün En İyi Oyunları (şu ana kadar)

Şöyle bir dönüp baktığımda son iki yıldır oyunsal açıdan karnımız çok doyuyor. Tamam, bir dolu fos yapım çıkıyor karşımıza, ya da çok şişirilen oyunlar bir anda patlıyor ama bu kaliteli oyunların çıktığı gerçeğini değiştirmiyor. Geçtiğimiz sene nasıl hiç beklemediğim oyunlardan beklemediğim performanslar aldıysam, aynısını bu sene de yaşadım. Shovel Knight bunlardan biriydi, Rogue Legacy'ye benzeyen  bir havası var ama ondan çok daha başarılı bir oyun. Nedenine listede geliriz.

Yıl hala bitmedi farkındayım ama bu şu ana kadar çıkan güzel mi güzel oyunları listelememize engel olmamalı diye düşündüm. Sonuçta yıl sonunda bu işi herkes yapıyor ve listeler aşağı yukarı belli oluyor. İsterse AAA, isterse bağımsız bir yapım olsun, eğer bir oyun güzelse (ve 2014 içerisinde çıktıysa) bu listeye girecektir. Çünkü yenileri çıktığında bu listeyi güncelliyor olacağız.

Lafı fazla uzatmaya gerek yok sanırım, işte 2014'ün en iyi oyunları:

Kaynak: http://www.killallbosses.net/2014un-en-i...

The Last of Us: Remastered

Evet Temmuz pek oyunların çıktığı bir dönem değildi (ki bunu büyük oranda E3 ve Gamescom’a bağlayabiliriz) ama PS3′ün ölmeden önce insanlığa yaptığı son iyiliği sundu bizlere: The Last of Us’ı. Hem de PS3′teki gibi değil, daha iyi grafikler, daha yüksek çözünürlükler ve artırılmış kare hızlarıyla birlikte. Üstüne bir de PS3′te parayla satın aldığınız DLC’yi de ücretsiz olarak koyunca, mis gibi bir yemek oldu The Last of Us: Remastered oyuncular için.

Geçen sene en iyiydi, bu sene çok iyi.

The Wolf Among Us

The Wolf Among Us’ın ilk bölümünü oynadığımda gerçekten anlatılan çizgi romanın içindeymişim gibi hissettim nedense. Telltale’in The Walking Dead ile başlattığı bu naratif oyun deneyimini bir çizgi romandan esinlenerek kurgulamak gerçekten akıllıca bir fikirdi. Çünkü hem karakterler, hem de diyaloglar naratif bir eserden geliyordu. Yaptıkları tek şey biraz hayal gücü kullanarak bunları birleştirmek oldu. Ve ortaya The Wolf Among Us çıktı.

Ayrıca seçim sistemini de harika bir şekilde entegre ettikleri için oyuna, verdiğimiz her karadan sorumlu olduğumuzu bilme hissi bizi (ya da beni) oyuna daha çok bağladı.

Shovel Knight

İstemediğiniz kadar level? Var. Birbirinden harika boss’lar? Var. Envai çeşit silah ve zırh seçeneği? Var. E bu üçünün birlikte oluşu bile Shovel Knight’ı müthiş yapmaya yetmiyor mu sizce de? Bu her şeyi 8-bit olarak düşünülmüş (ve uygulanmış) oyunun listeye girmemesi için tek sebep sadece Wii U’ya çıkması olabilirdi (çünkü Wii U exclusive olarak duyurulmuştu). Ama olmadı.

Ancak oyunun 8-bit olması sadece teknoloji olarak bahsedilen bir durum değil. 8-bit oyunlar oynadığım o günlere dönmemi (ya da o günleri anmamı) sağladı çünkü öyle gerçek manada öyle hissettiriyor. Sanki NES’te oynuyormuş gibi.

Mario Kart 8

Aslında Mario Kart’ı size ne kadar anlatırsam anlatayım bir şey değişmeyecek. Çünkü kendisi, oyun piyasasına kendi adını bir tür olarak geçirebilmiş çok ender oyunlardan oluyor. “Nasıl bir oyun bu?” dendiğinde “Aynı Mario Kart gibi,” diyebiliyorsak Nintendo sayesindedir. Klasik araba yarışlarını eklediği sihirli kutucuklarla eğlenceli bir arkadaş aksiyonuna dönüştüren Mario Kart’ın Wii U’ya çıkartması Mario Kart 8, belki de senenin en iyi 3 oyununun arasına girebilir. Tabii Wii U’nuz varsa.

Watch Dogs

Watch Dogs’u koymayı pek istemiyorum ama güzel bir oyun olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerek. Her ne kadar şişirildiği kadar yüksek dereceli bir oyun olmasa da, GTA’nın ancak çakması olarak kalacak olsa da, güzel bir oyun. Çok derin olmayan yeterli bir hikaye,  inovatif bir oyun elementi olan hacking ve açık dünya oynanış, Watch Dogs’u bu senenin iyi oyunlarından biri yapmaya yetiyor. Ama ben hala Sleeping Dogs diyorum, haberiniz ola.

South Park: The Stick of Truth

South Park izleyenler zaten oyunu satın aldı, oynadı ve bitirdiler. Onun için izlemeyen kitleye yazıyorum bu yazıyı. The Stick of Truth’ı satın alın, oynayın, bitirin. Hiç South Park izlememiş olsanız bile (ki hayli zor bir olasılık). Sıra bazlı RPG’lere kin besliyorsanız bile.

Seriden devam eden şakalar, ünlülerle geçilen dalgalar, alttan verilen mesajlar ve daha birçoğu, The Stick of Truth oynamak için yeterli sebepler. Oyunun RPG ögelerinin “gerçekten” iyi olmasından bahsetmiyorum bile.

Dark Souls 2 (ölüm simülasyonu)

İstemediğiniz kadar pro oyuncu olun, Dark Souls 2′de ölüyorsunuz. Ölüyorsunuz arkadaşım bu kadar basit. Fareyi klavyeyi parçalıyorsunuz. O PS3 kolunu duvara fırlatıyorsunuz. Yeter artık ulan yeter artık demeye kalmadan bir daha ölüyorsunuz. Bir daha, bir daha ve bir daha. Ölüm simülasyonu gibi bir şey.

Hala nasıl oluyor da en iyiler listesine girebiliyor peki? İnanın orasını ben de bilmiyorum. Oynayıp görmeniz gerek.

Broken Age

Tim Schafer. No more words needed.

The Banner Saga

Game of Thrones’un bu kadar yaygın olduğu ülkemizde Banner Saga’nın pek sevilmemesi/bilinmemesi çok kötü bir durum. Büyük ihtimalle insanımızın içine strateji ve beyin gerektiren ögeler karışan her şeye karşı bir alerjisi olduğundan bilinmeyen bu güzel taktik oyunu senenin başında çıktı ve ocak ayı için benim favorim oldu. Şimdi sıra sizde.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
anne_rose

Haklısın Dark Souls 2'de bende sinir krizi geçirdim. Oyunlarla alakalısın galiba. Birde korku oyunları ile ilgili içerik yapabilir misin? :D

Başlıklar

Game of Thronesoyun
Görüş Bildir