Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

20 Yıllık Maden İşçisi: Türkiye'de Bir Dilekçe ile Maden Ruhsatı Veriliyor

-
20 Yıllık Maden İşçisi: Türkiye'de Bir Dilekçe ile Maden Ruhsatı Veriliyor

Dev Maden-Sen Genel Sekreteri Yunus Akbağ, madenlerde meydana gelen kazaların denetimsizlikten kaynaklandığını söyledi.

Son 20 yıldaki kazaların büyük çoğunluğunun özel şirketlerin işlettiği madenlerde meydana geldiğine dikkat çeken Yunus Akbağ, "Türkiye’de bir dilekçe ile denetim yapılmadan madencilik ruhsatı alınabilmektedir." dedi. Akbağ, kazaların önlenmesi için ruhsat alımlarında ve madenlerde devletin ciddi bir denetim yapması gerektiğini söyledi.

Dev Maden-Sen Genel Sekreteri Akbağ, 20 yılını maden işçisi olarak geçiren bir isim. Bu süre içerisinde Bolu, Kütahya, Zonguldak madenlerinde çalıştı. Babası ve kardeşleri de madenci olarak çalışmış. Akbağ, madencilik sektöründe yaşanan sorunlar hakkında, Cihan Haber Ajansı’na açıklamada bulundu. Akbağ, maden kazalarının denetimsizlikten kaynaklandığına işaret eti. Denetimsizliğe taşeron işçi çalıştırmanın neden olduğunu belirten Akbağ, bu sisteminin sektörünün yapısına uygun olmadığını ifade ederek, Türkiye’de son 30 yılda gerçekleşen kazaların devletin kömür işletmelerinden çok, taşeron işçi çalıştırılan özel sektörde meydana geldiğine dikkat çekti.

"İŞ GÜVENLİĞİNE UYULMUYOR"

Akbağ, taşeron çalıştıran firmaların kömürü daha fazla çıkarmanın gayreti içerisinde olunca kazalar kaçınılmaz olduğunu da aktardı.

Türkiye’de özel sektörün işlettiği madenlerde iş güvenliğine uyulmadığını da açıklayan Akbağ, iş güvenliği ile denetimlerin sağlıklı bir şekilde yapılmadığını anlattı. Akbağ, şöyle konuştu: "Özel işletmelerde, iş güvenliği genelde alınmış gibi gösteriliyor. Ama öyle değil. İş sağlığı ve iş güvenliği uzmanları işverenden bağımsız olmalı. İşverenler madenlerinde denetimi yapanların bizzat maaşlarını ödüyor. İşverenin çalıştırdığı mühendis, iş yerinde herhangi bir olumsuzluğu rapor ettiğinde atılma korkusu yaşamamalı. Bu, iş yeri hekimi için de geçerli. İşçi, sağlığı için doktora gideceği zaman ilk önce iş yeri hekiminin onayını alır. İş yeri hekimi, sadece ağır hastalıkları hastaneye gönderiyor. Ağır hastalıklarda ancak hastaneye gönderiyor. Denetleyiciler bağımsız olsa hem müfettişler hem de iş sağlığının kontrol eden hekimler bağımsız olarak işlerini yapsa daha iyi olacaktır. Tüm problemler daha iyi anlaşılacaktır. Bu işçinin morali açısından da iyi sonuçlar doğuracaktır."

"RÖDOVANSLI SİSTEM NEDENİYLE TEKNOLOJİ GETİRİLMİYOR"

Akbağ, özel sektöre nazaran kamu ocaklarının daha güvenli olduğunu da vurguladı. Özeldeki kömür ocaklarında “karma düzen” olduğunu anlatan Akbağ, 50-60 yıldır bu sisteminin kullanıldığının belirterek, "Rödovansla çalışan işletmeler, 5-10 yıllığına özel şirketlere veriliyor. 10 yıllığına aldığı bu ocaklarda işveren yeni teknolojiyi kurmuyor. Maliyeti karşılanmayacağı kaygısı var." dedi.

"KAYIT DIŞI İŞÇİLERİNİN ÇALIŞTIRILMASINA DEVLET GÖZ YUMUYOR"

Akbağ, özel sektörün bazı bölgelerde ise işçileri kayıt dışı çalıştırdığını da anlattı. İşçilerin sigortasız olarak Doğu ve Güneydoğu’daki madenlerde çalıştırıldığını kaydeden Akbağ, devletin buna göz yumduğunu vurguladı. Akbağ, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in söylediğine göre; kapatılan işletmelerle ilgili 50 adam araya konulup madenler açılabiliyor. Hâlbuki bu şekilde söylemek bile bir hatadır. Yetkili bir kurum bunu söylememeli. Açılmaması gereken bir yer açılmamalı." diye konuştu.

Kamunun denetimde sorumluluk görevinin olduğuna dikkat çeken Akbağ, bu konuyu yetkili otoritelere sorduklarında ise "Yeteri kadar elaman yok. Bunun için denetimi tam yapamıyoruz." yönünde bir cevap ile karşı karşıya kaldıklarını aktardı. Akbağ, şunları kaydetti: "Bir ocağa müfettiş gittiği zaman iki gün denetim yapıp geliyor. 3 bin kişinin çalıştığı yerde denetim nasıl iki günde yapılabiliyor. Giden müfettişlerin de şikâyetleri bu yönde. Müfettişler, ‘İki günde işimi nasıl bitireceğeyim?’ diyor. Sadece, elektrik direklerinin, kabloların, trafonun denetimi birkaç gün sürebiliyor. Bir denetim işi büyüklüğüne göre değişir. Müfettiş, kısa süreliğine gittiği denetimde yeterli bilgiyi kimden alacağı da belli değil. Ya iş yerinin tamamını kontrol edecek ya da iş yerinin denetimini sağlayan kişilerden bilgi alacak. Oysa o bilgiyi alacağı denetmenler, hiçbir zaman doğru bilgi vermez, Çünkü işverenden maaşını alıyor.

SENDİKAL ÖRGÜTLENME DOĞRU BİLGİYE ULAŞILABİLİR

Buradaki en doğru bilgi ise sendikalar aracılığı ile elde edilir. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsa örgütlenen sendikalar bunu gerçekleştirebilir. Soma’daki gibi 5 kişilik bir yönetime iki büyük şirket girerse… İşçi sendikaya sorunları bildirmekten korkar. Neden? Çünkü oradaki sendika yönetiminin işverenin adamı olduğunu biliyor. Devletten ve işverenden bağımsız bir sendika olması gerekiyor. İşçiler, sendikalaşmaya kendilerinden yana olan kendisinin yer alacağı bir sendikayı istiyor."

"İŞÇİLERE EĞİTİMLER KÂĞIT ÜZERİNDE VERİLİYOR"

Madencilik kazalarının yüzde 98’inin önlenebilir kazalar olduğunu ifade eden Akbağ, öncelikle işe alınacak madencilerin muhakkak eğitimden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de işçilere eğitim verilmediğini ve işe alımlarda işçinin nereli olduğunun önemli olduğunu kaydeden Akbağ, "Zonguldak, Karabük, Balıkesir, Bartın, Karabüklü olduğunuz zaman işe alınmanız garantidir. Çünkü, bu iller maden sahası. ‘Madende çalıştım’ denildi ise direk işe alınıyorsunuz. Bunların eğitimi kâğıt üzerinde gösteriliyor. 1 saatlik eğitim verilmiyor. Ermenek’te eğitimi veren işverenin muhasebecisi. İş verenin muhasebecisi yer altında çalışmamış bile. Yer altında çalışmayan kişi bu işin uzmanı değil. Sadece kâğıt üzerinde eğitim verildiği gösteriliyor." ifadelerini kullandı.

Akbağ, Türkiye’de bir dilekçe ile maden ruhsatının alınabildiğini de bildirdi. Akbağ, şirketlerin ikinci bir işletme açtığında daha önce madenlerinde ölümlü kaza olup olmadığına bakılmadığını, iş yerlerinde ölümlü bir kaza olduğunda mevcut ruhsatın iptal edilmesi ve yeni bir ruhsatın da verilmemesi gerektiğini vurguladı. Akbağ, ruhsat alımlarında da kamunun ciddi bir denetim yapması gerektiğini vurguladı.

"MİLLETVEKİLLERİ VE YAKINLARI MADEN SAHİBİ OLDU"

Akbağ, madencilik ile ilgili ruhsatlandırmayı Başbakanlığın yapmasına da karşı çıktı. Ruhsatlandırmanın Başbakanlık’a bağlanmasının ardından milletvekillerinin ve yakınlarının birer maden ocağı sahibi olduğunu bildirdi. Torba yasada çalışma süresinin 6 saate indirilmesine en çok karşı çıkanların komisyondaki maden ocağı sahibi AK Parti milletvekillerinin olduğunu aktaran Akbağ, "Nedenini araştırdığınız zaman, itiraz edenlerin maden ruhsatı sahibi oldukları ortaya çıkacaktır." dedi.YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

CİHAN

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir