1996 Yılına Damga Vuran Susurluk Kazası ve Sonrasında Neler Yaşandı?

1.2bPAYLAŞIM

1996'da bir araba, kamyonun altına girdi ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Kaynak: 32. Gün

             DW.com

3 Kasım 1996 Pazar günü saat 19.15 sıralarında 06 AC 600 plakalı otomobil Balıkesir'in Susurluk ilçesinde bir kamyona çarpar.

Bu trafik kazası, Türkiye'de hep sessizce dile getirilen polis-mafya-siyaset üçgeninin somut delillerle açığa çıkması anlamına gelir. Kazada Mehmet Özbay, Gonca Us, Hüseyin Kocadağ hayatını kaybeder, otomobilin sahibi Sedat bucak ise yaralanır.

Mehmet Özbay kimliği kullanan kişi ise cinayet ve uyuşturucudan hüküm giymiş, 90'da İsviçre'de hapisten kaçmış, İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı Abdullah Çatlı'dan başka biri değildir.

Bunun yanı sıra Hüseyin Kocadağ bir emniyet müdürü, Sedat Bucak ise Şanlıurfa milletvekilidir. Gonca Us ise söylenene göre Çatlı'nın kız arkadaşıdır. Kısacası Çatlı, dünyanın her yerinde aranırken Türkiye'de polis ve siyasetle iç içedir.

Aracın bagajından ise küçük bir cephanelik çıkar. Bu silah ve mermilerden bazıları İsrail'den alınmış, Özel Harekat Daire Başkanlığı envanterine aittir ama "kayıptır."

Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar hakkında fezleke verilir ve bu fezleke sonucu ortaya çıkan tabloda Çatlı'yı koruyanın bizzat Ağar olduğu ortaya çıkar. Özbay isimli ve Çatlı'nın resmi olduğu silah taşıma belgesinde Ağar'ın imzası vardır mesela.

Bununla birlikte arabadan çıkan silahlar ve mermiler hakkında "gizlice ve sessizce birilerini öldürme ihtiyacına cevap veren tesirli suikast silah ve mühimmatı" tespiti yapılır.

İstanbul DGM Başsavcılığı olaya el koyar. Kamuoyu baskısı netice verir ve dönemin hükumet ortağı Tansu Çiller, Mehmet Ağar'dan istifa etmesini ister. Çiller'e göre bu isteğin yaşanan kaza ile ilgisi yoktur. Ve 8 Kasım 1996'da Ağar istifa eder.

"Ayak tırnağından saç bağımıza kadar rahatız, huzur içerisindeyiz, veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yoktur. Bu mücadeleler zor mücadelelerdir, babayiğitlik ister, yüreğimiz vardır bu işler için."

Ağar'ın olaylar karşısında yorumu bu şekildedir. 93-95 yılında Emniyet Müdürlüğü de yapan Ağar'ın görev süresince "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt" kurduğu sonrasında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanacaktır.

93-96 yıllarında neler olduğuna şöyle bir bakarsak... Ağar'ın talimatıyla Özel harekat kökenli polislerden özel bir ekip oluşturulur.

95'te MİT ajanı Tarık Ümit öldürülür. Bu olayda gözaltına alınan polisler sorgulanmaz. Tarık Ümit'in Abdullah Çatlı'ya teslim edildiğine dair iddialar ortaya atılır. Ağar'ın yorumu ise şöyledir: "Bizim tosunlar bana sormadan bir şey yapmazlar."

Tarık Ümit olayında adı geçen bir başka isim de Yaşar Öz'dür. Abdullah Çatlı'nın eşinin dayısı olan Öz, Tarık Ümit'in iş ortağıdır aynı zamanda.

Öz'ün evinden çıkan yeşil pasaport Ağar döneminde kendisine verilirken silah ruhsatında da Ağar'ın imzası vardır. Gözaltına alınan Öz'ün evinde ele geçen silah ve belgeler "kayıt dışı" olarak Ankara'ya teslim edilir. Öz de Ağar'ın emriyle serbest kalır.

Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir gibi isimler "Susurluk Çetesi"nin içinde yer alırken aynı zamanda Ömer Lütfi Topal'ın kumarhanesine %50 ortaktırlar. Ve Topal 28 Temmuz 1996'da arabasında öldürülür.

Cinayetin ardından terk edilen bir araçta ele geçen UZİ marka silahlar, Özel Harekat'a aittir. Başka bir araçta ele geçirilen silahta ise firari Çatlı'nın parmak izi çıkar. Olayda 3 polis, Hoştan ve Bir gözaltına alınsa da Ağar'ın devreye girmesiyle serbest bırakılırlar.

Ağar'ın başında olduğu Susurluk Çetesi'nin yargılanması 1997'de başlar ve 2001'de karar açıklanır. 10 sanık 4 ile 6 yıl arasında hapis cezası alır. Ağar'ın ise dokunulmazlığı vardır.

2011 yılında ise Ağar, suç örgütü kurmak suçundan 5 yıl ceza alır. Yasaya göre yalnızca 2 yıl cezaevinde kalacak Ağar için Aydın Yenipazar Cezaevi'nde özel bir koğuş hazırlanır. Ve Ağar cezasının 1. yılında çıkarılan infaz paketi kapsamında tahliye olur.

Ancak ortada 18 faili meçhul cinayet vardır. Ağar ve ona bağlı özel timcilerin cinayetten yargılanması ise 2010'da Susurluk'tan hüküm giyen Polis Ayhan Çarkın'ın ifadeleri ile başlar.

Çarkın, bu cinayetlerin Ağar ve İbrahim Şahin'in talimatıyla işlendiğini bütün ayrıntılarıyla iddia eder. Savcılık bu iddialar üzerine Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, "Yeşil" Mahmut Yıldırım ve polislerden oluşan 19 kişi hakkında dava açar.

Bu dava sürerken Tolga Ağar, 2018'de AKP'den milletvekili olur. Bu tarihten 1 yıl sonra ise Ankara'daki mahkeme delil yetersizliği gerekçesiyle bütün sanıkları beraat ettirir.

Mehmet Ağar ise şimdi Yalıkavak Marina'nın yönetim kurulu başkanlığını yürüten bir iş insanı olarak anılıyor. Alaattin Çakıcı ve Korkut Eken hala Ağar'ın yanında yer alırken görünen o ki yargı şimdilik gündemde olan Sedat Peker'in söylediklerini "duymuyor."

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Dünyanın Sayılı Askerlerinden Biri Olan Atatürk Polis Teşkilatı ile İlgili Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Dünyanın Sayılı Askerlerinden Biri Olan Atatürk Polis Teşkilatı ile İlgili Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Azerbaycan, İsrail'i Neden Destekliyor? - onedio.com
Azerbaycan, İsrail'i Neden Destekliyor? - onedio.com
İçkinin Tam 101 Yıl Önce 'Men-i Müskirat Kanunu' ile TBMM'de Yasaklandığını Biliyor muydunuz? - onedio.com
İçkinin Tam 101 Yıl Önce 'Men-i Müskirat Kanunu' ile TBMM'de Yasaklandığını Biliyor muydunuz? - onedio.com
Türk Tugayları Kore'de Neden ve Nasıl Savaştı? - onedio.com
Türk Tugayları Kore'de Neden ve Nasıl Savaştı? - onedio.com
'Ne Şehittir Ne Gazi...' Dediğimiz Bir Hürriyet Kahramanı: Resneli Niyazi Bey - onedio.com
'Ne Şehittir Ne Gazi...' Dediğimiz Bir Hürriyet Kahramanı: Resneli Niyazi Bey - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
uydurukcan

z kuşağı pek bilmez ama y kuşağı bu olaylarla büyüdü. başka türlü bir ülkenin varlığını o günleri bile bu günlere tercih ederim.

arif-ali

Her ne kadar mide bulandırıcı olsa da, bu teşkilatlanmayı yapmayan devlet yok. Hatta bazı durumlarda elzem bile olabiliyor. Ülkelerin resmi olarak yapamadığı pek çok şeyi gayri resmi olarak yapabilmelerini sağlıyor. Savaş Tanrısı filmini izleyenler bilir ne demek istediğimi. Tüm devletlerin önünü açtığı, desteklediği bir çete mevcut.

murat-ilboga

Az daha Pekerin bam teline vururlarsa herşeyi göreceğiz sanırım.Geçen 15 Temmuz olayını bile anlatırım diyordu.Doğruysa tabi.

miragerr

Türkiye'de adalet nasıldır adlı yazılı çalışma olmalıydı başlık

chariskhew

Zeki Müren öldü o sene

Görüş Bildir