Dünya Basınından Özetler | 17 Haziran 2013

 > -

İngiltere Basınından Özetler

İngiltere Basınından Özetler

İngiltere basınında en çok öne çıkan konu, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki isyancıların silahlandırılmasına dair kararı ve bu karara Rusya'nın tepkisi.

Ancak, Gezi Parkı protestoları ve başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye'de önceki günden bu yana yaşanan gerginlik de İngiliz gazetelerinde geniş yer buluyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Guardian gazetesine bir köşe yazısı yazarak konuyu ele almış.

Bakan "Biz tüm Türkiye'yi temsil ediyoruz" diyor.

AK Parti'nin Türkiye'de birinci sınıf bir demokrasi yarattığını savunan Davutoğlu, "barışçıl gösterilere izin verilmesinin de başarısını yansıttığını" ifade ediyor.

Hükümetinin birçok engeli aşarak ülkeyi istikrarlı ve adil bir hale getirdiğini belirten bakan, AK Parti'nin farklılıkları takdir ettiğini yazıyor.

Ahmet Davutoğlu, yazısında, "Barışçıl protestoları demokratik sistemin bir parçası olarak görmekle birlikte, bu ilke ile kamu düzenini sağlamak arasında bir denge kurmamız da gerek" diyor.

Gezi protestolarının barışçıl çevreci bir hareket olarak başladığını ancak daha sonra şiddet ve aşırılık yanlısı grupların bu hareketin taleplerini gasp ettiğini savunan Davutoğlu, medyanın da şiddeti görmezden gelerek bu grupları demokrasi yanlısı olarak yansıttığını da belirtiyor.

Dışişleri Bakanı Guardian'daki yazısında, Reyhanlı saldırısının medyada çok az yer almasına da göndermede bulunuyor.

Bakan Davutoğlu yazısını, "Seçilmiş bir hükümeti değiştirmenin tek yolu seçimlerdir. Partimiz, birinci sınıf bir demokrasi inşa etti ve biz buna büyük değer veriyoruz. 1950 yılından bu yana dört kez hükümetler siyasi alanın dışından güçlerce devrildi. Biz halkın iradesini temsil ediyoruz ve siyasi iktidarımız tüm vatandaşlarımızın iktidarıdır" şeklinde bitiriyor.

Türkiye'de Gezi protestosu ile bağlantılı olarak dün yaşananları ele alan Independent gazetesi ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyenlerin, başbakanın karşı karşıya olduğu büyüyen hükümet karşıtı gösterilerin baskısı karşısında desteklerini göstermek için İstanbul'da miting düzenlediğini yazıyor.

Gazete, Gezi Parkı müdahalesinden 24 saat önce birçok kişinin "en kötünün geride kaldığına" ve bir uzlaşmaya varıldığına inandığını yazıyor ve ekliyor:

"Erdoğan, dozerleri, üzerine alışveriş merkezi yapılması planlarının ateşlediği Gezi Parkı'na göndermeyi askıya almıştı. Daha sonra, Erdoğan meydan okuyan konuşmalarından ilkini Ankara'daki miting sırasında yaptı. 'Biz yalnız Allah'a hesap verir, ondan başka kimseden emir ve talimat almayız" dedi ve polise Gezi kampının zorla boşaltılması emrini verdi."

Independent, doktor olduğu anlaşılan kişilerin ellerinin plastik kelepçelerle kelepçelendiğine dair Twitter üzerinden bazı resimlerin paylaşıldığını da yazıp başbakan Erdoğan'ın protestocuları deliller olmadan suçladığını savunuyor.

"Erdoğan protestocuların camilere saygısızlıkta bulunuyor ve başörtülü kadınları dövmekle suçluyor. Fakat bunların herhangi birini yaptıklarına dair ortada bir delil yok."

Gazete, polisin Ankara'daki gerilim içinde, ölen bir protestocunun cenaze törenini dağıttığını da okuyucularına aktarıyor.

Financial Times gazetesi de konuyla ilgili haberinde, polisin göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanarak Gezi Parkı'nı boşaltmasından 24 saat sonra bile protestocularla birçok noktada çatışmaların devam ettiğini yazıyor.

Gazete, polisin tazyikli suyun içine biber gazının da eklendiğine inanıldığını; birçok göstericinin yanıklardan şikayet ettiğini de yazıyor.

Türk Tabibler Birliği'nin oluşturulan revirlerde yaralıları tedavi eden bazı doktorların gözaltına alındığını bildirdiği ancak İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun bu iddiayı yalanladığı da Financial Times'ın haberinde yer verilen ayrıntılardan.

Gazete İstanbul'daki protestolarda daha örgütlü bazı kesimlerin, Başbakan Erdoğan'nın Gezi Parkı konusunda mahkeme kararının beklenmesi sözü nedeniyle parkı boşaltma yanlısı olduklarını ancak birçok göstericinin parkta kalmayı tercih ettiğini de yazıp: başbakanın bunu ihanet olarak değerlendirdiğini yazıyor.

Times gazetesi ise, polisin, Erdoğan'ın 'teröristler' olarak nitelediği göstericileri bastırmak için harekete geçtiğini yazıyor.

Gazete, polisin içinde Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth'un da bulunduğu Divan otelinin lobisine göz yaşartıcı gaz attığını da duyurup, İstanbul Barosu'ndan Fatma Elif Koru'nun yaptığı "Hâlâ insanları gözaltına alıyor ve bize nereye götürdüklerini söylemiyorlar. Bu tümüyle yasadışı." açıklamasını da aktarıyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman basınındaki yorumların çoğu Türkiye ağırlıklı ve yorumlarda protesto eylemleri karşısında Erdoğan hükümetinin tavrı sert bir biçimde eleştiriliyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung

“Türkiye Başbakanı önceleri direnişin kendisi için bir şey ifade etmediğini söylüyordu ve Gezi Parkı'ndaki imar çalışmalarından vazgeçmeyeceğini söylüyordu. Şimdilerde ise İstanbul halkı onaylarsa, imar çalışmalarına devam edileceğinden söz ediyor. Eğer sadece bununla kalınsaydı, demokratikleşme yönünde önemli bir adım atılmış olurdu. Ancak bu konuda çekinceler, şüpheler olması doğal. Güvenlik güçlerinin tavrı, Erdoğan hükümetinin polis operasyonlarında aşırıya kaçanların soruşturulacağı teminatını şüpheli hale getirir nitelikte. Polisin copla, göz yaşartıcı bomba ve tazyikli su ile müdahale tarzı, iktidar sahiplerinin hâlâ AB’ye üye olmayı istediklerini söyleyen bir devlet açısından utanç verici!”

Frankfurter Rundschau

“Türkiye Başbakanı, edepsiz çocuklarını önce uyaran, onlar sözünü dinlemeyince dövmeye girişen sert aile babaları gibi tavır alıyor. Bu durum geleneksel Türk ailelerinde olağan bir durumdur. Ama şimdi ülkede yeni bir nesil yetişti ve bu nesil baba erkil yönetime boyun eğmiyor; ona esprili, alaycı bir biçimde, sivil itaatsizlik ile yanıt veriyor. Bu genç insanlar yeni Türkiye'yi temsil ediyor ve onların ülkesinin AB'nin bir parçası olduğunun en iyi kanıtını oluşturuyor.”

Kölner Stadt-Anzeiger

“Arap isyanından sonra şimdi İslam Dünyası'nda ‘1968' (Avrupa'daki gençlik isyanı) ya da ‘1989' (Berlin Duvarı'nın yıkılması) olaylarını mı yaşamaya başladık? Böyleyse eğer, o zaman Türkiye, Erdoğan'ın propagandasını yaptığından çok farklı bir şekilde Arap Dünyası'na model oluşturacak. Her halükarda yaşlılar ile gençler, kentlerle kırsal alan, modernizm ile gelenekselcilik arasında bir çatışma baş göstermiş durumda. Bu çatışmanın zirve yapmaması hâlâ Erdoğan'ın elinde!”

Kieler Nachrichten

“Erdoğan bir diktatör gibi davranıyor. Önce protestocu hareketin temsilcileriyle görüşmeler yapacağını açıklıyor, ardından sokaklarda protestoculara karşı tazyikli su sıktırıyor, göz yaşartıcı bomba kullandırıyor. Türklerin çoğunluğunun başbakana destek verdiğine işaret etmesi ise İstanbul'da çok sayıda yaralı olduğu dikkate alındığında alaycı bir anlam taşıyor. Bir demokrat, onu seçmeyenlerin de görüşlerini ciddiye almak zorundadır. Erdoğan ise göstericileri teröristlerle bir tutuyor; bu tür argümanlar şimdiye kadar sadece dikta ile yönetilen ülkelerde dile getirilmişti.”

Bir yorum da İran’daki cumhurbaşkanlığı seçiminde sandıktan reformcu kanattan Hasar Ruhani’nin sürpriz biçimde çıkmasıyla ilgili. Berliner Zeitung adlı gazetede şu görüşlere yer veriliyor:

“Bu seçimin sonucu sadece sürpriz olmakla kalmıyor, aynı zamanda İran yönetimine, dünya kamuoyuna, her şeyden önce de ABD'ye verilmiş bir mesaj niteliği taşıyor ve şu söylenmek isteniyor: Biz İranlılar reform istiyoruz. İzolasyondan usandık. Şimdi seçtiğimiz kişi, İslam Cumhuriyeti yapısı içinde (siyasî) pozisyonlarını savunabilecek, çatışma yerine denge arayacak ve ABD ile duyarlı bir biçimde ilişkilere geçecek bir adamdır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editö r: Ercan Coşkun

Haberin Tamamı İçin:

Dünya Basınından Özetler | 17 Haziran 2013

Liberation | İran: Umut

İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin modern muhafazakar adayı Hasan Ruhani’nin kampanya rengi mordu. Ancak daha ilk turda kazanan Ruhani’nin seçim zaferini kutlamak için cumartesi günü sokaklara dökülen gençlerin ellerinde mordan çok yeşil bayraklar vardı.

Yeşil renk 2009’da büyük seçim ihlalleri sonucu Mahmud Ahmedinejad’a yenilen reformcu aday Mir Hüseyin Musavi’nin rengiydi. Yani Ruhani’nin kazandığı zaferin, Musavi’nin oylarıyla gerçekleştiğine inanılıyor.
İranlılar, son cumhurbaşkanları Ahmedinejad’la felaket gibi görülen iki dönem geçirdi. Bu süre boyunca İran ekonomisi Ahmedinejad’ın kötü yönetimi yüzünden kan ağladı ve dünyanın geri kalanından soyutlandı.
Bu seçimlerde ise reform yanlıları ve ılımlı olanların asıl çekincesi, İranlıların sandığa gitmemesiydi. Seçimlerin ilk turundan zaferle çıkan Ruhani’nin ekibi bile ikinci turda aynı başarıyı yakalayıp yakalayamayacaklarından emin değil. Bunun birçok nedeni var; biri seçim ihlalleri. Zira 2009 seçimlerinde yaşananlar, ılımlı olanların oylarını etkilemişti.

The Daily Telegraph | Boris, Cameron’a “Suriyeli manyakları silahlandırmayın” diyor

Başbakan David Cameron, Suriye’deki direniş güçlerini silahlandırma konusunda Muhafazakâr parti içinden ve dışından gelen uyarılarla karşı karşıya.

Muhafazakâr Partili Londra Belediye Başkanı Boris Johnson, Başbakan David Cameron’ı Suriye’yi bir “kasları gevşetme sahası” olarak görmemesi gerektiği konusunda uyardı. Johnson ülkedeki muhalefete aktarılacak her silah yardımının sonunda El Kaide’nin eline geçebileceğinin altını çizdi.

Britanya’nın ABD’nin başını çektiği bir silahlandırma çabasına katılmasıyla ilgili önde gelen başka figürlerin de ciddi itirazları var. Ülkesi Esad yönetimine bizzat silah sağlayan Rus lider Vladimir, Britanya’yı canilere silah sağlayarak vahşete ortak olma-ması konusunda uyarıyor. Başbakan Yardımcısı Nick Clegg’e göre eğer bu iyi bir fikir olsaydı şimdiye kadar çoktan uygulanması gerekirdi. Kara Kuvvetleri eski Komutanı Lord Dannat böylesi bir yardımın Britanya’yı giderek çatışmanın içine çekeceği konusunda çekincelerini dile getirirken; York Başpiskoposu Dr. John Sentamu Cameron’ı bu konuda mümkün olduğunca ihtiyatlı hareket etmeye çağırdı.

La Repubblica | KDV artışının önlenmesi zor”

Silvio Berlusconi KDV artışının durdurulması konusundaki ısrarını sürdürüyor.
Ancak Ekonomik Gelişmeden Sorumlu Devlet Bakanı Flavio Zanonato bu konuda son noktayı koydu. Zanonato “Berlusconi hükümeti zamanında kabul edilen KDV artışının engellenmesini ben de arzu ederim. Ama kalan zamanı düşünürsek kaynak bulmak çok zor. Mucize bekliyoruz” dedi.

Bu arada hükümet; ekonomik gelişmenin canlandırılması ve bürokratik prosedürlerin sadeleştirilmesi ile ilgili 80 kadar tedbirin yer aldığı yasa tasarısını cumartesi günü beş saatlik tartışmanın ardından onayladı.
Berlusconi yasa tasarısını üstlenerek Özgürlükçü Halk Partisi’nin zaferi olduğunu söyledi. Bunun üzerine Başbakan Letta Berlusconi’nin bu söylemine karşı çıkarak “Berlusconi istediğini söylesin. Ama yasa tasarısının sağın zaferi olduğunu düşünenler çılgındır” dedi.

El Pais | Londra, 2009 yılında düzenlenen G-20 zirvesine katılanları dinledi

İngiliz istihbarat örgütünün 2009’da G-20 zirvesine katılanları dinlediği ve bilgisayarlarına sızdığı ortaya çıktı. İngiliz hükümetinin, görüşmeler devam ederken farklı ülkelerin ne düşündüğünü öğrenerek avantaj sağlamaya çalıştığı aktarılıyor.

Önceki gün The Guardian gazetesi tarafından yayınlanan belgeler, aralarında Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in de olduğu 15 kişilik Türk heyetinin dinlendiğini ortaya koyuyor.

İngiliz istihbaratının yalnızca Türkiye heyetini değil Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in de konuşmalarını kayıt altına aldığı belirtiliyor. Ancak casusların Medvedev’in, uydular aracılığıyla şifrelenen konuşmasını çözemediği aktarılıyor.

International Herald Tribune | Çin geniş bir kentleşme programı planlıyor

Çin’deki ekonomik büyüme ve kentsel kalkınma programları şehirlerde her geçen gün yeni gökdelenlerin yükselişine sebep oluyor. Kırsal kesimlere yayılmaya başlayan bu kentleşme hareketiyle dönüştürülen nüfusun önümüzdeki 10 yıl içerisinde ABD’nin kentsel nüfusunu geçmesi bekleniyor.

Öte yandan bu değişiklik Çin’in karakterini de değiştirmeye başlıyor. Kurulduğu günden bu yana tabanını köylüler üzerine kuran Çin Komünist Partisi,, istenen büyüme hızına ulaşmak pahasına tüm nüfusu kentleştiriyor.

Değişim o kadar hızlı gerçekleşiyor ki partinin öncelikleri de bu değişime ayak uydurmak zorunda kalıyor. Eski hanedanlıklardan beri yerinde duran köyler birer birer iş makineleriyle dümdüz ediliyor. Ancak parti içindeki bir kesim bile toprakları kamulaştırılarak şehirde yaşamaya zorlanan kırsal kesimin desteğinin kaybedilmesinden endişe ediyor.

China Daily | Babaya serin bir hediye

Çin’de Batı’dan ithal özel günlerin kutlanması her geçen yıl artıyor ancak babalar günü kutlamaları hala anneler günü kadar yaygın değil. Çin halkı anneler gününde hediye almaya ve kutlama yapmaya alışmış olsa da babalar gününden haberdar olan her 10 kişiden biri babasına hediye almayı düşünmüyor.

Çin’in en büyük alışveriş sitesi Taobao’da annelere yönelik 2.5 milyon çeşit hediye seçeneğine rağmen babalar için sadece 320 bin seçenek bulunuyor. Sosyal medyadaki babalar günü tartışmalarına katılan Çinli babaların büyük kısmı ise hediye almalarının önemli olmadıklarını belirtiyorlar.

Araştırmacılar da babalar gününün önem kazanamamasını Çin aile yapısındaki kadın ve erkek rolüyle ilişkilendiriyorlar. Annelerin aksine eve ekmek getirmekle sorumlu babalar çocuklarıyla daha sıkı duygusal bağlar kuramıyorlar.

Al Ghad | Kral Abdullah iç ve dış tehlikeler konusunda bir konuşma yaptı

Kral Abdullah 26’ncı dönem Subay adaylarının mezuniyetinde yaptığı açıklamada, ülkede devam eden reform hareketinin, halkın daha iyi bir geleceğe sahip olması için devam ettirileceğini söyledi.

Kral Abdullah hiçbir kurum veya şahsın kendisini kanunların üstünde göremeyeceğini, herkesin eşitlik ilkesi ve birlik prensibi içerisinde hareket ederek iç ve dış tehlikelere karşı uyanık olması gerektiğini belirtti.
Ürdün Kralı ayrıca, Suriye’den dolayı ülkesinin zaman zaman zor durumlar yaşadığını ancak her zaman güçlü olan Ürdün’ün, vatandaşlarıyla birlikte bu zorlukların üstesinden gelmeyi başardığını da ifade etti.

Kral Abdullah son olarak, çevre veya modernleşme adına zaman zaman yapılan şiddet çağrılarını da eleştirerek, bu tür girişimlerin Ürdün’ün kültüründe yer almadığını ve her şeyin yasal çerçevede gelişmeye devam ettiğini söyledi.

TRT Türk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmedinejadAhmet DavutoğluAmerika Birleşik DevletleriAnkaraAvrupa BirliğiBaşbakanBaşbakan YardımcısıBerlusconiBeşer EsadÇinGezi ParkıHüseyin Avni MutluİngiltereİranİstanbulMehmet ŞimşekPolisRecep Tayyip ErdoğanReyhanlıRusyaSuriyeTRTTercihTwitter
Görüş Bildir