Avrupa Basınından Özetler | 15.02.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

Economist, Türkiye ve İslam üst başlıklı değerlendirmesinde, Türk Hava Yolları'nın tasarlanan yeni kabin ekibi kıyafetleriyle ilgili tartışmaları ele alıyor.

Dergi, kıyafet tasarımlarının "ılımlı İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde muhafazakârlığın tırmanması” ile ilgili tartışmaları da keskinleştirdiğini belirtip şöyle devam ediyor:

"Dindarlığı ve aile değerlerini aleni olarak benimsemesiyle, AK Parti, İran'ın mollalarındansa Amerika'nın dindar sağına daha çok benziyor. Ancak bu laiklerin kendilerini kuşatılmış hissetmelerine yetiyor.

THY'nin kadınlarda ayak bileklerine kadar kaftanlarının ve erkeklerde gümüş sırmalı kumaş ceketlerinin pek pratik olmadıklarını belirten dergi, THY'nin altısı hariç diğer iç uçuşlarda alkollü içki servisini kaldırdığının ortaya çıkmasının da tartışmaya yeni bir hararet kattığını ifade ediyor.

THY'nin içki servisini kaldırmasının nedeni olarak düşük talebi gösterdiğini belirten dergi ancak, bazılarının kurumun dini nedenlerle içki içmemek konusunda militan olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı memnun etmek istediği görüşünde olduğunu yazıyor.

Economist, Erdoğan'ın şikâyetinin ardından Muhteşem Yüzyıl adlı dizi yapımcılarının, padişahın eşinin göğüs dekoltesini azalttıklarını da aktarıp yazıyı, Türkiye'nin AK Parti'nin 10 yıllık yönetiminin ardından daha zengin, daha güçlü ve daha az eğlenceli bir yer olduğunu belirterek bitiriyor.

Tüm İngiliz gazetelerinde en geniş yer bulan haber ise, 2012 Londra Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunlarının yıldız isim ve şampiyonlarından Oscar Pistorius'un sevgilisini öldürme suçlamasıyla yargılanacak olması.

Daily Telegraph, "2012'nin yıldızlığından cinayet davasına" başlıklı haberinde sporcunun silahları seven ve galeyana gelebilen bir yapıya sahip olduğunu yazıyor.

Yazıda, Pistorius'un 2012 Londra Olimpiyatları'nın amblemlerinden biri haline geldiği ve pek çok kişinin kendisini için esin kaynağı olarak gördüğünü de belirtiliyor.

Olimpiyat sporlarında engelleri aşan bir sporcu olarak tarihe geçen Pistorius'un hikâyesi, bundan sonra bir zaferden çok, ibret verici bir hikâye olarak okunacak.

Cinayet suçlaması, Pistorius'la ilgili sportif anlatıyı silip atacak türde, Daily Telegraph'a göre.

Gazete katil zanlısının, geçmişte de ateşli bir ilişki yaşadığını ve bir kıskançlık durumunda, rakibi olarak gördüğü kişiyi bacaklarından vurmakla tehdit ettiğini de yazıyor.

Haberde, Pistorius'un eski koçu Andrea Giannini'nin, ölümün trajik bir olayın sonucu olduğu konusundaki inancını korumaya çalıştığı da belirtiliyor.

Independent gazetesi ise Güney Afrika'nın Pretoria kentinde meydana gelen olayın, bir ulusun inancını sarstığını yazıyor.

Güney Afrika'nın şoklara genel olarak alışkın olduğunu ancak böylesine hazır olmadığını belirten gazetenin yazarı Ivan Fallon, Pistorius'un ülkesinde, Londra'daki şampiyonluğundan çok daha öncesinden bu yana ünlü olduğunu, ulusal değerlerden biri olarak göründüğünü de belirtiyor.

Times gazetesi, İranlı Devrim Muhafızı komutanlarından Husam Hoşnevis'in Suriye'de, silahlı gruplar tarafından öldürüldüğünü duyuruyor.

İran'ın Suriye rejiminin sıkı bir destekçisi olduğunu belirten gazete, Tahran'ın Şam yönetimine teknik, mali ve askeri destek verdiğini de belirtiyor.

Gazete, Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni Dışişleri Bakanı John Kerry'nin bu ay Orta Doğu'ya yapacağı ilk ziyareti Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetimini sona erdirmek için kullanmaya çalışacağını da aktarıyor.

Financial Times, başyazılarından birini, İran'ın nükleer programı konusuna ayırmış.

"İran'ın inatçılığı" başlıklı yazıda, nükleer program konusunda anlaşmaya varmak için henüz vakit olduğu ancak Tahran yönetiminin inatçılığına son vermesi gerektiği fikri işleniyor.

Batılı ülkelerin dikkatlerini geçen hafta boyunca bir yeraltı nükleer deneyi yapan Kuzey Kore'ye odakladıklarını belirten gazete, gelecek hafta ile birlikte dikkatlerin tekrar İran'a odaklanacağını yazıyor.

İran, nükleer programı konusundaki müzakereler için altı dünya gücü ile 26 Şubat tarihinde Kazakistan'da bir araya gelecek.

Görüşmelerden süratli bir sonuç beklenmediğini belirten gazete, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir anlaşmaya varmak için harcadığı çabaların gözden kaçırılmayacağını ifade ediyor.

ABD Başkanı Barack Obama, müzakerelerde başarı şansını artırmak için İran ile ikili görüşmeler yapabileceklerinin sinyallerini vermişti.

Ancak, gazete, sert yaptırımlara rağmen, ülkenin lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD'nin bu teklifini reddettiğini hatırlatıyor.

Gazeteye göre, nükleer program sorununu çözmek için Obama'nın Hameney'e amacının rejim değişikliği olmadığını aktarabilmesi gerekiyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

İngiltere’de başlayıp diğer Avrupa ülkelerine de sıçrayan at eti skandalı, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konusunu oluşturuyor.

Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung , at eti skandalı çerçevesinde tüketici davranışlarını eleştiriyor:

"İnsanların yaşamak için beslenmeye ihtiyacı vardır. Ama sosisle mi, hazır çorbayla mı, yoksa kekle mi besleneceğine kişinin kendisi karar verir. Yine de insanın yiyebileceği her ürünün onu iyi beslediğini söylemek doğru olmaz. İnsana ara sıra bunu hatırlamakta fayda vardır. Beslenme sadece gıda almaktan öte bir şeydir. Beslenmek bir ritüel, bir kültür, bir gelenektir. Ne var ki beslenme geleneği artık sallantıda… Zira bu gelenek yalnızca birkaç günlüğüne muhafaza edilebiliyor. Yumurtadaki dioksin, deli dana ya da lazanyada at eti gibi bir skandal patlak verdiğinde tepki öylesine büyük oluyor ki, tüketiciler kısa süreliğine beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor. Ama skandala ilişkin medyada yapılan haberler azalmaya başlayınca da hiç tereddüt etmeden eski alışkanlıklarına geri dönüyorlar."

Heilbonner Stimme gazetesi, gıda skandalına ilişkin yorumunda dikkatleri başka bir noktaya çekiyor:

"Her gıda skandalında olduğu gibi politikacılar alelacele tepkiler veriyor. Örneğin sığır etlerindeki at etini ortaya çıkarmak için DNA testi yapılması öneriliyor. Bu da tabii kamuoyu, konuyu unutana kadar idare eder. Sevkiyat rotası Avrupa’yı baştan sona dolaşan, uluslararası çapta endüstrileşmiş tarım ve hayvancılık sanayini sorgulamayı ise nedense kimse düşünmez."

Basın turumuzu Almanya'nın prestijli gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung ’un aynı konuya ilişkin kinayeli yorumu ile noktalıyoruz:

"Yaradan tarafından bahşedilen büyük, güzel gözlerle inekler, maalesef soylu atların yaptığı masal kariyerinden uzaktırlar. Keza buna küçücük gözleri ile sessiz kalan domuzlar da layık görülmüyor. Almanlar, vejetaryenlerin tabiriyle, onların ceset parçalarını hiçbir vicdani muhasebe yapmadan silip süpürüyor. Fazla para ödemeden et yemeye devam etmek isteyen Almanların dondurulmuş et reyonuna yönelmesi sayesinde at eti de gıda zincirine girmiş oldu. Rumen atlarının eti, Alman, İngiliz ve Fransız sığır etinden çok daha ucuz ve hâlihazırda piyasada ufak bir pazarlama başarısızlığını yani diğer adı ile yanlış etiketle tüketiciyi dolandırmayı temsil ediyor. Tabii ki esas skandal yine örtbas edildi. Zira katı yürekli biri olmayı hiçbirimiz istemeyiz. Çünkü hiç kimse at eti yediğinin farkında değildi.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Başak Özay

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

ABD Başkanı Barack Obama'nın Ulusa Sesleniş konuşması ve Kuzey Kore'nin yeni nükleer denemesi, ağırlıklı yorum konularını oluşturuyor.

İsviçre'den Neue Zürcher Zeitung , ABD Başkanı Barack Obama'nın Ulusa Sesleniş konuşmasını şöyle analiz ediyor:

"Başkan Obama bir kez daha tasarrufun kendisi için öncelik taşımadığının altını çizdi. Soğukkanlı bir biçimde ülkesinin bütçe açığının yarısından fazlasının kapatıldığını savundu. Ancak hiçbir partilerüstü Bütçe Bürosu'nun verdiği rakam böyle demiyor. Ciddi tasarruf çabalarının reddedilmesi, ABD'nin Obama dönemi sonrasında tıpkı 2007 yılında olduğu gibi iki kat fazla borçla karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor. Başkan'ın bu saatli bombayı gözardı edebileceğini düşünmesi, gelecek için kötüye alamet."

İspanya'dan El Periodico ise aynı konuyla ilgili yorumunda Obama'nın eski ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in yöntemini izlediğine dikkat çekiyor:

"Şu anki kriz sık sık 1929 yılındaki krizle mukayese ediliyor. ABD Başkanı Barack Obama bu krizin aşılmasında o dönemle paralel yollar izlemeye çalışıyor. Tıpkı Franklin D. Roosevelt gibi o da tasarruf politikasını sonlandırmayı, ekonomiyi harekete geçirmeyi ve artan orta kesimi yeniden canlandırmanın motoru haline getirmeyi istiyor. Manzara iyi görünüyor çünkü toparlanmanın ilk işaretleri gelmeye başladı. Ancak parlamentonun bu siyaseti takip edip etmeyeceği şüpheli. Obama ikinci görev döneminde şimdiye dek olduğundan daha mücadeleci bir tavır sergileyebilir. Nitekim konuşmasında da bunu yaptı."

Fransız Le Monde gazetesi bugünkü sayısında Kuzey Kore'nin son nükleer denemesini ele alıyor. Gazeteye göre Kuzey Kore, Washington ve Pekin'in sabrını zorluyor:

"Kuzey Kore hem Çin, hem de ABD'nin diplomatik açıdan başını ağrıtıyor. Amerikan birlikleri hâlâ Güney Kore'de. Seul, Pyöngyang ile diyalog sürecini yeniden başlatmak istiyor. Barack Obama bu konuda çekingen bir tavır sergiliyor. Çin, Kuzey Kore'nin ekonomik olarak batmasından endişe ediyor çünkü bu durum ABD'nin kontrolünde bir birleşik Kore Yarımadası sonucuna yol açabilir. Pekin yönetimi için bu, kesinlikle kabul edilemeyecek bir durum. Pekin, Kuzey Kore'yi sadece isteksizce destekliyor. İşte bu nedenle Çin, sorunun çözümüne de katkı sağlayabilir. Kuzey Kore'nin son nükleer denemesi kuşkusuz Çin hükümeti için siyasi bir sınav."

Rus Wedomosti gazetesi ise Rusya'da son dönemlerde doktora çalışmalarında intihal vakalarının artmasını yorumluyor:

"Rusya'da son dönemlerde çok sayıda sahte doktora çalışması ortaya çıkarıldı. İstatistiklere bakıldığında bu vakaların Rusya'da hiç de istisna olmadığı görülüyor. Örneğin sadece 2011'de Rusya'da 22 bin 438 diploma düzenlendi. Bu rakam 1995 yılına oranla iki kat fazla. Bu kadar çok insanın mezun olması olanaksız. Ayrıca uluslararası bilim dünyasının kalite standartlarına da çok az uyulduğunun göstergesi. Sovyetler Birliği döneminde de doktora derecesi için verilen mücadele çok zordu. Ancak o zamanlarda da diploma iş yaşamına giriş bileti anlamına geliyordu. Günümüzde de öyle ve işte bu nedenle intihal yapma konusunda girişilen bu riskli oyun son bulmayacak."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ercan Coşkun

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBarack ObamaBeşer EsadBilimÇinDiyetİngiltereİranİspanyaİsviçreKatilKoreMuhteşem YüzyılOscar PistoriusRecep Tayyip ErdoğanRusyaSSCBSuriyeTürk Hava Yollarıdizietoyun
Görüş Bildir