Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

15 Soru - Cevap ile Şizofreni Hastalığı Hakkında Her Şey

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Şunları bir araya toplayayım.

"Bir güzel muhabbet ederiz" diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım, donattım sofrayı, bayağı uğraştım.

Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.

Bayağı da para gitti.

Birinin yediğini öteki yemez.

Ötekinin içtiğini beriki içmez...

Dört kişilik sofra  kurdum.

Mumları da yaktım.

Hatırladım... hepsi eric satie severdi.

Müziği de ayarladım.

Geldiler.

Yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.

Kırk yaşımın karşısına da ben geçtim.

Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.

Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim, "sen karışma moruk" dediler.

Büyük hır çıktı.

Komşular alttan üsten duvarlara vurdular..

Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı..

Evin içine de ettiler..

Bende kabahat.

Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.

Şizofreni nasıl bir hastalıktır?

Şizofrenik bozukluklar genellikle erken yaşta başlayan, kişinin işlevlerini yerine getirmesini engelleyen, gerçeklerle uyuşmayan duygulanım-algılama-düşünce-davranış alanlarında bozukluklar gösteren, kişiler arası ilişkileri bozan bir belirtiler kümesi olarak tanımlanabilir.

Farklı iki kişi olarak mı algılıyorlar hayatı yani?

Halk arasında genellikle kişilik bölünmesi ya da çift kişilikli olma durumu olarak bilinse de şizofreni tam manasıyla ‘bölünmüş-akıl’ anlamına gelir ve bir beyin hastalığıdır. Şizofreni ayrıca psikotik bozuklukların başlıcasıdır.

Nedir ki bu psikoz?

Psikoz kişide gerçeği değerlendirme yetisinin belirli bir süre bozulduğu durumların genel adıdır. Diğer bir deyişle gerçekle bağlantı kuramama hali. Bir başka deyişle rahatsızlığının farkında olmama durumudur.

Ben çok kaygılı bir insanım, bilmem gereken bir şey var mı bu konuda?

Hepimiz bir nebze de olsa bir şeylere takıntılıyızdır, doğal bu. İşte bunun tıptaki ismi Obsesyon. Her şeyi sorun edenler, kafaya taktı mı takanlar.. Obsesyon, karar verme mekanizmasının bir şekilde bozulmasından kaynaklı olarak ortaya çıkıyor.

Tamam, işte ben obsesifim. Var mı başka bir şey?

Aslında var. Obsesif iseniz eğer, büyük ihtimalle gece uyumakta güçlük çekiyor ve yaratıcı olmanıza rağmen odaklanma problemi yaşadığınız için üretkenliğiniz düşüyor.

Nasıl bu kadar takıntılı olduk peki?

Genetik faktörlerin etkisi yadsınamaz olsa da çevresel faktörlerin de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçek. Çevresel faktörleri az çok tahmin edebilirsiniz: Cinsel travma ve taciz, öfke, utanç, suçluluk, düşük öz-değer ile ilgili anılar; diğer insanlardan, gelecekten, başarısızlıktan korkma gibi.. Bu sebepler de zamanla insanın gerçeklikle olan bağını neredeyse koparma aşamasına getiriyor. Düşüncelerdeki dünya, gerçek dünyanın yerini alıyor.

Peki, bu gerçeklikten uzaklaşma durumu bilimsel olarak nasıl açıklanıyor?

‘Motivasyon sağlayıcı, iletim hormonu’ da diyebileceğimiz dopamin hormonunun artması, insanın gerçekle olan ilişkisini minimuma çeker, zamanlama sorunu doğurur ve sanrı nöbetleri, diğer deyişle halüsinasyonlar görmesine neden olur.

Bir sonraki adım ne peki, şizofreni mi?

Bir müddet sonra da asıl gerçeklik, halüsine edilmiş bir boşluğa bırakır kendisini. Bir sonraki gerçekliK ise, gerçeklikten tam anlamıyla kopma durumu, şizofreni. 

Yanılsamalar ve halüsinasyonlar bu hastalığın en belirgin işaretleridir. Yanılsamalar, sabit, yanlış ve kanıtlanamayan inançlar; halüsinasyonlar ise hatalı duyusal deneyimler..

Her şey tamam da, şizofreni hastaları gerçekliği nasıl oluyor da göremiyorlar?

Şizofreni hastaları asla şizofreni olduklarını kabullenmezler, aksine diğer insanlardan daha üstün olduklarına, gördükleri şeylerin somut olarak var olduklarına inanırlar. Delilik ve dahilik, yanılsama ve gerçeklik iç içe geçmiştir onun dünyasında. Seneler boyu gerçekle olan bağlantısı yoktur ve bu durumu kabullenmenin zorluğundan yakınır.

Kötü bir hastalıkmış ama tedavisi var, değil mi?

Aslında hem var hem de yok. Hastalıkta alevlenme döneminde teşhis, yani erken teşhis tedavi için hayati derecede önemlidir. %85 oranla insanın tüm hayatında görülen bu rahatsızlık, erken tanı koyulması ve ilaçların düzenli olarak kullanılması durumunda tamamen yok edilebilir. Rahatsızlığının farkında olmama yahut kabullenmeme gibi durumlardan dolayı tedavi edilmekte geç kalınırsa eğer, şizofreni daha da şiddetleniyor ve kurtulma şansı neredeyse yok oluyor.

Takıntılı bir insan olduğumdan, kıllandım anlattıklarından. Hemen şimdi yapacağım bir test var mı?

Aslında var, evet. Kendi kendinizi gıdıklamayı denediniz mi hiç? Haydi bir deneyin bakalım, ne olacak.. Denediniz mi? Eğer kendi kendinizi gıdıklayabildiyseniz, kesinlikle şizofreni hastasısınız diyemem fakat bir doktora görünseniz fena olmaz. Neden mi? Çünkü normal insanlar kendilerini gıdıklayamazken, şizofreni hastaları kendi kendilerini gıdıklayabilirler.

Tamam, ama neden?

Nedeni ise basit, öngörülebilirlik. Kendi kendinizi gıdıklayamazsınız çünkü gıdıklamak için harekete geçtiğiniz anda beyniniz bu duruma göre kendisini hazırlar, anında iletim olur ve kendi yapacağınız şeyi önceden bildiğiniz için de gıdıklanmazsınız. Fakat şizofreni hastalarının harekete geçtikleri an ile bu duruma tepki vermeleri arasında bir iletim ya da zamanlama sorunu görülür (dopamin hormonu) ve bundan dolayı da kendi kendilerini gıdıklayalabilirler.

Yani zararları kendilerine diyebiliriz?

Evet, aynen öyle. Çünkü, içinde bulundukları telaş ve tedirginlik durumları, bu hastaların çevrelerinden çekinmelerine neden olur. Kısaca, kendi dertlerindedirler diyebiliriz. Özellikle paranoyak şizofreni denilen hastalar genellikle toplum içerisinde sorun yaşamazlar. Bu hastaların zararları genellikle çevrelerine değil, kendilerinedir..

Tedavi sürecinde nasıl davranmalıyız?

Şizofreni tedavisi uzun süreli ve fedakârlık gerektiren bir süreçtir. Hastanın ve ailesinin umudu canlı tutulmalı, hastanın dünyasını anlamak için çaba gösterilmelidir. Her şeyden önce vermemiz gereken en önemli şey: Sevgi. Bir insanın iyileşme sürecini kolaylaştırmak için birine elini uzatmaktan, ona tanıklık etmekten, acısının yükünü paylaşmaktan ve iyileşeceği umudunu korumaktan, buna inanmaktan ve bu inancını ona hissettirmekten daha büyük bir onur ve ayrıcalık yoktur.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bahadir-karaca

Ben Şizofren değelim bence test yanlış

kazim-kayra-kocabas

Bence hiç bir şey olmayıp daha yazı bile yazamayanlardansın...

onedio-o_o

BEN ŞİZOFRENMİ SAYILIYOM şimdi koltuk altım gıdıklanıyo bi gıdıklanmıyo Korkunç şeyler düşünüyom ablamın kafası yuakrıda gibiydi daha sonra bidaha baktım değilmiş.hatta eskiden aynaya baktığımda gözüm yeşile döndü bayılaak veya kalp krizi geçirecek gibi oluyom noluyo lan :D ne olduğum blli dğil :F

ecemsu-feyza-erturk

şizofreni hastası olan herkesin Allah yardımcısı olsun ne diyim çok ürpertici ayy

goktug-h.

Ayaktan gıdıklanmak,gıdıklamaya girmiyor.Çünkü bütün dünyanın şizofren olması imkansız.Kendimi karnımdan gıdıklamaya çalışınca hiçbirşey olmuyor,hassas yerlerden oluyor.

gokcen-busra-erten

okuduğumda şizofreni olduğumu sandım (takıntılıyım ve kendimi gıdıklama değilde huylandırabiliyorum) ama sonra bu varsaydığımı yani farkettim ama şizofreni hastaları asla kabul etmez... farkedince rahatladım ;)

Görüş Bildir