Erdoğan, Bu Kez Gülen'e 'Dön' Çağrısı Yapmadı

 > -

11. Türkçe Olimpiyatları

300 bin kişi 'Evrensel Barışa Doğru' sloganıyla toplandı

Uluslararası Türkçe Derneği (TÜRKÇEDER) tarafından 'Evrensel Barışa Doğru' sloganıyla düzenlenen 11. Türkçe Olimpiyatları'nın görkemli kapanış şöleni, İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda başladı.

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan, 11. Türkçe Olimpiyatları Finali'nde Konuşma Yaptı

Erdoğan'ın Konuşması:

"Çok değerli kardeşlerim, yakın ve uzak diyarlardan gelmiş sevgili Türkçe sevdalıları, sevgili öğretmenler, hanımefendiler, beyefendiler,

11. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarının kapanış töreninde sizleri en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Türkçe'nin güzelliğini, barış dili Türkçenin süt gibi arı temizliğini bizlere hatırlatan, bizlere ayna tutan, dost ve kardeş ülkelerin sevgili çocuklarını kutluyor, elinize dilinize gönlünüze sağlık diliyorum. Kendilerini Türkçe'ye adamış, kendilerini Türkiye'nin barış mücadelesini Türkçe olarak anlatmaya adamış, kutlu bir ideal uğuna yaşatmak için, ölmek için yollara çıkmış sevgili öğretmenlerimizi tekrar tekrar tebrik ediyorum. Güzel gören güzel düşünür. Sizler haftalardır bize güzeli gösterdiniz, bütün çirkinliklerin arasında güzeli düşündürttünüz. Çölün ortasında vaha gibi, kararmış yüreklerde bir nebze merhamet gibi en zor zamanlarda bize güzeli anlattınız, hatırlattınız. Üç haftadır Türkiye'de birbiriyle taban tabana zıt iki tablo iki fotoğraf var. Bir tarafta taş vardı, sapan vardı, molotof kokteylleri vardı. Diğer tarafta Türkçe vardı, türkü vardı, şiir vardı. Bir tarafta öfke, nefret, şiddet ve çatışma vardı. Diğer tarafta barış, merhamet, dostluk, dayanışma vardı.

Bir tarafta öfkenin diline teslim olmuş vandallar öbür tarafta barış elçileri vardı. Bir tarafta saygısızlık ve tahammülsüzlük vardı ama diğer tarafta sevgi vardı, aşk vardı.

Şundan emin olunuz, gerçek Türkiye manzarası işte budur. Bu olimpiyatlar 11 yıldır yapılıyor olabilir ama bu gönül davası 11 yıl değil binlerce yıldır devam eden, kökü derinde, kökü sağlam, kökü ta Selçuklu'da, Osmanlı'da, Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kurtuluş Savaşı'nda olan bir büyük harekettir.

Dışarıda anlık zevkleri için sokakları ateşe verenler değil, burada gerçek Türkiye mesajıdır bu. Biz yakıp yıkanlardan, kalp kıranlardan değiliz, biz zora talip olanlarından, zor için yeryüzünün patikalarına düşenlerdeniz. Biz vandalların, barbarların izinde değil, bu ülkeye hizmet edecek Sülymanları, Sinanları yetiştirecek iman içindeyiz. Bizim davamız arkasında çil çil kubbeler bırakacak topraklar değil gönüller fethedecek gönül erleri yetiştirmek. İşte bugün bir kez daha bunun büyük coşkusunu yaşıyoruz. Iraklı Türkmeni dinledim, adeta karşımda İbrahim Tatlıses'i gördüm. Dilinden değil adeta gönlünden hücrelerinden geliyor, yaşıyor, tebrik ediyorum. Hepsi birbirinden güzel, başarılı.

Biz hepimiz aynı gönül davasının sarsılmaz neferleriyiz. 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti ailesinin mensuplarıyız. Hz. Adem ile Hz. Havva'nın çocuklarıyız. Lisanlarımız farklı olabilir ama hepimiz Adem ile Havva'nın çocukları olarak istersek aynı dille, gönül diliyle anlaşabiliriz. Hepimiz daha yaşanabilir bir dünya istiyoruz, barış, çocukların katledilmediği, babaların çatışmalarda ölmediği, insanın horlanmadığı bir dünyanın hasretini yüreklerimizde taşıyoruz. Hacı Bektaşi Veli ne güzel söylemiş. hırslar kinler yok olur aşkla, meydanımızda aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda...

Hepimiz istisnasız böyle bir dünya için mücadele ediyoruz, Kürt Türk demeden, siyah-beyaz demeden, Müslüman-Hristiyan-Budist demeden, ortaklıklara vurgu yapılan bir dünya hayal ediyoruz. Farklılıkların bizi ayırdığı değil, kucakladığı bir dünya istiyoruz.

Gönül mücadelesi zordur, o yolda fitne tuzakları vardır, şeytan tuzakları vardır. Biz işte tüm bu tuzaklara karşı uyanık olacağız, aldatan da aldanan da olmayacağız. İpi bırakanlardan, umudunu yitirenlerden asla olmayacağız. Bizim millet olarak en değerli hazinemiz emin olun kardeşliğimizdir. Bugüne kadar ne kazandıysak kardeşlikten kazandık. Kardeşlik hukukumuza inşallah gölge düşürmeyeceğiz.

Merhum Aşık Veysel'in de ifade ettiği gibi, uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Allah'ın izniyle bir olarak, beraber olarak, kardeş olarak gideceğiz gündüz gece.

Geceniz mübarek olsun, geceniz aydınlık olsun, Allah yar ve yardımcınız olsun

Erdoğan, Bu Kez Fethullah Gülen'e 'Türkiye'ye Dön' Çağrısı Yapmadı

Geçen sene yapılan Türkçe Olimpiyatları'nda Fethullah Gülen'e 'Sıla hasreti artık bitmeli' çağrısı yapan Erdoğan, bu sene davetini tekrarlamadı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen sene gerçekleşen 10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda Fethullah Gülen’e seslenerek dile getirdiği ve Gülen’den olumsuz yanıt gelen “Bu sıla hasreti artık bitmelidir” çağrısını bu sene yapılan olimpiyatlarda tekrarlamadı. Erdoğan, Gezi Parkı eylemleri ile Türkçe Olimpiyatları'nı kıyaslayarak “Dışarda anlık zevkleri için sokakları ateşe verenler değil bir dünya dili olan Türkçe'yi omuzlarında taşıyan gerçek Türkiye mesajıdır bu“ dedi.

İşte Erdoğan’ın Türkçe Olimpiyatları’nın final gecesinde yaptığı konuşmanın satırbaşları:

11. Uluslarası Türkçe Olimpiyatları'nın bu kapanış töreninde sizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Uluslarası Türkçe Derneği'ne bize bu coşkuya yaşattığı için yürekten şükranlarımı sunuyorum. Türkiye'nin güzelliğini Türkçe'nin güzelliğini bize anlatan dost ve kardeş ülkelerin çocuklarını kutluyorum.

Bu öğrencilere güzel Türkçemizi öğreten, yardım eden, sevgili öğretmenlerimizi tebrik ediyor,kendilerine teşekkür ediyorum. Güzel gören güzel düşünür. Sizler haftalardır bize güzeli gösterdiniz. Sizler bütün çirkinliklerin arasından güzeli düşündürdünüz.Sizler bozkırdaki güller gibi kuruyan dudaklarda bir damla su gibi,en zor zamanlarda bize güzeli anlattınız,bize güzeli hatırlattınız. 3 haftadır Türkiye'de birbirinden farklı iki manzara,iki fotoğraf var.Bir tarafta sapan taş molotof kokteyli vardı.Diğer tarafta Türkçe vardı,türkü vardı,şiir vardı. Bir tarafta öfke,nefret,çatışma vardı. Diğer tarafta dayanışma, kardeşlik,merhamet vardı. Bir tarafta vandallar bir tarafta barış elçileri vardı.

Engin yürekli gönül neferleri vardı. Şundan emin olunuz sevgili kardeşlerim gerçek Türkiye manzarası şudur. Gerçek Türkiye tablosu budur. Gerçek Türkiye fotoğrafı,buradaki fotoğraf,buradaki kadrajdır. Bu olimpiyatlar 11 yıldır yapılıyor olabilir ama bu barış mücadelesi binlerce yıldır devam eden,kökü derinde,kökü sağlam,kökü Osmanlı'da,Sakarya'da olan bir büyük davadır. Dışarda anlık zevkleri için sokakları ateşe verenler değil bir dünya dili olan Türkçe'yi omuzlarında taşıyan gerçek Türkiye mesajıdır bu.

Biz yakıp yıkanlardan değiliz, kalp kıranlardan değiliz. Bizim meselesemiz Tuna'yla Volga'yı Fırat'la Dicle'yi kucaklaştırabilmek. Dünyanın en ücra köşeleri ile Türkiye arasında,tüm gönüller arasında Türkçe köprüler kurmanın sevincini yaşıyoruz. Gönüller arasında bu güzel Türkçe köprüsünü inşa ettiğiniz için size teşekkür ediyorum. Biz hepimiz aynı gönül davasının sarsılmaz neferleriyiz. Biz 76 milyon bir ailenin fertleriyiz. Hz. Adem'le ile Havva'nın çocuklarıyız.Lisanlarımız farklı olabilir.Türkçe, Kürtçe, Lazca, Boşnakça,İspanyolca, İngilizce olabilir. Hepimiz Adem'in ve Havva'nın çocukları olarak gönül dilimizle konuşup anlaşabiliriz. Hepimiz barış istiyoruz.Annelerin ağlamadığı,babaların çatışmalarda ölmediği bir dünya istiyoruz.

Hırıstiyan, müslüman, budist demeden ayrılıkların yapılmadığı, ortaklıkların olduğu bir dünya istiyoruz. Farklılıkların bizi kucaklaştırdığı bir dünya istiyoruz.İnsan onurunun öne çıktığı bir dünya hayal ediyoruz.Çatışmanın değil, muhabbetin hakim olduğu bir dünya istiyoruz.Millet olarak en büyük hazinemiz emin olun kardeşliğimizdir. Şu ana kadar ne kazandıysak kardeşliğimiz sayesindedir.

Türkçe sevdalısı misafirlerimize tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Ülkemizden ayrıldıktan sonra hepsine hayırlı yolculuklar diliyorum. Annelerinize, babalarınıza, kardeşlerinize sevgi mesajlarımızı,iyi dileklerimizi iletin."

Erdoğan, geçen sene yaptığı konuşmasında "Gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz" dedi.

Erdoğan, konuşmasının devamında "Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim" ifadesini kullandı.

Gülen, Erdoğan’ın “Türkiye’ye dön” çağrısına karşılık olarak bir video yayımlamış ve şunları söylemişti:

“Şimdi bunu hemen söyleyeyim, orda o kendine yakışanı yaptı. Fakat o ilk değil onu söyleyeyim. Sayın Cumhurbaşkanı da, O da açıktan açığa dedikleri de oldu, bir vasıta ile bana ulaştırdıkları da oldu, söyledikleri de de oldu. Daha başka ricari devletten daha başkaları da kendilerine yakışan o cihan mertliği her zaman sergilediler. Ben defaatla duydum. Yanıma gelen, aynı zamanda o arkadaşlardan yanıma gelen kimseler de aynı şeyleri teklif ettiler. Artık Türkiye'ye gelme zamanı değil mi, filan dediler.

Şimdi onlar onu yapmada kendilerine düşen, kendilerine yakışanı yapıyorlar. Ben bu mevzuda ben demek de çok çirkin bir şey de, ben de bana yakışanı yapmam lazım. Şimdi onlar davet ederler, gel derler normal. Millet de onlar davet etmeleri lazım geliyor gibi onlara bakabilirler ve nitekim zannediyorum orada alkışın ritmi dozu biraz yükselince de herhalde öyle bir talep şeyi imajı aldı Sayın Başbakan.”

Ondan da anlıyorum da dedi yani oradaki anlayışını ortaya koydu. Halk da öyle diyebilir yani onlar çağırdığı zaman çağırmasalar ben gidemem, Türkiye emin, böyle güvenlikli bir yer değil dolayısıyla başıma gayile açarım, dert açarım başıma. Arz edeceğim şeyler böyle yakışıksız şeyler olabilir de ben hiç bir zaman böyle başıma dert açacağım mülazası yaşamadım yani.”

Türkiye’ye geri dönmeyeceğini dile getiren Gülen, şu ifadeleri kullandı:

“Fakirin bileceği şey gittiğimde oraya birileri, işin rövanşı peşinde koşan birileri, bazı müesseselere zarar vermek suretiyle idareyi zor durumda yüzde bir ihtimalle bırakacaklarsa şayet, Türkiye'deki olumlu şeylerde bir duraklama olacaksa şayet, ben bir müddet daha ömrüm vefa ederse burada kalmayı ülkeme, milletime, ülkemde olan o şeylere zarar vermemek için daussıla deyip sıla sevdasıyla kahve içtiğim kahveleri bile böyle hatırlayarak ve sonra ondan kaçarak burnumun kemikleri sızladığı anda ondan uzaklaşarak burada kalacak, yaşayacağım."

T24

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BaşbakanFethullah GülenGezi ParkıIrakİstanbulÖğretmenRecep Tayyip ErdoğanSakaryaSılaSiyah Beyazaşk
Görüş Bildir