11 Madde ile Türkiye'nin Eğitim Karnesi: Devamsızlıkta Birinci, Eğitime Katılımda Sondan Üçüncüyüz...

 > -

Yaklaşık 16 milyon öğrencinin ders başı yapacağı 2016/2017 eğitim-öğretim yılı 19 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Okul terki ve devamsızlık konuları bu yıl da eğitimin, dolayısıyla Türkiye'nin geleceğinin temel sorunları olarak karşımızda duruyor.

Gelin hep beraber çarpıcı araştırmalar ve rakamlarla, lise çağında eğitime katılımda sondan üçüncü, devamsızlık sıralamasında ise OECD birincisi olan Türkiye'nin eğitim karnesine yakından bir göz atalım...

1. Okullaşma oranları bize ne söylüyor?

Yapılan araştırmalar Türkiye’de son yıllarda ilk ve ortaöğretimdeki okullaşma oranlarının ciddi anlamda artış gösterdiğini ortaya koyuyor. 

TÜİK'in verilerine göre 1998 yılında yüzde 84 olan ilköğretim net okullaşma oranının, 2016 yılına gelindiğinde yüzde 94'e ulaştığı görülüyor. Aynı şekilde ortaöğretimdeki oran da bu süre zarfında iki katından fazla artmış durumda.

Okullulaşma oranları bölgelere göre analiz edildiğinde ise cinsiyete dayalı eşitsizliğin bazı bölgelerde yüksek kalmaya devam ettiği görülüyor.

2. "Doğu'da cinsiyete dayalı farklılık devam ediyor"

İstatistikler Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kız çocuklarının okullaşma oranının erkek çocukların oranından yüzde olarak yaklaşık 4-5 puan daha düşük olduğunu gösteriyor.

Hatta Bitlis, Siirt ve Şanlıurfa’da kız ve erkek öğrenciler arasındaki bu fark 10 yüzde puanın üzerine çıkıyor.

Yine de okullulaşma oranlarındaki bu gelişmeler oldukça önemli, ancak eğitime erişimi anlamada ne yazık ki tek başına yeterli değil. Eğitime erişimi, okula kayıtlı öğrenci oranlarının ötesinde farklı verileri de göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekiyor. 

Mesela okula devam ve okulu terk oranları gibi...

3. “Yüzde 30 eğitim sistemi dışında”

OECD yani Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü tarafından yayımlanan Bir Bakışta Eğitim 2015 başlıklı raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de 15-19 yaş aralığında (ortaöğretim) eğitime katılan öğrenci oranı yüzde 69. 

OECD ülkeleri ortalamasında ise bu oran yüzde 84. Türkiye bu yaş aralığı kapsamında İsrail ve Meksika’dan sonra eğitime katılım oranı en düşük üçüncü ülke konumunda.

15-19 yaş aralığında yüzde 30’luk bir nüfusun eğitim sistemi dışında yer alması yeterince kaygı vericiyken, eğitim sistemindeki yüzde 69’luk öğrenci oranı içinden de yüzde 6,17’lik dilim de -yaklaşık 265 bin öğrenci-  çeşitli sebeplerle örgün eğitimin dışına çıkıyor.

4. "Devamsızlıkta dünya birincisiyiz"

OECD’nin 2014 yılındaki raporuna göre Türkiye "okula devamsızlık" sıralamasında 54.2'lik oranla ilk sırada yer aldı. OECD ülkelerinde bu ortalama ise sadece yüzde 14’tü.

 Milli Eğitim Bakanlığı 2015-2019 Stratejik Planı’nda yer alan verilere göre ise örgün eğitimde 20 gün ve üzerinde devamsızlık yapan öğrenci oranları, ilkokulda yüzde 14,8, ortaokulda yüzde 35 ve lisede yüzde 34,8.

5. "Çocukların yüzde 29'u okulda baskı ve stres hissediyor"

OECD tarafından yayımlanan "Hayat Nasıl? 2015" raporuna göre, Türkiye’de çocukların okulda hissettiği baskı ve stres oranı yaklaşık yüzde 29. Bu oran OECD ülkeleri arasındaki en yüksek orana karşılık geliyor.

Türkiye’deki çocukların okulda hissettiği baskı ve stres oranının bu denli yüksek olması, devamsızlık eğilimleriyle ilişkili görülüyor.

Öte yandan, Türkiye’de yüzde 82 gibi yüksek bir oranla öğrencilerin okulu sevdiği ortaya konuyor. Bu yüksek oran Türkiye’de çoğu öğrencinin tek sosyalleşme alanı olan okulu hayatında önemli bir yere koymuş olmasından kaynaklanıyor.

6. “18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 40’ı liseyi bitirmiyor”

Eğitim Reformu Girişimi’nin hazırladığı Eğitim İzleme Raporu 2014-2015’e göre de Türkiye’de eğitimden erken ayrılma oranları AB ülkelerinin çok çok üstünde. 

Türkiye’de 2014 yılı itibariyle 18-24 yaş arasındakilerin liseyi bitirmeden eğitimden ayrılma oranı yüzde 38. Bu oran kızlarda yüzde 41, erkeklerde yüzde 35. 

Oysa AB ülkelerinde liseyi bitirmeden eğitimden ayrılan gençlerin oranı yüzde 11.

7. "15 - 29 yaş arası gençlerin %29'u ne okulda ne de işte"

Bir başka OECD verisine göre de Türkiye’de 15-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 29'u ne iş hayatında ne de eğitimde yer alıyor. OECD ülkeleri arasındaki ortalamanın yüzde 16 olduğu görülüyor. 

Türkiye bu 33 ülkeden oluşan listede Güney Afrika ve Hindistan'ın hemen üzerinde sondan 3. sırada yer alıyor.

8. Çocukları neden okulda tutamıyoruz?

Konuya ilişkin gerçekleştirilen araştırmaların sonuçları, okul terkinin sebeplerini okula bağlı nedenler ve kişisel nedenler olmak üzere iki başlık altında ele alıyor. 

Okula bağlı nedenler arasında sınıf tekrarı, başarısızlık, devamsızlık, öğretmen-öğrenci ilişkilerinde yaşanan sıkıntılar, dersleri ve okulu sevmeme gibi nedenler yer alıyor. 

Kişisel nedenler arasında ise kız-erkek ilişkileri, maddi durum, okul dışında faklı bir işte çalışma, arkadaş etkisi, kötü alışkanlıklar var. 

Bununla birlikte devamsızlık ve okul terki arasında güçlü bir ilişki olduğu, örgün eğitimin dışına çıkan öğrencilerin çoğunun öncesinde devamsızlık yaptığı biliniyor. 

Okulda öğrenciler arasında yaşanan şiddet olayları ve akran zorbalığının da okul terkinin önemli sebeplerinden biri olduğu düşünülüyor.

9. Türkiye’de okul terki ve devamsızlık nasıl izleniyor?

Okul terki ve devamsızlığı izlemeye yönelik etkin bir mekanizma bulunmamakla birlikte, konuya ilişkin atılacak adımlar öğretmenlerin ve yöneticilerin inisiyatifine bırakılmış durumda.

10. Bu sorunun önüne nasıl geçilebilir peki?

Türk Eğitim Derneği (TED) eğitim uzmanı Dr. Sabiha Sunar okul terki ve devamsızlığın önüne geçebilmek için yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:

"Bu noktada okul rehberlik hizmetlerinin, devamsızlık ve okul terkine yönelik sorunların altında yatan sebepleri araştırıp önleyici ve iyileştirici uygulamalar geliştirmesi oldukça önemli. Risk grubunda olan çocuklara etkin rehberlik hizmeti sunulabilmesi için rehber öğretmenlerin konuya ilişkin mesleki yeterliklerinin gözden geçirilmesinin yanı sıra uzun vadede ihtiyaç duyulan rehber öğretmen sayısının da belirlenmesi gerekir. 

Ancak, okulu terk etme riski taşıyan öğrencilerin belirlenmesi, izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına ilişkin bir sistemin oluşturulması atılacak adımlardan ilki olmalı. Bu adımın anlamlı olabilmesi için yapılması gerekenlerin başında öğrencinin okul terki noktasına gelmeden önceki süreci analiz ederek, öğrenciler için anlamlı ve olumlu bir okul iklimi oluşturmak gelmeli. 

Öyle ki, okul terkine sebep olan faktörlerin çoğu olumlu bir okul iklimi sağlanamamış olmasının sonuçlarıyla örtüşüyor. Olumlu okul iklimi başta öğrenciler olmak üzere okulla ilgili tüm paydaşların sosyal, fiziksel ve duygusal anlamda güvende hissettiği okul ortamını ifade eder."

11. "Okullar öğrenciler için cazip mekanlar hâline getirilmeli"

"Böyle bir ortamda öğrenciler, aileler ve eğitimciler ortak bir vizyon geliştirmek, yaşatmak ve katkı sağlamak için birlikte çalışır. 

Öğrencilerin devamsızlığının azaltılabilmesi için de aile ve öğretmenler tarafından öğrenciye özgü devamsızlığa neden olan sebepler bulunmalı ve birlikte hareket edilmeli. 

Ayrıca, okullar öğrenciler için daha cazip mekânlar haline getirilmeli. Okullarda eğitim sistemimizdeki yapısal çarpıklıklarının bir sonucu olarak çoğunlukla akademik başarının ön plana çıkarıldığı ve içerik öğretmenin birincil amaç olduğu görülüyor. 

Oysa, öğrenciler okul ekosisteminde öğretim dışında sosyal, kişisel ve fiziksel talepleri için de karşılık bulabilmeli."

Kaynaklar: Eğitim Reformu Girişimi, TÜİK, TEDMEM ve Al Jazeera Türk / Umay Aktaş Salman

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016Avrupa BirliğiBitlisHindistanİsrailÖğretmenŞanlıurfaTürkiye İstatistik Kurumu
Görüş Bildir