"Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar" Türküsünün Hepinizi Gözyaşlarına Boğan Acıklı Hikayesi

903PAYLAŞIM

Çoğu türkümüzün ardında hüzünlü hikayeler saklı, ama "Yüksek Yüksek Tepelere" türküsünün öyle bir hikayesi var ki derin bir ah çektiriyor.

Kaynak: Türk Halk Müziği ve Oyunları, Sayfa 164

Tekirdağ'ın Malkara ilçesinin köylerinde herkesin bildiği, filmlere konu olabilecek acıklı hikaye şöyle:

Çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır.

16'sına yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğüne gelen Ali isimli bir genç görür ve çok beğenir.

Ali, köyüne döndüğünde hemen dünürcü gönderir.

Zeynep'i Ali'ye verirler ve hemen düğünleri olur.

Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece mesafededir.

Zeynep; annesini, babasını ve kardeşini tam 7 yıl göremez.

Bu özlem, Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır.

Zeynep, köyün büyük tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışır.

Kocası, Zeynep'in özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından Zeynep'i hor görmeye, ona eziyet etmeye başlar.

En sonunda bu özlem ve horlanma Zeynep'i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için köyden gelip geçenler de annesinin, babasının çağrılmasını ister.

Başka çaresi kalmadığını anlayan kocası, kayınvalidesi ve kayınpederine haber vermeye gider.

Altı gün altı akşam süren bir yolculuk sonrası köye ulaşan anne-baba, Zeynep'i yatakta bulur.

Perişan bir halde olan Zeynep, annesi ve babasına da türküyü söylemeye başlar.

Çevrelerindeki bütün köy kadınları duygulanıp, ağlarlar. Annesi fenalık geçirir.

Bayılan Zeynep, hasretini giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha iyileşemez ve ölür. Herkes Zeynep için gözyaşı döker.

İşte o gün bu gündür bu türkü, ayrılığın türküsü olarak dillerde dolaşır: Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar. Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler. Annesinin bir tanesini hor görmesinler.

Uçan da kuşlara malum olsun, ben annemi özledim. Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim.

Babamın bir atı olsa, binse de gelse. Annemin yelkeni olsa, uçsa da gelse. Kardeşlerim yolları bilse de gelse.

Uçan da kuşlara malum olsun, ben annemi özledim. Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim.

Yıllardır kına geceleri esnasında dökülen gözyaşlarının ardında Zeynep'in gözyaşlarının döküldüğü böylesine acıklı bir hikaye saklı.

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
muhalif-kursad-zafer

Aynı türkünün öyküsü Edirne'de düğüne gelen genç yerine Kırkpınar'a gelen bir pehlivandan söz eder, yöreden yöreye değişiyor demek ki.. Ayrıca Edirne-İstanbul arası bile ortalama yürüyüş hızıyla 50 saat kadar sürerken üç gün üç gecelik uzaklıkta yazılan söz nasıl dönüp dolaşıp yine Trakya türküsü oldu, gerçekten "uçan kuşlara mâlum mu oldu?" diye de düşünmeden edemiyor insan..

corpse-bride

insanların mutlu gununde huzunlendırılmesını hos bulmuyorum

okcuoglu

Nefret ettiğim bir türküdür sebepsizce.

Gizli Kullanıcı

Nefret etmenin sebebi görgüsüzce yapılan kına gecelerinin ana şarkısı olduğu için olabilir.

okcuoglu

Muhtemelen,çok anlamlı olabilir kimileri için ama benim için en ufak bir şey hissettirmiyor.

akatsuki1971

HAHAHA DER ALINDI MI PEKİ. YOOOĞĞĞĞOOOOO O ZAMAN DANSSSSS

nutellakusagi

Niye benim gözlerim dolmadı?Ayrıca Ali ağzına tüküreyim senin

sevincgulsum56-488

Bu hikaye bize ödev olarak verilmişti bende ilk duyduğumda duygulanmistim ama şimdi yine duygulandım.

Görüş Bildir