Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

'Vatikan'ın Tarihindeki En Büyük İade-i İtibar Yapıldı'

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

'Vatikan'ın Tarihindeki En Büyük İade-i İtibar Yapıldı'

'Vatikan'ın Tarihindeki En Büyük İade-i İtibar Yapıldı'

Doç Dr. Ali Murat Yel: Latin Amerika’nın içinde bulunduğu mali ve siyasi krizlerden gelen bir kardinalin papa seçilmesi, iki taraf için de önemli bir rol oynayacaktır

Hıristiyanlık tarihi üzerine araştırmalarıyla tanınan Doç. Dr. Ali Murat Yel, Vatikan tarafından lağvedilen ve son olarak, önceki papa olan Ratzinger’in döneminde hazırladığı raporla Vatikan’ın istenmeyen cemaati ilan ettiği Cizvitlerden ilk kez bir papa çıkmasını, “Vatikan tarihindeki en büyük iade-i itibardır.” sözleriyle değerlendiriyor.

Yeni dünya düzeninde, bir Cizvit’in papa olması, ne tür anlamlara sahip?

Eğer cümleye Cizvit diye başlarsak, Cizvitlerin geçmişine bakmamız lazım. Cizvitler, Papalığın zor bir dönemden geçtiği 16. Yüzyıl’da ortaya çıkan bir dini cemaat. Tarikat bile diyebilirim.

Papalık neden zor bir dönemden geçiyor?

Papalık, Avrupa’da çok da saygı duyulan, hürmet edilen bir kurum değil. Mesela Bourbon Ailesi, Mason bir papa istemişti, o dönemde. Mason bir papanın seçilmesi için seçim sürecinde baskılar yapıldı ve mason bir papa seçildi. Ondan sonra seçilen papalar, kral ya da kraliçelerin emrindeki din adamları haline getirildiler. Dolayısıyla papalık, siyasi baskılar altındaydı. İtalya’daki papalık devletleri zor durumdaydı. O dönemde Bask bölgesinde doğmuş olan Saint Ignatius De Loyola, Paris’te teoloji eğitimi alırken, bakıyor ki Vatikan zor durumda, reform hareketlerini başlatıyor. Bütün bunlara karşılık, papalığı korumak üzere İsa’nın Askerleri düşüncesiyle, 7 arkadaşıyla birlikte bir cemaat kuruyor. Onlar içinde bana kalırsa en önemlilerden birisi Francis Xavier. Ki ben yeni papa Bergoglio’nun, onun adını aldığını düşünüyorum. O dönemde bir rahip üç tane yemin ediyor. Birincisi, bu dünyada hiçbir mala, mülke sahip olmamak.

Terk-i dünya yani?

Terk-i dünya. Hiçbir malı olamaz, bir rahibin. İkincisi, evlenmeyecek. Üçüncüsü de o dönem için oldukça önemli olan Terra Santa’ya yani Kudüs’e gidecek. Kudüs, Müslümanların elinde. Bu cemaat, dördüncü bir yemin daha ediyor: Papaya kayıtsız şartsız itaat etmek. Onu her halükarda müdafaa etmek. O dönemde iki tane akım var, Kilise’yi etkileyen. Cis-Montanes (dağların yani Alpler’in bu tarafındakiler) adı verilen ve başlıca İngiltere, Hollanda, Almanya, Belçika ve İsviçre'de yaşayan teolog, filozof, piskopos ve rahipler. Bunlar papalığını otoritesine karşı çıkıyorlar. Ultra-Montanes (dağların ötesi yani Roma) denilen grubun içinde yer alan Cizvitler ise papayı müdafaa ediyorlar. Papa bunlardan ne isterse yapıyorlar. Mesela Çin’de misyonerlik yapılacak, Cizvitler iş başına geçiyor. Hatta o kadar başarılılar ki bazıları Osmanlı gemilerinde kendilerini kürek cezasına mahkum ettiriyor, etrafındakileri Katolik yapabilmek için.

O kadar ileri gidiyorlar mı?

Evet, o derece! Çin’e gidiyorlar. Hiçbir Katolik misyonerin yapamadığı kadar, çok iyi Çince öğreniyorlar. Katolik Kilisesi, Çin’de büyük bir taraftar kazanmaya başlıyor. Dili ve kültürü iyi tanıdıkları için normal kilise ayininde Çin’in eski imparatorlarına ve atalarına saygı cümleleri de konuyor. Katolik Kilisesi’nin ritüellerinde olmayan cümleler ekliyorlar. Çünkü biliyorlar ki, burada bir tapınma söz konusu değil, saygı ifadesi olarak yer alıyor. Bu da Çinlilerin çok hoşuna gidiyor. Çin’de büyük bir Katolik patlaması yaşanıyor, 17. Yüzyıl’da. Ama Cizvitleri sevmeyenler, Kilise’ye “Bunlar bizim doktrinlerimizi değiştiriyor.” diye şikayet ediliyor. Bunun üzerine o dönemin papaları tarafından cemaat yasaklanıyor. Cemaat de bu yasağa itaat ediyor. Kendilerini lağvediyorlar ve Cizvit kelimesini bile kullanmıyorlar.

Ne zamana kadar?

18. Yüzyıl’a kadar. Ama bu arada, küçük küçük cemaatler kuruyorlar. Secret Heart of Jesus, bunlardan biri. 18. Yüzyıl’dan itibaren tekrar gündeme geliyorlar; ama bu sefer eğitimle! Değişen dünyada bilimin öne çıktığını ileri sürerek, bilimle misyonerlik yapma düşüncesi oluşuyor. Bilim dedikleri şeyin içinde pozitif bilimler de var. Ama Cizvitleri en çok etkileyen şeyler, antropoloji, sosyoloji ve dilbilim. Misyonerlik çalışmalarında bu bilimlerden etkilenerek, kültüre direkt nüfuz ederek Katolikliği yayma taktiği geliştiriyorlar. Bu da yeni bir tarz.

O zaman sömürgecilikle aynı bilimsel pragmatizmi kullanıyorlar?

Antropolojinin o şekilde istismar edildiğini söyleyebiliriz; ama bu istismar, din tarafından kolonyalizmden ayırt edilmeye çalışılıyor. Kültürleri tanıyarak dini yaymaya çalıştıkları için kültürlere özel bir saygıları var. Bu nedenle de başarılı oluyorlar.

Nasıl bir iç disiplinle hareket ediyor Cizvitler?

O dört yemini etmelerinin yanı sıra Cizvit evleri kuruyorlar, her ülkede. Her evin bir yöneticisi var. O evlerin bulunduğu ülkenin bir yöneticisi var. O ülkenin bulunduğu kıtanın bir yöneticisi var. Cizvitler o kadar elit bir kesim ki, Patri Generale siyah kıyafet giydiği için Vatikan’daki San Pietro Meydanı’nda yürürken, herkesin saygı duyduğu bir kişi. Hatta kendisine ‘siyah papa’ denilirdi, yakın zamana kadar. Latin Amerika’da Kurtuluş Teolojisi ortaya çıktıktan sonra -ki bunu da Cizvitlerin başlattı iddia edilir…

Nedir Kurtuluş Teolojisi?

Kısaca, fakirlerin dertlerine çare bulmak. İncil’den kendilerine birtakım referanslar oluşturarak, fakir insanların içlerinde bulundukları zorlukları çözme amacıyla dinin kullanılması ve papadan başlayarak rahiplere giden hiyerarşinin aksine, halkın kiliselerinin öne çıkması.

ABD’deki 1950’lerde, 60’larda gelişen siyahların kiliseleri gibi mi?

Ona benzer. Bu tabii, Vatikan’da aşırı tepkiye yol açıyor. Marksist bir görüş ve Latin Amerika’da faşist diktatörlere karşı, Marksist gerillaların yanında yer almaya başlıyor, Cizvitler. Bu süreçte karşımıza Kurtuluş Teolojisi'nin ikinci temel ilkesi çıkıyor: praxis. Rahip kıyafetlerini çıkarıyorlar. Ellerinde silahlarla gerillalık yapmaya başlıyorlar. Hatta evlerinde Marksist gerillalar yetiştirdikleri iddia ediliyor.

Marksist rejimlere nasıl bulaşıyorlar?

Bunların amaçları dini yaymak. Dini amaçları için de onları hayatlarının iyileştirilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Modern dünyada, klasik misyonerlik taktiklerinin işe yaramayacağını düşünüp, halktan birisi olarak hareket ediyorlar.

ABD’yle karşı karşıya geliyorlar o zaman?

ABD bir tarafa, Vatikan’la karşı karşıya geliyorlar. O güne kadar papaya kayıtsız şartsız itaat yemini etmiş bir grup, Vatikan’dan her seferinde fırça yiyor, uyarılıyor, Marksizm’le bu kadar temas etmemesi için.

Cizvitlere o halde Katolik aleminin ‘kaybedenler’i olarak bakabilir miyiz?

Kaybeden oluyorlar; ama bu kaybetmişliğin en büyük nedeni de bir önceki papa olan Joseph Ratzinger!Ratzinger, ‘Cizvitlerin Hıristiyanlığı tartışmalıdır’ demişti

Nasıl?

‘Ratzinger Report’ adında çok meşhur bir rapor hazırlıyor, Kurtuluş Teolojisi hakkında, Cizvitlerin aleyhine.

Ne zaman?

1984’te. O rapor, Cizvitlerin sonunu getiriyor. “Din ile Marksizm’i yan yana getirmek, dinimizce kabul edilemez.” diyor, “Bunlar artık Katolik olmaktan çıkmıştır ve din dışıdırlar. Rahiplikleri bir yana, dine mensubiyetleri bile tartışmalıdır.”

Ratzinger, o zaman Vatikan’ın doktrinini oluşturan ekibin başında, değil mi?

Doğru, Vatikan’ın en önemli bürokratı. Ratzinger ne derse o oluyor, Vatikan’da. Bu papanın seçilmesi bu yüzden oldukça önemli. Bir önceki papa, bu cemaatin yok edilmesi için o kadar önemli bir rapor hazırlamışken, ondan sonra bir Cizvit’in tarihte ilk defa yönetime geçmesi çok önemli. Çünkü Cizvitler yönetime, idareye ya da Kilise’de bir hiyerarşi içinde yer almaya hiçbir zaman talip olmadılar. Bu papalık seçiminde, oy kullanan kardinaller içinde tek Cizvit Bergoglio’ydu. Kendisi papaya itaat etmekle yükümlü bir rahip! Papa olmak başka bir şey.

Fatih Vural

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBelçikaBilimÇinİngiltereİsviçreİtalya
Görüş Bildir