Başbakan Erdoğan: 'Avukat Hakkı Savunacak, Terörizmi Değil'

 > -

'Uzlaşma Olmazsa Referanduma Götürürüz'

'Uzlaşma Olmazsa Referanduma Götürürüz'

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

Başbakan Erdoğan: 'Avukat Hakkı Savunacak, Terörizmi Değil'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

Başbakan Erdoğan, "Şubat ayıyla ilgili eş durumu sebebiyle eğitimle ilgili konu var. Bu hep önümüzde pürüz olarak durdu. Milli Eğitim Bakanımıza talimat verdik. 'Süratle bu işi çözelim' dedik. Gündemden düşsün istedik. Öğretmenlerin mazeret atamaları yılda bir kez yaz aylarında yapılıyordu. Şubat'ta da eş ve sağlık durumları nedeniyle mazeret atamalarını gerçekleştireceğiz"

SAMARAS İLE YAPILAN GÖRÜŞME

Doha'ya yaptığı ziyaret ile ilgili bilgiler veren Başbakan Erdoğan, "Yunanistan Başbakanı Samaras'ın geleceği söylendi, görüşme talebi de olunca 'görüşmeyi yapalım' dedik. Yunanistan Başbakanı ile görüştük. Bu süreç içinde de Yunanistan ile ilişkilerimizi değerlendirme imkanımız oldu. Yunanistan Başbakanı'na Batı Trakya'daki azınlığın haklarına yönelik kaygılarımızı ve beklentilerimizi ifade ettik. Müftülerin seçimle işbaşına gelmesi konusu hala çözüme kavuşturulmuş değil. Azınlıklara yönelik olumsuz gelişmeler oldu. Çift dilli eğitim konusu da hassasiyetini koruyor. 240 imamın atama yoluyla görevlendirilmesi kararı bölgede gerginliği arttırdı. Yunanistan Başbakanı'nın bu yasal düzenlemenin iptal edilmesi noktasındaki kaygılarımızı ilettik. Biz Patrik konusunda bu kadar hassas davranmamıza rağmen hala eleştirilirken Yunanistan'ın tavrını da hakkaniyetli bulmuyoruz. Burada Patrik'i biz atamıyoruz. Baş müftümüzün atanmasıyla böyle bir yanlışın yapılması kabul edilebilir değildir. Kendi dini noktadaki en yüksek temsilcisini oradaki müftüler seçmek durumundadır. Bundan daha adil bir şey olamaz. Son dönemdeki uygulamaların komşuluk ilişkilerimize zarar vermemesini gönülden arzu ediyoruz" diye konuştu.

"ARKADAŞLARIMIZDAN BAŞARISIZ OLDUĞU SONUCUNU ÇIKARMAK İSABETSİZDİR"

Başbakan Erdoğan, "2002 sonunda kurduğumuz ilk AK Parti hükümetinden bugüne kadar Bakanlar Kurulu'nda yaptığımız değişiklikler ödüllendirme ya da cezalandırma anlayışıyla yapılmamıştır. Millete hizmetten başka kriter taşımayan bir hükümetiz. Bakanlar Kurulu'nu hiçbir zaman birilerine makam tahsis etmek anlayışıyla oluşturmadık. En büyük makam millete hizmetkar olma makamıdır. Makamların gelip geçici olduğunu bizim aklımızdan çıkarmamız lazım. 324 kişilik gruba sahip olan partimiz 25+1 kişilik kadronun içinde herkesi bakan yapma hakkına sahip değil. Hepsi birbirinden güzide olan arkadaşlarımızdan oluşturuyoruz. En ağırlıklı kriter arkadaşlarımız arasındaki bölgesel temsil, kendi alanlarındaki liyakat gözönüne alınıyor. Şimdiye kadar hepsi üzerlerine düşeni hakkıyla yerine getirmiştir. Hafta içindeki revizyon bir bayrak değişiminden, tazelenmeden başka bir şey değil. Görevlerini devreden arkadaşlarımızdan başarısız olduğu sonucunu çıkarmak isabetsizdir" dedi.

"BİZİM BİRLİĞİMİZİ BOZMAYA GÜCÜN YETMEZ"

Görevlerini yerine getiren 4 bakana teşekkür eden Başbakan Erdoğan, "Birikimlerinden partimiz çatısı altında aynı şekilde faydalanmaya devam edeceğiz. Yavru muhalefetin lideri kalkıp da bir tespitte bulunuyor. 'Filanca bakan gayretliydi, çok başarılıydı.' Onun görevden alınması noktasında taziyelerini bildiriyor adeta. Hayırdır, ne zamandan beri sizden bizim ekibimize övgüler gelmeye başladı. Önce Bahçeli, nerede durduğunu tespit etsin, niyet okuyuculuğunu bıraksın. Biz hangi arkadaşımızı nereye getireceğimizi biliriz tavsiyesine ihtiyacımız yok. Bizi bizden daha iyi bilemez. Bu işlerden nasibini almak önemli tabii. Dert tabi başka. AK Parti içinde soru işaretlerine neden olabilir miyiz? Bizim birliğimizi bozmaya gücün yetmez, kendine bak" dedi.

ANADİLDE SAVUNMA

Adadilde savunma ile ilgili olarak Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: "Bu yeni düzenleme sanıkların kendilerini en iyi dilde savunma başlığıdır. Kendilerini en iyi dilde ifade edebilecekleri istedikleri dilde tercüman aracılığıyla savunma yapabileceklerdi. Geçmişte yoldan geçen birini getiriyorlardı ya da mübaşirle falan yapıyorlardı. Biz şimdi bu işin literatürünü bilenlerle yapacağız. Televizyonlarda adı köşe yazarı olan tipler çıkıp da bunları hakaretle eleştirirken AK Parti iktidarını demokratikleşmede dünyada geri olduğunu söylerken hadlerini bilmiyorlar. AB'nin çok ileride olduğunu söylüyorlar. Nerede çok ileride? Teröristleri nasıl koruma altına aldıklarını biliyoruz. Kalkacaksın bunu terör örgütü olarak ilan edeceksin sonra terör örgütü mensuplarını AP’de çıkarıp konuşturacaksın. Bunları yaşayıp sessiz kalacaksın. Dik duruş çok önemli."

"KENDİ KARARIMIZI KENDİMİZ VERİRİZ"

Türkiye'nin kuruluşların verdiği notlara bakmadığını insani değerlere bakarak yollarına devam ettiklerini belirten Başbakan Erdoğan,"Dünyada en demokrat ülke neresi diye araştırın sonra da oraları inceleyin. Oralarda neler oluyor? Ekrana çıkanlar bunu bilmiyor ki. Kendine göre yazıp çiziyor. 'Filanca kuruluş değerlendirme yapmış' diyor. Doğru. Değerlendirmelere göre teröre yardım edenlerin elinde basın kartı, cezaevinde. Adam elinde silahla yakalanıyor. Güvenlik gücünü öldürmekten yargılanıyor. Neymiş basın görevlisiymiş. Basına karşı olumsuz yaklaşımımızın olduğunu söyleyen uluslararası kuruluşlar sipariş üzerine Türkiye'de gelişmelerin olumsuz olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyor. Çünkü haber kaynakları sakat, bozuk. Biz kendi kararımızı kendimiz veririz, kendi göbeğimizi de kendimiz keseriz. Birbirlerine de kestirmeyiz. Hasta mahkumların infazı iyileşinceye kadar ertelenebilecek. Bunu eleştirenler var. Kapalı cezaevlerindeki mahkumlar 3 ayda bir eşleriyle görüşebilecek. Hemen buna yönelik eleştiri var. Gardiyanlar isyan etmiş. Kapısında nöbet tutacağı yere gönderilir. Biz insani olan bu adımı atma kararını verdik. Bunun çok da hayırlı olacağını, neticelerini hem içerde hem dışarda göreceğiz. Bir mahkumun şahsının cezalı olduğunu düşünerek, neden ailesi de o cezayı çeksin. Bu yol aile bütünlüğünü korumak adına gelecekte de AK Parti iktidarının hayırla yad edilmesine neden olacaktır" diye konuştu.

"AVUKAT HAKKI SAVUNACAK, TERÖRİZMİ DEĞİL"

Çağdaş Hukukçular Derneği'ne yönelik operasyona değinen Başbakan Erdoğan, "Bir apartman dairesinde gecenin yarısında avukatlar toplanıp 11 çelik kapı var orada ne iş görür? Bu çelik kapıların arkasında acaba ne iş yapılıyor. Bu çelik kapılar açılamıyor. Bu çelik kapılar açılmaya çalışılıyor. Açılamayınca ne yapacak güvenlik camdan giriyor. İçerde ne isterseniz var. Yakılmak istenen evraklar, sahte kimlikler. Kim bunlar ? İşini iyi bilen avukatlar. Dışarda da bazı avukatlar o avukatlarla ilgili 'Onlara müdahale edilemez' diyor. Hadi canım sende. Nasıl edilemez. Onlar teröre yandaşlık yapılıyorsa bal gibi de edilir. Avukat hakkı savunacak, terörizmi değil. Hak hukuk neyse o önemli."

"SİZ DÜN NEYSENİZ BUGÜN DE AYNISINIZ"

DHKP-C operasoyununda tutuklanan Duygu Yücel'in anne ve babasının feryatlarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, "Kızlarının tutuklanmasının derin acısını yaşıyor. CHP Genel Başkanı çıkıp o örgüte destek verecek kadar pervasız davranıp hakimleri eleştiriyor. 'Nerede şu Ergenekon gidip ye olacağım' diyordu. Şimdi de çıkıp 'Nerede o DHKP-C, gidip üye olacağım' der mi der. CHP aşırı solla böyle bir meşguliyet içindeyken bir vekil de çıktı aşırı sağı kendine hayran bırakacak şekilde ırkçı bir söyleme girdi. Güya bilim adamı. Şimdi de insanları kafataslarına göre ayrımcılığa tabi tutmaya başladı.

CHP'nin geçmişini gündeme getirince CHP lideri 'Bugüne gel' diyor. Siz dün neyseniz bugün de aynısınız. Bizi Hitler'e benzeme densizliğinde bulunanlara tarihten sayfalarla tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde ortaya koydum. Kendi milletcekillerinin hezeyanlarını unutan Kılıçdaroğlu'na bu manşetleri ithaf ediyorum. 1941 yılının Cumhuriyeti 'Milli şefimizle Führer arasında benzerlik' diyor. 22 Mayıs 1932 Cumhuriyet'te yine 'Kemalist Türkiye'den faşist İtalya'ya selam' diyor. Bugünkü CHP ile o zamanki CHP arasında fark yok. Göremezsiniz. Buyrun ben size vesikalarla konuşuyorum. CHP'nin milli şefi kendisini ziyaret edenlere 27 Mayıs 1925'te 'Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları behemahal Türk yapmaktır (Asimile etmek). Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız özellik her şeyden önce o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.' Aynı şeyi bugün Bahçeli de söylüyor. Hiç farkı yok. Bunlar yumurta ikizidir" dedi.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Başbakan Erdoğan, "4. yargı paketi geliyor. Arkadaşlarımla henüz paylaşmadım. Yeni anayasa çalışmalarında Mart sonuna kadar bitmesi noktasında Meclis Başkanımızın açıklamasını biliyorsunuz. Umarız o zamana kadar biter. Bitmemesi halinde AK Parti'nin bu konudaki çalışması Meclis gündemine taşınacaktır. Parlamentoda beklediğimiz desteği aldığımız anda gündeme getiririz, referandum desteği içinde millete gideriz."

"CHP KENDİNİ TANIMLAMAKTA ZORLUK ÇEKİYOR"

"Rakibimiz de olsa hiçbir siyasi partinin acınacak duruma gelmesine razı olmayız" diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: "Başka partilerim acziyeti, iç karmaşası üzerinden rant elde etme mücadelesine izin vermeyiz.Ancak CHP'nin içine düştüğü durumla ilgili olarak CHP'nin genetik kodları bağlamında değerlendirme yapmak zorundayım. Genel Başkanı Çin'deyken, Genel Başkanın hemşehrisi bir milletvekili gitti Paris'te öldürülen teröristin ailesine taziyede bulundu. Ege'de Yunanlara yönelik talihsiz bir açıklama yaptı. CHP'nin ne olduğuna karar vermesi yönünde çağrıda bulunmuştum. CHP faşist midir, ulusalcı mıdır, sosyal demokrat mıdır, liberal midir? Bizim de bunu bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. Karanlıkta file dokunan insanlara fil nedir diyorlar. Biri fil kulak gibidir, biri hortum gibidir diyor. Herkesin farklı tarifi var. CHP de herkesin kafasına göre tanımladığı ciddi zihin tutulması yaşandığı bir parti oldu. CHP kendini tanımlamakta zorluk çekiyor"

"TEK MİLLET, TEK BAYRAK, TEK DEVLET DİYORUZ"

Başbakan Erdoğan, "CHP sosyal demokrat görünüp ırkçılığı içinde barındırırken, BDP'de solcu görünüp etnik kökenler üzerinden siyaset üretme gayretine giriyor. CHP'nin bu millete yaşattığı acıyı şimdi de onun izinden giderek BDP bu millete yaşatmaya çalışıyor. Arap'ın Acem'e Acem'in Arap'a üstünlüğü yoktur diyen Hz. Peygamber'i anlamayanlar Yunus Emre’yi anlamayanlar hiç olmazsa şehitliklere baksınlar. Belki o mezar taşları onlara bir şey anlatır. Ben üniversitelerimize, bilim insanlarımıza da samimi bir çağrıda bulunuyorum. Kayıkçı kavgasına dönüşen bu kavgalarda toplumu aydınlatacak kavramları izah eden çalışmalar mutlaka yapılmalıdır. Hepimiz aslında aynı şeyi söylüyoruz. Hepimiz kardeşlik diyoruz. Milli birlik ve kardeşlik projesini bu nedenle ısrarla işliyoruz. Tek millet, tek bayrak, tek devlet diyoruz" diye konuştu.

MAZERET ATAMALARI ŞUBAT'TA GERÇEKLEŞTİRİLECEK

Başbakan Erdoğan, "Şubat ayıyla ilgili eş durumu sebebiyle eğitimle ilgili konu var. Bu hep önümüzde pürüz olarak durdu. Milli Eğitim Bakanımıza talimat verdik. 'Süratle bu işi çözelim' dedik. Gündemden düşsün istedik. Öğretmenlerin mazeret atamaları yılda bir kez yaz aylarında yapılıyordu. Şubat’ta da eş ve sağlık durumları nedeniyle mazeret atamalarını gerçekleştireceğiz. Öğleden sonra Milli Eğitim Bakanlığı'nın sitesinden duyurulacak. Önümüzdeki Bakanlar Kurulu'nda 65 yaş üstü ve engellilerle alakalı, şehit yakınlarıyla ilgili toplum taşıma araçlarından ücretsiz faydalanma imkanını getiriyoruz" dedi.

DHA

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

'İçerde'Adalet ve Kalkınma PartisiAvrupa BirliğiBakanlar KuruluBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBilimÇinCumhuriyet Halk PartisiErgenekonİtalyaKemal KılıçdaroğluRecep Tayyip ErdoğanŞehitTerörYunanistaniçerdetarifiyumurta
Görüş Bildir