Uğur Kurt Davasında Tutuklama Yok

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

22 Mayıs 2014’te Okmeydanı'nda cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken polisin açtığı ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt davasının ikinci duruşması bugün Çağlayan Adliyesi'ndeki 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Sanık polisin tutuklanması talebi reddedildi. Olay anında cemevinde babasının cenazesi kaldırılan doktor, "Ayağımızın önüne gaz atıldı. 20 yıllık meslek hayatım boyunca ilk kez ölümle hayat arasında kalan birini bırakıp kaçmak durumunda kaldım" dedi. Dava 1 Ekim 2015 saat 13:00'e ertelendi...

@OkerTurgut

Uğur Kurt’u vuran polis Sezgin K. ‘Olası kastla adam öldürme’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Duruşma, tanık ifadeleriyle başladı.

TANIK POLİS: "SANIK HAVAYA ATEŞ EDİYORDU"

İlk olarak polis memuru B.A., dinlendi. Olay günü sanık polis S.K. ile birlikte 2462 nolu araçta olduklarını, kendisinin araçta sabit kamerayı kullandığını belirten tanık polis, "Olay tarihinde meydana gelen malum olaylara müdahale maksadıyla görevliydik. Grubun Fatih Sultan Caddesi'ne kaçması üzerine o istikamete yöneldik. Aracın önündeki mazgal kısmından araçta bulunan şefimiz Şahabettin 'FN silahı' ile müdahalede bulunuyordu. Bu sırada aynı mazgaldan aracın içine molotofkokteyli girdiğini gördüm. Aracın içi yanmaya başladı. Elim yandığı için yangın tüpünü kullanamadım. İçeride yanacağımızı düşündüm. Daha sonra kapıyı açıp arkadaki diğer polis aracına bindim. Bu sırada silah sesleri gelmeye başladı. Molotof atılmaya da devam ediliyordu. bir iki dakika sonra olayın şokunu atlattıktan sonra, tekrar arkadaşlarımın yanına gittim. Sanık, yanına geldiğimde havaya ateş ediyordu. Sonrasında aracı söndürdük. Güvenli bir yere gittik" diye konuştu.

TANIK POLİS: "BEYANIM YANLIŞ ANLAŞILDI, SANIK HAVAYA ATEŞ ETMİYORDU"

Daha sonra Sanık avukatı Tolga Yurdakul'un, "Sanığın ateş ettiğini gördünüz mü?" diye sorması üzerine tanık polis bu kez, "Beyanım yanlış anlaşılmış olabilir. Ben arkadaki araçtan geldiğimde, sanık S.K., havaya ateş etmiyordu. Atış bitmişti. Hatta bir polis memuru bana ateş etmeme gerek olmadığını, olayın bittiğini söyledi. Ben silahımı çektim ancak kullanmadım" dedi.

"İKİ ELİYLE TUTTUĞU SİLAHI CEMEVİNE DOĞRU YÖNELTEREK 4 EL ATEŞ ETTİ"

Olay sırasında cadde üstündeki bir kafede oturduğunu ve yaşananları gördüğünü anlatan tanık Yusuf Gülen de "Slogan sesleri duyunca dışarıya çıktım. Ben shortlanda 15-20 metre mesafedeydim. Karşı sokaktan shortlanda molotofkokteyli geldi. Aracın ön tarafı ateş aldı. Şoför araçtan indi üzerini söndürmeye çalıştı. Aracın sağ tarafındaki kapı açıktı ve kapıyı kendine siper eden biri, iki eliyle tuttuğu silahı Cemevine doğru yönelterek 4 el ateş ettiğini gördüm. Yapma diye ses gelince bu kez o kişi havaya ateş etmeye başladı. Sonra çocuk vuruldu denildi. Cemevine doğru gittim. Maktul cemevi bahçesinde yatıyordu. Sonra polis cemevinin bahçesine gaz atmaya başladı. Sonra hem vurdunuz hem de gaz atıyorsunuz diye polise tepki gösterdik. Bunun üzerine polis gaz atmayı kesti. Oradan ayrıldı" dedi.

"O GÜN NEDEN SİLAH KULLANILDI ANLAMIŞ DEĞİLİM"

Tanık Yusuf Gülen "Ben olayın meydana geldiği yerde 45 yıldır yaşıyorum. Birçok gösteriye tanık oldum. Hatta göstericilerin silah kullandığına da tanık oldum. Ancak bu durumlarda dahi polis silah kullanmazdı. O gün neden silah kullanıldı anlamış değilim"  ifadesini kullandı.

"AZ ÖNCE BANA BAŞSAĞLIĞI DİLEYEN KİŞİ VURULMUŞ HALDE YERDE YATIYORDU"

Uğur Kurt'un vurulduğu gün cemevinde cenaze töreni bulunan kadının kızı da tanık olarak dinlendi. Amerikan Hastanesi'nde doktor olduğunu ve Uğur Kurt'a ilk müdahale edenin kendisi olduğunu söyleyen tanık Hülya Hürmet Özan, anlattıklarıyla solandakileri ağlattı. Özan, "Maktulu daha önceden tanımazdım. Olay tarihinde hayatını kaybeden annem Esma Ceylan'ın cenaze töreni için saat 09.00'da Okmeydanı'ndaki cemevine gittim. Cemevindeki görevli köy derneğindekilere cenazenin SMS ile haber verileceğini söyledi. Biz de kabul ettik. Saat 11.00'da havada güzel olduğu için cemevinin bahçesinde 20-30 kişi bekliyorduk. Bu sırada önceden tanımadığım, sonrada maktul olduğunu anladığım, uzun boylu güzel yüzlü birisi geldi. Bana içtenlikle 'Abla başın sağolsun' dedi. Ve yanağımdan öperek, yanımdan ayrıldı. Yaklaşık 2 dakika sonra bir anda hiçbir uyarı ve ikaz olmaksızın, hem göstericileri gördüm, hem silah sesleri duydum hem de bir duman ortalığı kapladı. Yukarı doğru baktığımda polis araçlarını gördüm. Kaçan iki gösterici gördüm. Bu göstericilerin elinde molotofkokteyli görmedim. Biz cemevinin içerisine kaçtık. Sonra birisi vuruldu denilince dışarıya çıktık. Az önce bana başsağlığı dileyen kişi vurulmuş halde yerde yatıyordu. Ensesinden yaralanmıştı. Panikledik, bağırdık. Bu kez ayağımızın önüne gaz atıldı. Bunun üzerine tekrar içeri girmek zorunda kaldık. 20 yıllık meslek hayatım boyunca ilk defa ölümle hayat arasında kalan bir kişiyi bırakıp içeriye kaçmak durumunda kaldım. Gaz dağılınca dışarı çıkıp ambulans çağırdık. Yardım istedik ancak kimse bize yardım etmedi. Büyük bir panikle ölüm korkusunu yaşamış oldum" diye konuştu. Kurt ailesi ve yakınları anlatılanlar karşısında göz yaşlarına hakim olamadı.

AVUKAT TURGUT KAZAN: "SANIK OLASI KASTLA ÖLDÜRME SUÇUNDAN TUTUKLANSIN"

Tanık beyanlarının ardından söz alan Kurt ailesinin avukatlarından Turgut Kazan, tanıkların ifadeleriyle birlikte düm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın havaya ateş ettiğine ilişkin savunmasının doğrulanmadığı anlaşılmaktadır. Havaya ateş edilseydi maktül vurulmazdı. Bu haliyle 'olası kastla öldürme' suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sanığın tutuklanmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Polis cinayetlerine dur denilmesi gerekmektedir" dedi. Söz verilmesi üzerine anne Gülnaz Kurt, "sanığın elini kolunu sallayarak gezmesini istemiyorum" diyerek tutuklanmasını talep etti. Eşi Narin Kurt'ta sakinleştirici kullanarak ayakta kalabildiğini belirterek, sanığın serbest dolaşmasını istemediğini ve tutuklanmasını talep etti.

TUTUKLAMA TALEBİ REDDEDİLDİ

Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mehkeme heyeti, müşteki ve avukatlarının sanığın tutuklanması yönündeki talebini reddetti. Mahkeme heyeti, önceki duruşmada da belirttiği, sanığın sabit iş ve ikametgahının bulunduğu ve toplanmayan delillere tesir etme durumunun bulunmadığını gerekçe olarak  gösterdi. Duruşma ertelendi.

Ne olmuştu?

Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcısı Hasan Yılmaz tarafından 5 aydır yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede, tek şüpheli olarak Uğur Kurt'u vuran silahı kullanan polis memuru S. K. yer almıştı.

Savcılık, olayda kasıt olmadığını belirtirken polis memuru S.K. hakkında TCK'nın 85. maddesi Taksirle öldürme "Taksirle bir insanın ölümüne neden olmak" suçundan 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti.

Hazırlanan iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından onaylanarak İstanbul Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmişti. 

Mahkeme iddianamede yer alan "taksirle adam öldürme" suçlamasını yetersiz buldu. Suçun 20 ila 25 yıl arası hapis cezası öngören "Olası kasıtla adam öldürme" olduğunu belirten mahkeme dosyayı Ağır Ceza mahkemesine gönderdi.

Onedio ve DHA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbulPolisTerörolayonedio
Görüş Bildir