'Türkiye Yenilenebilir Enerjiyi Yapay Olarak Pahalılaştırıyor'

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Enerji sistemlerinin dönüşüme odaklanan Agora Energiewende İcra Direktör Yardımcısı Markus Steigenberger, Almanya'ya oranla daha zengin güneş ve rüzgar kapasitesi olan Türkiye'ye ''uygun maliyetli'' yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırma çağrısı yaptı. Steigenberger, rüzgar ve güneş enerjisi için kurulacak santrallerin, uzun süren ruhsatlandırma süreçleriyle yavaşladığını belirtti.

DHA’nın sorularını yanıtlayan Markus Steigenberger, geçmişte nükleer enerji üreticisi olarak bilinen Almanya’nın yenilenebilir enerjiye geçişteki kararlılığını yinelerken, Türkiye açısından “nükleerin iyi bir seçenek olmayacağı” görüşünü vurguladı.

“2022’de Almanya’da son nükleer santral de kapatılacaktır”

Almanya merkezli Agora Energiewende’den Steigenberger, dün İstanbul’da gerçekleşen “Paris Anlaşması Sonrası Enerji Politikaları Paneli”nde konuşmacı olarak yer almıştı. Aralık ayında Paris’te gerçekleşen Birleşmiş Milletler 21. Taraflar Konferansı (COP21) kapsamında üzerinde fikir birliğine varılan küresel anlaşma, emisyon azaltım hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerjiye geçiş sinyalleri vermişti.

Agora düşünce kuruluşundan Steigenberger, Almanya’da hükümet ve parlamentonun nükleer ve fosil yakıtları geride bırakıp, yenilenebilir enerjiye yüzünü dönmek konusunda net kararlar verdiğini söyledi.

Steigenberger, “Almanya’da siyasi partiler ve toplumun en önemli mevkileri arasında, nükleer ve fosilden yenilenebilir enerjiye geçiş konusunda bir fikir birliği var. 2022’nin sonunda son nükleer santralin de kapatılması gerekecek ve kimsenin karşı çıkabileceği bir durum değil” dedi.

Yenilenebilir enerji yüzde 3’ten 33’e yükseldi

Almanya’da yenilenebilir enerji payının 1990’da yüzde 3 ile başladığını belirten enerji uzmanı, bu oranın 2000’de yüzde 6’ya çıktığını, ardından rüzgarın rekor kırdığı 2015’te yüzde 33’e yükseldiğini açıkladı.

Steigenberger, “Yenilenebilir enerjinin artışı tahmin edilenden çok daha hızlı oldu ve tüm hedefler aşıldı. Ancak, yenilenebilir enerjiyi kurmak bir bakıma kolay. Asıl sorun, tüm sistemi nasıl dönüştüreceğimiz” diye vurguladı. Steigenberger, bu iki enerji kaynağının en ucuz teknolojiler olduğu ve ülkenin gelecekteki güç sistemi olarak belirlendiğine dikkat çekti.

Buna rağmen, “güneş ve rüzgar enerjisinin hava koşullarına bağımlı olması, sistem odaklı bakıldığında bir sorun” diye konuşan Steigenberger, elektrik kesintileri değil, güvenilir bir sistem istediklerini belirtti.

“Denge gerekli”

“Rüzgar ve güneşle dengeyi kurabilecek esneklik gerekli” diye sözlerini sürdüren enerji uzmanı, Almanya’nın depolama, şebeke, esnek gaz, ve elektrik tüketimi yoğun olan şirketlerin kullanımını arz-talep ilişkisi doğrultusunda azaltmak gibi teknik çözümlere odaklandığını söyledi.

Ayrıca, ısınma ve ulaşım gibi diğer endüstrilere entegrasyonu sağlayarak ve “pazarı tasarlayarak”, bu karmaşık sistemi senkronize ve organize etmenin önemine değindi. Markus Steigenberg, “mümkün olan en az maliyetli şekilde bunu başarmak istiyoruz” diye vurguladı.

“İşte bu dönüşen pazarın en önemli özelliği, karbon teknolojilerinden uzak, elektriğe her istenildiğinde ulaşılabilen ve güvenli bir sistem olması.”

Steigenberger’e göre, işte bu sorunun çözümünü Almanya henüz bulabilmiş değil.

“Türkiye’nin rüzgar ve güneşi, Almanya’dan çok daha iyi”

Almanya’da yeterli güneş olmaması ve rüzgar koşullarının kötü olması” sebebiyle, Türkiye’nin çok daha güçlü konumda olduğuna dikkat çeken Agora yöneticisi, rüzgarın en ucuz güç olduğu ve güneşin de 10 yıl sonra en ucuz kaynak olacağı yorumunu yaptı.

Markus Steigenberger’e göre, iklim değişikliği ve sağlığa ilişkin riskler bir tarafa bırakıldığında bile, ucuz olması, yenilenebilir enerjiye yönelmek için yeterli bir sebep.

“Yenilenebilir enerji Türkiye’de yapay olarak pahalılaştırıyor”

Steigenberger, Türkiye’nin ise, santrallerin kurulumunu “yapay olarak pahalılaştırdığı” ve “idari süreçler ve ruhsat onayını karmaşıklaştırdığı” eleştirisini yaptı.

Staigenberger’e göre, Almanya’da 2-3 ayda kurulabilen santrallerin Türkiye’de en az 1 senede kurulabilmesi, yatırımcılar açısından da “belirsizlik” kaygısı yaratıyor.

“Nükleer, iyi bir seçenek değil”

Almanya, nükleere sırtını dönerken, Türkiye kısa süre önce Mersin’in Akkuyu bölgesinde yapılacak ilk nükleer santral için kolları sıvadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da, “2023’te iki santralimiz olacak” diye duyurdu.

Markus Steigenberger ise, “nükleerin iyi bir seçenek olmadığını” belirtti ve ekledi: “Nükleere ilişkin riskleri ve nükleer atıklar gibi henüz yanıtları bilinmeyen soruları yargılamak, herkesin fikrine kalmış. Ancak Almanya’nın nükleeri sonlandırmak için sebepleri vardı. Öncelikle nükleer, güneş, rüzgar ve tabii ki kömürden çok daha pahalı. Neden nükleer santral kuralım ki?”

Nükleerin “esnek olmayan” doğası ve 24 saat çalışması gibi dezavantajlarına değinen Steigenberger, nükleerin sistemde yenilenebilir enerjiye yer açmadığına dikkat çeki ve “Rüzgar ve güneşin dünyasında, nükleer ihtiyacınız olan şey değil” diye vurguladı.

Agora yetkilisi, “Güç sistemi açısından da baktığımızda, nükleerin iyi bir seçenek olmadığı görüşündeyim” diye uyardı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaBirleşmiş MilletlerİstanbulMersinNükleer Santral
Görüş Bildir