'Diktatör Olsa Adamın Anında İşini Bitirirler'

 > -
8 dakikada okuyabilirsiniz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada, 'Pazar günü sandıkları patlatıyor muyuz?' diye sordu.

Diktatör benzetmesine atıfta bulunan Erdoğan, "Kimmiş o diktatör. 20 tane partinin seçime girdiği yerde diktatör mü olur. Her gün bu nasıl diktatör ki gazetelerinden, televizyonlarından küfredecekler, hakaret edecekler, ben diktatör olacam. Ben diktatör olsam sen küfredersin he, sen hakaret edersin he. Diktatör olsa sen bunu yapamazsın. Adamın anında işini bitirirler" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde Cuma namazını Fatih Camisi'nde kıldıktan sonra belediyeyi ziyaret etti, ardından eski belediye meydanında toplanan kalabalığa hitap etti. 12 yılı aşkın süredir Ankara'da yaşadığını, bu şehrin artık fahri değil, asli bir hemşehrisi olduğunu söyledi. Erdoğan, ne kadar Rizeli ve İstanbullu olduğu kadar, o kadar da Ankaralı olduğunu belirtirken, "Bugün buradaki buluşmamızı hemşehrimle bir hasret giderme, kucaklaşma hasbihal etme olarak görüyorum" dedi. Ankara'nın hiç yalnız bırakmayıp, daima yanlarında olduğunu, desteğini hiç esirgemediğini kaydeden Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 oyla bize güç, moral verdi. Ankara'nın sadece Türkiye'nin yönetim merkezi olmakla kalmayıp, kültür ve medeniyet şehri yapan herkesten Allah razı olsun. Ankara hizmetin değerini bilir. Bunun için de tercihini daima hizmetten yana yapar. İstismardan yana değil, ideolojilerden yana değil. Pazar günü tercihini yine hizmetten, istikrardan, güvenden, yeni Türkiye'den yana yapacağına inanıyorum" dedi.

SANDIKLARI PATLATIYOR MUYUZ?

Alanda toplanan vatandaşlara "Pazar günü sandıkları patlatıyor muyuz?' diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aman haa, sandıklara adeta yüzde yüz katılın. Bunu başaracağız değil mi? Bunun için durmak yok. Pazar günü tarihin en yüksek kalıtılımı ile Ankara sandıklara sahip çıkıyor mu? Maşallah Ankara'ya da bu yakışır zaten. Sizlerle iki müjdeyi paylaşmak istiyorum. Gölbaşı'na 200 yataklı bir hastane için çalışmalar son aşamaya geldi. Proje tamamlanmak üzere. Hemen arkasından da ihale ve inşa aşamasına geçilecek. İkinci müjdemiz Mogan Gölü'nün temizlenmesiyel ilgili. Onun da projesi hazır, bütçe ayrıldı, çok yakında somut adımlar atılmaya başlanıyor. Tabi hasretle beklediğiniz, bizim de beklediğimiz Gölbaşı'nı ikiye bölen Konya yolu meselesi ile çevre yolundan Aksaray istikametine yapılcak otoyolla zaten kendiliğinden çözülecek. Hepsinin de Gölbaşı'mıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

TEK MİLLET, TEK BAYRAK

78 milyon vatandaşa içini dökmek istediğini belirten Erdoğan, "Kardeşlerim; bakınız ben miletin ilk defa seçtiği bir Cumhurbaşkanıyım. Sözüm Türk'ü ile Kürt'ü ile Laz'ı ile Zaza'sı ile Çerkez'i ile Boşnağı ile Gürcüsü ile Abaza'sı ile Roman'ı ile, Annavut'u ile 78 milyonu ile biz yaradılanı severiz, yaradandan ötürü. Bu ülkede iki tane önemli tehlike var. Bir tanesi makbul Türkler, bir diğeri de makbul Kürtler. Biz her ikisine de hayır diyoruz. Bizim anlayışımızda ne siyasi Kürtçülük vardır, ne siyasi Türkçülük vardı. Bizim rabiamız vardır. Rabiamızda ne vardır; tek millet. Tek millette ne var, Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i, Abaza'sı, 78 milyonla tek millet. İki, tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal bağımsızlığımızdır. Yıldız şehidimizin ta kendisidir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bazı aydınlar çıkmış, ne aydınlar ya, bunlar karanlık karanlık. Bizim bayrağımıza alternatif bayrak çıkaranlardan yana mı olacaksınız, yoksa bayrağımızdan yana mı olacaksınız" diye sordu.

DİKTATÖR OLSA SEN BUNU YAPAMAZSIN, ANINDA İŞİNİ BİTİRİRLER

Kendisi için 'diktatör' benzetmesi yapıldığını hatırlatan Erdoğan, "Kimmiş o diktatör. 20 tane partinin seçime girdiği yerde diktatör mü olur. Her gün bu nasıl diktatör ki gazetelerinden, televizyonlarından küfredecekler, hakaret edecekler, ben diktatör olacam. Ben diktatör olsam sen küfredersin he, sen hakaret edersin he. Diktatör olsa sen bunu yapamazsın. Adamın anında işini bitirirler. Demokrasi ile yola çıkarken bizi idamla tehdit edenlere bir şey söyledik. Doğan medyası allayıp pullayıp çıkarıyor. Diyorlar ki, 'yine bu yola bunlarla devam etmemeliyiz.' Ben niye meydanlardayım? Meydanlarda oluşumun tek sebebi var. Bunlar yıllarca bu ülkede hükümetler kurdular. hükümetler indirdiler. Artık bu ülkede millet hükümet kuracak, millet hükümet indirecek. Sıkıntıları buradan geliyor. Bunlar milli iradeyi ipotek altına almak istiyorlardı. Ama 10 Ağustos'ta milli irade bunlara 'hayır' dedi. 14 parti ile bir araya geldiler, evet, yüzde 52 ile milletim 'Erdroğan' dedi" diye konuştu.

ÜLKE YÖNETİLEMEZ BİR HALDEYDİ

Vatandaşlara hatırlamalarını isteyip, 'şimdi de eski Türkiye koalisyonu kurdular değil mi?' diye soran Erdoğan, "Atalarımızın güzel bir lafı var. 40 çürük yumurta bir sağlam yumurta etmez. Ülke yönetilemez bir haldeydi, siyaset kurumu felç olmuştu, hizmet üretme kabiliyetini yitirmişti, ekonomİ çökmüştü, kepenkler kapanmıştı, üretim durmuştu, sosyal barış tehdit altındaydı. İnsanların adata canları burunlarında geziyordu, esnaf, çiftçi, ev kadını, herkes huzursuzdu. 2002'nin Kasım'ında biz bu yönetimi kimlerden aldık, DSP, MHP, ANAP'tan aldık. Ben şimdi buradan bu partilere gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Kardeşlerim, bu MHP, 5 yıllığına iktidara gelmemişmiydi?, DSP 5 yılılğına iktidrara gelmemiş miydi? Niye bunlar 3,5 yılda kaçtılar, niye erken seçim dediler, Fakat iyi ki de demişler. Yoksa bu millet onların 5 yıllık zulmüne nazsıl dayanacaklardı?" diye konuştu.

İŞÇİYE MEMURA MAAŞ ÖDEYEMİYORLARDI

'Milli irade seni tanıyor, biliyor' diye konuşmasına devam eden Erdoğan, "Siz değil misiniz 25 tane bankayı batıran. 50 milyar dolar faturayu bu millete kesen siz değil misiniz. SHP'si, DYP'si, ANAP'ı, MHP'si bu milletten, memurdan, işçiden ne kadar para kestiler biliyor musunuz?15 katrilyon. Bunun adı zorunlu tasarruf. İşçiye memura maaş ödeyemiyorlardı. Başbakan oldum, masamın üzerine geldi bu. Devlet işçisine memuruna borçlu olur mu? Sendikaları çağırdık, oturduk ve 15 katrilyonu biz ödedik. Bir de KEY diye bir şey vardı. Yani işçiye memura dediler ki, 'seni ev sahipi yapacağız' dediler, maaşlarından 3,5 katrilyon ketstiler, ödemediler, ev de vermediler. Ya bunlar cambaz ya. O borcu da biz ödedik. 18,5 katrilyon. Ya bunlara sorun. şimdi. Bu MHP'ye, CHP'ye, DSP'ye sorun. Siz bu ülkede ne yaptınız, şunu bir söyleyin. Ben Cumhurbaşkanı olarak niye meydandayım. niye bunları söylüyorum. Çünkü milli irade bu makama getirdi, 12 yıl Başbakanlık yaptım,yaptıklarımı anlattım, yanlışlara düşmemek için meydanlardayım" dedi.

ÜLKENİN HİÇBİR MESELESİNİ ÇÖZEMİYORLARDI

Devletin o dönemlerde Düzce, Bolu, Sakarya, Kocaeli depremlerinin altında kaldığını hatırlatan Erdoğan, "Bu kadar acizdiler. Bizim dönemimizde Bingöl depremi oldu, bir yılda yeni Simav inşa ettik. Van depremi oldu, büyük bir felaket 2 yılda yeniden inşa ettik. 5 katrilyon sadece deprem için yatırım yaptık. Bugüne kadar 18 katrilyon. Şimdi ben buradan Kürt kardeşlerime sesleniyoru. Ee benim Kürt kadeşlerim; bunlar sizi sevmiyor, adece istismarınızı yapıyor. Seni biz seviyoruz biz. Allah için seviyoruz. Ama Kürt olduğun için. Beni yaradan Allah seni de yaratığı için seviyorum. Herkes bir gün sonrasını göremez duruma gelmişti. İnsanlar hayallerini kaybetmişlerdi. Ülkenin hiçbir meselesini çözemiyorlardı. Başörtüsünü kimler kaldırdı. Bu CHP, başörtüsünü yasaklayanlardan değil mi? Üniversitede Rektör Yardımcısı olan hamfendi bu partinin milletvekili olmadı mı? Bunlar ikna odalarının mahirleri değil miydiler?" diye sordu.

BU ZÜLME KARŞI DİRENMEK HAKKIMIZ DEĞİL MİYDİ?

Kendisinin İmam Hatip mezunu olduğunu, 4 çocuğunun 4'ünün de İmam Hatip Mezunu olduğunu kaydeden Erdoğan, "2 kızım, 2 oğlum, ama ben dertliyim. Derdim vardı. Kızlarım, çocuklarım bu ülkede okuyamadı. Baş örtüsü, katsayı engeline takıldı ve yurt dışına göndermek durumunda kaldım. Binlerce kızımız, yavrumuz yurt dışında okumak durumunda kaldı. Perki bu zulüm değil miydi. Bu zulme karşı direnmek hakımız değil miydi? 600 bin İmam Hatip öğrencimiz vardı, 60 bine düştü 28 Şubat nedeniyle. Şimdi öğrenci sayısı 1 milyon. Bu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı zorla mı gönderiyor çockularını oraya?. Hayır, kendi tasarrufuyla yavrusunu gönderiyor., Sana ne ya bırak göndersin. Katsayı kalktı mı? İstediğin üniversiteye girebiliyor musun? Bitmedi, şimdi biliyorsun bir karar daha aldı Danıştay. Düz lisede başörtülü de okula gidebilirsin. Bir yeni karar daha çıktı. Hakimler, Savcılar Yüksek Kurulu 'yargıda baş örütülü görev yapabilir'. Adalet bu, adaletin gereği bu. O zaman demek ki Türkiye normalleşiyor. Normalleşen bir Türkiye'nin huzuruna birileri de kastediyor. İstemiyorlar huzur dolu bir Türkiye olsun. Sakallı diye babaları evlatlarının yemin törenlerine almıyorlardı" dedi.

Bu ülke sadece Kürtçe kaset çıkartacağını belirten Ahmet Kaya'nın vatandından ayrıldığı günlere şahit olduklarını ve kendisine rahmet dilediğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

ELİNDE SAZ OLANLARA İNANMAYIN

"Ve o gün orada bulunanlardan bazı köşe yazarları ertesi günü 'vay şerefsiz vay' diye gazetelerinde başlık atmışlardı. Sonra utanmadan, sıkılmadan dediler ki, 'biz orada değildik'. Resimleriniz var resimleriniz, ne orada değilsiniz. Hepiniz fotoğraf karelerine girdiniz. kovaladınız o rametliyi be. Hepiniz oradaydınız. Ben kürt kadeşlerime onun için sesleniyorum. Şimdi elinde saz olanlara inanmayın. Gerçek aşıklardan değil bunlar."

Milli gelirin 230 milyar dolardan şimdi 800 milyar dolara çıktığını, devletin dış borcunun milli gelire oranla yüzde 73 olduğunu, şimdi yüzde 35. Enflasyonun yüzde 30 olduğunu, şimdi tek haneli rakam, devletin borçlanma fazinin yüzde 63' olduğunu, şimdi tek haneli rakamlara düştüğünü kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

DERVİŞ'İ AMERİKA'DAN İTHAL ETTİLER

"Ziraat Bankası yüzde 59 fazile kredi veriyordu, şimdi yüzde 0-8 arası faizle kredi veriyor. Esnafa Halk Bankası yüzde 46 faizle veriyordu, şimdi o da 0-8 arası. Nereden nereye. Onlar zulmettiler, biz zulmü kaldırdık. 15 günde 15 kanun hadisesini hatırlıyorsunuz değil mi?. Sayın Derviş'i Amerika'dan ithal ettiler. Ne dedi Derviş. 15 günde 15 kanun çıkmazsa IMF'den para gelmeyecek. Para gelmezse memurun, emeklinin, işçinni maaşı ödenmeyecek. Koalisyon hükümetleri döneminde ülkede karar alınamaz, alınan kararlar da uygulanamaz hale gelmişti. Tüm bu söylediklerimde eksik var, fazla yok. Peki bu IMF, MHP, DSP, ANAP ile Türkiye'ye ne kadar borç verdi? ve biz ne kadar borçla devraldık. 23,5 milyar dolar. Ben şimdi MHP'ye, CHP"ye, DSP'ye sesleniyorum. 23,5 milyar dolar borcu biz ödedik. Şimid borcumuz yok, Başbakanlığım döneminde bitti. Şimdi onlar bizden istiyor, 5 milyar dolar. Milliyetçilik hizmettir hizmet. Merkez Bankası'nın kasasında 27,5 milyar dolar vardı, şimdi 122 milyar dolar. Nereden nereye" dedi.

HARÇLAR BAŞBAKANLIĞIM DÖNEMİNDE KALKTI

Altyapıda Türkiye'nin çehresinin değiştiğini belirten Erdoğan, "Kılıçdaroğlu'nun 'harçları kaldıracağım' dediğini hatırlattı. Erdoğan, "Harçlar Başbakanlığım dönemimde kalktı, bunların haberi yok. Kılıçdaroğlu 'Et Balık Kurumu'nu biz kaldırcağız' diyor. Biz bunu Et, Süt Kurumu yapalı yaklaşık 3 yıl oldu. Şimdi Et Süt Kurumu. Sağlıkta bin 78 tesisle devarldık Türkiye'yi. Kılıçdaroğlu 6 yıl SSK'nın başındaydı, batırdı değil mi? Anneler hastanelere nasıl gidiyordunuz? İlaçları alabiliyor muyuz? İstediğiniz hasatneye gidebiliyor musun, istediğin eczaneden ilacını alabiliyor musun?. 2 yılda 2 bin 500 sağlık tesisi kazandırdık Türkiye'ye . Ankara'ya iki şehir hastanesi yapıyoruz. Birisi Etlik'te, birisi de Blikent'te. Karayollarını 6 bin 100 kilometre ile aldık, 17 bin 600 kilometre yol ilave etitk. Bölünmüş yol. 26 hava limanı vardı, 29 ilave yaptık. ayrım yapmadık" dedi.

BU TEHDİTLERLE SİYASET OLMAZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamlı tehdit yapıldığını belirtitği konuşmasının son bölümünde, "Bu tehditlerle demokarsi, siyaset olmaz. Siyaset sandıktadır, parlamentodadır. Demokrasi halktan geçer, silahtan değil. Silahla siyaset olmaz. Fikirle siyaset olur. düşünceyle siyaset olur. Hiç olmayan hızlı trenleri yaptık mı? Önceki tüm dönemlerde 43 bin toplu konut, 650 bin toplu konut daha yaptık. 195 baraj vardı biz geldiğimizde, biz buna 279 baraj ilave ettik. Göletleri söylemiyorum. Kuraklığa karşı tedbirimizi aldık. Artık rahmet var ve barajlarımız doluyor. Sosyal yardımlarda sosyal devlet neymiş bunu biz gösterdik" diye konuştu.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet KayaAnkaraBaşbakanBingölCumhuriyet Halk PartisiDanıştayIMFKemal KılıçdaroğluMerkez BankasıMilliyetçi Hareket PartisiRecep Tayyip ErdoğanSakaryaVandepremetyumurta
Görüş Bildir