Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

'Sana Aidim': Franz Kafka'dan Nişanlısı Felice'ye Güzel ve Yürek Burkan Mektuplar

-

"Ben sana aidim...Ancak tam da bu sebeple senin ne giydiğini bilmek istemiyorum; çok fazla kafamı karıştırıyor; öyle ki, hayatla başa çıkamıyorum.", diyor Kafka.

"İlişkiler, muhtemelen bizim en öğretici deneyimlerimizdir" bilge bir kadın söylemişti bir keresinde, Rilke'nin aşk için unutulmaz ilanını yankılayan bir sesle: "Aşk tüm görevlerin belki de en zoru...Diğer tüm uğraşlar sadece onun için bir hazırlık."

Modern edebiyatın en önemli isimlerinin başında gelen Franz Kafka'nın "Milena'ya Mektupları"nı birçoğunuz biliyordur. Peki ya bir nişanlısı Felice Bauer'ya yazdıklarını? Kafka'nın ölümünden sonra kitap haline getirilen bu mektuplarda romantik fakat huzursuz bir dehanın izlerini sürmek mümkün...

Kaynak: https://www.brainpickings.org/2015/02/05...

Aşık olduğumuzda bu görevi üstlenmeyi daha fazla isteriz; ruhumuz da eşit kuvvetler tarafından farklı yönlere doğru çekilir: bir yanımız yalvarırcasına teslim olmayı isterken, bir yanımız da eşit ölçüde güvende olmayı ister...

Bu iki yönlü yabani duyguların yarattığı kafa karışıklığı ve rahatsızlık ile 29 yaşındaki Franz Kafka ile bir dikte makinesi şirketi için pazarlama temsilcisi olarak çalışan Felice, 1912 yılında sonradan Kafka’nın biyografi yazarı da olacak Max Brod’un evinde tanışırlar.

Kısa sürede sıklığı ve yoğunluğu tırmanan bir biçimde mektuplaşmaya başlarlar. Beş yıl süren çalkantılı ilişkileri boyunca yüz yüze sadece birkaç kez görüşmelerine karşın 2 kez nişanlanırlar.

Bu dönemde Kafka “Dönüşüm” dahil olmak üzere, en önemli çalışmalarını üretmiştir. Kafka’nın Felice’e gönderdiği mektuplardan kalan 500 dolayında mektup, Kafka’nın ölümünden sonra yayımlanmıştır.

İşte bu mektuplardan bazı parçalar...

Sevgili Felice,

Senden kulağa çılgınca gelecek bir iyilik yapmanı rica edeceğim. Bu en nazik insan için bile büyük sınav.  Pekala, senden ricam şu:

Bana sadece haftada bir kez yaz. Böylece mektupların bana sadece pazar günleri ulaşacak. Ben senin günlük mektuplarına tahammül edemiyorum; bunlara tahammül etmek hususunda acizim.  Mesela ben senin yazdığın mektuplardan sadece birine cevap verebiliyorum. Ardından sakince yatağa uzanıyorum. Ancak kalp atışlarım yoluyla, bütün bedenim ve bütün bilincim sadece senin. "Ben sana aidim... Bunu başka biçimde ifâde etmemin imkânı yok, ki bu da yeterince güçlü değil… Ancak tam da bu sebeple senin ne giydiğini bilmek istemiyorum; bu durum çok fazla kafamı karıştırıyor; öyle ki, hayatla başa çıkamıyorum. İşte bu sebepten dolayı, senin bana neden düşkün olduğunu da bilmek istemiyorum.

Eğer yapabilseydim, nasıl yapabilirim, ben bir aptalım; ofisimde ya da burada, evimde oturmaya devam edeceğime, bir trene atlayıp, gözlerimi kapayıp, onları yalnızca senin yanındayken açardım. 

İster öz-savunmacı bir rasyonelleştirme, ister sadece faydacılık olsun; Kafka kendisindeki tüberküloz başlangıcını, 5 yıl sonra ilişkinin bitiminde bir fizyolojik sebepten çok neredeyse psikolojik bir bahane olarak öne sürüyordu:

Ah, üzücü, elimden bir şey gelmemesinin üzücü bir sebebi var. Kısaca söyleyeyim: Sağlığım yalnızca yalnız başımayken yeterli olacak düzeyde; ne evlilik ne de babalık için ise yeterli değil. Senin mektubunu okurken dahi, gözden kaçırılması mümkün olmayan şeyleri bile, gözden kaçırıyormuşum gibi hissediyorum. 

Kafka nişanlısına bir açıklama yapmak yerine, ilgiyi kendisine yönlendiriyor:

Eğer sadece cumartesi günkü mektubu alsaydım… Sana yalvarıyorum, bir daha bana mektup gönderme. Aynı sözü ben de sana veriyorum. Allah’ım! Bana mektup göndermeyi bırakman için sana ne engel oluyor? Her şey iyi olabilirdi. Şu vakitten sonra huzurlu bir çözüm mümkün mü?  Haftada sadece bir mektup göndersek bu bize yardımcı olur mu? 

Hayır, çektiğim acı bu gibi yöntemlerle tedavi edilebilecek olsaydı, zaten ciddi olmazdı. Ve hâlihazırda pazar mektuplarına katlanamayacağımı öngörüyorum. Ve böylece cumartesi günlerinin kayıp fırsatını telafi etmek için geriye bende hangi enerji kaldığını bu mektubun sonunda sana soruyorum…

Kafka, "Kafkaesk" biçimde noktalıyor mektubu:

Eğer yaşamlarımızı değerlendirirsek, onu tamamen terk etmemize izin verelim… Ben sonsuza dek kendime zincirliyim. Bu, beni ben yapan şey ve bununla yaşamaya çabalamak zorundayım. 

Pek tabii ki, acıda bir zevk bulan bir adam için bu durum anlaşılırdır. Kafka’nın ünlü vecizesinden daha canlı bir ifâdesi yok,  -“bir kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı”- aşk aynı anda bir neşe ve bir keder tecrübesidir.

Ancak aşkın paradoksu belki de sanatın paradoksu ile aynıdır. Jeanette Winterson’ın zarif biçimde tanımladığı gibi bir “etkin teslimiyet paradoksudur”.

Aşk bizi dönüştürmelidir. Aşkın bizi tepetaklak etmesine, içimizi dışımıza çıkarmasına izin vermemiz gerekir. Bu Rilke’nin aşk hakkındaki titiz ve büyük iddiasıdır. Öyle ki, bu iddiada aşkın nihai ödülü yatmaktadır…

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ozgurruhlu

Kendine özgü tarzı bir tarzı olan modernist yazar, kendisini hep yalnız hep aidiyetsiz hisseden birisi. Franz Kafka kimdir, hayatı, sözleri ve eserleri hakkında her şeyi buradan öğrenebilirsiniz:

bookworm

Bu adam aşık olmazsa aç kalacakmış demek ki.

nahide-ibret

o değil de o nasıl bir Felice, Kafkadan yakışıklı

berkut-keskin

Varoluşçu kadınlardan uzak durun.kadın cinsinin en lanetlileridir.

Gizli Kullanıcı

Kafka değil ismail yk amk

Görüş Bildir