Arınç: 'Ben O Binaya Başbakanlığın Taşınacağını Düşünüyordum'

 > -
Abone ol

Arınç, A Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çözüm sürecinin başarısız olmasını isteyen çok kişinin bulunduğunu ifade eden Arınç, işi kararlılıkla ve dikkatle götürdüklerini söyledi.

Çözüm sürecinin yasal altyapısına ilişkin düzenlemenin TBMM'den çıkarıldığını anlatan Arınç, şöyle devam etti: "Şimdi biz, bunları yaparken maalesef çözüm sürecini istemeyenler, 'Kobani, çözüm süreci ile eşdeğerdir. Kobani düşerse siz de bunu unutun' diye tarih vermeye başladılar. Ne alaka? Kısmen yorum yaparsanız bir alakası olabilir.

Kobani, Kürtler için çok önemlidir, başka yerler önemli değildir ama hayati derecede Kobani.... Peki, Kobani'de IŞİD'in kuşatmasını biz yapmadık ki. IŞİD orada Musul'a da saldırdı, Telafer'e de saldırdı, Bağdat'a gidecek yolların üzerinde olduğu ifade edildi. Bir gün baktık ki Kobani'ye gelmiş. Türkiye'nin burada ne gibi bir ihmali veya kastı sözkonusu olabilir? 'İhmali yok ama bizim için o kadar önemlidir.' Peki ne yapmamız gerekiyor? Teskereyi çıkarırken siz, buna karşı çıktınız. CHP'de karşı çıktı, HDP'de karşı çıktı."

"İnsani yardım, fazlasıyla yapıyoruz"

Teskereyi Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından çıkardıklarını anlatan Arınç, şu değerlendirmeyi yaptı: "Siz, buna 'Hayır' dediğinize göre, Kobani noktasında Türkiye'ye düşen ne gibi sorumluluk var? İnsani yardım, fazlasıyla yapıyoruz. Kapıya gelen herkesi aldık, kucakladık, Mehmetçik sırtında taşıdı, eliyle su verdi. 180 bindi, 200 bini geçti. Önce Ezidiler geldi, 40 bine yakın, Türkiye'de misafir ediyoruz. Sonra Kobani'den Kürtler geldi, kardeşlerimizdir dedik, bağrımıza bastık. Hergün

bombalar atılıyor, zararını görüyoruz, biz de karşılığını veriyoruz. Bunun dışında ne yapmamız gerekir? Efendim, 'Siz, IŞİD'le işbirliği yapıyorsunuz.' Bu kadar terbiyesizce, bu kadar ahlak dışı bir iddiayı, maalesef söyledir. Biz, IŞİD'le nasıl işbirliği yapabiliriz?"

"Kim ayaklanmaya gidecekse cezasını bulacaktır"

Türkiye 200 bin kişiyi baş üstünde taşırken "Sokaklara çıkın, yakın yıkın" mesajları ile 40'tan fazla insanın öldüğünü ve milyonlarca lira mala zarar verildiğini aktaran Arınç, şunları söyledi: "Bütün bunları bir araya getirdiğimizde Kobani'nin bir bahane olarak öne sürüldüğünü, çözüm sürecinin bitmesini amaçlayanların Türkiye'de bir ayaklanma peşinde olduklarını, yaygın şiddet eylemlerini kısmen Twitter'dan ya da Facebook'tan kısmen de adeta siyasetçilerin de sokağa çıkın mesajları ile başardıklarını görüyoruz. Bunu atlattık, her zaman da atlatırız. Biz, güçlü bir devletiz, güçlü bir hükümetiz. Kim başkaldıraya, kim ayaklanmaya gidecekse cezasını bulacaktır. Bunlar, nefret dili değildir. Sen, bir insanı 4. kattan atacaksın, kafasını taşla ezeceksin, yetmedi yakacaksın, Yasinleri, Ahmetleri, Mehmetleri katledeceksin, ambulansları yakacaksın, bütün şehre zarar vereceksin, bundan en büyük zararı Kürt kardeşlerimiz görecek, ondan sonra 'Bunu Kobani için yaptık' diyeceksin.

Bunlara inanacak bir tane saftirik bulmak mümkün değil bu ülkede. 'Çözüm süreci bitti' diye zil takıp oynayanlar vardı. Ada ile görüşme yapıldı, adadaki görüşmenin sonucunda hem bu işe ön ayak olan siyasetçiler bir şekilde özür dilemeye, mazeret bulmaya çalıştılar. Bir taraftan da 'Çözüm süreci kararlı bir şekilde devam edecektir' mesajı geldi. Bu mesaj üzerine, biz zaten hükümet olarak devamından yanayız ama karşı tarafın da en azından örgütün, örgüt sempatizanlarının ve siyasi uzantılarının da yaşanan bu olaylara rağmen hükümetin gösterdiği ölçüler içerisinde çözüm süreci devam edecektir, o bağımsızdır, siyasi bir niteliktedir ama asayiş olayları, terör olayları, kamu düzeni, o ayrı bir konudur. O, mutlaka sağlanacaktır, çözüm süreci de siyasi bir yol haritası olarak amacına ulaşacaktır."

"Ana dilleri gibi biliyorlar"

Arınç, "Pervin Buldan, 'somut adımlar atıldığında çekilme gündeme gelecek' diyor. Demek ki PKK kanadı, yapılanları hala somut bulmuyor. Yol haritası ne zaman netleşecek?" sorusunu yanıtlarken, HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan'ın zaman içerisindeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. "Bundan 2 ay kadar önce veya 1,5 ay kadar önce yeni Hükümetimiz döneminde ellerine kısa vadede yapılacakların listesi verildi" diyen Arınç, listenin 1 sayfa olduğunu belirtti. Arınç, şöyle konuştu: "6 madde kanunda, belki onu kastediyordur. 6 madde de olur 3 maddede olur. Yapılacak iş belli, sen önce bunları yapacaksın, ben de eş zamanlı olarak veya bir gün sonra bunları yapacağım. Bu bir yol haritası veya öncelikler listesi ise bunu ana dilleri gibi biliyorlar, diyeyim başka ne diyeyim? Ama azdı, çoktu, bunların tartışması yapılacak bir durumda değiliz.

2013'ün Nevruz ayında size verilen talimat, Öcalan tarafından okunan mesajda 'Silahlarınızla birlikte dışarı gidiyorsunuz.' 2014 Nevruzu geçti, 1,5 sene oldu, hala gitmediniz. Hatta Cemil Bayık'a bakılırsa 'Biz, içeriye de adam koyduk' diyor. Bunlardan habersiz miyiz, zannediyorsunuz? Biz, bütün bunları takip ediyoruz ama şu süreç zarar görmesin de ülkemiz 30-40 yıllık bu terör belasından kurtulsun diye ona karşılık başka sübaplarla bu işi götürmeye çalışıyoruz. Gözümüz gördüğü halde bunları alkışlıyor veya takdir ediyor değiliz. 'Ona karşılık şunu yapacaksınız, bunu yapacaksınız, şöyle olacak' diye süreci yürütmeye gayret ediyoruz. Yeni hükümetimiz kurulduktan sonra hem kendilerine hem Öcalan'a hem de bu işi bilmesi gerekenlere ulaştırılan mesajın bu son yaşadığımız olaylarla yerine getirilmediğini görüyoruz. Şimdi bu olayları bir kenara koyarak, onların hesabı ayrıca görülecek. Siyasetçiler de bunun hesabını verecekler ama çözüm sürecinde vardığımız noktada onlar görevlerini yaparlarsa biz de onun karşılığında ne vaad ettiysek onu yapacağız."

"Tarih var ama söyleyemem"

Arınç, "Silahların bırakılması değilse bile silahlı unsurların yurt dışına çıkışı için Hükümet'in öngördüğü bir tarih var mı?" sorusu üzerine "Var ama söyleyemem, onlara söylendi ama yakın plan. Asayiş olayları tamamen bitecek. Hiçbir silahlı eyleme müsaade etmeyeceğiz. Bunlar adli vakalardır, gerekleri yapılıyor. Ama bundan sonra yol kesme, haraç almak veya inşaatlara müdahale etmek, inşaat makineleri yakmak veya 'Mahkeme kurdum, seni yargıladım, ver bakalım' demek, 'Sen buradan gideceksin' demek, tehdit, şantaj, silahlı eylem, bunların hiçbirisine kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Esasen müsaade edemeyiz ama siz bunlara 'Çözüm süreci var kardeşim, ben istediğimi yaparım' diyemezsiniz. O iş ayrı bir iş" diye konuştu.

Çözüm sürecinin birinci ana maddesinin "Türkiye'de hiçbir asayişsizlik olay olmayacaktır. Hiçbir silahlı eylem olmayacaktır" olduğunu ifade eden Arınç, bayrak, okul ve büst yakmaların da bunun içerisinde olduğunu dile getirdi. Arınç, "Bundan sonra gık çıkmayacak, asayişsizlik noktasında. Maddenin bir tanesi budur. Ona bağlı olarak başka şeyler vardır. Dolayısıyla da son gelen mesajdan anlıyorum ki bu işin muhatapları, hükümetin bu konudaki kararlılığını görmüş durumda" dedi.

"Bu bence makul bir istektir"

Arınç, "Abdullah Öcalan'a bir sekreteryadan bahsediliyor. 10 kişilik bir sekretaryadan bahsediliyor. Hükümet Sözcüsü olarak bunları doğrulayabilecek durumda mısınız?" sorusuna "Doğrulamam çünkü böyle bir şey yok. Adına sekretarya dersiniz de başka bir yöntem olabilir. Onlar, dileklerini, isteklerini konuşuyor olabilirler, kendilerine de saygı duyuyorum" yanıtını verdi. Öcalan'ın "Ben burada yalnızım. Benimle geliyorsunuz, görüşüyorsunuz. Süreç de devam ediyor.

Bu süreç devam ettikçe benim de ne konuştuğumuzu, ne karar aldığımızı, nerede ne zaman ne yapacağınızı takip etmem lazım" talebinde bulunduğunu aktaran Arınç, şunları dile getirdi: "Bu, haksız bir talep değil bana göre. Madem ki gidilip gelinen ve mesajları ulaştırılan bir insandır, kendisine bazı imkanların bu konuda, hukuk içerisinde, cezaevi yönetmeliği içerisinde verilmesinde, bu imkanın sağlanmasında Adalet Bakanlığımız gerekli olanı yapacaktır. Bu sekretarya, dışarıdan filan bayanın veya filan erkeğin, bizim danışmanlarımız gibi, bizim sekreterlerimiz gibi adaya gitmesi, başka bir yerde konumlanması, ondan sonra hergün Öcalan'la görüşüp de dizlerinin üzerinde not alması şeklinde bir şey değil. Adanın, cezaevinin kendi şartları içerisinde olabilecek bir noktadır. Bu görüşülmüştür, Adalet Bakanlığımız bunun cezaevi şartları içerisinde nasıl olabileceğini dikkate alacak. Bu bence makul bir istektir. Bir insan, bu kadar yaşına gelmiş, 14 seneden beri cezaevinin içerisinde, kitaplar yazıyor, birşeyler gönderiyor ama bu süreçte biz dinamik bir tavır içerisindeyiz. İstihbarat kendisi ile görüşüyor, bazı konularda mutabık kalınıyor ama 'Bu kararların bir tarafa yazılmasında, not edilmesinde, bunların aşama aşama takip edilmesinde benim bir kaç kişiye ihtiyacım var, onları da bu cezaevi şartlarında bulundurursanız, ben yararlanırım' demişse bunu Adalet Bakanlığımız karşılacayacaktır."

Adalet Bakanlığının sekreterya konusunda çalıştığını ifade eden Arınç, "Bu yanında bulunan hükümlülerden ya da yeni getirilecek hükümlülerden de olabilir. Cezaevlerinde görevli olan kişilerden birisi de olabilir ama kesinlikle dışarıdan gelmeyecek ve bu o cezaevi şartları içerisinde kanun, yönetmelik ne diyorsa o kapsamda olacak" diye konuştu.

İmralı Cezaevine bundan sonra farklı insanların gitmesi, onların içerisine farklı mesleklerden insanların da bulunması konusunun Akil İnsanlar toplantısında da gündeme geldiğini hatırlatan Arınç, bunun makul bir talep olduğunu ama konunun henüz netleşmediğini söyledi.

"Bu hakimi teşhir etmek lazım"

Arınç, "Patnos'ta bir hakimin, polisin gözaltına aldığı göstericileri serbest bırakmasının olayların alevlenmesine yol açtığı söyleniyor. Ne dersiniz?" sorusunu yanıtlarken, olaylar sırasında belediye binasının ateşe verildiğini, araçların yakıldığını anlattı. Bunun hedef gösterme olduğunu ifade eden Arınç, olayları yapanların büyük kısmının yüzünün açık olduğunu söyledi.

Arınç, şöyle devam etti: "Emniyet, bunları toparladı, hakimin karşısına çıkardı ve hakim ne yazık ki üzülerek ifade ediyorum, bu hakimi hem teşhir etmek lazım hem de kanunu içerisinde mutlaka cezalandırmak lazım, ya korkusundan ya başka bir ilişkisi

sebebiyle..."

"Ne partisi kuracaksın sen, kimsin sen"

Başbakan Yardımcısı Arınç, İdris Bal'ın parti kurma kararıyla ilgili, "Çok iyi olur, hiç durmasın acele etsin, herhalde 30 kişiyi bulur yanına. Türkiye'de parti mi yok? Ama geçenlerde bunlarla ilişkili olduğunu tahmin ettiğimiz yeni bir parti kurulmuştur. Taş yerinde ağırdır. Bu kişi, AK Parti'deyken bir değeri ve ağırlığı vardı. AK Parti'den çıkınca hiç birisinin değeri ve ağırlığı kalmamıştır.

Bunların arkasından gidecek 30 maceraperest bulunabilir ama bunların bir seçime girecek, teşkilat kuracak güçleri olmaz. Seçime girseler, teşkilat kursalar da yüz binde 1 oy bile alamazlar. Bunlar hikaye, ne partisi kuracaksın sen, kimsin sen, neyin partisini kuracaksın? Siyasette bir boşluk mu var, bu yelpazede kendine bir yer bulamadın mı? İstediğin kadar parti var. İstersen MHP'ye istersen CHP'e git, bir anlamı olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

İdirs Bal'a AK Parti'deyken bol bol konuşma imkanı verildiğini belirten Arınç, "Ama oradan çıktın, bak seni kim nasıl dinler ancak internet sitelerinde, bir kaç yerde haber olabiliyorsun. Profesörsün, kitapların da var aklını kullan, güzel işler yap İdris Beyciğim. Bırak boş şeyleri, boş laflar bunlar, ne partisi kuracaksın sen. Parti kursa bile önümüzde seçim var, girmesi

mümkün değil" diye konuştu.

"Kapılarına forslar da konuldu, levhası da asıldı"

29 Ekim Resepsiyonunun Beştepe'deki yeni mekanda yapılacak olmasının muhalefetin tepkilerine yol açmasının sorulması üzerine ise Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hepimizin alıştığı Çankaya'da bir köşk var. Cumhurbaşkanları orada ikamet eder, orası birer 'temsil mekanıdır' diye biliyoruz. Aslında burada da Başbakanlık için yapılan yeni binalar vardı. Doğrusu ben de başbakanlığın oraya taşınacağını ve hizmet yerinin bütün başbakanlık binalarını bir araya toplayacak bir kompleks olacağını düşünüyordum. Yeni Cumhurbaşkanımız 'ben orada değil burada çalışmak istiyorum' demiş. Sayın Başbakanımızla görüşmüşler, mutabık kalmışlar artık oranın kapılarına forslar da konuldu, levhası da asıldı. Demek ki fiilen orası Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve temsil makamı olarak kullanılacak."

Başbakan Yardımcısı Arınç, Çankaya Köşkü'nün manevi bir anlamı olduğunu ama kutsal mekan olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "ben orada değil burada çalışmak istiyorum" sözlerini hatırlatan Arınç, bunun Atatürkçülük, laiklikle ve cumhuriyetle bağlantı kurulmasının çok çağdışı bir zihniyet olduğunu ifade etti.

CNN Türk

Haberin Tamamı İçin:

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir