'MİT Yasası ile Ekonomide ve Özel Hayatta Toplu Fişleme Dönemi Başlayacak'

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

'MİT Yasası İle Ekonomide Ve Özel Hayatta Toplu Fişleme Dönemi Başlayacak'

Uğur Gürses: FED'in faiz arttırmayı konuşmaya başladığı bir konjonktürde, hızla 'Orwell ülkesi' olmaya koşan bir ülkeye kısa vadeli sermaye de gelmez, gelen de kaçar

Yeni MİT Kanun teklifine göre; kamu kurum ve kuruluşları ve bankalar, bilgi ve belge, veri, kayıt ne varsa MİT’e vermek zorunda olacak. Bu kuruluşlar kendi veri tabanlarını MİT’e bağlayarak doğrudan ve ‘online’ teslim etmiş olacak. Müşteri sırrı, ticari sır, kişisel veriler ve özel yaşamın gizliliği diye bir şey kalmayacak.

Radikal yazarı Uğur Gürses , Önceki gün, istihbarat hizmetleri ve MİT yasası ile ilgili değişiklik içeren yasa teklifine ilişkin, "Hukukun üstünlüğünün bireyler açısından da çöpe atılması, kişisel bilgilerin devletçe fişlenmesi gibi vahim unsurları bir tarafa, bu tür girişimlerin küresel konjonktürde ülke ekonomisini daha da kötü bir yöne çekeceği çok açık" ifadelerini kullandı.

Uğur Gürses'in Radikal'da "Ekonomide toplu fişleme yasası" başlığıyla yayımlanan (21 Şubat 2014) yazısı şöyle:

Önceki gün, istihbarat hizmetleri ve MİT yasası ile ilgili değişiklik içeren yasa teklifi Meclis’e sunuldu. sunuldu. Bu yasa teklifi, giderek otokratik bir kamu düzenine kapıları sonuna kadar açarken; toplu bir finansal fişleme ile ekonomide de serbest piyasayı ‘büyük birader’ gözetimine alıyor. Eğer yasalaşırsa bankacılık sektörünü ‘dışarıya’ taşıyacak, sermaye kaçışına neden olabilecek son derece tehlikeli bir girişim bu teklif.

Hukukun üstünlüğünün bireyler açısından da çöpe atılması, kişisel bilgilerin devletçe fişlenmesi gibi vahim unsurları bir tarafa, bu tür girişimlerin küresel konjonktürde ülke ekonomisini daha da kötü bir yöne çekeceği çok açık. Bırakın tahvil alımını azaltmayı, FED’in faiz artırmayı konuşmaya başladığı bir konjonktürde, hızla ‘Orwell ülkesi’ olmaya koşan bir ülkeye kısa vadeli sermaye de gelmez, gelen de kaçar.

Kanun teklifine göre; kamu kurum ve kuruluşları ve bankalar, bilgi ve belge, veri, kayıt ne varsa MİT’e vermek zorunda olacak. Daha da ötesi, bu kuruluşlar kendi veri tabanlarını MİT’e bağlayarak doğrudan ve ‘online’ teslim etmiş olacak. Müşteri sırrı, ticari sır, kişisel veriler ve özel yaşamın gizliliği diye bir şey kalmayacak.

Kamu sermayeli şirketler (örneğin THY ve Telekom) ve bankalar her bilgimizi MİT’e online olarak teslim edecek. Ne kadar paranız olduğu, ne kadar borcunuz veya kredi yükünüz olduğu, nakit akışlarınız, size borç verenler, alış-veriş yapanlar, kredi kartı harcamalarınız, yurtdışından hangi kitapları ısmarladığınız, nerede ne harcaması yaptığınız, gündelik alışkanlıklarınız ve zaaflarınız, abonelikleriniz, tıbbi sorunlarınız, tedavileriniz, hangi ilaçları kullandığınız, kimle nereye seyahat ettiğiniz, hangi otelde kaldığınız, size ait ne varsa devletin istihbarat örgütüne online teslim edilecek. Ülke yurttaşları için toplu ve de ayrıntılı bir fişleme programı demek bu.

Bugünkü uygulamada bile ilgili cumhuriyet savcısı ya da mahkeme kararı olmadan bu bilgilere polisin bile erişimi mümkün değil. Herhangi bir şüpheli ile ilgili finansal bilgiler, BDDK ve SPK gibi kurumlarda bile ilgili adli mercilere bilgi vermekle görevlendirilmiş kişilerce araştırılarak yine savcılara yazılı olarak aktarılabiliyor. Ya da doğrudan bankalarca savcılıklara ya da mahkemelere yazılı olarak gönderiliyor.

Anayasa bir kez delindikten sonra gerisi geliyor demek ki; Bu teklif, Anayasa’nın 20. Maddesine de açıkça aykırı bir teklif; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” diye başlayan maddeye, Başbakan Erdoğan’ın il il gezerek kabul edilmesini istediği 2010 referandumunda “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir” fıkrası ilave edilmişti.

Meclis’e sunulan bu teklif ve buna imza atan milletvekillerine bakınca; demokrasi, hukuk ve insan hakları konusunda hiçbir inanç ve beklentilerinin kalmadığını düşündürüyor.

Bundan 5 yıl önce ‘parlayan ülke’ öyküsü olan Türkiye’nin; şimdi hızla ifade ve basın özgürlüğü kalmayan, güçler ayrımının kalmadığı ve yürütmenin tek egemen olduğu, internet yasakları ve trafik bilgileri kaydedilen, polis ve istihbarat devletine doğru koşan bir hikâyesi var.

Evet, merak ediyorum; bize ‘birinci sınıf demokrasi olmadan birinci sınıf ekonomi olunmaz’ söylevi veren bakan Ali Babacan şimdi buna ne diyecek? Hangi bahaneyi, hangi zorlama gerekçeye sığınacak?

T24

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ali BabacanBaşbakanKredi KartıPolisTürk Hava Yolları
Görüş Bildir