'Meleklerin Bacaklarına Bakıyor' Fetvasıyla Rasathanesi Yıkılan, İcatlarıyla Batı'ya Örnek Olan Astronom: Takiyüddin

-

Bilimde rüzgarın Batı'nın ardında olduğu modern yılları unutun, 15. yüzyıl ve öncesinde Batı, Osmanlı kaynaklarını kendi dillerine çevirip, bilimi tam anlamıyla bir adım geriden takip ediyordu. Bu parıltılı dönemin sonunu hazırlayan belli başlı olaylar olmakla birlikte, bunlar arasında en önemlilerinden 'Takiyüddin Vakası' astronomide dünyaya yön verecek gelişmeleri akla hayale sığmayacak sebeplerle yerle yeksan edildiğini gösterir.

Gelin, bilim tarihimizde bir yolculuğa çıkalım.

16. yüzyılda, İstanbul'dayız.

Takiyüddin, Osmanlı'da yetişen en büyük astronomlardan biri, 1526'da Şam'da doğar ve 1550'de İstanbul'a gelir. Kadılık zamanlarında Takiyüddin, çokça gözlem yapmış ve bu gözlemlerinin tutarlılığı ve o dönem kimi kararların üzerinde büyük etki yaratan göklere hakimiyeti sebebiyle saray müneccimbaşılığına yükselmişti.

Bu dönemde yani 1570'li yıllarda Galata Kulesi'nde gözlemler yapmayı sürdürse de yöneticilerin desteği ve başarısı padişah III. Murat'ı da ikna ederek Takiyüddin'e Tophane tepelerinde bir rasathane kurulur.

Dar-ü’r Rasad-ül Cedid adıyla kurulan rasathane gözlemleri yaparken bir yandan da göksel olayları 'açıklama' görevini üstlenir.

Takiyüddin bu rasathane bünyesinde sadece astronomi üzerine de çalışmaz, matematik alanında da çağdaşlarının odaklanmadığı çokça konuda formüller, teoriler üretir. Bu yönüyle basit bir gözlemci yahut müneccim olmadığı, bilim insanı olduğunu da not etmek gerek.

Dönemin devrimsel gelişmelere imza atan astronomu Kopernik, trigonometrik hesaplar kullanmamış hatta bu hesaplardan söz etmemişti.

Takiyüddin bunların tanımlarını vermiş, gerekli pratik kanıtlamalarını yapmış ve trigonometrik cetveller hazırlamıştı. Ayrıca açılara olan hakimiyetini optik alanında da göstererek yansıma açılarını hesaplamış, bunları da eserlerinde formülize ederek açıklamıştı.

Takiyüddin, kendisine has bir sistem geliştirmiş, altmışlık kesirlere bir alternatif olarak ondalık kesirleri kullanmaya başlamıştı.

Sadece pratik değil, kuramsal incelemesini de yapmış, ondalık kesirler üzerine akademik denebilecek düzeyde çalışmalar ortaya koymuştu. Kuramsal çalışmalarına ondalık kesirlerin dört işlemde nasıl kullanılacağına dair önerileri de eklendiğinde Batı'da ondan çok uzun süre sonra benzer çalışmaların izine rastlandığını belirtmek gerekir.

Ayrıca hayatımızı yönlendiren saatleri geliştirmek için saatlere birer astronomik aygıt olarak yaklaşmıştı.

Zamanı kabaca belirlemek bir yana, Takiyüddin dakika ve saniye verebilen saatler tasarlamış, eserlerinde de dakika hesaplarının formüllerinden bahsetmişti. Güneş ve yıldızlar arasındaki süreyi tutarlı biçimde açıklamaya çalışırken hatasız gözlemler yapmak için dakikayı verebilen mekanik saatler üzerine önemli çalışmalar ortaya çıkarmıştı.

 Çağının hayli ilerisindeydi!

Öncülüğünü onun astronomiye olan örtük katkısıyla anlatalım.

Yaşadığı yıllarda, Kopernik'in ortaya attığı bilimsel devrimi pratikte gerçekleyen astronom Tycho Brahe onu bu devrimin parçası yapacak astronomik aygıtların yarısına yakınını Takiyüddin'in tasarımlarıyla ortaya çıkarmıştı.

Aynı dönemde yaşıyorlardı, Takiyüddin İstanbul'da, Brahe Danimarka'da Uraniborg Rasathanesi'nde birbirlerinden habersiz benzer gözlemleri yapıyordu. Brahe'nin ardından gelen Kepler onun ortaya attığı ölçümleri nihayete erdirecekti, bu yönden Brahe'nin biraz daha şanslı olduğunu düşünebiliriz ya da Takiyüddin'in şanssızlığından bahsedebiliriz.

Tabii buradaki 'şans' payının ne olduğuna bir şerh düşerek.

Takiyüddin'e o ilk büyük görevlerine başladığı dönemden beri büyük bir muhalefet vardı. Muhalefetin alevlenmesiyse 1577 yılının Kasım ayına tekabül eder.

İstanbul semâlarında görülen ve neredeyse bir ay boyunca gözlemlenen bir kuyrukluyıldız sebebi bilinmeyen, büyük bir korku yaratmıştı. Bu gözlemlerin sonrasında hem bir salgın hem de deprem olduktan sonra halk iyiden iyiye hurafelerin tesiri altına girdi. Tüm bu olayların insanlık tarihinde sık sık yaşanan olaylar olduğu unutulmuş ve felaketlerin 'rasathaneden dolayı yaşandığı' düşünülmeye başlandı. Öyle ki aynı günlerde halkı galeyana getirmek için Takiyüddin'in meleklerin bacaklarına baktığına dair bir kanı oluşturulduğu da rivayet edilir.

Tabii tüm bu hurafelere aklıselim doğrultusunda yanıt verilecek bir ortam da yoktu, İran Seferi beklenen sonuçları vermedikçe III. Murat üzerindeki baskılar artmıştı. Hurafelere inanmasa bile böyle bir çoğunluğu karşısına almak istememişti kuşkusuz.

Sonunda Takiyüddin karşıtları kazandı, yine onun karşısında yer alan dönemin şeyhülislamı tarafından III. Murat'ın emriyle fetva verildi.

“Gözlem yapmak uğursuzluk getirir. Meleklerin sırlarını küstahça anlamaya çalışmanın vahim sonuçları çok açıktır. Gözlem yapılan hiçbir memlekette işler yolunda gitmemiş ve devlet yapısı mutlaka zelzeleye uğramıştır.”

Rasathane top atışlarıyla yerle bir olurken bilim de bu topraklardan göçmeye işte o günlerde başladı, öncülüğü Batı'ya devretti. Peki 500 yıl öncesine bakarak hayıflanmak bir yana şapkamızı önümüze koyalım ve düşünelim: Günümüzde bilime yeterli kıymeti verebiliyor muyuz?

Bu soru işaretini akıllarda tutmak gerek.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tunahan-cakir

sanki şimdi çok farklı. aynı kültürün yobazları hala var

fikret-abi

Sanki Victoria's Secret meleklerine bakıyor , salsanıza or*spu çocukları adamı yobaz her devirde aynı

enk-capital

Hadi bi sapık böyle bi iddiada bulundu. Hiçbi ileri zeka çıkıp da demedi mi melek dediğinin cinsiyeti olmaz, cismi olmaz, şekli olmaz diye.

busyhususy

din elden gideeeyahh gibi tipler + ctrl+c sonra........ ctrl + V ctrl + V ctrl + V ctrl + V ctrl + V ctrl + V ctrl + V ctrl + V ctrl + V durum bu ...

motoki

Demek ki yüzyıllardır aynı naneyi yiyen bir kesim var ve onları ehlileştiremedik-yok edemedik-kurutamadık yarayı ... Bizden bir halt olmaz, artık eminim bu ülkeden ...

Görüş Bildir