Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

‘Köprü Beni, Ben Köprüyü Doğurdum’

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

‘Köprü Beni, Ben Köprüyü Doğurdum’

‘Köprü Beni, Ben Köprüyü Doğurdum’

Gündüz Vassaf: Ben Bosna’da ne arıyorum, diye soruyorum kendime. Çok sonradan defterime “Köprü beni, ben Köprü’yü doğurdum” yazmışım. Orada başka biri oldum. O günden beri de inzivada yaşamayı tercih ediyorum.

Bazen çok sevdiğiniz bir yazarla, içinize işleyen kitabını konuşmanız öyle güçtür ki kendinizi basbayağı beceriksiz hissedersiniz. Çünkü bazı kitaplar en saf halleriyle sadece okur gözünüze girer. Röportajcı kimliğiniz önemini yitirir. Bir de kitabın kahramanıyla yazarını aynı hizada gördüğünüzde kafanız daha da karışır. İşte tam böyle oldu. Tüm bu olanların müsebbibi ise Mostari’ydi. Yazarı bir düşünce bekçisi olan Mostari ya da bizim Gündüz Vassaf… Yeni kitabın haberini aldığımda tek bildiğim deneme türünde olduğuydu. Sonra tuhaf bir şey oldu ve Mostari: Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü geldi. Sayfaları çevirdikçe bana “ben” olan her şeyden yavaşça silindim. Artık odanın penceresinden sokağı değil, Mostari Köprüsü’nü görüyordum. Belki kitabı okuyan da Mostari oluyordu.

Gündüz Vassaf bu çekilmez dünyadan kaçıp Mostar’da geçirdiği aylarda tüm kimliklerinden sıyrılmış, kimseyle görüşmeyip köprüye bakmış. Sadece köprüye de değil; kedi Obama’ya, oyuğun içindeki sigara izmaritlerine, köprüyü görmeye gelenlerin ayaklarına, tarihe, kıyımlara ve biraz da annesiyle babasına… Ve orada kendisini beklemiş. Ne yaşamaya ne de ölmeye acelesi yokmuş. Üstelik köprüyü de hiç geçmemiş. Yüzlerce insan her gün o “meşhur” dedikleri köprüyü geçip, “Oradaydım, Mostar’da” diye gülümserken objektiflere, Gündüz Vassaf hep onları izlemiş. Bazen Tara ayağında, bazen Halebija. Bir ayağından öteki ayağına gitmek için yolu uzatıyor ama köprüden geçmiyor. O, köprünün düşünce bekçisi. Ölümü, tarihi, hâlâ toprağı kurumamış mezarları, içindeki vahşeti kusup tüketmiş Mostar’ı, ezan sesini, Occupy Wall Street hareketini yazıyor. Defterleri, iki kalemi ve gördükleriyle köprünün duvarında, ayakta yazıyor. O yazıyor, Neretva’nın yeşil sularından bir tarih akıyor. Şanslıyım ki o defterlere, kartpostallara, fotoğraflara, Mostar halısına dokundum, gördüm. Ama merak etmeyin, Mostari’yi tanıyan herkes açılacak sergide her şeyi görebilecek. Hem Türkiye’de hem Mostar’da. Neretva’nın suları bizi çağırıyor; sonbaharda… Belki olmadığımız kadar dünyalı oluruz Mostar’da...

Nasıl başladı bu yolculuk?

Nehir söyleşi kitabım “Gündüz Feneri” benim için mezar taşı gibi olmuştu. Bir yıla yakın süren sohbetlerde kendimle yüzleştim, kendimden sıkıldım. Hayatta yapılacak her şeyi yaptım, bundan sonrası tekrar ruh halindeydim. Tanıdığım, tanındığım yerlerden uzaklaşmak istedim.

Neden Mostar peki?

Teyze torunu savaşta Birleşmiş Milletler Barış gücündeydi, Mostar’da da evi vardı. Kalabileceğimi söyleyince hemen gittim. Osmanlı döneminde doğan annemin çocukluğuna yakın yerler. Onun ve babamın geçmişine, ezan sesinin günlük hayatı düzenlediği tarihi bir yolculuk.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Barack ObamaBirleşmiş MilletlerTercih
Görüş Bildir