'Kanser Tedavi Edilecek… Ömrümüz 2 Katına Çıkacak… Herkes Her Dili Konuşacak'

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Google'ın eski Başkan Yardımcısı ve Google X'in kurucusu Sebastian Thrun, "Gelecek yıllarda hiçbir şeyi unutmayacak, her dili konuşabilecek ve hiç tanımadığımız anlar deneyimleyeceğiz. Bunların hepsi bilim kurgu gibi mi geliyor? Hepsi gerçek. Ve hepsi gerçek olacak" dedi.

Google’ın eski Başkan Yardımcısı ve birbirinden ilginç projelerin üretildiği Google X’in kurucusu olan 48 yaşındaki profesör Sebastian Thrun, ayrıca Amerikan Ulusal Mühendislik Akademisi’nin saygın bir üyesi, Max Plank Bilim Araştırma Ödülü sahibi, dünyada internet özgürlükleri için mücadele eden en etkin 20 kişiden biri ve iş dünyasında en yaratıcı 5 isimden biri olarak kabul ediliyor.

Vodafone Dijital Dönüşüm Zirvesi’ne katılan ve Özlem Gürses'in sorularını yanıtlayan Thrun'ın açıklamaları şöyle:

"Sadece yüzde 1’ini keşfettik"

- Hâlâ keşfedecek bir şey kaldı mı dünyada? 

Tabii ki! Bugüne kadar keşfedilebilecek şeylerin sadece yüzde 1’ini keşfettik. 10 yıl önce, mühendis meslektaşlarım sürücüsüz bir aracın imkansız olduğunu söylüyordu. Artık mümkün!

- Sadece hayal kurmak bir şeyi icat etmek için yeterli mi? 

Her şeyden önce vizyon gerekli ve süreci devam ettirme inancı. Vizyon, çünkü nereye gittiğinizi, neyi hedeflediğinizi bilmelisiniz. Buluşçuluğun en önemli bölümü doğruya ulaşmadan önce defalarca yanlış yaptığın süreçtir. Vazgeçmemek gerek.

- Bilgi, eğitim, bilimsel düşünce gerekmez mi? 

Bütün bunlar yola çıktıktan sonra da elde edebileceğiniz şeyler. “Uzmanlar” mesela asla yenilikçi ya da keşifçi olamazlar, çünkü onlar “geçmiş zamanın uzmanları”, oysa buluş için açık bir zihin, önyargısız bir yaklaşım gerekir. Silikon Vadisi’ndeki en önemli mucitler hem hırslı hem de mütevazı olanlar. Hırslılar, çünkü bir hedefleri var, ama aynı zamanda çok mütevazılar. Çünkü öğrenmeye açıklar.

- Google’da yöneticisiniz. Google X’de sizi en çok heyecanlandıran işiniz nedir? 

İnsanların yaşamlarına dokunmak ve bir değişim yaratmak adına, yani sosyal fayda açısından bakarsak açık üniversitemiz UdaCity. Ama matematik ve teknoloji olarak bakarsak da sürücüsüz araçlar.

- ‘Stanley’, ilk prototipin adı buydu değil mi? Ne aşamada? 

Washington DC Space Museum’da görebileceğiniz Stanley 10 yıl önce çölde 10 mil sürücüsüz gitti. Bu 10 yıl önceki durum. Bugün artık sürücüsüz araçlar çok ilerledi. Bu araçların üzerine kameralar taktık, seyir halindeki hatalarını görebilmek için.

- Ve Google Street böyle mi doğdu?

Aynen! “Neden bu insansız kameralarla bütün dünyayı da kaydetmeyelim” dedik. Sürücüsüz arabalar neredeyse tüm dünyayı görüntüledi. Türkiye’yi de. Google böylece Google X’i yarattı. Sürücüsüz araç çalışmalarına orada devam ediyoruz. Her hatada aracı geliştiriyoruz.

- Google Lexus ile de çalışıyor bildiğim kadarıyla. Güvenli mi bu araçlar? 

Çok daha güvenli. Sadece arabalarda ilgili değiliz, bir de uçabilen hava araçları üzerinde çalışıyoruz. Çünkü hava sonsuz bir kaynak ve bomboş. Drone tasarımları ile başladık, şimdi balonlarla ilgili çalışıyoruz. Stratosfere verici olarak balonlar göndermek istiyoruz. Böylece Afrika’daki insanlar da akıllı telefondan faydalanabilecekler.

"Bedende taşınan bilgisayar"

- Google Glass projesi nasıl gidiyor? 

Devam ediyor. Biz ona “cebimizde değil, bedenimizde taşıdığımız bir bilgisayar olsa” fikriyle başladık, mesela beynimizde. Ortaya Google Glass çıktı. Gazete okuduğunuz, mesajlarınızı yazdığınız, telefonla konuştuğunuz, film izleyebildiğiniz bir teknoloji bu. Aynı anda birçok teknolojik buluşu barındıran bir ürün. Son olarak tıpla da ilgileniyoruz.

- Anlattıklarınızın hepsi de çok heyecan verici ve hepsi gerçek! Peki mucitlik ekip işi midir yoksa tek başına bir süreç mi? 

Ekip işine inanırım, tek başıma her şeyle başa çıkmam imkansız.

- Peki dünyaya katkı sağlayacak hangi büyük işler yolda dijital dünyada? 

Sanal gerçeklik, ulaşım teknolojileri, sağlıkta teknotanı dönemi… Keşiflerle ilgili en güzel taraf da şu; asla tahmin edemezsin neyin geldiğini! Neredeyse her şey değişiyor. Teknoloji sadece kendisini değil, hayatın aklınıza gelen her alanını dönüştürüyor. “Bundan sonra ne olacak?” sorusunun yanıtını tahmin etmek giderek güçleşti. Hangimiz 10 yıl önce Twitter’ı hayal edebilirdi? Kanseri tedavi edebilecek miyiz? Bence edeceğiz. Ömürlerimiz iki katına uzayacak mı? Bence uzayacak. Olağanüstü zeki olacak mıyız? Kesinlikle, hiçbir şeyi unutmayacak, her dili konuşabilecek ve hiç tanımadığımız anlar deneyimleyeceğiz. Bunların hepsi bilim kurgu gibi mi geliyor? Son 10 yılı düşünün. Hepsi gerçek. Ve hepsi gerçek olacak.

"Türkiye'den de katılım var"

- ’İyiliksever Teknoloji’ de var. 

UdaCity bunlardan biri. Çok gurur duyduğum bir iş. Açık Üniversite. Bugüne kadar sayısız genci çok önemli markalarla buluşturduk, işe başladılar. UdaCity, Türkiye’den de binlerce katılımcının bulunduğu bir eğitim projesi, eğitimin demokratikleşmesine inanıyoruz. Amerika’da dünyanın en iyi üniversiteleri var, ama kazanmak da ücretlerini ödemek de çok çok zor. Udacity bu engeli aşmayı ve dünyanın her köşesinde interneti olan herkese eğitimle ulaşmayı amaçlıyor. Amacımız yeteneği iş dünyası ile buluşturmak. Zaten ben teknolojinin eninde sonunda insanlığın iyiliği için sonuç ürettiğini düşünüyorum. Teknoloji belki ilk uygulamalarda hatalı kullanıma yol açabilir ama sonunda mutlaka herkesin yararına bir sonuç yaratır.

"Herkesin birbiriyle konuştuğu bir dünyada savaş mümkün olamaz"

- Yeni kuşakların dünyayla ilgisi olmadığı, ekrandan başını kaldırmadığı da gerçek! 

Bence durum bu değil. İnsanlığın büyük ve evrensel değerleri asla yok olmaz. Gençler bugün belki çok mesajlaşıyor ama “başka”larıyla konuşuyorlar. Önceki kuşağın göremediği, anlayamadığı da bu. Teknoloji herkesi bir diğerine, ötekine ulaştırıyor.

- Teknoloji ile barış mümkün mü acaba?

Bence dünyanın en barışçıl döneminden birini yaşıyoruz. Terör saldırıları tam tersini düşündürse de dünya artık çok daha fazla iç içe ve birbirine bağlı. Çok daha fazla birbirimizle görüşüyor, seyahat ediyor ve haberdar oluyoruz. Tahminim zaman ilerledikçe savaş da ülkeler için daha uzak ihtimal olacak. Herkesin birbiriyle konuştuğu bir dünyada savaş mümkün olamaz.

Bizi başka neler bekliyor?

Teknoloji aynı zamanda engelliler için de çalışıyor. Sürücüsüz araç teknolojisi ile gözleri görmeyen biri rahatlıkla araba kullanıyor. Google’da bir de uzaktan kumanda edilen araçlar var. Siz evdeyken aracınızı kentteki bir otoparktan yanınıza çağırıyorsunuz. Araç kendisi geliyor, sizi alıyor. Bu teknoloji sayesinde otopark ve ulaşım sorunu da rahatlayacak.

"Lensle şeker ölçümü yapılacak"

Son ürünümüz, kanınızdaki glukoz seviyesini (şeker oranını) ölçeceğiniz bir cihaz. Bugün bu iş parmaktan aldığınız kan örneği ile yapılabiliyor.

Bizim geliştirdiğimiz cihaz ise göze bir lens olarak takılacak, buradan glukoz seviyenizi ölçecek. Cep telefonunuza doğrudan sonuçlar gelecek.

"Akıllı telefon kanseri teşhis edecek"

Tıp ala­nın­da­ki bir di­ğer önem­li ça­lış­ma­mız de­ri kan­se­ri ile il­gi­li, aca­ba akıl­lı te­le­fon­lar­la de­ri kan­se­ri teş­hi­si ko­ya­bi­lir mi­yiz? Ye­ni fo­toğ­raf tek­no­lo­ji­si ile bu ar­tık müm­kün ha­le gel­di.

Sözcü / Özlem Gürses

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Akıllı telefonBilimDeepMindGoogleKanserSavaşTerörTwitterşeker
Görüş Bildir