'Kafkaokur' Yazarı Ezgi Ayvalı'nın Kendi Çocukluğuna Yazdığı Bu Mektubu Mutlaka Okumalısınız!

-

Hepimizin zaman zaman eski günlere gitmek, geçmişiyle yüzleşmek istediği olmuştur. Kafkaokur dergisi yazarı Ezgi Ayvalı da tam olarak bunu yapmış ve kendi çocukluğuna, hepimizin hislerine tercüman olacak, bu mektubu yazmış. Mektubuna da, çocukken en sevdiği aynı zamanda da en korktuğu 'Körebe' oyununun adını vermiş.

Küçücüksün. Hiçbir şey yok bildiğin.

Kendi kendine uydurduğun şarkıları söylüyorsun sana göre yeryüzünün en güzel bahçesinde. Şimdiden öyle çok şey var ki özlediğin. Seni ben büyüteceğim küçüğüm. Sana başkalarının yüksek sesle çekinmeden söylediği şarkılar öğreteceğim. Hep bir ağızdan okunan şiirleri, onları yazan koca yürekli insanların öykülerini. Sana bazı hikayeler öğreteceğim, yaz diye. Çünkü yazdıkça çoğalacaksın. Hayatın boyunca en sevdiğin şey bu olacak. Anılar, öğrenmeler, ders almalar çoğaltacaksın yazdıkça. Öğreneceksin. Bazı şeyleri hiç unutmayacaksın küçüğüm, unutma.

Arkadaşlığı öğreteceğim sana ama hemen değil.

Uzunca bir zaman arkadaşlarını kendin seçemeyecek, bu ilişkileri çarçabuk bitiremeyeceksin. En deli yaşlarında en sevdiğin arkadaşını kaybettiğinde ona mektuplar yazarak hayata tutunmayı öğrenecek, yine de biraz küseceksin. Seni sevgisiyle sınamayan, açığını aramayan, saygıyı hiçbir zaman elden bırakmayan gerçek dostlarla, yirmili yaşlarının sonlarına dek denk gelemeyeceksin.

Yürüyeceğin bütün yollardan ben geçtim küçüğüm.

Görebileceğin her yeri gördüm ben. Korktuğun her şeyi yaşadım. Bu yüzden sana mutsuz sonlar öğreteceğim, her güzel şeyin bir gün bitebileceğini. Hiçbir zaman her şeyin yolunda gitmeyeceğini öğreteceğim sana. Buna alışmayı, kabullenmeyi.

Aile olmayı öğreteceğim sana.

Her şeyden evvel kendi çekirdek ailene sarılmayı. Günün sonunda başını yaslayacağın tek omuzun baban, saçlarını okşayan tel elin annen olacağını. Ve yeri geldiğinde abla olmayı öğreteceğim senden kaç yaş büyük kardeşine. Onları mutlu edenin de, bir araya getirenin de sen olduğunu büyürken kendin fark edeceksin.

Senin uzun süreler kaybettiğine yandığın şeylerden, ben vazgeçtim küçüğüm.

Her şey bitti sandığın günleri, sabahını göremeyeceğini düşündüğün kara geceleri gülerek anlattım eşe dosta. Senden kopan, koparılan her tüyü biriktirdim, yine ben kanat yapıp taktım sırtıma.

Tam da bu yüzden sana yeteneklerini öğreteceğim.

Resim yapmaya da, yazmaya da o minicik ellerinle başlayacaksın. Zaman sonra o ellerle dokunmayı öğreteceğim sana. Hayvanlara, çiçeklere, insanlara. O ellerle hem kostümler dikecek, hem vidalar sıkacaksın. Ve o yaşlara geldiğinde misyonunun iyileştirmek olduğunu hatırlatacağım sana. Sana bunu her yaşında hatırlatmalıydım oysa. Yine de, içinde bir yerde hep bunu anımsayacaksın.

Bir başına sokakta kaldığın da, hasta bedenini hastaneye taşımak için taksi çağırdığın da, haksızlığa uğrayıp dişini sıktığın da olacak.

Anlatmaya çalışacaksın, anlatmayı öğreteceğim sana.

Sana kendine bakmayı öğreteceğim küçüğüm. Aynaya bakar gibi her gün, açıp ruhuna bakmayı. Elini, ayağını, ağzından çıkanları tanımayı, hayallerini ve fikirlerini benimsemeyi öğreteceğim sana. Kimse durmasa da yanında, doğru bildiğinin doğru olduğunu öğreteceğim. İçine sinmeyeni yapmamayı. Birin sıfırdan büyük olduğunu öğrendiğinde, bir olmayı öğreteceğim sana. Birini kendinden çok sevdiğinde, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark edeceksin. Sana her zaman önce kendini, sonra geri kalan her şeyi sevmeyi hatırlatacağım.

Affetmekten korktuğun ne varsa, ben hepsini affettim küçüğüm.

Önce seni affettim. Bunu da zaman sonra anlatacağım sana.

Ve unutturacağım sana o en çaresiz hissettiğin zamanları. İnsanların ne söyleyip kalbini kırdığını bir türlü hatırlayamayacaksın anılarında. Günlük tutmayı unutturacağım sana bunları hatırlayamaman için. Kin tutmayı unutturacağım sana. Ve bir gün hayatının aşkıyla karşılaştığında, her şeyden sonra, makyaj çantanla o güzel kıyafetlerini yanına almayı unutturacağım sana. Doğrudan, olduğun gibi, şimdi karşımda durduğun gibi çıkacaksın o uzun yolculuğa. Bu hayatındaki en güzel kendiliğindenlik olacak.

Senin henüz tanımadığın herkesi sevdim ben.

Geçenlerde bacağını ısıran o süslü köpekle bile barıştım ben. Ve inanır mısın küçüğüm, özlediğin her şeye kavuştum ben.

Fakat kötülerle barışmayı hiçbir zaman öğretemedim, öğretemeyeceğim sana. Onlardan biriyle tanıştığında, her karşılaştığında uykuların kaçacak. Yoklarmış gibi davranamayacaksın. Günlerce düşünsen de, kendini onların yerine koymayı becerebilsen de, onları hiçbir zaman anlayamayacaksın. Bu yüzden sana vazgeçmeyi öğreteceğim küçüğüm. En sevdiğin şeylerden biri de bu olacak. Önce en sevdiklerinden vazgeçeceksin, başka türlü öğrenmen güç. En sevdiğin kazağı, kullanmaya kıyamadığın defteri hediye edeceksin bir başkasına. Başlarda için sızlasa da, zamanla kuş gibi hafiflediğini keşfedeceksin.

Senin şimdi kanayan her yerin, bende birer yara kalacak küçüğüm.

Çok seveceğim onları. Senin hayal ettiğin her şeyi gerçekleştirmeye çalışacağım ben. Çoğunu başaracağım da. Gitmediğin hiçbir yolu öğrenemeyeceğim ama seçtiğin tüm yollar seni buraya getirecek küçüğüm. İyi ki de getirecek.

Seni ben ne zor, ne güzel büyüttüm.

Hepsi geçti, hepsi geçecek.

Ezgi Ayvalı

Peki size, kendi çocukluğunuza bir şey söyleme şansı verilse ona ne söylerdiniz?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
selma-komec-guner

keşke büyümeseydin küçüklüğüm, büyümek güzel değil...

Gizli Kullanıcı

Birey olmak bölündükce tutmaya çalışmaktır.

dnz-krg

ne kadar önemliymiş sizin çocukluğunuz? bir bitemediniz gitti. küçüklüğüme mektup ne kadar da orjinalsin. bu orjinallik seviyesi ile kesin nobel alırsın sen: )))

Görüş Bildir