Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

‘İsteyenler Toplansın Suriye'ye Saldıralım’

 > Dış Politika-
3 dakikada okuyabilirsiniz

‘İsteyenler Toplansın Suriye'ye Saldıralım’

‘İsteyenler Toplansın Suriye'ye Saldıralım’

Batı ülkelerini gezen Dışişleri Bakanı Davutoğlu, BM kararı beklenmeksizin “gönüllü devletlerin” Suriye’ye dış müdahalede bulunması çağrısı yaptı. Başbakan Erdoğan televizyonda ağladı. Fakat gözyaşları döküldüğü günlerde AKP, en saldırgan politikayı izlemeye başladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam katıldığı bir televizyon programında, Mısır’da yaşananlarla ilgili konuşurken hüngür hüngür ağladı. Erdoğan’ın gözyaşları tüm medyada gündeme oturdu. Fakat bu gözyaşları akıtıldığı sırada, AKP hükümeti şimdiye kadarki en saldırgan savaş çağrısını yapıyordu.

Davutoğlu Avrupa ülkelerini turluyor

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şu günlerde çeşitli Avrupa ülkelerini turluyor. Almanya ve İngiltere’yi ziyaret eden ve temaslarda bulunan Davutoğlu, dün İtalya’ya geçti. Dışişleri Bakanı, İtalya’daki temaslarının ardından Türkiye’ye dönecek.

“Sıfır sorun” politikasının mucidi olarak tanınan Davutoğlu, İngiltere ziyareti sırasında BBC kanalında bir programa katıldı ve Suriye'ye karşı BM Güvenlik Konseyi'nden sert bir karar çıkmazsa Bosna'da olduğu gibi bir "istekli ülkeler koalisyonu"nun harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

Şam’daki saldırı savaş bahanesi oldu

Çarşamba günü Suriye’nin başkenti Şam’ın yakınlarında kimyasal silahlar kullanıldığı iddia edilen bir katliam yaşandı. Olayın arkasında kimin olduğuna dair tartışmalar halen sürüyor. Birleşmiş Milletler (BM) heyeti, olay olduğu sırada Suriye’deydi ve Han el Esal’de muhaliflerin kimyasal saldırı yaptığı iddialarını inceleyecekti. Fakat Şam’daki saldırıdan sonra muhalifler, heyeti Han el Esal’e sokmayacaklarını açıkladılar ve “Şam’daki olayı inceleyin” dediler.

Suriye hükümeti buna izin vermiyor. Davutoğlu, Şam’da inceleme yapılmamasına izin verilmemesi durumunda, BM Güvenlik Konseyi’nin kararlı ve sert bir pozisyon alması gerektiğini söyledi.

"Peki BM'den böyle bir karar çıkmazsa ne olacak?" sorusuna Davutoğlu, “Yugoslavya modeli”ni önerdi: “Bosna'da Srebrenitsa'da benzeri bir şey yaşadık. BM Güvenlik Konseyi etnik temizliğe tepki göstermedi, ardından bir gecede 8 bin kişi öldürüldü. O zaman uluslararası toplum, birlikte hareket etmek isteyen ülkeler 'istekli ülkeler koalisyonu' oluşturdular ve beraberce harekete geçtiler. Şu an BM Güvenlik Konseyi'nin sert bir karar alması gerekiyor. Konsey bunu yapmazsa, biz, istekli ülkelerle birlikte hareket etmeliyiz.”

Model diye en vahşi saldırıyı önerdi

Milliyetçi gruplar tarafından etnik çatışmaların kışkırtıldığı Yugoslavya, çatışmalar gerekçesiyle NATO ülkelerinin saldırısı ve işgaline maruz kalmıştı. Yugoslavya müdahalesi, şimdiye kadar uluslararası meşruluğu en zayıf ve az sayıda ülkenin tek taraflı karar aldığı örnek olarak biliniyor.

Davutoğlu, Suriye’ye saldırmak için hangi ülkelerin bir araya gelmesi gerektiği yönündeki soruya net bir yanıt vermekten kaçındı ve geniş bir tarif kullandı: “BM Genel Kurulu'na Suriye’nin dostları grubu olarak bir tasarı sunduğumuzda 138 ülke oy verdi, Suriye halkına destek oldu. Tek tek ülkeler değil, bu 138 ülkenin tekrar biraraya gelebileceğini düşünüyorum.”

Bush’la aynı dili konuşuyor

Bu koalisyonun amacının ne olacağı sorusuna Davutoğlu’nun verdiği yanıt, 11 Eylül saldırıları sonrası ABD Başkanı Bush’un söylemini anımsattı: “Uluslararası hukuka saygılı ülkeler, sadece Esad değil ama gelecekte bu tür kimyasal silahlar ya da diğer silahlar kullanmaya, insanlık suçu işlemeye niyetlenen bütün diktatörlere kararlı bir mesaj vermek isteyen ülkeler. (...) Her şeyden önce açıkça 'kan akıtmayı durdur' mesajı verilmeli. Ve rejimin kimyasal silah kullandığına dair yeterli kanıt bulursak, durdurmak için uluslararası müdahale yapılmalı.”

2003’teki Irak işgali de “kitle imha silahı” propagandası üzerine kurulmuştu. Kısa sürede bu propagandanın ABD ve İngiltere tarafından bilinçli şekilde yayılan bir yalandan ibaret olduğu ortaya çıkmıştı.

Medyaya sinyal verilmiş

Son günlerde medyada görülen iki olay, Suriye’ye savaş açma politikasının hükümet tarafından medyaya da hissettirildiğine işaret ediyor.

Şam’da yüzlerce kişinin ölümüne sebep olan ve kimyasal silah kullanıldığı iddia edilen olayın ertesi günü, neredeyse tüm gazeteler bu konuyu manşet yaptı. Fakat dikkat çekici olan, yine neredeyse tüm bu gazetelerin kapaklarında “Halepçe gibi” ifadesini kullanmaları oldu. Halepçe’deki katliamın faili Saddam Hüseyin, ABD’nin başını çektiği işgal sonrası Irak’ta idam

edilmişti.

İkinci olay, Perşembe akşamı yaşandı. devlet televizyonu TRT, Le Figaro gazetesinin Fransa’nın Suriye’ye yönelik askeri operasyon başlattığını duyurduğu şeklinde bir haber yaptı.

Aslında vahim bir çeviri skandalı vardı. Le Figaro'nun haberinde ABD, Ürdün ve İsrail tarafından eğitilen yaklaşık 500 kişilik Özgür Suriye Ordusu militanlarının Ağustos ortasından bu yana Şam'a yönelik bir saldırıyı başlatmış oldukları yazıyordu. TRT’nin “savaş ha başladı ha başlayacak” psikolojisini yansıtan bu sazanlık örneği haber, birkaç saat içinde tüm internet sitelerinde manşetten

verildi.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBaşbakanBeşer EsadBirleşmiş MilletlerFransaİdamİngiltereIrakİsrailİtalyaManşetMısırNATORecep Tayyip ErdoğanSavaşSuriyeTRTolaytrt
Görüş Bildir